Emsal Kararlarİş Hukuku

Kısmi Dava Anayasaya Uygun – AYM K.2026/82

Bir işçi, işvereninden alacaklarını istemek için dava açar. Alacağın tutarı dava tarihinde hesaplanabilir durumdadır; bu yüzden işçi, belirsiz alacak davasının sağladığı kolaylıklardan yararlanamaz ve alacağın bir kısmını dava ederek ilerlemek zorunda kalır. Davaya bakan Ankara 73. İş Mahkemesi, bu tablonun hak arama özgürlüğünü daralttığını düşünerek kısmi davayı düzenleyen Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 109. maddesini Anayasa Mahkemesinin önüne taşır. Sorulan soru aslında tersinden kurulmuştur: Alacağın bölünerek dava edilebilmesi, davacıyı koruyan bir imkân mı, yoksa onu dezavantajlı bir yola iten bir kural mı?

Anayasa Mahkemesi, 16.04.2026 tarihli ve E.2025/231, K.2026/82 sayılı kararıyla, HMK 109. maddenin başlığına yönelik itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına, (1) numaralı fıkra ile (3) numaralı fıkradaki “kısmi” ibaresinin ise Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine oy birliğiyle karar vermiştir. Karar, 30.06.2026 tarihli ve 33296 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Kısa özet: İşçilik alacaklarının tahsili davasında Ankara 73. İş Mahkemesi, belirsiz alacak davasının talep artırımı, temerrüt ve zamanaşımı bakımından daha avantajlı olduğunu, miktarı belirlenebilir alacaklarda ise davacının ancak kısmi dava açabildiğini ileri sürerek HMK 109’un iptalini istemiştir. Anayasa Mahkemesi madde başlığının norm niteliği taşımadığını, kısmi dava imkânının ise yargılama giderleri ve peşin harç yükünü azaltarak mahkemeye erişimi kolaylaştırdığını belirtmiş; kuralları Anayasa’nın 2., 36., 141. ve 142. maddelerine aykırı bulmamıştır.

📜 İncelenen kural: HMK 109

Karar tarihinde HMK’nın 109. maddesi iki fıkradan oluşuyordu (ikinci fıkra 2015’te 6644 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırılmıştı):

  • 109/1: Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.
  • 109/3: Dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.

Anayasa Mahkemesi “Anlam ve Kapsam” bölümünde kısmi davanın sonuçlarını da özetlemiştir. Buna göre kısmi dava için talep konusunun bölünebilir olması şarttır; maddi veya hukuki nedenle bölünemeyen bir hak kısmi davayla ileri sürülemez. Alacağın bir kısmı dava edildiğinde zamanaşımı yalnızca dava edilen kısım için kesilir; borçlu daha önce temerrüde düşmemişse dava tarihinden itibaren faiz de yalnızca bu kısım için istenebilir. Davacı ise davayı kaybetme ihtimaline karşı yüksek yargılama giderlerinden korunmak için bu yolu tercih edebilir.

⚖️ İş mahkemesi neden itiraz etti?

Başvuru kararında ileri sürülen gerekçeler kararda şöyle özetlenmiştir:

  1. Talep sonucunun artırılması, borçlunun temerrüde düşürülmesi ve zamanaşımının kesilmesi konularında belirsiz alacak davası, davacı için kısmi davadan daha avantajlıdır.
  2. Dava tarihinde alacağın miktarı tam ve kesin olarak belirlenebiliyorsa alacak ancak kısmi dava yoluyla istenebilmektedir.
  3. Bu nedenle bazı işçilik alacakları belirsiz alacak davası yoluyla talep edilememektedir.
  4. Bu durum mahkemeye erişim hakkını sınırlamakta, yargılamaları uzatmakta ve mülkiyet hakkını zedelemektedir.

İtiraz eden mahkeme, kuralların Anayasa’nın 2., 5., 10., 13., 35., 36., 40. ve 141. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Dikkat çekici olan, itirazın kısmi davayı yasaklamaya değil, kısmi davanın davacıyı “zorunlu” bir dezavantaja ittiği iddiasına dayanmasıdır.

🏷️ Madde başlığı denetlenebilir mi?

