Yasal Faiz İsteyene Mevduat Faizi – Yargıtay 9. HD 2026/1615

Kanun, gününde ödenmeyen ücret için işçiye daha yüksek bir faiz tanır; ama mahkeme bu faizi kendiliğinden uygulayabilir mi? İş Kanunu’nun 34. maddesi, ödenmeyen ücretlere mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanacağını söyler. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesi ise hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğunu, talepten fazlasına karar veremeyeceğini düzenler. İki kural, işçi vekilinin dilekçesinde yalnızca “yasal faiz” istediği bir dosyada karşı karşıya gelmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 24.02.2026 tarihli ve E.2025/10133, K.2026/1615 sayılı kararıyla, yasal faiz talep edilmesine rağmen ücret alacağına en yüksek banka mevduat faizi işletilmesini taleple bağlılık ilkesine aykırı bulmuş; ayrıca kısmen kabul edilen davada davalı lehine vekâlet ücreti eksikliğini tespit ederek İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesinin kararını düzelterek onamıştır.
📑 Maaşı ileride belirlenecek direktör
Davacı, 11.11.2013 ile 02.12.2016 tarihleri arasında davalı şirketin işyerinde işletme direktörü olarak çalıştığını ileri sürmüştür. Taraflar 08.10.2013 tarihinde bir protokol imzalamıştır. Protokolde, faaliyetin kazançlı bir operasyona dönüşmesinden itibaren, faaliyetin niteliği ve geliri dikkate alınarak davacı için aylık bir maaş belirleneceği yazılıdır.
Dava dilekçesine göre çalışma üç dönemde farklı biçimde yürümüştür:
- Kasım 2013 – Nisan 2014: Davacı altı ay çalışmış, ancak sosyal güvenlik kurumuna işe giriş bildirimi yapılmamış ve hiçbir aylık ücret ödenmemiştir.
- Mayıs 2014’ten itibaren: Bildirim yapılmış, fakat direktör ücreti yerine asgari ücret üzerinden bildirilmiş ve aylık ücret yine ödenmemiştir.
- Eylül 2015’ten itibaren: Davacı aylık ücret almaya başlamış, ancak bu ücret de direktör ücretinin altında kalmıştır.
Davacı bu nedenlerle ücret alacağının davalıdan tahsilini istemiştir. Dava, belirsiz alacak davası olarak açılmış ve yargılama sırasında ıslah yoluna gidilmiştir. Dava ve ıslah dilekçelerinde ücret alacağı için istenen faiz türü yasal faiz olarak gösterilmiştir. Kararın sonucunu belirleyen ayrıntı budur.
🤝 Şirketin savunması: ortaklık mı, iş ilişkisi mi?
Davalı şirket, davacının proje müdürü sıfatıyla çalıştığını ve ücretlerinin eksiksiz ödendiğini savunmuştur. Şirkete göre protokol bir proje ortaklığına ilişkindir; protokol hükümlerine göre ücret ödeme yükümlülüğü yoktur. Buna rağmen davacıya, projeye beklenen katkıyı sağlayamadığı dönemde iyiniyet kuralları çerçevesinde ücret ödenmeye başlanmıştır. Şirket ayrıca projenin başarısız olduğunu, ortaklığa davacının kendisinin son verdiğini ve ardından ücret talebiyle dava açmasının kötüniyetli olduğunu ileri sürmüştür.
Temyiz aşamasında davalı aynı çizgiyi sürdürmüş; taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, ticari bir anlaşma yapıldığını, tespit edilen ücretin hatalı olduğunu ve bildirdikleri emsal çalışanın ücretinin esas alınması gerektiğini, faizin hatalı işletildiğini ve lehlerine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin yanlış olduğunu savunmuştur.
🏢 İş mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi
İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesi (2023/360 E., 2024/44 K.), davacının ücretini aylık brüt 10.705,50 TL olarak tespit etmiştir. Mahkemeye göre ücretin ödendiğini ispat yükü davalı işverendedir ve davalı bu yükü yerine getirememiştir. Ücret alacağı talebi kabul edilmiştir.
Kararı her iki taraf istinaf etmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi (2025/642 E., 2025/1237 K.) şu değerlendirmeleri yapmıştır:
- Davacının direktör olarak en son aylık brüt 10.705,50 TL ücretle çalıştığı tespiti ve ödenen ücretlerin mahsubundan sonra fark ücret alacağının belirlenmesi dosya kapsamına uygundur; tarafların bu yöndeki istinaf nedenleri yerinde değildir.
- Dava belirsiz alacak davası olarak açıldığından, hüküm altına alınan alacağın tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmelidir; ilk derece mahkemesinin faizi dava ve ıslah tarihlerine bölmesi doğru değildir.
Bu gerekçeyle davalının istinafı esastan reddedilmiş, davacının istinafı kabul edilmiş; ilk derece kararı kaldırılarak dava yeniden kısmen kabul edilmiştir. Yeniden kurulan hükümde ücret alacağına “en yüksek banka mevduat faizi” işletilmesine karar verilmiş, ancak reddedilen kısım için davalı lehine vekâlet ücreti öngörülmemiştir.
🏛️ Yargıtay’ın üç tespiti
Daire uyuşmazlığı; davanın türü, ücret alacağının ispatı, faiz ve zamanaşımı olarak belirlemiş ve sonuca üç adımda ulaşmıştır.
1. Belirsiz alacak davası: Daire, koşulları bulunmadığı hâlde belirsiz alacak davası olarak açılan ücret alacağında davanın esasına girilmesinin kendi uygulamasına göre hatalı olduğunu hatırlatmıştır. Ancak daha önce bu gerekçeyle dava şartı yokluğundan ret kararları verilmediğini, Dairenin önceki görüşüne güvenilerek açılan davalarda bu hususun dava tarihi ve önceki kararlar gözetilerek bozma nedeni yapılmadığını belirtmiştir. Bu dosyada da belirsiz alacak davası nitelemesi bozma sebebi sayılmamıştır.
2. Esasa ilişkin itirazlar: İşçilik ilişkisinin varlığı, ücretin miktarı ve ispat yükü dâhil olmak üzere davalının diğer temyiz itirazları; tarafların iddia ve savunmaları, deliller, ispat kuralları ve kararın gerekçesi dikkate alınarak yerinde görülmemiştir.
3. Faiz ve vekâlet ücreti: Daire iki hata saptamıştır. Davacı yasal faiz istemiş olmasına rağmen talep aşılarak en yüksek banka mevduat faizine hükmedilmiştir. Ayrıca dava kısmen kabul edildiği hâlde reddedilen tutar yönünden davalı lehine vekâlet ücreti verilmemiştir. Bu hataların giderilmesi yeniden yargılama gerektirmediğinden HMK m.370/2 uyarınca karar düzeltilmiştir:
- Hüküm fıkrasının (B) bendinin (1) numaralı alt bendindeki “en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte” ibaresi çıkarılmış, yerine “yasal faizi aşmamak üzere en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte” ibaresi yazılmıştır.
- (B) bendine eklenen (9) numaralı alt bentle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 5.022,97 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine hükmedilmiştir.
Karar, bu düzeltmelerle DÜZELTİLEREK ONANMIŞTIR. Karar 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
⚖️ Taleple bağlılık ve İş Kanunu m.34
İş Kanunu’nun 34. maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi açıktır: “Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır.” Bu kural, ücret alacağının işçinin geçimi bakımından taşıdığı önemi gözeterek işçiye genel faizden daha yüksek bir faiz imkânı tanır.
