Ekstreye Sessiz Kalan Yatırımcı – Yargıtay 11. HD 2023/2651

Temmuz ayında yatırım hesabına 200.000,00 TL yatıran bir banka müşterisi, aylık ekstrelerde bakiyenin önce 180.000,00 TL’ye, ardından 120.000,00 TL’ye, 102.000,00 TL’ye ve yıl sonunda 40.000,00 TL’ye indiğini görür. Hesapta kendisinin vermediğini söylediği hisse alımları vardır. Ancak ilk üç ayın ekstreleri kendisine gönderilmiş, o işlemlere itiraz edilmemiştir. Bu tablo, talimatsız işlemden doğan zararın hangi tarihten itibaren bankaya yükleneceği, yatırımcının kendi payına ne kadar kusur düşeceği ve faizin hangi türden işletileceği sorularını bir arada gündeme getirir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 03.05.2023 tarihli ve E.2023/2175, K.2023/2651 sayılı kararıyla, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun direnme kararını yerinde bulmasının ardından esasa ilişkin temyiz itirazlarını incelemiş; bankanın sorumluluğunu Eylül 2011 sonrasındaki işlemlerle sınırlayan ve %20 müterafik kusur indirimi yapan kararı korumuş, yalnız faiz türünü değiştirerek hükmü düzelterek onamıştır.
📉 Yatırım hesabında eriyen 160.000 TL
Dava dilekçesine göre davacı, 2011 yılı Temmuz ayında davalı bankaya, yatırım hesabında değerlendirilmek üzere 200.000,00 TL yatırmıştır. Banka tarafından gönderilen ekstrelerde hesap bakiyesi şöyle görünmüştür:
- Temmuz 2011 ekstresi: 180.000,00 TL,
- Ağustos 2011 ekstresi: 120.000,00 TL,
- Eylül 2011 ekstresi: 102.000,00 TL,
- Aralık 2011: 40.000,00 TL.
Davacı, bankanın kendi rızası ve talimatı dışında yatırım hesabında hisse alımları yaparak zarara yol açtığını ileri sürmüştür. Talebi iki kalemden oluşmuştur: yatırım hesabındaki paradan doğan 160.000,00 TL zarar ile mevduatın yüksek getirili yatırım kanallarında değerlendirilememesinden doğan şimdilik 10.000,00 TL zarar. Toplam 170.000,00 TL’nin en yüksek ticari faiziyle birlikte tahsili istenmiştir. Dilekçedeki bu faiz ifadesi, yıllar sonra Yargıtay’ın hükmü düzelttiği noktanın kaynağı olacaktır.
🏦 Bankanın savunması: sözlü talimat ve aracılık
Davalı banka, davacının mevduatını hisse senedi piyasasında değerlendirmek üzere özel bankacılık personeline sözlü talimat verdiğini, zararın davacının kendi iradesiyle oluştuğunu, bankanın kendiliğinden hareket etmediğini ve yalnızca hisse alım satımına aracılık ettiğini savunmuştur.
Temyiz aşamasında bu savunma genişletilmiştir. Banka; davacının işlemlerin tümünü kendi inisiyatifiyle yaptığını, zarar etmeye başladığını bildiği hâlde işleme devam ettiğini, ilk üç ay düzenli olarak hisse hareketlerini gösteren ekstre gönderildiğini, davacının Eylül 2011’den sonraki dönem için ekstre talep etmediğine dair yazılı beyan verdiğini ve riskleri bilen bilinçli bir müşteri olduğunu ileri sürmüştür. Faize, faiz başlangıcına ve faiz oranına da ayrıca itiraz etmiştir.
📑 Ticaret mahkemesi: Eylül 2011 sınırı ve %20 kusur
Ticaret mahkemesi, 19.03.2018 tarihli ve 2017/1170 E., 2018/354 K. sayılı kararında (Yargıtay’ın 19.06.2017 tarihli bozma kararına uyularak) şu tespitlere dayanmıştır:
- Davacı, hisse alım satım işlemlerini davalı bankanın çalışanı aracılığıyla yürütmüştür; çalışan bu işlemlerde özensiz ve kusurlu davranmıştır.