Mahkeme önce madde başlığını (“Kısmi dava”) ele almıştır. Gerekçeye göre norm, insan davranışını yönlendirmek amacıyla emir, yasak, izin veya yetki içeren bir irade açıklamasıdır; bu nitelikte olmayan bir önerme hukuk kuralı sayılmaz. Madde başlıkları da başlı başına bir yargı ifade etmediğinden denetlenebilir norm değildir. Mahkeme bu yaklaşımı önceki E.2021/44 K.2024/172, E.2021/125 K.2023/213 ve E.2017/162 K.2018/100 sayılı kararlarına dayandırmış ve başlık yönünden karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir.

🧩 Reddin dört dayanağı

Kurallar, 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca Anayasa’nın 142. maddesi yönünden de incelenmiştir. Mahkeme; hukuk devleti (m.2), hak arama özgürlüğü (m.36), davaların en az giderle ve süratle sonuçlandırılması (m.141/4) ve yargılama usullerinin kanunla düzenlenmesi (m.142) ilkelerini birlikte değerlendirmiştir. Gerekçe dört ana noktada toplanabilir:

  • Yargılama gideri riski: HMK 323, 326 ve 330 uyarınca harç, masraf ve vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderleri ilke olarak haksız çıkan tarafa yüklenir. Alacağın tamamının tek seferde dava edilmesinin zorunlu tutulması, davanın reddi hâlinde davacıyı yüksek giderlerle karşı karşıya bırakabilir ve kişiyi dava açmaktan vazgeçirebilir.
  • Peşin harç yükü: Nispi harca tabi davalarda peşin harç dava değeri üzerinden hesaplandığından, talebin tamamının dava edilmesi harcı çok yüksek tutarlara çıkarabilir. Kısmi dava bu engeli hafifletir. Mahkemeye göre bu nedenle kuralların kamu yararı amacına yönelik olmadığı söylenemez.
  • Dava sayısının artması kaygısı: Kısmi davada dava edilmeyen kısım için zamanaşımının işlemeye devam etmesi ve bazı durumlarda faiz işletilememesi gibi dezavantajlar bulunduğundan, alacaklıların her durumda bu yola başvurması beklenmez. Kısmi davanın kabulünden sonra borçlunun kalan kısmı ödemesi, sulh veya arabuluculukla uyuşmazlığın bitmesi de mümkündür.
  • Dürüstlük kuralı sınırı: Alacağın dürüstlük kuralına aykırı biçimde parçalara bölünerek çok sayıda davaya konu edilmesi hâlinde, bu davalar hukuki yarar yokluğundan reddedilebilir. Bu nedenle kısmi dava imkânı, yargılamaların gereksiz yere uzamasına yol açmaz.

Mahkeme sonuç olarak, kısmi dava imkânını ve kısmi davanın kalan kısımdan feragat anlamına gelmeyeceğini öngören kuralların kanun koyucunun takdir yetkisi içinde kaldığını, kişilerin dava açmalarını kolaylaştırdığını ve devletin hak arama özgürlüğüne ilişkin pozitif yükümlülüğüyle çelişmediğini belirtmiştir. Kuralların Anayasa’nın 5., 10., 13., 35. ve 40. maddeleriyle ise ilgisi görülmemiştir.

📎 Karar metni: Anayasa Mahkemesinin kararı, Kararlar Bilgi Bankasında ve 30.06.2026 tarihli, 33296 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan hâliyle derlenmiştir; heyet ve raportör adları derlemeye alınmamıştır.

🆕 Kararın ardından gelen kanun değişikliği

Karar verildikten sonra kısmi dava ile belirsiz alacak davası arasındaki denge kanun koyucu tarafından değiştirilmiştir. mevzuat.gov.tr’deki güncel metne göre:

  • HMK 107 (belirsiz alacak davası), 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.
  • HMK 109’a (4) numaralı fıkra aynı Kanun’un 20. maddesiyle eklenmiştir: Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir; bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

Bu değişiklik, itiraz eden mahkemenin şikâyet ettiği farkın önemli bir bölümünü ortadan kaldırmaktadır. Başvuru kararında belirsiz alacak davasının üstünlüğü olarak gösterilen talep artırımı ve zamanaşımının kesilmesi, yeni 109/4 ile kısmi dava içinde, tek seferlik ve tahkikat sonuna kadar kullanılabilecek bir imkâna dönüşmüştür. Anayasa Mahkemesinin kararı ise değişiklikten önceki metni incelemiştir; yeni (4) numaralı fıkra kararın konusu değildir. 7589 sayılı Kanun’un derdest davalara uygulanmasına ilişkin geçiş hükümleri bu yazının kapsamı dışında bırakılmıştır.