Ne var ki maddi hukukun tanıdığı bir hakkın yargılamada hüküm altına alınabilmesi, o hakkın talep edilmesine bağlıdır. HMK m.26’ya göre hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez, duruma göre daha azına karar verebilir. Faiz türü de talep sonucunun bir parçasıdır. Kararda öne çıkan ayrımlar şunlardır:
- Kanunun tanıdığı faiz ile istenen faiz aynı şey değildir: İşçinin m.34’e göre daha yüksek faize hakkı bulunması, mahkemenin bu faize kendiliğinden hükmetmesine yetki vermez. Dilekçede yasal faiz istendiyse sınır yasal faizdir.
- Düzeltme biçimi: Daire faiz ibaresini tamamen silmemiş, “yasal faizi aşmamak üzere en yüksek banka mevduat faizi” ifadesini kullanmıştır. Bu formül, kanundaki faiz türünü korurken talep edilen yasal faiz oranını üst sınır olarak bağlamaktadır.
- Başlangıç tarihi ayrı bir konudur: Bölge adliye mahkemesinin belirsiz alacak davası nedeniyle faizin tamamını dava tarihinden başlatması Yargıtay tarafından değiştirilmemiştir; düzeltme yalnız faizin türü ve oranına ilişkindir.
- Kısmen kabulde karşı tarafın vekâlet ücreti: Dava kısmen reddedildiğinde, reddedilen kısım için vekille temsil edilen davalı lehine vekâlet ücreti hükmedilmesi gerekir; bu eksiklik de düzeltme yoluyla giderilmiştir.
Faiz talebinin kapsamına ilişkin benzer bir yaklaşım aile hukukunda da görülmektedir: boşanma tazminatına talep olmadan faiz yürütülemeyeceğine ilişkin karar aynı ilkenin başka bir alandaki uygulamasıdır. İşçilik alacaklarında faiz başlığının farklı bir görünümü için kıdem tazminatı faizine faiz yürütülmemesi kararına; belirsiz alacak davasının şartları için Hukuk Genel Kurulunun kıdem ve ihbar kararına bakılabilir.
📝 Faiz talebinin dilekçedeki yeri
Kararın uygulamadaki karşılığı, faiz türünün dava sonucunu doğrudan etkileyen bir talep unsuru olmasıdır. Bu dosyada işçi, ücretin tespiti, işçilik ilişkisinin varlığı ve ispat yükü gibi esasa ilişkin bütün tartışmalarda haklı bulunmuş; buna karşın dilekçelerdeki faiz talebi yasal faizle sınırlı kaldığı için kanunun öngördüğü daha yüksek oran hükümde sınırlandırılmıştır.
Kararın ortaya koyduğu diğer noktalar şöyle özetlenebilir:
- Ücretin ödendiğini ispat yükü işverendedir; işveren ödeme belgesi sunamadığında ücret alacağı kabul edilebilmektedir.
- Maaşın ileride belirleneceğini öngören bir protokol, çalışmanın iş ilişkisi niteliğini tek başına ortadan kaldırmamış; mahkemeler direktör ücretini dosya kapsamına göre belirlemiştir.
- Belirsiz alacak davası koşullarının bulunmadığı durumlarda Daire, önceki içtihadına güvenilerek açılan davalarda bunu bozma nedeni yapmamaktadır; bu tutum dava tarihine göre değerlendirilmektedir.
❓ Sık sorulan sorular
Ödenmeyen ücrete hangi faiz uygulanır?
Dilekçede yasal faiz istendiyse mahkeme mevduat faizine karar verebilir mi?
Kararda faiz hangi tarihten başlatıldı?
Davacı kazanmışken neden davalıya vekâlet ücreti ödenecek?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; ücret, faiz ve işçilik alacaklarına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan düzelterek onama kararından derlenmiştir. Yargıtay incelemesi yalnız davalının temyiz sebepleriyle sınırlı kalmış, alacağın toplam tutarı karar metninde yer almamıştır. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; dilekçelerdeki talep sonucuna, faiz türüne, davanın niteliğine, ücretin ispatına ve dava tarihine göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