- Telefon görüşmelerine ilişkin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile GSM operatörü kayıtları dosyaya alınmıştır.
- Banka, davacıdan yazılı, sözlü veya telefonla emir aldığını kanıtlayamamış, bu yönüyle SPK mevzuatına aykırı davranmıştır.
- Ancak 30.09.2011 tarihine kadar yapılan alım satım hareketleri ekstrelerle davacıya bildirilmiş, davacı bu işlemlere karşı çıkmamıştır.
- Bu nedenle bankanın sorumluluğu, Eylül 2011’den sonraki hisse alım satımlarıyla sınırlıdır.
- Davacının da yapılan işlemler nedeniyle %20 oranında müterafik kusuru vardır.
Mahkeme, Eylül 2011 sonrasındaki işlemler nedeniyle oluşan zararı 57.265,90 TL olarak belirlemiş, bunun %80’ine karşılık gelen 45.812,72 TL‘nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka faiziyle bankadan tahsiline karar vermiştir.
🔁 İki bozma, bir direnme ve Hukuk Genel Kurulu
Dosya, Yargıtay ile ilk derece mahkemesi arasında birkaç kez gidip gelmiştir. Daire, 25.09.2019 tarihli ve 2018/4256 E., 2019/5844 K. sayılı ilamıyla kararı yeniden bozmuştur. Bozmanın iki dayanağı vardır:
- Sorumluluğun gerekçesi: Yatırım çerçeve sözleşmesi hükümleri değerlendirilmemiş, olaya hangi tebliğin uygulandığı tartışılmamıştır. Telefon görüşme içerikleri dosyada bulunmasa da telefon trafik verileri, davacı talimatları, ekstre içerikleri, uygulanacak tebliğ ve yönetmelik ile sözleşme hükümlerinin bankanın sorumluluğuna etkisi tartışılmalıdır.
- Zarar hesabı: Daire, 30.09.2011-29.12.2011 arasındaki hisse senedi değer farkının zarar olarak kabulünü doğru bulmamış; esas olanın, talimat olmadan yapılan işleme dair tutarın zarar olarak belirlenmesi olduğunu belirtmiştir.
İlk derece mahkemesi bu bozmaya uymamış ve direnme kararı vermiştir (2020/10 E., 2020/202 K.). Mahkemeye göre bozma ilamında belirtilen hususlar zaten dosya kapsamında bulunmakta, telefon görüşmeleri ilk karardan itibaren araştırılmakta ve tüm deliller değerlendirilerek karar verilmiş bulunmaktadır.
Banka direnme kararını temyiz etmiş, Daire bozma kararını yerinde bularak dosyayı Hukuk Genel Kuruluna göndermiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 11.10.2022 tarihli ve 2020/11-652 E., 2022/1269 K. sayılı ilamıyla; önceki bozma kararlarının gereğinin yerine getirildiğini, tarafların dayandığı tüm delillerin toplanıp değerlendirildiğini, hâkimin davayı aydınlatma görevi kapsamında gerekli araştırmaları yaptığını ve somut olaya uygulanacak tebliğlere göre değerlendirme yapıldığını belirterek direnme kararını yerinde bulmuştur. Esasa ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya yeniden Daireye gönderilmiştir.
⚖️ Daire: talep edilen faiz aşılamaz
Dosyanın bu son aşamasında Daire, uyuşmazlığı bankanın aracılık ettiği hisse alım satım işlemlerinden doğan zararın tazmini olarak nitelendirmiş ve ilgili hukuk olarak HMK m.24, 25, 26 ve 31’i göstermiştir. Değerlendirme iki bentten oluşmuştur:
- Uyulan bozma kararı gereğince hüküm verildiği ve delillerin takdirinde isabetsizlik bulunmadığı için bankanın faiz dışındaki temyiz itirazları reddedilmiştir.
- Davacı dava dilekçesinde en yüksek ticari faiz istemiş, mahkeme ise en yüksek banka faizine hükmetmiştir. Daire’ye göre bu, HMK m.26 uyarınca talebin aşılması anlamına gelir ve bozmayı gerektirir.
Ne var ki Daire, bu yanlışlığın giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına gerek görmemiştir. HMK geçici m.3 ve 5236 sayılı Kabahatler Kanunu geçici m.2 yollamasıyla uygulanan 1086 sayılı HUMK m.438/7 gereğince hüküm fıkrasının (2) numaralı bendindeki “en yüksek banka faiziyle” ibaresi çıkarılmış, yerine “3095 sayılı Yasa’nın 2 maddesi gereğince değişen oranlarda avans faiziyle” ibaresi yazılmıştır. Karar bu şekilde düzeltilerek onanmış, 03.05.2023 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
🧭 Karardan çıkan dört çizgi
Daire ayrıca bir ilke cümlesi kurmamış olsa da, direnmeyle korunan ilk derece gerekçesi ve Daire’nin son incelemesi birlikte okunduğunda dört ayrım öne çıkmaktadır:
- İspat yükü bankadadır: Banka, davacıdan yazılı, sözlü veya telefonla emir aldığını kanıtlayamadığında, “sözlü talimat verildi” savunması tek başına sorumluluğu ortadan kaldırmamıştır.
- Bildirilen ve itiraz edilmeyen işlemler ayrı tutulmuştur: Ekstrelerle davacıya bildirilen ve itiraz görmeyen 30.09.2011’e kadarki işlemler bankanın sorumluluğu dışında bırakılmıştır. Ekstrenin yatırımcıya ulaşması, sonraki itirazların kapsamını belirleyen bir tarih çizgisi işlevi görmüştür.
- Yatırımcının kusuru tazminatı azaltır: Talimatsız işlem kabul edilse bile davacının %20 müterafik kusuru nedeniyle tazminat 57.265,90 TL’den 45.812,72 TL’ye indirilmiştir.
- Faiz türü talebe bağlıdır: Mahkeme, davacının istediği faiz türünden farklı ve daha geniş bir faiz türüne hükmedemez; ancak düzeltme yeniden yargılama gerektirmiyorsa Yargıtay hükmü kendisi düzeltebilir.
Talimatsız işlem davalarında zarar hesabının nasıl yapılacağına dair farklı bir yaklaşım için işlem bazlı zarar hesabı kararına; sonradan verilen onayın etkisi için opsiyona sonradan verilen onay kararına bakılabilir. Bu dosyanın ayırt edici yönü, Daire’nin değer farkı hesabına yönelik bozmasına karşı direnilmesi ve Hukuk Genel Kurulunun direnmeyi yerinde bulmasıdır.
❓ Okuyucuların sorabileceği sorular
Ekstreye itiraz edilmemesi işlemlerin onaylandığı anlamına mı geliyor?
Banka sözlü talimat aldığını söylerse ispat kime düşer?
Talimatsız işlem kabul edilirse zararın tamamı mı ödenir?
Dava dilekçesinde yazılan faiz türü neden önemli?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; yatırım hesabı ve aracı kurum uyuşmazlıklarına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan düzelterek onama kararından derlenmiştir. Karar, 2011 yılında yapılan işlemlere, o tarihteki sözleşme ilişkisine ve Hukuk Genel Kurulunun direnmeyi yerinde bulduğu özel bir yargılama sürecine dayanır; Daire’nin son incelemesi davalı bankanın temyiz itirazlarıyla sınırlı kalmıştır. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; talimatın biçimine, ekstrelerin içeriğine ve tebliğine, telefon kayıtlarına, uygulanacak tebliğ ve sözleşme hükümlerine, kusur oranına ve dilekçede istenen faiz türüne göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




