Emsal KararlarŞirket Hukuku

Hisse Devrinde Gabin İddiası – Kayseri BAM 6. HD 2026/1824

Bir anonim şirketteki payını yüzbinlerle ifade edilen bir bedelle devreden ortak, bir yıl kadar sonra aynı şirketin yüzde onluk bir payının milyonlarca liralık değerleme üzerinden fonlandığını görürse, aradaki farkı “aşırı yararlanma” olarak geri isteyebilir mi? Türk Borçlar Kanunu’nun 28. maddesi bu soruya kapı aralar; ancak kapıdan geçmek için edimler arasındaki açık oransızlığın ve bu oransızlığın zor durumdan, düşüncesizlikten ya da deneyimsizlikten yararlanılarak sağlandığının ispatlanması gerekir. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, bu türden bir uyuşmazlıkta ilk derece mahkemesinin ret kararını, bilirkişi raporuna yapılan itirazlar karşılanmadan hüküm kurulduğu gerekçesiyle kaldırmıştır.

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 30.09.2026 tarihli ve E.2026/1587, K.2026/1824 sayılı kararıyla, gabine dayalı oransızlığın giderilmesi talebini reddeden Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi kararını kaldırmış ve dosyayı yeniden görülmek üzere ilk derece mahkemesine göndermiştir. Karar, payın gerçek değerinin tespitinde bilirkişi raporuna yöneltilen itirazların HMK 281 çerçevesinde karşılanması gerektiğini vurgulamaktadır.

Kısa özet: Davacı, bir anonim şirketteki yüzde yirmi payını Aralık 2023’te davalılardan birine devretmiş, devirden yaklaşık bir yıl sonra şirketin yüzde onluk payının 7.500.000 TL değerleme üzerinden fonlandığını ileri sürerek TBK 28 uyarınca edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesi, bilirkişi kurulunun payın devir tarihindeki değerini 801.905,86 TL olarak hesapladığı raporu esas alıp objektif unsurun gerçekleşmediği sonucuna varmış ve davayı reddetmiştir. Bölge adliye mahkemesi ise rapora süresinde itiraz edildiği hâlde ek rapor alınmadan karar verilmesini eksik inceleme saymış, kararı HMK 353/1-a-6 uyarınca kesin olarak kaldırmıştır.

🧾 Payın el değiştirmesi ve sonraki fonlama

Dava dilekçesine göre davacı, medikal ve kimya sektöründe faaliyet gösteren bir anonim şirketin yüzde yirmi payına sahiptir. Davacı, 2023 yılından itibaren ekonomik olarak zor duruma düştüğünü, sanayide çalışan ve şirketin işlerinden uzak kalan biri olduğunu, davalıların kendisine şirketin zarar ettiği, kâr elde etmediği ve batmaya doğru gittiği yönünde bilgi verdiğini ileri sürmüştür. Bu ortamda yüzde yirmi pay, davacının beyanına göre 700.000 TL karşılığında davalılardan birine devredilmiştir.

Davacının asıl dayanağı, devirden sonraki gelişmedir. Dilekçede, devrin Aralık 2023’te gerçekleştiği, Aralık 2024’te ise şirketin değerlemesi yapılarak yüzde onluk payının 7.500.000 TL üzerinden fonlandığı ve sonuçta yüzde onluk pay için 8.298.338 TL fon sağlandığı belirtilmiştir. Davacıya göre bu tablo, davalıların şirketin gerçek potansiyelini bildiklerini ve payı değerinin çok altında devraldıklarını göstermektedir. Davacı, gabine dayalı olarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesi için fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak her bir davalıdan şimdilik 500 TL istemiş, ayrıca ihtiyati haciz ve şirket varlıklarına tedbir talep etmiştir.

Davalılar ise davanın husumet, hak düşürücü süre ve esas yönünden reddini savunmuştur. Savunmaya göre pay devri yalnızca davalılardan biri ile davacı arasında yapılmıştır; 13.11.2023 tarihinde yüzde onluk değeri 136.000 TL olan bir payın 06.12.2023 tarihinde 7.500.000 TL değerinde olduğu iddiası hayatın olağan akışına aykırıdır; davacı tacirdir ve basiretli hareket etmek zorundadır. İstinaf aşamasında davalılar ayrıca, kitle fonlama aracının pay karşılığı geleceğe yönelik bir projeye yaptığı yatırımın payın değeri anlamına gelmediğini savunmuştur.

🏛️ İlk derece mahkemesi neden reddetti?

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 29.04.2026 tarihli ve 2024/1043 E., 2026/392 K. sayılı kararında, payın devir tarihi olan 06.12.2023 itibarıyla gerçek değerini bilirkişi kuruluna hesaplatmıştır. 26.01.2026 tarihli rapora göre şirketin kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallarının gerçek değerleri dikkate alındığında davacıya ait yüzde yirmi payın değeri 801.905,86 TL’dir.

