Boşanma HukukuEmsal Kararlar

Aldatma Sonrası Boşanma Tazminatı – Yargıtay 2. HD 2024/7336

On yılı aşan bir boşanma yargılaması, iki istinaf kararı, iki Yargıtay incelemesi ve sonunda milyonlarca liralık maddî ve manevî tazminat: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 15.10.2024 tarihli, 2024/7098 E. ve 2024/7336 K. sayılı kararı, aldatma iddiasıyla başlayan bir boşanma sürecinin tazminat boyutunun nasıl şekillendiğini adım adım gösteren bir dosyadır. Kadın eşin aldatma iddiası ilk derece mahkemesinde tanık beyanlarıyla ispatlanamamış sayılmış; ancak bölge adliye mahkemesi erkeğe “sadakat yükümlülüğünü ihlal” kusurunu yüklemiş, Yargıtay tazminatları az bularak bozmuş ve bozmaya uyularak belirlenen yeni tutarlar bu kararla onanmıştır. Aldatma araması ile bu karara ulaşan okuyucular için dosyanın öğrettiği şey, aldatmanın kusur olarak kabulünden tazminatın miktarına uzanan yolun tek bir kararla değil, bir kararlar zinciriyle yürüdüğüdür.

Kısa özet: Almanya’da yaşayan eşler arasındaki karşılıklı boşanma davasında erkeğin davası reddedilip kadının davası kabul edilmiş ve boşanma hükmü kesinleşmiştir. Kusur ve tazminatlara ilişkin bölüm ise uzun bir yargılama izlemiştir: ilk derece mahkemesi 10.000,00 TL manevî tazminata hükmedip maddî tazminatı reddetmiş; bölge adliye mahkemesi erkeğe sadakat yükümlülüğünü ihlal ve fiziksel şiddete teşebbüs kusurlarını da ekleyerek 750.000,00 TL maddî ve 750.000,00 TL manevî tazminata karar vermiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 14.05.2024 tarihli kararıyla bu tutarları az bularak bozmuş; bölge adliye mahkemesi bozmaya uyarak 2.688.000,00 TL maddî ve 1.680.000,00 TL manevî tazminata hükmetmiştir. Daire, 15.10.2024 tarihinde bu kararı oy birliğiyle onamıştır.

💔 Aldatma İddiasıyla Başlayan Karşılıklı Davalar

Erkek eş, dava dilekçesinde kadının “on beş yıl önceki bir aldatma” bahanesiyle geçimsizlik yarattığını, tarafların dört aydır ayrı yaşadığını ileri sürerek TMK 166/1 uyarınca boşanmaya, ortak çocukların velâyetinin anneye verilmesine ve mal rejiminin tasfiyesine karar verilmesini istemiştir. Kadın eş ise erkeğin yabancı uyruklu bir kadınla kendisini aldattığını, internet üzerinden başka kadınlarla uygunsuz görüşmeler yaptığını, hakaret ettiğini ve fiziksel şiddet uyguladığını belirterek karşılıklı boşanma talebinde bulunmuş; velâyetin anneye verilmesini, aylık 10.000,00 Euro tedbir ve yoksulluk nafakasını, yasal faiziyle birlikte 800.000,00 Euro maddî ve 500.000,00 Euro manevî tazminatı talep etmiştir.

Kadının birleşen davadaki anlatımı daha da geniştir: erkeğin aldatmayı alışkanlık hâline getirdiği, tarafların 2013 yılından beri ayrı yaşadığı, erkeğin kadının kurduğu şirketi devretmesi için baskı yaptığı ve devretmezse rakip bir şirket kurup kadının şirketini batıracağı yönünde tehditte bulunduğu ileri sürülmüştür. Erkek ise kadının evlilik ilişkisini maddî değer üzerine kurduğunu, kadından geri satın aldığı şirket dışında gelirinin bulunmadığını savunmuştur.

