İş Kazasında Kusur Oranı Nasıl Belirlenir? Tazminata Etkisi

İş Kazasında Kusur Oranı Nedir?
İş kazasında kusur oranı, kazanın meydana gelmesinde işverenin, işçinin ve varsa üçüncü kişilerin sorumluluğunun yüzdelik olarak ifade edilmesidir. Kusur dağılımı, tazminat miktarını doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biridir. İşverenin kusuru ne kadar yüksekse, ödemekle yükümlü olacağı tazminat o kadar artar; işçinin kusuru ise tazminattan indirim yapılmasına neden olur.
İş kazası tazminat davalarında mahkeme, kusur oranının tespiti için iş güvenliği uzmanlarından oluşan bir bilirkişi heyetine başvurur. Bu heyetin hazırladığı kusur raporu, davanın seyrini belirleyen en kritik belgelerden biridir.
Kusur Oranı Nasıl Belirlenir?
Kusur oranının belirlenmesi, iş güvenliği alanında uzman bilirkişiler tarafından gerçekleştirilen teknik bir incelemedir. Bilirkişi heyeti, kaza dosyasını, olay yeri inceleme tutanaklarını, tanık ifadelerini ve işyeri kayıtlarını detaylı şekilde değerlendirir.
Bilirkişilerin incelemesinde dikkate alınan temel unsurlar arasında işyerinde risk değerlendirmesi yapılıp yapılmadığı, iş güvenliği önlemlerinin alınıp alınmadığı, işçilere yeterli eğitim verilip verilmediği, kişisel koruyucu donanım sağlanıp sağlanmadığı, makine ve ekipman koruyucularının mevcut olup olmadığı, denetimlerin düzenli yapılıp yapılmadığı ve işçinin güvenlik talimatlarına uyup uymadığı yer alır.
İşverenin Kusurlu Sayıldığı Durumlar
İş kazalarında işverenin kusur oranı genellikle yüksek çıkmaktadır. Bunun temel nedeni, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun işverene kapsamlı yükümlülükler yüklemesidir. İşveren, çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür ve bu yükümlülük geniş yorumlanmaktadır.
İşverenin tam kusurlu veya ağırlıklı kusurlu sayıldığı başlıca durumlar arasında iş güvenliği uzmanı atanmaması, risk değerlendirmesi yapılmaması, koruyucu ekipman temin edilmemesi, makine güvenlik tertibatlarının bulunmaması, işçilere iş güvenliği eğitimi verilmemesi, tehlikeli çalışma koşullarının ıslah edilmemesi ve periyodik bakım ve kontrollerin ihmal edilmesi sayılabilir.
İşçinin Kusurlu Sayıldığı Durumlar
İşçinin de kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunabilir. Ancak Yargıtay içtihatlarına göre, işverenin gözetim borcu kapsamında işçinin kusuru sınırlı yorumlanmaktadır. İşçinin kusurlu sayıldığı başlıca durumlar arasında güvenlik talimatlarına uymama, kişisel koruyucu ekipmanı kullanmama, yetkisiz alanlara girme, tehlikeli davranışlarda bulunma ve alkol veya uyuşturucu etkisi altında çalışma yer alır.
Yargıtay, işçinin deneyimsiz veya eğitimsiz olması halinde kusur yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olabileceğini vurgulamaktadır. İşverenin yeterli eğitim vermediği bir işçiye kusur atfedilmesi kabul görmemektedir.
Kusur Oranının Tazminata Etkisi
Kusur oranı, hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkiler. Maddi tazminatta işçinin kusuru oranında indirim yapılır. Örneğin, toplam zarar 1.000.000 TL olarak hesaplanmış ve işçinin kusuru yüzde 30 olarak belirlenmiş ise, tazminattan 300.000 TL indirim yapılarak 700.000 TL’ye hükmedilir.
Manevi tazminatta ise hakim, kusur oranını takdir yetkisi kapsamında değerlendirir. İşverenin ağır kusurunun bulunması manevi tazminat miktarını artırırken, işçinin önemli bir kusuru varsa manevi tazminattan hakkaniyete uygun bir indirim yapılabilir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 52. maddesi uyarınca, zarar görenin zararın doğmasında veya artmasında etkisi varsa, hakim tazminat miktarını indirebilir. Bu müterafik kusur indirimi, her somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilir.
Bilirkişi Raporuna İtiraz
Bilirkişi tarafından hazırlanan kusur raporuna taraflar itiraz edebilir. İtiraz üzerine mahkeme, yeni bir bilirkişi heyetinden ek rapor alabilir veya farklı uzmanlardan oluşan bir heyet görevlendirebilir. Yargıtay, bilirkişi raporunun yeterli ve denetime elverişli gerekçeler içermesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Bilirkişi raporuna itiraz süresinde yapılması önemlidir. Raporun taraflara tebliğinden itibaren genellikle iki haftalık süre içinde itiraz dilekçesi sunulmalıdır. İtirazda raporun hangi yönlerden eksik veya hatalı olduğu somut gerekçelerle açıklanmalıdır.
Kaçınılmazlık İlkesi
İş kazalarında kaçınılmazlık kavramı, ne işverenin ne de işçinin kusurunun bulunmadığı, kazanın tamamen öngörülemez ve önlenemez nitelikte olduğu durumları ifade eder. Kaçınılmazlık oranı, tarafların kusur oranlarını düşürücü etki yapar.
Ancak Yargıtay, kaçınılmazlık ilkesinin dar yorumlanması gerektiğini kabul etmektedir. İşverenin tüm önlemleri almasına rağmen kazanın önlenemediği istisnai hallerde kaçınılmazlık kabul edilmektedir. Önlem alınmamış bir kazada kaçınılmazlıktan söz edilemez.
Sıkça Sorulan Sorular
İşçinin kusuru yüzde 100 olabilir mi?
Teorik olarak mümkün olmakla birlikte uygulamada çok nadir görülür. İşverenin gözetim borcu kapsamında her durumda belirli bir sorumluluk taşıdığı kabul edildiğinden, işçiye yüzde 100 kusur yüklenmesi son derece istisnai bir durumdur.
Bilirkişi raporu kesin bağlayıcı mıdır?
Hayır, bilirkişi raporu hakim için kesin bağlayıcı değildir. Hakim, raporu serbestçe değerlendirir ve gerektiğinde farklı bir sonuca ulaşabilir. Ancak uygulamada mahkemeler genellikle teknik konularda bilirkişi raporuna dayanmaktadır.
Kusur oranına itiraz edebilir miyim?
Evet, bilirkişi raporundaki kusur oranına itiraz hakkınız bulunmaktadır. İtirazınızın somut gerekçelere dayanması ve süresinde yapılması önemlidir. Gerektiğinde mahkemeden yeni bilirkişi raporu talep edilebilir. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu makalede yer alan bilgiler güncel olmayabilir veya kesin olarak doğruyu içermeyebilir. Makale kullanılarak yapılan başvuru, şikayet ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