Mahkeme bu rakamdan hareketle şu sonuca ulaşmıştır:

  • Hisse devir sözleşmesinde bedel 272.000 TL olarak gösterilmiş, davacı ise devir karşılığında 700.000 TL aldığını belirtmiştir.
  • Payın hesaplanan değeri 801.905,86 TL olduğuna göre edimler arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamaktadır.
  • Davacının bu satıştan 23 gün önce dava dışı bir kişiye de yüzde yirmi payını aynı bedelle sattığı dosya kapsamıyla sabittir.

Gabinin objektif unsuru gerçekleşmediği için dava, davalılardan biri yönünden pasif husumet yokluğundan, diğeri yönünden esastan reddedilmiştir.

🔁 Dairenin kaldırma gerekçesi

Davacı istinaf dilekçesinde, raporun yalnızca bilanço ve demirbaş kalemlerine dayandığını, değerleme ve fonlama belgelerinin getirtilmediğini, rapora yönelik somut ve teknik itirazlarının karşılanmadığını ileri sürmüştür. Daire, HMK 355 uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı inceleme yapmış ve önce uyuşmazlığı tanımlamıştır: Yüzde yirmi payın 700.000 TL bedelle davalılardan birine devredildiği çekişmesizdir; tartışma bu devirde gabinin unsurlarının bulunup bulunmadığındadır.

Daire, bilirkişi heyetinin satış tarihindeki şirket değerini 4.009.529,31 TL, davacının payını 801.905,86 TL olarak belirlediğini, rapora süresinde itiraz edildiğini tespit etmiştir. Buna rağmen ilk derece mahkemesinin itirazları gözetmeden ve HMK 281 uyarınca ek rapor almadan hüküm kurması, eksik inceleme olarak değerlendirilmiştir. Sonuçta istinaf başvurusu kabul edilmiş, karar HMK 353/1-a-6 uyarınca kaldırılmış ve dosya, eksiklikler giderildikten sonra yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Karar oybirliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.

📎 Karar metni: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin kararı, Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) üzerinden yayımlanan ve Yargıtay Karar Arama sisteminde doğrulanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir, kalan kişisel veriler çıkarılmıştır.

⚖️ Aşırı yararlanmanın unsurları

TBK 28’e göre bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa ve bu oransızlık zarar görenin zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılarak gerçekleştirilmişse, zarar gören iki yoldan birini seçebilir. Daire de kararında bu iki yolu ve ispat yükünü şöyle özetlemiştir:

  • Objektif unsur: Edimler arasında açık bir oransızlık bulunmalıdır. Pay devrinde bu, devir bedeli ile payın devir tarihindeki gerçek değeri arasındaki farktır.
  • Sübjektif unsur: Sözleşmenin zarar gören tarafından tecrübesizce ya da düşüncesizce yapıldığı ve karşı tarafın bu durumdan bilerek yararlandığı kanıtlanmalıdır.
  • İspat yükü: Her iki unsuru ispat yükü davacıdadır.
  • Seçimlik haklar: Zarar gören sözleşmeden dönerek ediminin iadesini isteyebileceği gibi, sözleşmeye bağlı kalarak oransızlığın giderilmesini de isteyebilir. Somut olayda davacı ikinci yolu seçmiştir.
  • Süre: Daire, davanın bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiğini hatırlatmıştır. TBK 28/2’ye göre bu süre, düşüncesizlik veya deneyimsizliğin öğrenildiği, zor durumda ise bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlar ve her hâlde sözleşmenin kurulmasından itibaren beş yıl ile sınırlıdır.

Dairenin kaldırma gerekçesi objektif unsurun belirlenme biçimiyle ilgilidir. Sübjektif unsur ve süre itirazı, kaldırma kararında esastan karara bağlanmamış; bu konuların değerlendirilmesi yeniden yapılacak yargılamaya kalmıştır.

🔎 Değer tartışması ve bilirkişi raporu

Uyuşmazlığın kalbinde, aynı pay için birbirinden çok farklı rakamların bulunması yatmaktadır. Karar metnindeki veriler yan yana konduğunda tablo şöyledir:

KaynakDeğer
Devir sözleşmesinde gösterilen bedel (yüzde yirmi pay)272.000 TL
Davacının aldığını belirttiği bedel700.000 TL
Bilirkişi kurulu: payın 06.12.2023 değeri801.905,86 TL
Bilirkişi kurulu: şirketin toplam değeri4.009.529,31 TL
Davacıya göre Aralık 2024 fonlama değerlemesi (yüzde on pay)7.500.000 TL

HMK 281’e göre taraflar, raporun kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içinde eksik görülen hususların tamamlattırılmasını, belirsiz noktaların açıklattırılmasını veya yeni bilirkişi atanmasını isteyebilir. Mahkeme de eksiklik veya belirsizliğin giderilmesi için ek rapor alabilir, bilirkişiyi duruşmada dinleyebilir ya da gerekli görürse yeni bilirkişiyle tekrar inceleme yaptırabilir. Dairenin yaklaşımı, süresinde yapılmış bir itiraz karşısında bu araçlardan hiçbirine başvurmadan, itiraz edilen rapora dayanarak hüküm kurulamayacağıdır.

