Emsal Kararlarİdare ve Kamu Personeli Hukuku

Döviz Bürosu Pay Devri Ücreti – Danıştay 13. D 2025/3692

Bir döviz bürosunun ortaklık yapısı değişeceği zaman yalnızca pay devir sözleşmesi imzalamak yetmez; 1567 sayılı Kanun kapsamındaki yetkili müesseselerin pay devirleri Hazine ve Maliye Bakanlığının iznine bağlıdır ve bu izin için ücret alınır. Bu ücreti öngören kanun hükmü Anayasa Mahkemesince iptal edildi, ardından yasa koyucu ücretleri doğrudan kanuna yazdı. Peki iptalden önce ödenmiş bir ücretin hukuka uygunluğu hangi kurala göre denetlenir: iptal edilen eski hükme mi, yoksa sonradan çıkarılan yeni kanuna mı? Danıştay Onüçüncü Dairesi bu soruyu, 3.750.000,00 TL’lik bir pay devri izin ücretinin iadesi talebiyle açılan davada yanıtladı.

Danıştay 13. Dairesi, 01.12.2025 tarihli ve E.2022/210, K.2025/3692 sayılı kararıyla, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra yasama organı aynı konuyu kanunla yeniden düzenlemişse uyuşmazlığın bu yeni kanuni düzenlemeye göre çözülmesi gerektiğini kabul etmiş ve davayı oyçokluğuyla reddetmiştir. Karşı oy ise yeni kanunda geçmişe uygulanacağına dair bir hüküm bulunmadığını vurgulamıştır.

Kısa özet: 2 numaralı faaliyet bölgesinde A grubu yetkili müessese olarak döviz alım satımı yapan bir anonim şirket, paylarının %75’inin devri için 24.11.2021 tarihinde Yetkili Müesseseler Bilgi Sistemi üzerinden izin başvurusunda bulunmuştur. İdare, pay devri izin başvuru ücretinin yatırılmasını istemiş; şirket 23.12.2021 tarihinde 3.750.000,00 TL’yi ihtirazi kayıtla ödemiştir. Şirket, ücreti düzenleyen Yönetmelik ve Tebliğ hükümlerinin, ücret istemine ilişkin işlemin iptalini ve ödenen tutarın iadesini istemiştir. Dava sürerken Anayasa Mahkemesi dayanak kanun hükmünü iptal etmiş, 7555 sayılı Kanun ise ücretleri kanuna ekli tarifelerle yeniden belirlemiştir. Daire, uyuşmazlığı yeni kanuna göre çözerek davayı reddetmiştir.

💱 Pay devri başvurusu ve ihtirazi kayıtla ödeme

Davacı şirket, 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun kapsamında ticari amaçla döviz alım satımı yapan, 2 numaralı faaliyet bölgesinde A grubu yetkili müessese belgesine sahip bir anonim şirkettir. Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin 2018-32/45 sayılı Tebliğ’in 18. maddesine göre yetkili müesseselerin hisse devirleri Bakanlığın iznine tabidir; aynı maddenin yedinci fıkrası ise mevcut ortaklar dışındaki kişilere yapılacak devirlerde Yönetmelikte belirlenen ücretin yatırıldığını gösteren belgenin başvuruya eklenmesini zorunlu tutmaktadır.

Şirket, paylarının %75’inin devri için 24.11.2021 tarihinde bilgi sistemi üzerinden izin istemiştir. İdare 17.12.2021 tarihli bildirimle hisse devir izin başvuru ücretinin yatırılması gerektiğini bildirmiş, şirket de işlemlerin tamamlanabilmesi için 23.12.2021 tarihinde 3.750.000,00 TL‘yi ihtirazi kayıtla ödemiştir. Dava tarihinde yürürlükte olan Yönetmeliğin Ek-1’inde 2 numaralı faaliyet bölgesindeki A grubu yetkili müesseseler için başvuru ücreti 5.000.000,00 TL olarak belirlenmişti; Yönetmeliğin 4. maddesinin dördüncü fıkrası bu ücretin devralınacak hisse oranı nispetinde alınacağını öngörüyordu.

Şirket, Danıştay’da doğrudan dava açarak üç talepte bulunmuştur: Yönetmeliğin 4. maddesinin dördüncü fıkrası ile Ek-1’inin iptali, Tebliğ’in 18. maddesinin yedinci fıkrasının iptali ve ücret isteyen işlemin iptali ile ödenen tutarın iadesi.

🗂️ Tarafların ileri sürdükleri

Davacı şirket, dayanak kanun maddesinin idareye hangi alanda düzenleme yetkisi verdiğini belirsiz bıraktığını, pay devri izin ücretinin vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülük niteliğinde olduğunu ve bu nitelikteki bir yükün ancak kanunla konulabileceğini ileri sürmüştür. Şirkete göre 1567 sayılı Kanun’da pay devirleri için ücret alınacağına dair bir kural bulunmadığından Yönetmelik ve Tebliğ ile böyle bir yükümlülük getirilemezdi; ayrıca ücret orantısızdı ve kamu yararı amacı taşımıyordu.

İdare ise kanunun ücretin yükümlüsünü ve konusunu belirlediğini, teknik ayrıntıların düzenleyici işlemlere bırakıldığını ve ücretlerin makul olduğunu savunmuştur. Danıştay Tetkik Hâkimi davanın reddi gerektiği düşüncesindedir.

🏛️ Anayasa Mahkemesinin iptal kararı

Dava sürerken Anayasa Mahkemesi, 09.05.2024 tarihli ve E.2021/106, K.2024/101 sayılı kararıyla, 1567 sayılı Kanun’un 7333 sayılı Kanun’la yeniden düzenlenen 4. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesindeki “(…) altı milyon Türk lirasını geçmemek üzere yönetmelikte belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde (…)” bölümünü iptal etmiştir. Kararda aktarılan gerekçeye göre:

  • Yetkili müesseselerden başvuru, izin, belge ve bilgi sistemi sunumu için alınan ücret, resim benzeri mali yükümlülüktür.
  • Ücretin yükümlüsü ve konusu kanunda belirlenmiş olsa da miktarı açıkça düzenlenmemiştir; yalnızca bir üst sınır öngörülmesi ücretin kanunla belirlendiği anlamına gelmez.
  • Her bir izin veya hizmet için alınacak tutarın nispi oran ya da maktu tutar olarak kanunda gösterilmesi gerekirdi.
  • Kural, mülkiyet hakkı ile teşebbüs özgürlüğünün kanunla sınırlanması şartını karşılamamakta, verginin kanuniliği ve yasama yetkisinin devredilmezliği ilkeleriyle bağdaşmamaktadır (Anayasa m. 7, 13, 35, 48 ve 73).

İptal hükmünün, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra, 22.07.2025 tarihinde yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Döviz, hisse ve tahvil işlemlerine ilişkin düzenleme yetkisinde kanunilik şartını ele alan başka bir norm denetimi kararı için döviz ve hisse yetkisinde kanun şartı yazısına bakılabilir.

📜 7555 sayılı Kanun ile gelen tarifeler

İptal kararının ardından 24.07.2025 tarihli ve 32965 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7555 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle 1567 sayılı Kanun’un 4. maddesi değiştirilmiş ve Kanun’a (1), (2) ve (3) sayılı Ücret Tarifeleri eklenmiştir. Güncel metinde öne çıkan noktalar şunlardır:

  • Ticari amaçla döviz alım satımı, Borsa İstanbul Kıymetli Madenler Piyasasında üyelik, kıymetli maden rafinajı ve Kimberley Süreci kapsamındaki faaliyetler Bakanlık iznine tabidir.
  • Bu şirketlerin pay devri izinlerinde ilgili tarifede belirtilen ücret, devralınacak pay oranı nispetinde alınır; birden fazla faaliyet izni varsa her biri için ayrıca ücret alınır.
  • Payların veraset yoluyla intikali, devrin mahkeme kararından kaynaklanması veya payları devralanın mevcut pay sahibinin eşi, altsoyu, üstsoyu ya da kardeşi olması hâlinde ücret alınmaz.
  • Ücretler vergi dairelerine yatırılır, her yıl yeniden değerleme oranında artırılır; tahsilde ilk başvuru tarihindeki ücret esas alınır ve Cumhurbaşkanı tutarları iki katına kadar artırabilir veya yarısına kadar indirebilir.

Daireye göre, davacının içinde bulunduğu şube açma yetkisini haiz A grubu ve 2 numaralı faaliyet bölgesi için (1) sayılı Tarifede belirlenen ücret 21.589.500,00 TL’dir. Yönetmeliğin Ek-1’i ise 22.11.2025 tarihli değişiklikle kaldırılmıştır.

⚖️ Dairenin yaklaşımı: yeni kanun uygulanır

Daire önce, Anayasa’nın 153. maddesindeki “iptal kararları geriye yürümez” kuralının mutlak biçimde anlaşılamayacağını hatırlatmıştır. İtiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine götürülen davalarda ve emsal nitelikteki davalarda, iptal edilen kanun hükmüne dayanılarak tesis edilmiş idari işlemlerin denetiminde iptal kararı gerekçesiyle birlikte dikkate alınmalıdır; aksi hâlde Anayasa’ya aykırılığı saptanmış bir kuralın uygulanması hukuken korunmuş olur. Bu çerçevede Daire, iptal kararı nedeniyle dava konusu Yönetmelik ve Tebliğ hükümlerine göre alınan pay devri ücretlerinin yasal dayanağının kalmadığını tespit etmiştir.

Ancak karar bu tespitte durmamıştır. Daireye göre:

  1. İptal kararının ardından yasama organı 7555 sayılı Kanun’la pay devri izin ücretlerini doğrudan kanunda düzenlemiştir.
  2. Bir kanun hükmü iptal edildikten sonra yeni bir kanuni düzenlemeyle bu ücretlerin alınmasına imkân tanınmışsa, uyuşmazlık bu düzenlemeye göre çözülmelidir.
  3. Aksi yaklaşım, iptal edilen düzenlemeye dayanan işlemlerin muhataplarından bu ücretlerin hiç alınmaması sonucunu doğurur.
  4. Faaliyet ve pay devri izinleri için öngörülen ücretler, idarenin verdiği hizmetin karşılığı olmaktan çok bu alanda faaliyet gösterecek kişilerin yeterli mali güce sahip olmasını sağlamak ve piyasaya girişi kontrol altında tutmak amacı taşımaktadır.

Bu gerekçelerle Yönetmeliğin 4. maddesinin dördüncü fıkrasında, Ek-1’inde ve Tebliğ’in 18. maddesinin yedinci fıkrasında hukuka aykırılık görülmemiş; uygulama işleminin de hukuka uygun olduğu, bu nedenle ihtirazi kayıtla ödenen ücretin iadesi isteminin yasal dayanağı bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Dava reddedilmiş, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık tutulmuştur.

📎 Karar metni: Danıştay 13. Dairesinin kararı, mevzuat.adalet.gov.tr üzerinde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir.

🗣️ Karşı oyun itirazı

Karşı oy yazısı, Anayasa’nın 153. maddesindeki geriye yürümezlik kuralının yalnız lafzına bağlı kalınarak yorumlanmasının bazı durumlarda adalete ve hukuk devleti ilkesine aykırı sonuçlar doğurabileceğini belirtmiştir. Karşı oya göre:

  • Kanunlar kural olarak yürürlüğe girdikten sonraki olaylara uygulanır; 7555 sayılı Kanun’un 3. maddesinde dava konusu işlemlere uygulanacağına dair bir hüküm yoktur, bu nedenle yeni kanun bu davada uygulanmamalıdır.
  • İdarenin yeni kanuni düzenlemeye göre yeniden işlem tesis edebilmesi mümkündür.
  • İptal edilen kanun hükmüne dayanan ve mülkiyet hakkı ile teşebbüs özgürlüğüne sınırlama getiren düzenlemelerin kanuni dayanağı kalmamıştır; düzenlemelerin ve işlemin iptali ile ödenen tutarın iadesi gerekir.

🔎 Kararın sınırları

Kararın değerlendirmesi, iptal kararından sonra aynı konuyu kanunla yeniden düzenleyen bir yasama işleminin bulunduğu durumla sınırlıdır. Yasa koyucunun iptal sonrasında yeni bir düzenleme yapmadığı dosyalarda, Dairenin de vurguladığı üzere iptal kararının gerekçesi işlemin denetiminde dikkate alınacağından farklı bir sonuca ulaşılması mümkündür.

Yetkili müesseselerin faaliyet izinlerine ilişkin farklı uyuşmazlıklar da Danıştay önüne gelmektedir. Ortağın yetkisiz döviz işlemi nedeniyle faaliyet izninin iptali ortağın yetkisiz döviz işlemi yazısında, kıymetli maden aracı kuruluşunun izninin iptali ise kıymetli madende izin iptali yazısında ele alınmıştır.

❓ Merak edilenler

Ödenen 3.750.000,00 TL nasıl hesaplanmıştı?

Dava tarihinde yürürlükte olan Yönetmeliğin Ek-1’inde 2 numaralı faaliyet bölgesindeki A grubu yetkili müesseseler için ücret 5.000.000,00 TL olarak belirlenmişti. Yönetmelik bu ücretin devralınacak hisse oranı nispetinde alınacağını öngördüğünden, %75’lik devir için istenen tutar 3.750.000,00 TL olmuştur.

Daire, Anayasa Mahkemesinin iptal kararını yok mu saymıştır?

Hayır. Daire, iptal kararı nedeniyle dava konusu düzenlemelere göre alınan ücretlerin yasal dayanağının kalmadığını açıkça kabul etmiştir. Sonucu değiştiren unsur, iptalden sonra 7555 sayılı Kanun’la pay devri ücretlerinin kanunda yeniden düzenlenmiş olmasıdır.

Hangi pay devirlerinde ücret alınmaz?

1567 sayılı Kanun’un güncel 4. maddesine göre payların veraset yoluyla intikal etmesi, devrin bir mahkeme kararından kaynaklanması veya payları devralacak kişinin mevcut pay sahibinin eşi, altsoyu, üstsoyu ya da kardeşi olması hâlinde ücret alınmaz. Dava tarihindeki Yönetmelik ve Tebliğ metinleri ise yalnızca veraset ile altsoy ve üstsoy istisnalarını içeriyordu.

Karar kesinleşmiş midir?

Kararda, tebliğden itibaren otuz gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolunun açık olduğu belirtilmiştir. Kararın kesinleşip kesinleşmediğine ilişkin bilgi kaynakta yer almamaktadır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim kanalları iletişim sayfasında, benzer kararlar Emsal Kararlar arşivinde bulunmaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 13. Dairesinin mevzuat.adalet.gov.tr üzerinde yayımlanan kararından derlenmiştir. Karar oyçokluğuyla verilmiş olup İdari Dava Daireleri Kurulu incelemesine açıktır; temyiz sonucu bilinmemektedir. Ücret tutarları ve istisnalar 1567 sayılı Kanun’a ekli tarifelere ve sonraki değişikliklere göre farklılık gösterebilir. Başvuru tarihi, faaliyet bölgesi ve izin türü farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu