Yabancı Alacaklıya Teminat Şartı – Yargıtay 12. HD 2026/5003

Hindistan’da kurulu bir şirket, Türkiye’deki borçlusu hakkında icra takibi başlatıyor. Borçlu, icra mahkemesine başvurarak yabancı alacaklının teminat yatırmadığını ileri sürüyor; mahkeme kesin süre veriyor, teminat yatırılmayınca takibi iptal ediyor ve bölge adliye mahkemesi de bu kararı yerinde buluyor. Dosya Yargıtay’a geldiğinde Daire, sonucu belirleyen bilgiyi dosyanın dışından, diplomatik yazışmalardan elde ediyor: Hindistan’da icra takibi yapan Türk vatandaşlarından yalnızca Türk oldukları için teminat istenip istenmediği. Kararın cevapladığı soru şu: Yabancı alacaklının teminat yükümlülüğünde karşılıklılık nasıl tespit edilir ve fiili uygulama yeterli midir?
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 01.07.2026 tarihli ve E.2025/7000, K.2026/5003 sayılı kararıyla, bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu esastan reddeden kararını kaldırmış, ilk derece icra hukuk mahkemesinin takibin iptaline ilişkin kararını ise İİK 364/2 yollamasıyla uygulanan HMK 373/1 uyarınca oy birliğiyle bozmuştur.
📂 Takip, şikâyet ve takibin iptali
Karar metninde takibin türü, alacağın miktarı ve kaynağı belirtilmemiştir. Bilinen, alacaklının Hindistan uyruklu bir şirket olduğu ve Türkiye’de borçlu hakkında icra takibi başlattığıdır.
Borçlu, icra mahkemesine yaptığı başvuruda başka şikâyet sebeplerinin yanında şu iddiayı ileri sürmüştür: Alacaklı yabancı bir şirkettir; Türkiye’de icra takibi yapabilmesi için teminat yatırması gerekir, ancak teminat yatırılmamıştır. Bu gerekçeyle takibin iptali talep edilmiştir.
Yargılama aşamaları karar metnine göre şöyle ilerlemiştir:
- İlk derece (icra hukuk mahkemesi, 2025/70 E., 2025/219 K., 28.03.2025): Alacaklıya teminat için kesin süre verilmiş, bu süre içinde takip dosyasına teminat yatırılmadığı gerekçesiyle takibin iptaline karar verilmiştir.
- İstinaf (bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi, 2025/697 E., 2025/816 K., 25.06.2025): Alacaklının istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.
- Temyiz: Alacaklı kararı temyiz etmiştir.
Dikkat çekici olan, ilk derece mahkemesinin borçlunun diğer şikâyetlerini incelemeden, yalnızca teminat eksikliği üzerinden takibi sona erdirmiş olmasıdır. Yargıtay’ın bozma kararı da bu noktaya dönmektedir.
🌐 MÖHUK 48: Teminat kuralı ve muafiyet
Uyuşmazlığın dayanağı, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) “Teminat” başlıklı 48. maddesidir. Yürürlükteki metin iki fıkradan oluşur:
- Birinci fıkra: Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.
- İkinci fıkra: Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.
Hükmün lafzı, teminat yükümlülüğünün yalnızca dava açan yabancılarla sınırlı olmadığını, icra takibi başlatan yabancı alacaklıları da kapsadığını açıkça göstermektedir. Teminatın amacı, takip sonunda haksız çıkabilecek yabancı alacaklının karşı tarafa verebileceği zararın ve giderlerin karşılanmasını güvence altına almaktır. Yabancı alacaklının Türkiye’de malvarlığı bulunmayabileceği düşüncesi, bu güvencenin temel gerekçesidir.
Ancak kural mutlak değildir. Kanun, karşılıklılık esasını teminattan muafiyetin ölçütü olarak belirlemiştir. Bir başka deyişle, Türk vatandaşlarına kendi ülkesinde teminat yükümlülüğü getirmeyen bir devletin vatandaşı, Türkiye’de de aynı muameleyi görür.
🤝 Karşılıklılığın üç kaynağı
Yargıtay, MÖHUK 48’deki karşılıklılığın hangi yollarla kurulabileceğini kararında açıkça saymıştır. Daireye göre teminat yükümlülüğünün istisnası, alacaklının tabiiyetinde bulunduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık esasına göre:
- çok taraflı anlaşmalarla,
- ikili anlaşmalarla,
- ya da fiili mütekabiliyet esasına göre
bir muafiyetin bulunmasıdır. Bu sayım önemlidir; çünkü iki ülke arasında teminattan muafiyet öngören bir antlaşma bulunmasa bile, karşı ülkenin uygulamada Türk vatandaşlarına teminat yükümlülüğü getirmemesi tek başına muafiyet için yeterli kabul edilmektedir. Kararda Türkiye ile Hindistan arasında bu konuda bir antlaşma bulunup bulunmadığına ilişkin bir tespit yer almamaktadır; Daire sonuca fiili mütekabiliyet üzerinden ulaşmıştır.
🔍 Yargıtay neden bozdu?
Temyiz incelemesi sırasında yapılan yazışmalar sonucunda Adalet Bakanlığı 26.06.2026 tarihli bir cevap yazısı göndermiştir. Bu yazıda, Hindistan Dışişleri Bakanlığının 29.04.2026 tarihli notasına atıfla şu bilgi verilmiştir: Hindistan’da icra takibi yapacak Türk vatandaşları ve tüzel kişiler, Hint vatandaşlarının ödemek zorunda oldukları yasal masraflardan farklı olarak herhangi bir teminat bedeli ödemek zorunda değildir.
Daire bu bilgiyi şu şekilde değerlendirmiştir: Hindistan yargı mercileri Türk vatandaşlarından yalnızca Türk vatandaşı oldukları için teminat istememektedir. O hâlde Hint vatandaşları da fiili mütekabiliyet esasına göre Türkiye’de yapacakları icra takiplerinde teminattan muaf kabul edilmelidir.
Bu tespitin sonucu olarak Yargıtay, ilk derece mahkemesinin alacaklıyı teminattan muaf kabul etmesi ve borçlunun diğer şikâyetlerini de inceleyerek oluşacak sonuca göre karar vermesi gerektiğini belirtmiştir. Yazılı şekilde, teminat yatırılmadığı gerekçesiyle takibin iptaline karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Bu nedenle bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılmış, ilk derece kararı bozulmuş ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.
🏛️ Karşılıklılığın araştırılması kimin işi?
Kararın usul bakımından dikkat çeken yönü, karşılıklılık bilgisinin nasıl elde edildiğidir. Karar metnine göre ilgili yazışmalar sonucunda Adalet Bakanlığından cevap alınmış ve bu cevap, Hindistan’ın resmî notasına dayanmaktadır. Yargıtay, sonucunu bu resmî bilgiye bağlamıştır.
Bu yaklaşımın birkaç sonucu vardır:
- Karşılıklılık bir hukuki olgudur: Muafiyetin bulunup bulunmadığı, ilgili ülkenin mevzuatı ve uygulamasıyla ilgilidir; bu bilgi resmî kanallardan tespit edilebilmektedir.
- Kesin süre tek başına yeterli değildir: İlk derece mahkemesi teminat için kesin süre vermiş, süre geçince takibi iptal etmiştir. Yargıtay’a göre ise alacaklı zaten teminattan muaf olduğundan, teminat yatırılmaması takibin iptali sonucunu doğurmamalıdır.
- Diğer şikâyetler incelenmelidir: Teminat meselesi çözüldükten sonra borçlunun diğer şikâyet sebepleri esastan değerlendirilecektir. Bozma, borçlunun tüm itirazlarının reddi anlamına gelmez.
Kararda, muafiyetin ispat yükünün hangi tarafa ait olduğuna dair ayrı bir değerlendirme yer almamaktadır. Ancak Daire’nin sonuca resmî diplomatik bilgiyle ulaşması, karşılıklılığın yalnızca tarafların beyanına bırakılmadığını göstermektedir. Yabancı taraflı uyuşmazlıklarda teminat sorununun dava hukukundaki bir görünümü için kaza davasında yabancıya teminat yazısına bakılabilir.
🧩 Takip hukuku bakımından etkiler
Karar, icra takibine katılan yabancı unsurlar bakımından şu gözlemleri mümkün kılmaktadır:
- Teminat şikâyeti takibi sona erdirebilir: Yabancı alacaklının teminat yatırmaması, şartları varsa takibin iptaline yol açabilen ciddi bir usul sorunudur. İlk derece ve istinaf kararları bunu göstermektedir.
- Muafiyet ülkeye göre değişir: Sonucu belirleyen, alacaklının tabiiyetindeki ülkenin Türk vatandaşlarına uyguladığı rejimdir. Hindistan bakımından verilen bu karar, başka ülkeler için otomatik sonuç doğurmaz.
- Güncel resmî bilgi önem taşır: Yargıtay, karar tarihinden yalnızca günler önce gelen Bakanlık yazısına dayanmıştır. Karşılıklılık durumu zaman içinde değişebileceğinden, her dosyada güncel bilginin esas alınacağı söylenebilir.
- Tüzel kişiler de kapsamdadır: MÖHUK 48 gerçek ve tüzel kişileri birlikte saymaktadır; bu dosyada alacaklı bir şirkettir.
Kira alacağı nedeniyle başlatılan bir takipte borçlu tarafta değişiklik olması hâlinde icra mahkemesinin yaklaşımı için bölünen kiracı şirketin ödemesi yazısı da aynı Dairenin güncel bir örneğidir.
❓ Akla gelen sorular
Yabancı alacaklı Türkiye'de icra takibi başlatırken teminat göstermek zorunda mı?
Fiili mütekabiliyet ne anlama geliyor?
Teminat için verilen kesin süre geçerse takip mutlaka iptal edilir mi?
Bozma kararı borçlunun şikâyetinin tamamen reddedildiği anlamına mı geliyor?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihat yazıları ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Tarafların kimliği kaynakta anonimdir. Karar bir bozma kararıdır; dosya yeniden inceleme için ilk derece mahkemesine gönderilmiştir ve nihai sonuç bu incelemeye bağlıdır. Karşılıklılık değerlendirmesi Hindistan’a ilişkin resmî yazışmaya dayanır; başka ülkeler bakımından farklı sonuçlar doğabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



