Emsal KararlarForex Hukukuİdare ve Kamu Personeli Hukuku

Bilanço Öncesi Pay Alımı – Danıştay İDDK 2025/40

Hesap dönemi 31 Aralık’ta kapanır, ama yıllık finansal tablolar ve bağımsız denetim raporu ancak birkaç hafta sonra kamuya açıklanır. Bu ara dönemde şirketin rakamlarını içeriden bilen bir grup vardır; borsadaki diğer yatırımcılar ise henüz hiçbir şey bilmez. Sermaye Piyasası Kurulu, bu bilgi farkının istismar edilmesini önlemek için ara dönemi bir tür “sessiz dönem” olarak düzenlemiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun incelediği dosyada soru şudur: Bu yasak yalnızca yöneticiler gibi gerçek kişileri mi bağlar, yoksa halka açık şirketin hâkim ortağı olan bir anonim şirketi de kapsar mı?

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 15.01.2025 tarihli ve E.2024/1988, K.2025/40 sayılı kararıyla, hâkim ortak konumundaki bir anonim şirkete finansal tablolar açıklanmadan önce yaptığı pay alımları nedeniyle verilen idari para cezasına ve dayanak Tebliğ hükmüne karşı açılan davayı reddeden Danıştay Onüçüncü Dairesi kararını oybirliğiyle ve kesin olarak onamıştır.

Kısa özet: Borsada işlem gören bir beton şirketinin hâkim ortağı olan anonim şirket, 2018 yılı finansal tabloları kamuya duyurulmadan önce, 16.01.2019 ve 18.01.2019 tarihlerinde bağlı şirketin paylarını satın almıştır. Sermaye Piyasası Kurulu bu işlemleri Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin (VI-104.1) 4. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında değerlendirmiş ve 6362 sayılı Kanun’un 104. maddesi uyarınca idari para cezası vermiştir. Danıştay Onüçüncü Dairesi hem Tebliğ hükmünü hem de cezayı hukuka uygun bulmuş; Tebliğ’deki “kişiler” ifadesinin tüzel kişileri de kapsadığını kabul etmiştir. İdari Dava Daireleri Kurulu bu kararı onamıştır.

📅 İki günlük pay alımı ve Kurul kararı

Karar metnine göre davacı, paylarını borsada işlem gören bir beton sanayi şirketinin hâkim ortağıdır. İki şirketin yönetim kurulu üyelerinin büyük bölümü aynı kişilerdir. Bağlı şirketin 2018 yılına ilişkin hesap dönemi 31.12.2018 tarihinde sona ermiş; finansal tablo ve bağımsız denetim raporlarının mevzuat uyarınca 01.03.2019 tarihine kadar kamuya duyurulması gerekmiştir.

Davacı şirket bu aralıkta, 16.01.2019 ve 18.01.2019 tarihlerinde bağlı şirketin paylarını satın almıştır. Sermaye Piyasası Kurulu, bu alımların Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 4. maddesinin üçüncü fıkrasındaki eylemi oluşturduğunu kabul ederek 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104. maddesi uyarınca idari para cezası vermiştir.

Cezanın tutarı karar metninde iki farklı şekilde geçmektedir: Dava konusu istemin ve Daire gerekçesinin aktarıldığı bölümlerde 38.308,00 TL yazılmışken, gerekçenin bir cümlesinde “2019 yılı için belirlenmiş asgarî ceza tutarı olan 30.308,00-TL” ifadesi yer almaktadır. Metin bu farkı açıklamamaktadır; yazıda her iki rakam da kaynakta geçtiği şekliyle aktarılmıştır.

Davacı yalnızca Kurul kararının değil, cezanın dayanağı olan Tebliğ hükmünün de iptalini istemiştir. Böylece dava hem bireysel işlemi hem de genel düzenleyici işlemi hedef alan bir iptal davasına dönüşmüştür.

📘 Sessiz dönem kuralı ne söylüyor?

6362 sayılı Kanun’un 104. maddesine göre makul bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan, borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemler, bir suç oluşturmadığı takdirde piyasa bozucu eylem sayılır. Kurulca belirlenen piyasa bozucu eylemleri gerçekleştirenlere yirmi bin Türk Lirasından beş yüz bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir; menfaat temin edilmişse ceza bu menfaatin iki katından az olamaz.

Kanun, hangi eylemlerin piyasa bozucu sayılacağını Kurula bırakmıştır. Kurul da bu yetkiyle Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’ni (VI-104.1) çıkarmıştır. Tebliğ’in 4. maddesinin üçüncü fıkrası şu düzenlemeyi içerir:

  • Süre: İhraççıların finansal tablo ve raporları ile bağımsız denetim raporlarının hazırlandığı hesap döneminin bitimini izleyen günden, bu tablo ve raporların mevzuata uygun şekilde kamuya duyurulmasına kadar.
  • Kimler: İçsel bilgi veya sürekli bilgilere sahip olan kişiler ile bu kişilerin eşleri, çocukları ya da aynı evde yaşadıkları kişiler.
  • Yasak: İlgili sermaye piyasası araçlarında işlem yapmak.
  • Sonuç: Bu işlemler piyasa bozucu eylem olarak değerlendirilir.

Tebliğ’in 3. maddesi, içsel bilgiye sahip kişileri de tanımlar. Bu tanıma ihraççıların veya bunların bağlı ya da hâkim ortaklıklarının yöneticileri ile bağlı veya hâkim ortaklıklarda pay sahibi olmaları nedeniyle içsel bilgiye sahip olan kişiler girmektedir. Hâkim ortak konumundaki bir şirketin bu çerçevede değerlendirilmesi, dosyanın kilit noktalarından biridir.

⚖️ Onüçüncü Dairenin gerekçesi

Danıştay Onüçüncü Dairesi, 30.05.2024 tarihli ve E.2019/1641, K.2024/2471 sayılı kararıyla davayı iki yönden incelemiştir.

Tebliğ hükmü yönünden: Daire, düzenleyici ve denetleyici kurumların ilgili piyasada kural koyma yetkisine sahip olduğunu, Kurulun 6362 sayılı Kanun’la kendisine tanınan bu yetkiyi Tebliğ’i çıkararak kullandığını belirtmiştir. Dava konusu hükümle, finansal tablolardan ve bağımsız denetim raporlarından diğer yatırımcılara göre daha önce haberdar olma imkânı bulunan kişiler ile diğer yatırımcılar arasındaki bilgi asimetrisinin engellenmesinin ve yatırımcıların menfaatlerinin korunmasının amaçlandığını vurgulamıştır. Sermaye piyasasının hareketli yapısı, kanun hükümlerinin ise genel ve durağan nitelik taşıması karşısında, Kurulun bu fiili piyasa bozucu eylem olarak öngörmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Ceza kararı yönünden: Daire, davacının bağlı şirketin hâkim ortağı olduğunu, iki şirketin yönetim kurulu üyelerinin büyük kısmının aynı kişiler olduğunu ve bu nedenle davacının yönetim kurulu üyelerinin içsel bilgiye sahip kişiler olduğunu tespit etmiştir. Buna rağmen hesap döneminin kapanışı ile finansal tabloların duyurulması arasındaki dönemde pay alındığı belirlenmiştir. Sonuçta cezada hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Sermaye piyasasında içsel bilgiyle bağlantılı farklı bir örnek için sitedeki sermaye artırımı öncesi pay satışı kararına bakılabilir. Orada tartışılan, belirli bir kurumsal işlemin öncesinde yapılan satışlardır; bu dosyada ise yasak, takvime bağlı ve her yıl tekrarlanan bir dönem için işlemektedir.

🏢 “Kişi” kavramı ve tüzel kişi tartışması

Davacının en dikkat çekici savunması dilsel bir argümandır. Davacıya göre Tebliğ’in 4. maddesinin üçüncü fıkrası “kişiler” ifadesini kullanmaktadır; Kurul ise başka düzenlemelerinde gerçek ve tüzel kişileri ayrıca belirtmektedir. Bu nedenle sessiz dönem yasağının yalnızca gerçek kişilere yönelik olduğu sonucuna varılmalıdır.

Daire bu iddiayı kabul etmemiştir. Gerekçe üç unsura dayanır:

  1. “Kişi” ifadesi hukukta hem gerçek hem de tüzel kişileri ifade eder.
  2. Kurulun bir ilke kararında da bu duruma dikkat çekilmiştir (ilke kararının tarih ve sayısı metinde anonimleştirilmiştir).
  3. Aksi yorum, düzenlemenin amacına aykırı olur.

Üçüncü unsur, pratik bakımdan belirleyicidir. Sessiz dönem kuralının amacı, içeriden bilgiye erişen çevrenin bu bilgiyle işlem yapmasını önlemektir. Yasak yalnızca gerçek kişilere uygulansaydı, aynı yöneticilerin kontrol ettiği bir şirket aracılığıyla yapılan alımlar kapsam dışında kalabilirdi. Daire, bu sonucun düzenlemenin amacıyla bağdaşmadığını kabul etmiştir. Tüzel kişinin içsel bilgiye sahip olup olmadığı ise, yönetim kurulu üyelerinin içsel bilgiye sahip bulunması üzerinden belirlenmiştir.

🏛️ Kurul aşaması ve onama

Davacı temyizde şu iddiaları ileri sürmüştür:

  • Dava konusu Tebliğ hükmü dayanak Kanun’a aykırıdır.
  • Kanun’a göre yalnızca makul ekonomik ve finansal gerekçeyle açıklanamayan işlemler piyasa bozucu eylem sayılabilir.
  • Tebliğ’in ilgili hükmü tüzel kişileri kapsamaz.
  • Somut işlemler makul bir ekonomik gerekçeyle açıklanabilir.

Davalı Kurul, Daire kararının usul ve hukuka uygun olduğunu savunmuş; Danıştay Tetkik Hâkimi de temyiz isteminin reddi ile kararın onanması yönünde görüş bildirmiştir.

İdari Dava Daireleri Kurulu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesindeki bozma sebeplerini (görev ve yetki dışında bir işe bakılması, hukuka aykırı karar verilmesi, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek hata veya eksiklik) hatırlatmış ve temyiz dilekçesindeki iddiaların kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığına karar vermiştir. Onüçüncü Dairenin kararı oybirliğiyle ve kesin olarak onanmıştır.

📎 Karar metni: Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararı, Adalet Bakanlığı içtihat sisteminde (Bedesten / mevzuat.adalet.gov.tr) yayımlanan hâliyle derlenmiştir; taraf ve şirket adları kaynakta anonimdir.

🧭 Karardan çıkan notlar

Kararın sonuçları şöyle özetlenebilir:

  • Takvime bağlı yasak: Tebliğ’in 4/3 hükmü, metni itibarıyla hesap dönemi sonu ile finansal tabloların duyurulması arasındaki dönemi esas alır. Dosyada Kurulun ve Dairenin odaklandığı unsur, işlemlerin bu dönem içinde yapılması ve işlemi yapanın içsel bilgiye sahip kişiler arasında yer almasıdır.
  • Tüzel kişi de muhataptır: Hâkim ortak konumundaki bir şirket, yönetim kurulu üyeleri üzerinden içsel bilgiye sahip sayılabilir ve sessiz dönemde yaptığı alımlar nedeniyle yaptırımla karşılaşabilir.
  • Normun kendisi hukuka uygun bulunmuştur: Tebliğ hükmünün iptali istemi reddedilmiştir; Danıştay, Kurulun Kanun’un 104. maddesindeki yetkiye dayanarak bu tür bir yasağı düzenleyebileceğini kabul etmiştir.
  • Gerekçe ilk derecede kuruldu: İdari Dava Daireleri Kurulu ayrıntılı bir gerekçe yazmamış; esasa ilişkin değerlendirme Onüçüncü Dairenin kararında yer almaktadır.

Finansal tablolarla ilgili SPK yaptırımlarının başka bir boyutu için sitedeki GYO yöneticisine finansal tablo cezası yazısı incelenebilir. O dosya tabloların içeriğiyle, bu dosya ise tablolar yayımlanmadan önceki işlem yasağıyla ilgilidir.

Metin, davacının “makul ekonomik gerekçe” savunmasının içeriğini ayrıntılı aktarmamaktadır.

❓ Sık sorulan sorular

Sessiz dönem ne zaman başlar ve ne zaman biter?

Tebliğ’in 4. maddesinin üçüncü fıkrasına göre dönem, finansal tablo ve raporların hazırlandığı hesap döneminin bitimini izleyen gün başlar ve bu tablo ile raporların mevzuata uygun şekilde kamuya duyurulmasıyla sona erer. Bu dosyada hesap dönemi 31.12.2018’de kapanmış, raporların 01.03.2019’a kadar duyurulması gerekmiştir.

Bir anonim şirket “içsel bilgiye sahip kişi” sayılabilir mi?

Danıştay bu dosyada “kişi” ifadesinin gerçek ve tüzel kişileri birlikte kapsadığını kabul etmiştir. Davacı şirketin içsel bilgiye sahip sayılmasında, bağlı şirketle yönetim kurulu üyelerinin büyük ölçüde ortak olması ve bu üyelerin içsel bilgiye sahip bulunması belirleyici olmuştur.

Piyasa bozucu eylem suç mudur?

6362 sayılı Kanun’un 104. maddesine göre bu eylemler bir suç oluşturmadığı takdirde piyasa bozucu eylem sayılır ve idari para cezasıyla karşılanır. Bilgi suistimali veya piyasa dolandırıcılığı suçlarının unsurları oluşursa farklı hükümler devreye girer; bu dosyada yalnızca idari yaptırım tartışılmıştır.

Bu karara karşı başka bir kanun yolu var mı?

Karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından “kesin olarak” verilmiştir. Metinde başka bir başvuru yoluna ilişkin bilgi bulunmamaktadır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun Adalet Bakanlığı içtihat sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde özetlenen Danıştay Onüçüncü Dairesi gerekçesine ve tarafların iddialarına dayanır; davacı şirketin ve payları işlem gören şirketin kimliği kaynakta anonimdir. Ceza tutarı metinde iki farklı rakamla geçmekte olup yazıda her ikisi de aynen aktarılmıştır. Kanun ve Tebliğ hükümlerine ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Olgu ve işlem dönemi farklı dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu