Hazine Bonosu Hesabında İcazet – Yargıtay 11. HD 2024/1601

Bankada yatırım hesabı bulunan bir kişinin yanında çalışan biri, hesap sahibinin imzası olmayan dekontlarla gişeden para çekerse kural açıktır: Banka, parayı yalnızca hesap sahibine ya da onun talimat verdiği kişiye ödeyebilir. Ancak yaklaşık yirmi yıl süren bir dosyada bu kural tek başına sonucu belirlemedi. Belirleyici olan, hesap sahibinin yıllar önce bir ceza duruşmasında söylediği tek bir cümle oldu: “Hesaplarımı günlük kontrol ettiğim doğrudur. Ancak Hazine bonosu hesaplarımı kontrol etmiyordum.”
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 28.02.2024 tarihli ve E.2023/3747, K.2024/1601 sayılı kararıyla, hazine bonolarının paraya çevrilmesinin ardından vadesiz hesaptan yapılan çekimlere hesap sahibinin icazet verdiği kabul edilerek bankaya karşı açılan tazminat davasının reddine ilişkin kararı oy birliğiyle onamıştır.
🗝️ Davanın kaderini belirleyen cümle
Banka hesabından yetkisiz kişiye yapılan ödemelerde Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımı bankalar aleyhine sıkıdır. Bu dosyada da Daire’nin ilk bozma kararında vurguladığı ilke şudur: Hesaba giren para yalnızca hesap sahibine veya onun izniyle başkalarına ödenebilir; ödemenin usulüne uygun yapıldığını ispat yükü bankadadır.
Buna rağmen davacı sonunda davayı kaybetmiştir. Bunun nedeni bankanın özen borcunu yerine getirdiğinin ispatlanması değil, hesap sahibinin işlemlere sonradan onay (icazet) verdiğinin kabul edilmesidir. Davacı, aynı olaylar nedeniyle görülen ceza yargılamasında 14.03.2005 tarihli duruşmada hesaplarını günlük kontrol ettiğini, yalnızca hazine bonosu hesaplarını kontrol etmediğini söylemiştir. Bilirkişi incelemesi ise paranın çekildiği hesabın tam da davacının “günlük kontrol ettiği” vadesiz TL hesabı olduğunu ortaya koymuştur.
🏦 Hazine bonosundan gişeye: Olayın akışı
Dava dilekçesine göre davacı, davalı bankada hesap açtırarak hazine bonosu satın almıştır. Yanında çalışan dava dışı bir kişi, banka çalışanlarının gerekli dikkat ve özeni göstermemesi sonucunda farklı tarihlerde davacının hesaplarından para çekmiştir. Davacı bu ödemelerden haberi olmadığını, banka ve çalışanlarının sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 18.000,00 TL’nin ticari reeskont faiziyle tahsilini istemiştir.
Mahkemenin son kararında yer alan tespitler olayın iskeletini oluşturur:
- Davacının çalışanı, davacının bir hesabından 07.12.2004 tarihinde 2.000,00 TL, diğer hesabından 20.12.2004 tarihinde 16.000,00 TL çekmiştir.
- İlgili dekontlardaki imzalar davacının el ürünü değildir.
- Davacı bankaya bu ödemeler için talimat vermemiş, çalışanına para çekme konusunda vekâletname de vermemiştir.
- Bilirkişiye göre hisse senedi, yatırım fonu, hazine bonosu gibi yatırım ürünleri alınıp satılırken vadesiz TL hesap üzerinden geçmek zorundadır; vadesiz hesaba geçmeden paraya çevrilemez.
- Davaya konu 18.000,00 TL vadesiz TL hesaplarından çekilmiştir.
Bankanın savunması üç noktada toplanmıştır: Davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı, bankanın kusuru bulunmadığı ve davacının işlemlerin tamamından haberdar olduğu. Davada bir sigorta şirketine ihbar yapılmış, bir noterlik de feri müdahil olarak yargılamaya katılmıştır.
⏳ Yirmi yıllık yargılama yolu
2005 yılında açılan dava, karar tarihine kadar dört ayrı ilk derece hükmü ve dört üst yargı denetimi geçirmiştir. Süreç, uyuşmazlığın hangi soruya daraldığını göstermesi bakımından öğreticidir:
- İlk karar (18.10.2012): Mahkeme davayı reddetmiştir.
- Birinci bozma (27.02.2015): Daire, ödemenin usulüne uygunluğunu ispat yükünün bankada olduğunu belirtmiş; dekontlardaki imzanın davacıya ait olup olmadığının, ödemeler usulsüzse hesap ekstreleri getirtilerek davacının icazet verip vermediğinin ve parayı çeken kişi davacının çalışanıysa davacının müterafik kusurunun araştırılmasını istemiştir.
- İkinci karar (20.12.2018): Mahkeme, imzaların davacıya ait olmadığını ve ödemelerin usulsüz olduğunu, ancak davacının hesaplarını kontrol etmediğini kabul ederek tarafları eşit kusurlu saymış; 8.000,00 TL ve 1.000,00 TL’nin faiziyle tahsiline karar vermiştir.
- İkinci bozma (09.12.2019): Daire, hesabın hazine bonosu hesabı olduğuna, bozdurulan bonoların önce davacının günlük kontrol ettiğini ikrar ettiği hesaba yatırılıp yatırılmadığının ve teknik olarak yatırım hesabından doğrudan çekim yapılıp yapılamayacağının irdelenmesi gerektiğine işaret etmiş; icazet varsa bankanın sorumlu tutulamayacağını belirtmiştir.
- Direnme ve Hukuk Genel Kurulu (30.03.2022): Mahkeme önceki kararında direnmiş; HGK, taraflar bozmaya uyulmasını istediği ve bozma kamu düzenine ilişkin olmadığı hâlde direnilmesini usule aykırı bularak kararı usulden bozmuştur.
- Son karar: Mahkeme, 01.11.2022 tarihli bilirkişi raporu ve ceza dosyasındaki beyan doğrultusunda icazetin varlığını kabul ederek davayı reddetmiştir.
⚖️ Daire neden onadı?
Davacı vekili temyiz dilekçesinde, makbuzlardaki imzaların davacıya ait olmadığını, bankanın vekâletnamesiz ve talimatsız ödeme yapmasındaki kusurun tümüyle davacıya yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının usulsüz ödemeleri öğrenir öğrenmez savcılığa ve bankanın genel müdürlüğüne şikâyette bulunduğunu ve kusur raporu alınmadan karar verildiğini ileri sürmüştür. Feri müdahil vekili ise yalnızca kendi lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesine itiraz etmiştir.
Daire uyuşmazlığı, “hazine bonolarının, banka çalışanlarının dikkat ve özensizliği sonucu davacının yanında çalışan dava dışı kişi tarafından izinsiz olarak paraya çevrilmesinden kaynaklanan zararın tahsili” olarak nitelendirmiş; ilgili hukuk olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nu göstermiştir. Değerlendirme kısa tutulmuştur: Mahkeme uyulan bozma kararı gereğince hüküm kurmuş, delillerin takdirinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı ve feri müdahil vekillerinin tüm temyiz itirazları reddedilerek karar onanmıştır.
Onama gerekçesinin kısalığı, sonucu belirleyen aşamanın aslında 2019 tarihli ikinci bozma olduğunu gösterir. Daire o aşamada araştırılacak soruyu açıkça tarif etmiş, ilk derece mahkemesi de bilirkişi raporuyla bu soruyu yanıtlamıştır.
🧭 İcazet, ispat yükü ve müterafik kusur
Kararı anlamak için birbirine bağlı üç kavramı ayırmak gerekir:
1. Bankanın ispat yükü. Daire’nin birinci bozma kararında açıkça belirtildiği üzere, hesaptan yapılan ödemenin usulüne uygun olduğunu bankanın ispatlaması gerekir. Bu dosyada imzaların hesap sahibine ait olmadığı ve talimat bulunmadığı sabit olduğundan banka bu yükü karşılayamamıştır.
2. İcazet (sonradan onay). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.46’ya göre bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak temsil olunan onadığı takdirde onu bağlar. Yetkisiz yapılan çekimi hesap sahibi açık ya da örtülü biçimde benimserse, ödemenin sonuçlarına katlanır. Daire’nin 2019 tarihli bozma kararında “icazet vermesi hâlinde davalı bankanın sorumlu tutulamayacağı” vurgulanmıştır. Son kararda icazet; hesabın günlük kontrol edildiğine ilişkin beyan ile paranın bu hesaptan çekildiğini gösteren teknik tespitin birlikte değerlendirilmesinden çıkarılmıştır.
3. Müterafik kusur. TBK m.52’ye göre zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş ya da zararın doğmasında veya artmasında etkili olmuşsa hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. 2018 tarihli kararda mahkeme bu yolu izleyerek tarafları eşit kusurlu saymıştı. Ancak icazet kabul edildiğinde artık kusur paylaştırmasına gerek kalmamış, banka sorumluluğu tümüyle ortadan kalkmıştır.
Benzer bir “sonradan onay” tartışması türev ürünlerde de görülmüştür: talimatsız opsiyona sonradan verilen onay. Yatırım hesabında usulsüz işlem yapan kişinin aracı kurum yöneticisi olduğu farklı bir dosyada ise sonuç tam iade yönünde olmuştur: sahte hesapta tam iade borcu. İki dosya arasındaki fark, parayı çeken kişinin kurumun değil, hesap sahibinin kendi çalışanı olmasıdır.
📌 Yatırım hesabı sahipleri açısından sonuçlar
Karar, yatırım ürünü tutan kişilerin bankayla yaşadığı uyuşmazlıklarda şu gözlemleri öne çıkarmaktadır:
- Teknik akış belirleyicidir: Hazine bonosu, hisse senedi ve yatırım fonu gibi ürünlerin satış bedeli önce vadesiz hesaba geçer. Hangi hesabın kim tarafından izlendiği, tazminat hesabını doğrudan etkileyebilir.
- Başka davadaki beyanlar delil olur: Ceza yargılamasında verilen bir ifade, yıllar sonra hukuk davasında icazetin dayanağı sayılabilmektedir.
- Bankanın ispat yükü mutlak koruma değildir: Sahte imza ve talimatsız ödeme sabit olsa bile, hesap sahibinin işlemleri benimsediği sonucuna varılırsa banka sorumlu tutulmayabilir.
- Çalışana erişim imkânı tanımak risk doğurur: Parayı çeken kişinin hesap sahibinin çalışanı olması, ikinci karardaki kusur paylaştırmasında da, son karardaki icazet değerlendirmesinde de belirleyici olmuştur.
Banka çalışanının sorumluluğunun tartışıldığı farklı bir örnek için banka çalışanının getiri vaadi yazısına bakılabilir.
💬 Sık sorulanlar
Dekonttaki imza sahte olduğu hâlde banka neden sorumlu tutulmadı?
İcazet ile müterafik kusur arasındaki fark nedir?
Hukuk Genel Kurulu bu dosyada ne karar verdi?
Karar hangi tutara ilişkindir?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, yatırım ve bankacılık uyuşmazlıklarına ilişkin diğer karar değerlendirmelerine Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından ve kararda aktarılan bozma, direnme ve Hukuk Genel Kurulu aşamalarından derlenmiştir. Kaynakta taraf kimlikleri anonimdir; hesap numaraları yayımdan çıkarılmıştır. İcazetin varlığı ve bankanın sorumluluğu her dosyanın kendi delillerine göre belirlenir; farklı olgulara sahip davalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.
Bu dosyaları kim yürütüyor?

Forex ve kripto mağduriyetlerinde uzmanlaşmış avukat kadrosu — Kadıköy, İstanbul
Savun Hukuk, yurt içi ve yurt dışı kaynaklı forex dolandırıcılığı dosyalarını ceza ve icra ayağıyla birlikte yürütür. Avukatlarımızın sicil kayıtlarını İstanbul Barosu levhasından doğrulayabilirsiniz.

Av. Veli Savun
İstanbul Barosu · Sicil 75235
Kurucu avukat · Arabulucu (Sicil 50392). Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi. Forex/kripto ceza ve alacak davaları, bilişim, icra, aile hukuku.

Av. Eda Pekacar
İstanbul Barosu · Sicil 84975
FSM Vakıf Üniversitesi Hukuk Fakültesi. Forex, icra-iflas, ceza ve tazminat davaları.

Av. Almina Usta
İstanbul Barosu · Sicil 67207
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi. Forex, ceza, sözleşmeler ve ticaret hukuku · Türkçe / İngilizce.
Görüşmeler randevu ile yapılır. Ekşioğlu, Alya Life Residence, Fikirtepe Mah. Barış Sk. No:1 K:3 D:50, Kadıköy / İstanbul
Yararlı bağlantılar
Doğrulamak için resmi kaynaklar
























Tüm soru ve cevaplar →