Eksik Harç Ödenmeden Dava Sürmez – AYM K.2026/108

Bir işçilik alacağı davasında bilirkişi raporu gelir ve alacağın, dava dilekçesinde gösterilen değerin çok üzerinde olduğu anlaşılır. Bu noktada Harçlar Kanunu devreye girer: Mahkeme yalnızca o celse için yargılamaya devam edebilir; bir sonraki celseye kadar artan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmazsa dava ilerlemez. Ankara 73. İş Mahkemesi, bu kuralın davacıyı esas hakkında bir karar almadan önce yeni bir mali yükle karşı karşıya bıraktığını, yargılamayı uzattığını ve mahkemeye erişim hakkını orantısız biçimde sınırladığını düşünerek Anayasa Mahkemesine başvurdu. Sorulan soru, harca ilişkin her davada pratik karşılığı olan bir sorudur: Harcın tamamlanmasını yargılamaya devam etmenin ön şartı yapmak Anayasa’ya uygun mudur?
Anayasa Mahkemesi, 13.05.2026 tarihli ve E.2025/246, K.2026/108 sayılı kararıyla, 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Muhakeme sırasında…” ve “…yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar…” ibarelerinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine oybirliğiyle karar vermiştir. Karar, 6 Ağustos 2026 tarihli ve 33332 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
🧾 Harçlar Kanunu 30. madde ne öngörüyor?
Karar, kuralın yerini harç sistemi içinde belirleyerek başlıyor. 492 sayılı Kanun’a göre (1) Sayılı Tarife’de yazılı yargı işlemleri harca tabidir; harcı davayı açan ya da işlemi isteyen kişi öder. Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde dava dilekçesinde değer gösterilmesi zorunludur. Kanun’un 28. maddesi uyarınca nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin, geri kalanı ise kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Kararda nispi karar ve ilam harcının en yüksek oranının binde 68,31 olduğu da belirtilmiştir.
30. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi, değerin eksik gösterildiği hâli düzenler: Muhakeme sırasında tespit olunan değer, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazlaysa yalnız o celse için muhakemeye devam olunur; takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. İtiraz yalnızca bu cümledeki iki ibareye yöneliktir.
Aynı fıkranın ikinci cümlesi, mülga 1086 sayılı HUMK’un 409. maddesine atıf yapar. Anayasa Mahkemesi, HMK’nın 447. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bu atfın bugün HMK’nın 150. maddesine (tarafların duruşmaya gelmemesi, dosyanın işlemden kaldırılması ve davanın açılmamış sayılması) yapılmış sayılacağını tespit etmiştir. Bu tespit, kararın sonucunda belirleyici bir rol oynamıştır.
📨 İş mahkemesinin itiraz gerekçeleri
İtiraz yoluna başvuran mahkeme, işçilik alacağına ilişkin bir davada kuralı uygulayacak konumdaydı. Başvuru kararında ileri sürülen başlıca kaygılar şunlardır:
- Davanın esası hakkında henüz karar verilmeden harcın ikmalinin zorunlu tutulması hukuki belirlilik ilkesiyle bağdaşmaz.
- Tamamlama harcı yatırılmadığında dosyanın işlemden kaldırılabilmesi, adalete erişime orantısız bir sınırlama getirir.
- Harcın tamamlanması için duruşmanın ertelenmesi yargılamayı uzatır ve alacaklının alacağına geç kavuşmasına yol açar.
- Uzun süren bir yargılamanın sonunda dava reddedilirse, kesinleşmeden sonra iade edilecek nispi harç değer kaybına uğrayabilir.
Bu gerekçelerle kuralların Anayasa’nın 2., 5., 13., 35., 36., 40. ve 141. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Anayasa Mahkemesi incelemeyi Anayasa’nın 13. ve 36. maddeleri yönünden yapmış; diğer maddelere ilişkin iddiaları bu değerlendirme kapsamında ele alındığı için ayrıca incelememiştir.
⚖️ Anayasa Mahkemesinin dört aşamalı incelemesi
Mahkeme önce kuralların mahkemeye erişim hakkını sınırladığını açıkça kabul etmiştir. Bir sınırlamanın varlığı tek başına aykırılık sonucunu doğurmaz; belirleyici olan sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçütlere uyup uymadığıdır. İnceleme şu basamaklardan geçmiştir:
- Kanunilik: Harcın tamamlanmaması hâlinde davaya devam edilemeyeceği, duraksamaya yer bırakmayacak açıklıkta düzenlenmiştir. Kural belirli ve öngörülebilirdir.
- Meşru amaç: Anayasa’nın 141. maddesi davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını yargının görevi saymaktadır. Karar ve ilam harcının, yargı mercilerine gereksiz talepler yöneltilmesini engelleme işlevi de vardır. Kurallar adalet hizmetinin sağlıklı işlemesine yönelik meşru bir amaç taşır.
- Elverişlilik ve gereklilik: Noksan harç ödenmeden davaya devam edilmemesi, harcın işlevinin gerçekleşmesine katkı sunar. Daha hafif bir aracın varlığı, aşağıda açıklandığı üzere, gereklilik ölçütünü ihlal sonucunu doğurmamıştır.
- Orantılılık: Harç miktar ve oranları makul düzeydedir; nispi harcın yalnızca dörtte biri peşin alınır; ekonomik gücü zayıf olanlar için HMK 334-340’ta adli yardım sistemi vardır; harcın tamamlanması için bir sonraki celseye kadar süre tanınır ve davanın sonucuna göre ödenen harç geri alınabilir.
Mahkeme, bu unsurlar birlikte gözetildiğinde kuralların davacıya katlanamayacağı bir külfet yüklemediği sonucuna varmış ve önceki norm denetimi kararlarına (E.2024/6, K.2024/204; E.2018/150, K.2019/79) atıfla itirazı reddetmiştir.
🪙 “Harç yargılama sonunda alınsın” seçeneği neden yeterli görülmedi?
Kararın en öğretici paragrafı, gereklilik değerlendirmesidir. Anayasa Mahkemesi, eksik harcın tahsilinin yargılamanın sonuna ertelenmesinin mahkemeye erişim hakkına daha hafif bir müdahale oluşturacağını kabul etmiştir. Bu, alternatif bir çözümün varlığını Mahkemenin kendisinin teslim ettiği anlamına gelir.
Ancak Mahkemeye göre kanun koyucunun daha hafif aracı seçme yükümlülüğü, ancak o aracın da aynı amaca ulaşmayı sağlaması hâlinde doğar. Karar ve ilam harcının dörtte birinin peşin alınmasının amacı, gereksiz ve temelsiz davaların açılmasını önlemektir. Peşin ödeme kişiyi dava açarken daha dikkatli davranmaya iter. Eksik harcın hemen tahsil edilmemesi ise bu caydırıcılık işlevini zayıflatabilir. Daha hafif aracın hedefe ulaşmayabileceğine dair makul kuşku bulunduğundan, kanun koyucunun bu yolu tercih etmemesi takdir yetkisinin sınırları içinde görülmüştür.
Bu yaklaşım, mahkemeye erişime ilişkin harç kurallarında AYM’nin kanun koyucuya tanıdığı geniş takdir alanını yansıtır. Mahkeme, vergi, resim ve harç gibi mali yükümlülüklere ilişkin politikaların belirlenmesinde kamu makamlarının geniş takdir yetkisi olduğunu bireysel başvuru içtihadına da dayanarak hatırlatmıştır. Harç ile mahkemeye erişim arasındaki ilişkiye bireysel başvuru açısından bakan bir örnek için sitedeki yanıltıcı temyiz harcı muhtırası yazısı incelenebilir.
🔄 Harç tamamlanmazsa dosyaya ne olur?
Kararın orantılılık değerlendirmesinde dikkat çeken bir unsur, harcın tamamlanmaması hâlinde davanın hemen sona ermemesidir. Anayasa Mahkemesi, dosyanın işlemden kaldırılması hâlinde dahi HMK’nın 150. maddesinde öngörülen süre içinde noksan harcın ödenmesi suretiyle davaya devam edilebileceğini vurgulamıştır.
HMK 150 metnine göre işlemden kaldırılan dava, kaldırma tarihinden itibaren üç ay içinde taraflardan birinin dilekçesiyle yenilenebilir. Bir aydan sonra yapılan yenileme talebinde yeniden harç alınır ve bu harç yenileyen tarafça ödenir. Üç ay içinde yenilenmeyen dava, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır; işlemden kaldırılmış ve sonradan yenilenmiş dava ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Açılmamış sayılan davadaki talep de vaki olmamış sayılır.
Dolayısıyla AYM’nin kabulüne göre kural, davacıyı tek bir celse aralığında harcı tamamlamaya zorlayan katı bir yaptırım değil; HMK’daki yenileme mekanizmasıyla birlikte işleyen bir düzenlemedir. Ancak bu mekanizmanın kendi süreleri ve sonuçları bulunduğundan, harç ikmali ihmal edildiğinde davanın açılmamış sayılması riski yine mevcuttur.
🆕 Belirsiz alacak davasının kaldırılmasından sonra kural
Karar, usul hukukunda önemli bir değişiklik döneminde Resmî Gazete’de yayımlandı. Mevzuat bilgi sisteminde HMK’nın “Belirsiz alacak davası” başlıklı 107. maddesinin 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle mülga olduğu görülmektedir. Anayasa Mahkemesi kısa süre önce HMK 109’daki kısmi dava düzenlemesini de inceleyip Anayasa’ya aykırı bulmamıştı; bu karar için sitedeki kısmi davaya ilişkin AYM K.2026/82 yazısına bakılabilir.
Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi ise dava türünden bağımsız olarak, yargılama sırasında tespit edilen değerin dilekçedeki değeri aşması hâlinde uygulanan genel bir kuraldır. İşçilik alacakları, tazminat davaları ve bilirkişi incelemesiyle değeri netleşen alacaklar bu kuralın sık görüldüğü alanlardır. AYM’nin ret kararıyla birlikte kural aynen yürürlükte kalmaya devam etmektedir.
Kararın normatif sonuçları özetle şöyledir:
- Kural Anayasa’ya uygun bulunduğundan derece mahkemelerinin uygulaması değişmez; eksik harç tamamlanmadıkça bir sonraki celsede davaya devam edilmez.
- Anayasa’nın 152. maddesinin son fıkrasına göre, işin esasına girilerek verilen ret kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla itiraz yoluna başvurulamaz.
- Somut davalarda adli yardım talebi ve HMK 150’deki yenileme imkânı, AYM’nin orantılılık değerlendirmesinde dayanak alınan güvencelerdir.
Harç konusunda farklı bir yönü ele alan bir Yargıtay kararı için sitedeki varlık yönetim şirketinin temyiz harcı yazısı da incelenebilir.
❓ Sık sorulan sorular
Anayasa Mahkemesi Harçlar Kanunu 30. maddeyi iptal etti mi?
Mahkeme bu kuralın hak arama özgürlüğünü sınırladığını kabul etti mi?
Eksik harç hangi süre içinde tamamlanmalıdır?
Ödeme gücü olmayan davacılar bakımından AYM ne söyledi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesinin Resmî Gazete’de yayımlanan norm denetimi kararından derlenmiştir. Karar bir itiraz başvurusunun reddine ilişkindir; itiraz yoluna başvuran mahkemedeki davanın sonucu hakkında bilgi içermez. Mevzuata ilişkin açıklamalar yazının hazırlandığı tarihteki metinlere dayanır ve sonraki değişikliklerle farklılaşabilir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