🔍 Kararın uygulamaya etkisi

Norm denetiminde ret kararı, incelenen kuralın yürürlükte kalması sonucunu doğurur. Bu karardan sonra HMK 109/1 ve 109/3 hükümleri Anayasa’ya uygun kabul edilmiş olarak uygulanmaya devam etmektedir. Karar özellikle üç noktada yol göstericidir:

  1. Kısmi dava bir hak arama kolaylığıdır. Mahkeme kısmi davayı, yargılama gideri ve peşin harç riskini azaltan, mahkemeye erişimi kolaylaştıran bir araç olarak nitelendirmiştir.
  2. Bölme serbestisinin sınırı dürüstlük kuralıdır. Alacağın kötüye kullanma niteliğinde parçalara ayrılması hukuki yarar yokluğu nedeniyle ret sonucunu doğurabilir. Bu tespit, sigorta ve tazminat uyuşmazlıklarında bakiye talep tartışmalarıyla da bağlantılıdır; benzer bir örnek için sitedeki kısmi davadan sonra bakiye hasar yazısına bakılabilir.
  3. Zamanaşımı ve faiz farkı bilinçli bir tercih sonucudur. Mahkeme, kısmi davada dava edilmeyen kısım için zamanaşımının işlemeye devam etmesini ve faiz sınırlamasını bir anayasal sorun olarak değil, davacının yolu seçerken göze aldığı bir dezavantaj olarak görmüştür.

İşçilik alacaklarında belirsiz alacak davasının sınırları daha önce Yargıtay içtihadında da tartışılmıştı; bu tartışmanın bir örneği için sitedeki kıdemde belirsiz alacak davası kararı incelenebilir. HMK 107’nin yürürlükten kaldırılmasıyla bu tartışmanın ağırlık merkezi, yeni 109/4’ün nasıl uygulanacağına kaymıştır.

💬 Sık sorulanlar

Anayasa Mahkemesi kısmi davayı kaldırdı mı?

Hayır. Mahkeme HMK 109/1 ile 109/3’teki “kısmi” ibaresini Anayasa’ya aykırı bulmamış ve itirazı reddetmiştir. Kurallar yürürlüktedir. Madde başlığı yönünden ise norm niteliği taşımadığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.

Kısmi dava açılınca kalan kısımdan vazgeçilmiş sayılır mı?

HMK 109/3’e göre dava açılırken kalan kısımdan açıkça feragat edilmemişse kısmi dava açılması, geri kalan kısımdan feragat anlamına gelmez. Mahkeme bu kuralı da Anayasa’ya uygun bulmuştur.

Kararda zamanaşımı konusunda ne söylendi?

Kararın “Anlam ve Kapsam” bölümünde, alacağın bir kısmı dava edildiğinde zamanaşımının yalnızca dava edilen kısım için kesildiği belirtilmiştir. Kararın ardından 7589 sayılı Kanun’la eklenen 109/4 ise tek seferlik talep artırımında artırılan kısım için de zamanaşımının dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacağını öngörmektedir.

Belirsiz alacak davası hâlâ açılabilir mi?

mevzuat.gov.tr’deki güncel metne göre HMK 107, 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Değişiklikten önce açılmış davalara hangi hükmün uygulanacağı ayrı bir geçiş sorunudur ve bu kararın konusu değildir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesinin Resmî Gazete’de yayımlanan E.2025/231, K.2026/82 sayılı norm denetimi kararından derlenmiştir. Karar, HMK 109’un 7589 sayılı Kanun’la değiştirilmeden önceki metnini incelemiştir; sonradan yapılan kanun değişikliğine ilişkin bilgiler mevzuat.gov.tr’deki güncel metne dayanır. İtiraz yoluna başvuran mahkemedeki işçilik alacağı davasının sonucu karardan anlaşılamamaktadır. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu