Kentsel Dönüşümde AİHM Kararları ve Mülkiyet Hakkı

Kentsel dönüşüm sürecinde mülkiyet hakkının korunması hem ulusal hem de uluslararası hukuk açısından büyük önem taşır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Ek 1 No’lu Protokolünün 1. maddesi mülkiyet hakkını güvence altına almakta ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) bu alandaki ihlal başvurularını değerlendirmektedir. Türkiye’de kentsel dönüşüm uygulamalarının mülkiyet hakkıyla ilişkisi AİHM içtihatları çerçevesinde özel bir öneme sahiptir.
⚖️ AİHS Ek 1 No’lu Protokol Madde 1: Mülkiyet Hakkı
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Ek 1 No’lu Protokolünün 1. maddesi her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkını düzenler. Bu maddeye göre bir kimse ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara uygun olarak mülkünden yoksun bırakılabilir.
Mülkiyetten Yoksun Bırakmanın Koşulları
AİHM içtihatlarına göre mülkiyetten yoksun bırakma ancak üç koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde hukuka uygun sayılır: müdahalenin yasal dayanağının bulunması, kamu yararı amacı taşıması ve orantılılık ilkesine uygun olması. Kentsel dönüşüm uygulamalarında bu üç koşulun sağlanıp sağlanmadığı her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.
⚖️ AİHM’in Kentsel Dönüşüm ve Mülkiyet Hakkına Yaklaşımı
Kamu Yararı Değerlendirmesi
AİHM, kentsel dönüşüm projelerinde kamu yararının varlığını geniş bir takdir marjıyla değerlendirir. Afet riski altındaki yapıların dönüştürülmesi, şehir planlaması ve çevrenin korunması gibi amaçlar genellikle meşru kamu yararı olarak kabul edilmektedir. Ancak mahkeme kamu yararının gerçekten var olup olmadığını ve müdahalenin bu amaca ulaşmak için gerekli olup olmadığını denetlemektedir.
Orantılılık İlkesi
AİHM’in mülkiyet hakkı ihlali değerlendirmesinde en kritik unsur orantılılık ilkesidir. Mahkeme toplumun genel çıkarları ile bireyin temel haklarının korunması arasında adil bir dengenin sağlanıp sağlanmadığını inceler. Malikin aşırı ve orantısız bir yüke katlanmak zorunda bırakılması halinde mülkiyet hakkı ihlali söz konusu olabilir.
⚖️ Türkiye Aleyhine AİHM Kararları
Türkiye, mülkiyet hakkı ihlali nedeniyle AİHM’de en çok mahkum edilen ülkelerden biridir. Kentsel dönüşüm ve imar uygulamalarıyla ilgili pek çok davada Türkiye aleyhine ihlal kararı verilmiştir. Bu kararlar genellikle kamulaştırma bedelinin yetersizliği, uzun süren yargılama süreçleri ve etkili başvuru yolunun bulunmaması gibi nedenlerle verilmektedir.
Tazminat Yetersizliği Kararları
AİHM, Türkiye aleyhine verdiği pek çok kararda kamulaştırma bedelinin mülkün gerçek piyasa değerini yansıtmadığını tespit etmiştir. Mahkemeye göre mülkiyetten yoksun bırakma halinde ödenen tazminatın mülkün değeriyle makul bir orantı içinde olması gerekmektedir. Tazminatın tamamen ödenmemesi veya sembolik düzeyde kalması mülkiyet hakkının özünü zedeler.
Etkili Başvuru Hakkı
AİHS’nin 13. maddesi etkili başvuru hakkını güvence altına alır. Kentsel dönüşüm kararlarına karşı iç hukukta etkili bir başvuru yolunun bulunmaması halinde hem mülkiyet hakkı hem de etkili başvuru hakkı ihlal edilmiş sayılır. Türk Anayasa Mahkemesi de bireysel başvuru yoluyla bu konuda önemli kararlar vermiştir.
⚖️ Anayasa Mahkemesi ve AİHM İlişkisi
2012 yılından itibaren Türkiye’de Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı tanınmıştır. Kentsel dönüşüm sürecinde mülkiyet hakkının ihlal edildiğini düşünen vatandaşlar öncelikle iç hukuk yollarını tükettikten sonra Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapabilir. Anayasa Mahkemesi başvuruyu reddettiği veya yetersiz bir karar verdiği takdirde AİHM’e başvuru yolu açılır.
⚖️ Kentsel Dönüşümde Mülkiyet Hakkının Korunması İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler
Kentsel dönüşüm sürecinde mülkiyet hakkının korunması için bazı temel ilkelere dikkat edilmesi gerekmektedir. Riskli yapı tespiti ve dönüşüm kararlarına süresi içinde itiraz edilmesi, kamulaştırma bedelinin rayiç değer üzerinden belirlenmesinin talep edilmesi, müteahhit sözleşmesinin hakkaniyete uygun düzenlenmesi ve arsa payı oranlarının korunması bu ilkelerin başında gelmektedir.
Arsa Payı Oranlarının Korunması
Kentsel dönüşüm kapsamında yıkılarak yeniden yapılan binalarda maliklerin arsa payı oranlarının orantısız biçimde azaltılması mülkiyet hakkını zedeler. Yeni projede her malikin mevcut arsa payına denk bir değer alması esastır. Bu dengenin bozulması halinde hem ulusal mahkemelerde hem de gerektiğinde AİHM nezdinde hak aranabilir.
Adil Tazminat Hakkı
Mülkiyetten yoksun bırakma halinde maliklere piyasa değeri üzerinden adil bir tazminat ödenmesi zorunludur. AİHM içtihatlarına göre tazminatın mülkün gerçek değerini yansıtması ve makul bir sürede ödenmesi gerekmektedir. Geciken ödemelerde enflasyon farkının da karşılanması adil tazminat ilkesinin bir gereğidir.
⚖️ Hukuki Destek
Kentsel dönüşüm sürecinde mülkiyet hakkınızın korunması hem ulusal hem de uluslararası hukuk düzeyinde karmaşık süreçler içermektedir. Riskli yapı tespitinden AİHM başvurusuna kadar uzanan bu süreçte haklarınızın etkin biçimde korunması için profesyonel hukuki destek almak büyük önem taşır. Mülkiyet hakkınız ve kentsel dönüşüm süreciniz hakkında detaylı bilgi almak için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu makalede yer alan bilgiler güncel olmayabilir veya kesin olarak doğruyu içermeyebilir. Makale kullanılarak yapılan başvuru, şikayet ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