⚖️ İlk Derece ve İstinaf: Kusur ve Tazminatta Dört Farklı Karar

Dosyanın yargılama geçmişi, aile hukukunda kusur ve tazminatın ne kadar farklı biçimlerde değerlendirilebildiğini göstermektedir:

  • İlk derece mahkemesi, 27.09.2017: Asıl davada erkeğin sadakat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediği ve agresif davrandığı gerekçesiyle tam kusurlu olduğu kabul edilerek erkeğin davası reddedilmiş; birleşen davada ise tarafların sık sık kavga ettikleri gerekçesiyle eşit kusurlu sayılmış, boşanmaya, velâyetin anneye verilmesine, 10.000,00 Euro manevî tazminata ve aylık 1.000,00 Euro yoksulluk nafakasına hükmedilmiş, maddî tazminat reddedilmiştir.
  • Bölge adliye mahkemesi, 13.11.2019: Asıl davada sadakatsizlik kusur olarak kabul edilmişken birleşen davada bunun neden dikkate alınmadığının anlaşılamadığı, eşit kusur kabulünün soyut ve yetersiz gerekçeye dayandığı, kadının taşınmazları ve banka hesaplarına rağmen neden yoksul sayıldığının, karşılıklı kabul olmadan neden yabancı para üzerinden hüküm kurulduğunun açıklanmadığı belirtilerek kusur, nafaka ve tazminata ilişkin bölümler kaldırılmış ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Boşanma hükmü ve erkeğin davasının reddi bu aşamada kesinleşmiştir.
  • İlk derece mahkemesi, 22.06.2021: Kadının aldatma iddiasının tanık beyanlarıyla ispatlanamadığı, şiddet ve hakaret iddialarına ilişkin tanık beyanlarının görgüye dayalı olmadığı; buna karşılık Almanya adlî makamının koruma kararıyla tehdit ve kadının aracını tekmeleme vakıalarının ispatlandığı kabul edilerek erkek asıl kusurlu sayılmış; kadının yoksulluğa düşmeyeceği gerekçesiyle nafaka talebi ve maddî tazminat talebi reddedilmiş, dava tarihinden itibaren yasal faiziyle 10.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmiştir.
  • Bölge adliye mahkemesi, 03.04.2023: Tanık beyanlarıyla ispatlandığı belirtilerek erkeğe tehdit ve araca zarar vermenin yanında “sadakat yükümlülüğünü ihlal – özen yükümlülüğünü ihlal” ve “fiziksel şiddete teşebbüs” kusurları da eklenmiş; kadının boşanma nedeniyle en azından eşinin maddî desteğinden yoksun kalacağı kabul edilerek 750.000,00 TL maddî ve 750.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir.
📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🧩 Yargıtay’ın İlk Bozması: Tazminat Miktarları Neden Az Bulundu?

Bölge adliye mahkemesinin 03.04.2023 tarihli kararını her iki taraf da temyiz etmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 14.05.2024 tarihli ve 2023/4726 E., 2024/3383 K. sayılı kararıyla kadın yararına takdir edilen maddî ve manevî tazminat miktarlarının az olduğuna hükmetmiştir. Daire’nin ölçütleri karar metninde açıkça sıralanmıştır: tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat. Bu unsurlar TMK’nın 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ve 6098 sayılı TBK’nın 50 ve 51. maddelerindeki tazminatın belirlenmesi kurallarıyla birlikte değerlendirilmiş; TMK 174/1-2 uyarınca daha uygun miktarda tazminat takdiri gerektiği belirtilerek karar yalnızca tazminat miktarları yönünden bozulmuş, bozma kapsamı dışında kalan bölümler onanmıştır.

4721 sayılı TMK’nın 174. maddesi, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafa kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat; boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafa ise uygun miktarda manevî tazminat isteme hakkı tanır. Kararda “uygun” ölçüsünün somutlaştırılması, tarafların Almanya’daki yaşam ve gelir düzeyi ile erkeğe yüklenen kusurların niteliği ve ağırlığı üzerinden yapılmıştır.