Bu yaklaşım, değer tespitinin belirleyici olduğu gabin davalarında ayrı bir önem taşır. Davacının itirazları, raporun yalnızca kayıtlı varlıklara dayanıp dayanmadığı, şirketin gelir potansiyelinin ve sonraki fonlama sürecinin değerlemede hesaba katılıp katılmadığı gibi noktalara yöneliktir. Bu sorular cevapsız kaldıkça rapordaki rakam denetlenebilir hâle gelmez.

📌 Fonlama değerlemesi devir bedelini ölçer mi?

Kararın en dikkat çekici yönü, paya yatırımcıların sonradan biçtiği değer ile devir anındaki değer arasındaki ilişkidir. Davacı, fonlamanın yapıldığı değerlemeyi gerçek piyasa değerinin göstergesi olarak sunmuş; davalılar ise pay karşılığı fonlamanın geleceğe yönelik bir projeye yapılan yatırım olduğunu, payın devir tarihindeki değerini yansıtmadığını savunmuştur. Daire bu tartışmayı esastan çözmemiş, ancak itirazların ek raporla değerlendirilmesini istemiştir.

TBK 28 açısından oransızlık, sözleşmenin kurulduğu andaki edimler karşılaştırılarak belirlenir. Bu nedenle sonraki bir fonlama turundaki değerleme kendiliğinden belirleyici olmasa da, devir tarihinde şirketin yatırım alma sürecinin ne aşamada olduğu, bu bilginin kimde bulunduğu ve değerlemenin hangi verilere dayandığı, hem objektif hem de sübjektif unsur bakımından ilgili olgular hâline gelebilir. Kitle fonlama platformu üzerinden pay ihraç eden bir şirkette genel kurul ve sermaye artırımına ilişkin başka bir uyuşmazlık için kitle fonlamada genel kurul yazısına, pay devrinin şekil şartlarına ilişkin bir istinaf kararı için çıplak pay devri ve yazılı şekil yazısına bakılabilir.

İlk derece mahkemesinin dayandığı, davacının devirden 23 gün önce dava dışı bir kişiye de payını aynı bedelle satmış olması olgusu da yeniden yargılamada diğer delillerle birlikte ele alınacaktır.

❓ Merak edilenler

Davacı neden sözleşmenin iptalini değil fark bedelini istedi?

TBK 28, zarar görene seçimlik bir hak tanır: sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirerek ediminin iadesini isteyebilir ya da sözleşmeye bağlı kalarak oransızlığın giderilmesini talep edebilir. Davacı ikinci yolu tercih etmiş ve edimler arasındaki farkın tahsilini istemiştir; Daire de bu talebin önünde hukuki bir engel bulunmadığını belirtmiştir.

Daire gabinin varlığını kabul etmiş midir?

Hayır. Daire yalnızca, bilirkişi raporuna yapılan itirazlar karşılanmadan ve ek rapor alınmadan karar verilmesini eksik inceleme saymıştır. Gabinin objektif ve sübjektif unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, yeniden yapılacak yargılamada belirlenecektir.

Tacir olmak gabin iddiasını tamamen engeller mi?

Davalılar, davacının tacir olduğunu ve basiret yükümlülüğü nedeniyle deneyimsizlik veya düşüncesizliğe dayanamayacağını savunmuştur. Kaldırma kararı bu savunmayı esastan tartışmamıştır; Daire sübjektif unsurun davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini belirtmekle yetinmiştir. Bu nedenle kararda tacir sıfatının gabin iddiasını kendiliğinden dışladığına dair bir tespit yoktur.

Bu karara karşı Yargıtay yolu açık mıdır?

Hayır. Kaldırma kararı HMK 353/1-a-6 uyarınca dosya üzerinde ve kesin olarak verilmiştir. Dosya ilk derece mahkemesine dönmüş olup yeniden verilecek hüküm, kendi kanun yolu denetimine tabi olacaktır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim kanalları iletişim sayfasında, diğer güncel kararlar Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin Bedesten üzerinden yayımlanan kararından derlenmiştir. Karar bir kaldırma kararıdır ve gabinin varlığı hakkında esasa ilişkin bir tespit içermez; yeniden yapılacak yargılamanın sonucu bilinmemektedir. Payın değeri, devir koşulları ve tarafların bilgi düzeyi farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu