Emsal KararlarSigorta HukukuTrafik Kazası

Zırhlı Araçta Yaralanan Polis – Yargıtay 4. HD 2026/3771

Görev sırasında zırhlı bir kolluk aracının içinde bulunan polis memurunun eli aracın kapısına sıkışıyor ve kalıcı bir maluliyet oluşuyor. Aracın trafik sigortacısı, zararın poliçe genel şartları gereğince teminat dışında kaldığını savunuyor; dosyada ayrıca polis memuruna 2330 sayılı Kanun kapsamında nakdi tazminat ödendiği anlaşılıyor. Dava yıllara yayılan bir yargılamadan, bir bozma kararından ve ikinci bir hükümden sonra yeniden Yargıtay’ın önüne geliyor. Tartışılan sorular uygulamada sık karşılaşılan iki başlığa dokunuyor: Kolluk aracında meydana gelen yaralanma trafik sigortası kapsamında mıdır ve sigortalıya kamu tarafından yapılan ödeme tazminattan nasıl düşülür?

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 07.04.2026 tarihli ve E.2026/1312, K.2026/3771 sayılı kararıyla, bozma sonrasında davalı sigorta şirketinin poliçe limiti olan 225.000,00 TL üzerinden sorumluluğuna hükmeden ilk derece mahkemesi kararını oy birliğiyle onamıştır.

Kısa özet: Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) ile sigortalı zırhlı araçta yolcu olarak bulunan polis memurunun eli araca sıkışmış, davacı malul kalmıştır. Mahkeme, genel şartlardaki terör eylemlerine ilişkin istisnanın somut olayda uygulanmayacağını kabul ederek davayı kabul etmiştir. Yargıtay ilk kararı, 2330 sayılı Kanun kapsamında yapılan ödemenin TBK 55 uyarınca rücuya tabi olduğu gözetilerek ve davacının geliri araştırılarak hesap yapılması için bozmuştur. Bozma sonrası mahkeme gerçek zararın poliçe limitini aştığını belirleyerek 225.000,00 TL’ye hükmetmiş, Yargıtay bu kararı onamıştır.

🚓 Kaza ve dava

Karar metnine göre davalı sigorta şirketi nezdinde ZMSS poliçesiyle sigortalı bir zırhlı araçta, emniyet müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan davacı yolcu olarak bulunmaktadır. Aracın kusurlu hareketi sonucunda davacının sağ eli araca sıkışmış, davacı yaralanmış ve malul kalmıştır.

Davacı vekili belirsiz alacak davası olarak 1.000,00 TL maddi tazminat talep etmiş, yargılama sırasında talebini 225.000,00 TL‘ye yükseltmiştir. Davalı sigorta şirketi ise ZMSS Genel Şartları uyarınca zararın teminat dışında kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

🛡️ İlk hüküm: terör istisnası neden uygulanmadı?

İlk derece mahkemesi (ticaret mahkemesi) 09.06.2022 tarihli kararında, karar metnindeki ifadeyle Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.5.h maddesindeki istisnayı ele almıştır. Bu hükme göre teminat dışında kalan haller arasında şunlar sayılmaktadır:

  • 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nda belirtilen terör eylemleri ve bu eylemlerden doğan sabotaj ile bunları önlemek ve etkilerini azaltmak amacıyla yetkili organlar tarafından yapılan müdahaleler sonucunda meydana gelen zararlar,
  • Terör ve buna bağlı sabotaj eylemlerinde bulunanların talepleri,
  • Aracın terörist eylemlerde kullanıldığını veya kullanılacağını bilerek araca binen kişilerin zarara uğramaları nedeniyle ileri sürecekleri talepler.

Mahkeme, davacının içinde bulunduğu aracın terör eylemlerini gerçekleştiren araçlardan olmadığını ve zararın davacının araç içerisindeyken elinin kapıya sıkışması sonucu meydana geldiğini belirterek istisnanın uygulanmayacağı sonucuna varmış, davayı kabul ederek 225.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline hükmetmiştir. Kısacası mahkemeye göre belirleyici olan, aracın bir kolluk aracı olması değil, zararın hangi olaydan doğduğudur.

🔍 Birinci bozma: nakdi tazminat ve gelir araştırması

Davalının temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 18.03.2025 tarihli ve 2024/4851 Esas, 2025/4514 Karar sayılı ilamıyla kararı bozmuştur. Bozma gerekçesi teminat kapsamına değil, tazminatın hesabına ilişkindir:

  1. Nakdi tazminat ödemesi: Davacıya 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında ödeme yapılmıştır. Daire, bu ödemenin Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesi uyarınca rücuya tabi bir ödeme olduğunun gözetilmesi gerektiğini belirtmiştir.
  2. Gelirin araştırılması: Hükme esas hesap raporu 08.03.2022 tarihlidir; oysa davacının 19.07.2013 tarihinde görev yaptığı müdürlükle ilişiğinin kesildiği belirtilmiştir. Hesap, davacının polis memuru olarak elde edeceği gelir varsayımıyla yapıldığından, davacının polislik görevine devam edip etmediği, ayrıldıysa başka bir işyerinde çalışıp çalışmadığı araştırılarak tespit edilecek gelire göre hesap yapılması istenmiştir.
  3. Usuli kazanılmış hak: Hesabın davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek yapılması gerektiği vurgulanmıştır.

TBK 55’in birinci fıkrasına göre kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler bedensel zararların belirlenmesinde gözetilemez ve zarardan indirilemez. Bozma kararı, nakdi tazminat ödemesini bu kategoride değil, rücu edilebilen bir ödeme olarak nitelendirmiş ve hesapta dikkate alınmasını istemiştir. Sosyal güvenlik ödemelerinin tazminattan düşülmesine ilişkin farklı bir örnek için yaya kazasında SGK peşin sermaye değeri indirimi yazısına bakılabilir.

✅ İkinci hüküm ve onama gerekçesi

Bozmaya uyan mahkeme, davacının kaza nedeniyle uğradığı gerçek zararı bilirkişi raporuyla tespit etmiş ve davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu limitin 225.000,00 TL olduğunu belirterek davayı yine bu tutar üzerinden kabul etmiştir.

Davalı sigorta şirketi ikinci kararı da temyiz etmiştir. Temyiz dilekçesinde aracın ZMSS poliçesiyle sigortalı özel tip zırhlı araç olduğu, genel şartların A1 hükmü gereği zararın teminat dışında kaldığı, olay yerinin karayolu olup olmadığına ilişkin rapor alınmadığı ve hesap yönteminin kabul edilmediği ileri sürülmüştür.

Daire bu itirazları yerinde görmemiştir. Gerekçede şu tespitler yer almaktadır:

  • Kararın bozmaya uygun olduğu ve hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı,
  • Bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukuken imkân bulunmadığı,
  • Bozma kararından sonra güncel verilerle hesaplama yapılmasının doğru olmadığı, ancak hesaplanan tazminat poliçe limitinden daha yüksek olduğundan ve nakdi tazminat ödemesi hesaplamadan düşüldüğünden bu hatanın sonuca etkili olmadığı.

Son tespit kararın en öğretici yönüdür. Daire, hesap yönteminde bir hata bulunduğunu kabul etmekle birlikte, nakdi tazminat mahsup edildikten sonra dahi zararın 225.000,00 TL’lik poliçe limitinin üzerinde kaldığını gözeterek bozma yoluna gitmemiştir. Sigortacının sorumluluğu limitle sınırlı olduğundan, limit üzerindeki hesap farkları sigortacı bakımından sonuç doğurmamıştır. Hesapta usuli kazanılmış hakkın etkisine ilişkin başka bir örnek için trafik kazasında ibraname süresi yazısı incelenebilir.

📎 Karar metni: Kararın tam metni Yargıtay Karar Arama sisteminden alınarak doğrulanmıştır; taraf adları kaynakta yer almamaktadır.

🆕 TBK 55 ve 7589 sayılı Kanunla eklenen fıkralar

Kararın merkezindeki TBK 55, karar tarihinden sonra değişikliğe uğramıştır. 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle maddeye iki yeni fıkra eklenmiştir:

  • Faizin başlangıcı: Çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile destekten yoksun kalma kayıpları nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin tazminat toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; kazancın bilinemediği döneme ilişkin tazminat toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.
  • Ödemelerin mahsubu: Bu tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.

İncelenen kararda faiz, mahkemece dava tarihinden itibaren işletilmiş ve bu yön Yargıtay’ca onanmıştır; yeni fıkralar karar tarihinde yürürlükte değildi. Ayrıca kararda mahsup edilen ödeme sigortacı tarafından ifa amacıyla yapılmış bir ödeme değil, 2330 sayılı Kanun kapsamında kamu tarafından yapılan ve Daire tarafından TBK 55 uyarınca rücuya tabi kabul edilen bir ödemedir. Yeni fıkraların görülmekte olan davalara nasıl uygulanacağı ve bu tür ödemelerle ilişkisi, ilerleyen dönemde yargı kararlarıyla netlik kazanacaktır.

💬 Sorular ve cevaplar

Kolluk aracında meydana gelen yaralanma trafik sigortasının kapsamı dışında mıdır?

Bu dosyada ilk derece mahkemesi, genel şartlardaki terör eylemlerine ilişkin istisnanın somut olayda uygulanmayacağını kabul etmiştir. Gerekçe, aracın terör eylemini gerçekleştiren araçlardan olmaması ve zararın davacının elinin araç kapısına sıkışmasıyla meydana gelmesidir. Yargıtay, bozmaya uyulmakla oluşan durumu da gözeterek davalının teminat dışı itirazlarını yerinde görmemiştir.

2330 sayılı Kanun kapsamında yapılan nakdi tazminat ödemesi tazminattan düşülür mü?

Daire birinci bozma kararında bu ödemenin TBK 55 uyarınca rücuya tabi bir ödeme olduğunun gözetilmesi gerektiğini belirtmiştir. İkinci kararda nakdi tazminat ödemesi hesaplamadan düşülmüş, buna rağmen zarar poliçe limitinin üzerinde kalmıştır.

Bozmadan sonra güncel verilerle hesap yapılması neden bozma sebebi sayılmadı?

Daire, güncel verilerle hesaplama yapılmasının doğru olmadığını açıkça belirtmiştir. Ancak hesaplanan tazminat poliçe limitinden yüksek olduğundan ve sigortacının sorumluluğu limitle sınırlı olduğundan, bu hata sonuca etkili görülmemiş ve karar onanmıştır.

Sigorta şirketi poliçe limitinin üzerindeki zarardan da sorumlu tutuldu mu?

Hayır. Mahkeme gerçek zararın daha yüksek olduğunu tespit etmekle birlikte, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunu poliçe limiti olan 225.000,00 TL ile sınırlamıştır. Davacının talebi de ıslahla bu tutara yükseltilmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, trafik ve sigorta hukukuna ilişkin diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Tarafların kimliği ve mahkemenin yeri kaynakta yer almamaktadır. Karar, bozma sonrası verilen hükmün onanmasına ilişkindir. TBK 55’e 7589 sayılı Kanunla eklenen fıkralar karar tarihinden sonra yürürlüğe girmiştir ve bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu