Kaza Davasında Yabancıya Teminat – Yargıtay 4. HD 2026/6182

Trafik kazasında yaralanan sürücü Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuruyor, uyuşmazlık hakem heyeti tazminat talebini tümüyle kabul ediyor, itiraz hakem heyeti de sigorta şirketinin itirazını reddediyor. Dosya Yargıtay’a geldiğinde ise tartışma maluliyet oranından ya da tazminat hesabından önce çok daha temel bir noktaya kayıyor: Davacı Suriye vatandaşıdır ve kimse, Türk mahkemesinde dava açan yabancıdan teminat istenip istenmeyeceğini araştırmamıştır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 20.05.2026 tarihli ve E.2025/1050, K.2026/6182 sayılı kararıyla, itiraz hakem heyeti kararını davalı sigorta şirketinin temyizi üzerine oy birliğiyle bozmuştur. Bozma, yabancı davacının teminat yükümlülüğü, karşılıklılık ve adli yardım yönlerinin araştırılmamasına dayanmaktadır; sigorta şirketinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
🚦 Kaza, ödemeler ve tahkim başvurusu
Kaza 18.01.2023 tarihinde meydana gelmiştir. Davacı, kendi sevk ve idaresindeki araç ile davalı sigorta şirketinin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle teminat altına aldığı aracın karıştığı kazada yaralanmış ve malul kalmıştır. Sigorta şirketinin yaptığı ödemeyi yetersiz bulan davacı, belirsiz alacak davası olarak şu talepleri ileri sürmüştür:
- 240.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı (sonradan 356.072,00 TL’ye artırılmıştır),
- 1.500,00 TL rapor ücreti,
- temerrüt tarihinden itibaren avans faizi.
Sigorta şirketi ise davacıya 05.05.2023 tarihinde 84.907,25 TL, 01.12.2023 tarihinde 301.324,00 TL ödeme yaptığını ve bakiye alacak kalmadığını savunmuştur. Şirketin diğer savunmaları da kararda ayrıntılı olarak yer alır: Başvurunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe uygun bir raporla yapılmadığı, sorumluluğun poliçe limiti ve sigortalı sürücünün kusuru oranında olduğu, yapılan ödemenin güncellenerek hesaptan düşülmesi gerektiği, hesaplamanın TRH-2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faizle yapılması gerektiği ve adli tıp ücretinin sigortacıdan istenemeyeceği.
⚖️ Hakem heyetlerinin kararları
Uyuşmazlık hakem heyeti davayı kabul etmiş, 356.072,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 06.03.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar vermiş, 1.500,00 TL rapor ücretini de yargılama giderleri arasında kabul etmiştir. Sigorta şirketinin itirazı itiraz hakem heyetince reddedilmiştir.
Temyiz dilekçesinde sigorta şirketi, maluliyet oranının fahiş belirlendiğini, raporun yönetmeliğe uygun olmadığını, yüzde 5 maluliyet oranı üzerinden 386.231,00 TL ödendiğini, gelirin somut delille ispatı gerektiğini ve kusur oranının yerinde olmadığını ileri sürmüştür. Daire bu itirazların hiçbirine girmemiştir; çünkü dosyada daha önce çözülmesi gereken bir dava şartı sorunu saptamıştır.
🌍 Bozmanın ekseni: yabancıya teminat
Daire, dosyadaki belgelerden davacının Suriye Arap Cumhuriyeti uyruklu olduğunu tespit ederek değerlendirmesini şu basamaklar üzerine kurmuştur:
- Kural teminattır: MÖHUK 48/1’e göre Türk mahkemesinde dava açan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. Kanun “yabancılık” ölçütünü esas almış, karşılıklılığı istisna olarak öngörmüştür.
- Teminat dava şartıdır: HMK 114/1-ğ uyarınca teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi tamamlanabilir bir dava şartıdır ve her aşamada kendiliğinden araştırılır.
- Adli yardım teminattan muaf tutar: HMK 335/1-b’ye göre adli yardım, yargılama ve takip giderleri için teminat göstermekten muafiyeti de kapsar. Ancak HMK 334/3 uyarınca yabancıların adli yardımdan yararlanması ayrıca karşılıklılık şartına bağlıdır.
- Suriye ile karşılıklılık yoktur: İki ülke arasında 09.04.2009 tarihinde imzalanan, 6040 sayılı Kanun’la onaylanması uygun bulunan ve 15.06.2011 tarihinde yürürlüğe giren Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşmasının uygulaması, 2011’den itibaren yaşanan gelişmeler nedeniyle Türkiye açısından askıya alınmıştır. Suriye, 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesine de taraf değildir.
- Cenevre Sözleşmesi uygulanmaz: Türkiye 1951 Cenevre Sözleşmesini coğrafi çekinceyle onaylamıştır; Avrupa dışından gelen davacının mülteci statüsü bulunmamaktadır.
Daire ayrıca geçici koruma rejimini ele almıştır. 6458 sayılı Kanun’un 91. maddesi ve Geçici Koruma Yönetmeliği, geçici koruma sağlananları teminattan veya karşılıklılık şartından muaf tutan bir hüküm içermemektedir. Yönetmeliğin 7/3 maddesine göre geçici korunanlar uluslararası koruma statülerinden birini doğrudan elde etmiş sayılmaz.
Daire, kategorik uygulamanın sakıncasını da göz ardı etmemiştir. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 17.05.2023 tarihli, 2019/26339 başvuru numaralı kararına atıf yapılarak, karşılıklılık şartının kişinin ödeme gücüne bakılmaksızın uygulanmasının geliri olmayan yabancıların tazminat taleplerini yargıya taşımasını ortadan kaldırabileceği ve mahkemeye erişim hakkı bakımından sorun yaratabileceği hatırlatılmıştır. Adli yardımın mahkemeye erişimle ilişkisi için icra takibinde adli yardım reddi yazısına da bakılabilir.
🧭 Statüye göre üç ayrı yol
Bozma kararı, itiraz hakem heyetine izlemesi gereken bir sıra çizmektedir. Davacının mülteci statüsünde olmadığı sabit kabul edilmiş, geriye üç olasılık bırakılmıştır:
- Şartlı mülteci veya ikincil koruma statüsü varsa: 6458 sayılı Kanun’un 88/1 maddesi uyarınca uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler karşılıklılık şartından muaftır; davacı karşılıklılık esasından ve teminattan muaf tutulacaktır.
- Geçici koruma altındaysa: Ekonomik ve sosyal durumu araştırılarak adli yardımdan yararlanıp yararlanamayacağı, dolayısıyla teminattan muaf olup olmadığı belirlenecektir.
- Adli yardımdan yararlanamıyorsa: MÖHUK 48/1 uyarınca itiraz hakem heyetince takdir edilecek teminatın gösterilmesi için ihtaratlı kesin süre verilecek; teminat yatırılırsa esasa girilecek, yatırılmazsa dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilecektir.
Kararın dikkat çeken yanı, teminat sorununun ilk kez temyizde, üstelik davalı sigorta şirketinin temyiz dilekçesinde ileri sürülmemiş olmasına rağmen ele alınmasıdır. Daire bunu dava şartlarının her aşamada kendiliğinden araştırılacağı ilkesine dayandırmıştır.
📘 İlgili hükümler
- MÖHUK m.48: (1) Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler teminat göstermek zorundadır. (2) Mahkeme, karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.
- HMK m.114/1-ğ ve 115: Teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartıdır; giderilebilir eksiklikte kesin süre verilir, süre içinde giderilmezse dava usulden reddedilir.
- HMK m.334/3: Yabancıların adli yardımdan yararlanabilmeleri ayrıca karşılıklılık şartına bağlıdır.
- HMK m.335/1-b: Adli yardım kararı, yargılama ve takip giderleri için teminat göstermekten muafiyet sağlar.
- 6458 sayılı Kanun m.88/1: Uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler, karşılıklılık şartından muaftır.
- 6458 sayılı Kanun m.91: Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, geri dönemeyen ve kitlesel olarak sınırlarımıza gelen yabancılara geçici koruma sağlanabilir; hak ve yükümlülükler yönetmelikle düzenlenir. Daireye göre bu düzenlemelerde teminat muafiyeti yoktur.
🔍 Kararın uygulamaya yansıması
Sigorta tahkim yolu, trafik kazası tazminat uyuşmazlıklarında sık kullanılan bir yoldur. Bu kararla Daire, hakem heyetlerinin de yabancı başvurucu bakımından teminat ve karşılıklılık sorununu kendiliğinden incelemesi gerektiğini ortaya koymuştur. Tazminatın miktarına ilişkin tartışmalar bu inceleme tamamlanmadan sonuçlandırılamayacaktır.
Karar, geçici koruma altındaki kişiler bakımından otomatik bir muafiyet tanımamakla birlikte, adli yardım incelemesini zorunlu bir ara basamak olarak öne çıkarmaktadır. Böylece teminat, kişinin gerçek ödeme gücü gözetilmeden mahkemeye erişimin önünde bir engele dönüşmemektedir. Zorunlu trafik sigortası uyuşmazlıklarında başka bir usul meselesi için KTK 97 başvuru şartı yazısı da incelenebilir.
❓ Sık sorulanlar
Daire tazminat miktarını yerinde buldu mu?
Hayır, bu konuda bir değerlendirme yapılmamıştır. Maluliyet raporu, kusur oranı, yapılan ödemelerin mahsubu ve vekâlet ücreti gibi itirazların incelenmesine bozma nedeniyle şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. Dosya, teminat incelemesinin ardından yeniden ele alınacaktır.
Geçici koruma altında bulunmak teminattan muafiyet sağlar mı?
Karara göre tek başına sağlamaz. 6458 sayılı Kanun ve Geçici Koruma Yönetmeliğinde geçici korunanlar için teminat veya karşılıklılık muafiyeti öngörülmemiştir. Muafiyet ancak kişinin ekonomik ve sosyal durumu araştırılıp adli yardım şartlarını taşıdığı anlaşılırsa söz konusu olabilir.
Teminat yatırılmazsa ne olur?
Daire, teminat için ihtaratlı kesin süre verilmesini; süre içinde teminat gösterilirse davanın esasına girilmesini, gösterilmezse davanın dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesini öngörmüştür. Bu, HMK 115/2’deki tamamlanabilir dava şartı düzeniyle uyumludur.
Teminat konusu temyizde ilk kez gündeme gelebilir mi?
Bu kararda gelmiştir. Sigorta şirketinin temyiz sebepleri arasında teminat yer almamasına rağmen Daire, dava şartlarının her aşamada kendiliğinden araştırılacağı ilkesinden hareketle bozma kararı vermiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan taraf iddialarına ve hakem heyeti kararlarının özetine dayanır. Karar bozma niteliğinde olup davacının statüsüne ilişkin araştırmanın sonucu ve tazminat miktarına ilişkin nihai değerlendirme karar metninde yer almamaktadır. Davacının uyruğu, koruma statüsü, ödeme gücü ve ilgili devletle karşılıklılık durumu farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