Bölge adliye mahkemesi bozmaya uyarak yeniden yargılama yapmış; toplanan deliller, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın alım gücü, kadının kişilik haklarının ihlali ve ihlalin ağırlığı, erkeğin sebebiyet verdiği hadiselerin niteliği, ağırlığı ve yayıldığı zaman süreci ile hakkaniyet ilkesini birlikte değerlendirerek kadın yararına 2.688.000,00 TL maddî ve 1.680.000,00 TL manevî tazminata hükmetmiştir.

🏛️ Onama Kararı: Bozmaya Uyma ve Usulî Kazanılmış Hak

Bozmaya uyularak verilen karar da her iki tarafça temyiz edilmiştir. Erkek vekili boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin kusursuz, kadının tam kusurlu olduğunu ve tazminat taleplerinin reddi gerektiğini; kadın vekili ise tazminatların hâlâ az olduğunu, faizin dava tarihinden işletilmesi gerektiğini ve nafakaya hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Daire, uyuşmazlığı dört soruda toplamıştır: uyulan bozma ilamının gereği yerine getirilmiş midir; kesinleşen yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenebilir mi; tazminat miktarları dosya kapsamına, bozmanın amacına ve hakkaniyete uygun mudur; faiz uygulaması ve faiz başlangıç tarihi doğru mudur? Değerlendirmede HMK’nın 369/1, 370 ve 371. maddeleri esas alınmış ve şu sonuca varılmıştır:

  • Bölge adliye mahkemesi kararı bozmaya uygundur; hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında ve delillerin takdirinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
  • Bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün değildir; bu nedenle erkeğin kusur belirlemesine yönelik itirazları ile kadının nafaka talebi yeniden ele alınmamıştır.
  • Bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına usulî kazanılmış hak oluşturan yönler de yeniden incelenemez.

Bu gerekçeyle taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları reddedilmiş ve karar 15.10.2024 tarihinde oy birliğiyle onanmıştır. Onama kararı, tazminat tutarlarını kesinleştirmiş; erkeğin kusursuz olduğu yönündeki savunmasına, kusur belirlemesinin daha önce kesinleşmiş olması nedeniyle kapıyı kapatmıştır.

🔍 Aldatma İddiasında İspat: Tanık Beyanı Neyi Kanıtladı, Neyi Kanıtlamadı?

Dosyanın en öğretici yönlerinden biri, aynı tanık beyanlarının farklı derecelerde farklı sonuçlar doğurmasıdır. İlk derece mahkemesi 22.06.2021 tarihli kararında kadının aldatma iddiasının tanık beyanlarıyla ispatlanamadığını ve bu konuda başka delil sunulmadığını; şiddet ve hakaret iddialarına ilişkin tanık anlatımlarının ise görgüye dayalı olmadığını kabul etmiştir. Aynı mahkeme, Almanya adlî makamının koruma kararına dayanarak tehdit ve aracı tekmeleme vakıalarını ispatlanmış saymıştır.

Bölge adliye mahkemesi ise 03.04.2023 tarihli kararında tanık beyanlarıyla ispatlandığını belirterek erkeğe “sadakat yükümlülüğünü ihlal – özen yükümlülüğünü ihlal” ve “fiziksel şiddete teşebbüs” kusurlarını da yüklemiştir. Böylece aldatma iddiası, teknik anlamda zina olarak değil, sadakat yükümlülüğünün ihlali olarak kusur tablosuna girmiştir. Yargıtay’ın ilk bozması bu kusur belirlemesine dokunmamış, yalnızca tazminat miktarlarını az bulmuştur; ikinci kararda ise kusur belirlemesi kesinleşmiş yön olarak kabul edilmiş ve tartışma dışı bırakılmıştır.

Aldatma iddialarında delilin niteliği ve tanık beyanının değeri, serimizdeki aldatmada af olgusu ve kesin hüküm kararında farklı bir açıdan ele alınmıştır; boşanma davalarında delil değerlendirmesinin genel çerçevesi için boşanma davasında deliller yazısına bakılabilir.

💶 Euro Talebi, TL Hükmü ve Faiz Başlangıcı

Taraflar Almanya’da yaşadığından kadın tüm taleplerini Euro üzerinden ileri sürmüştür. Bölge adliye mahkemesi, para borcunun yabancı para birimi üzerinden ödenmesinin sözleşmeyle kararlaştırılabileceğini; böyle bir kararlaştırma bulunmadığı ve aksi işin niteliğinden ya da tarafların farazî iradelerinden anlaşılmadığı sürece para borcunun ifa yerindeki millî para üzerinden ödenmesi gerektiğini belirterek hükmü Türk lirası üzerinden kurmuştur. Yargıtay bu yaklaşımı bozma dışı bırakmış ve onamıştır.

Faiz konusunda da dikkat çekici bir ayrım vardır. Manevî tazminata kural olarak boşanma hükmünün kesinleştiği tarihten itibaren faiz işletilmesi gerekirken ilk derece mahkemesi dava tarihinden itibaren faize hükmetmiş; erkeğin bu yönde istinaf talebi bulunmadığından kadın yararına usulî kazanılmış hak oluşmuştur. Bu nedenle nihai hükümde manevî tazminatın 10.000,00 TL’lik kısmına ilk dava tarihi olan 10.12.2014‘ten, kalan kısmına ise boşanma hükmünün kesinleştiği tarihten itibaren yasal faiz uygulanmıştır. Kadının faizin tamamı için dava tarihini esas alma talebi, kesinleşen yön olduğu gerekçesiyle kabul görmemiştir.

Kararın uygulamaya yansıyan sonuçları şöyle özetlenebilir:

  • Tazminat “uygun” olmalıdır: Ekonomik ve sosyal durum, kusur derecesi, paranın alım gücü ve ihlalin ağırlığı birlikte değerlendirilir; bu ölçütlere göre düşük kalan tutar bozma sebebidir.
  • Bozmaya uyulduktan sonra kesinleşen yönler tartışılamaz: Kusur belirlemesi ve nafaka reddi gibi bozma dışı kalan bölümler, ikinci temyizde yeniden incelenmemiştir.
  • Yabancı para talebi otomatik olarak yabancı para hükmü doğurmaz: Kararlaştırma yoksa hüküm ifa yerindeki millî para üzerinden kurulur.

Boşanmada kusur, sadakat yükümlülüğünün ihlali ve tazminat miktarının belirlenmesine dair detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

Aldatma iddiası tanıkla ispatlanamazsa tazminat alınamaz mı?

Bu dosyada ilk derece mahkemesi aldatma iddiasının tanık beyanlarıyla ispatlanamadığını kabul etmiş; bölge adliye mahkemesi ise tanık beyanlarına dayanarak erkeğe sadakat ve özen yükümlülüğünü ihlal kusurunu yüklemiştir. Tazminat, aldatmanın tek başına ispatına değil, kusur tablosunun bütününe göre belirlenmiş ve TMK 174 uyarınca hükme bağlanmıştır.

Boşanma tazminatının miktarı hangi ölçütlere göre belirlenir?

Yargıtay’ın bozma kararında sayılan ölçütler tarafların ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ve ihlâl edilen mevcut ya da beklenen menfaattir. TMK 4’teki hakkaniyet ilkesi ile TBK 50 ve 51. maddeleri de bu değerlendirmede dikkate alınmıştır.

Yurt dışında yaşayan eşler Euro üzerinden tazminat talep edebilir mi?

Talep edilebilir; ancak bu kararda, yabancı para üzerinden ödeme kararlaştırılmadığı ve aksi işin niteliğinden anlaşılmadığı için hüküm Türk lirası üzerinden kurulmuş, Yargıtay da bu yaklaşımı onamıştır.

Bozmadan sonra kusur belirlemesine yeniden itiraz edilebilir mi?

Bu kararda Yargıtay, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşen yönlere ilişkin itirazların artık incelenemeyeceğini ve bozmaya uyulmakla oluşan usulî kazanılmış hakların yeniden ele alınamayacağını belirtmiştir. Her dosya kendi koşullarıyla değerlendirilir; detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, talep ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu