Ceza HukukuEmsal Kararlar

Pasaportu Yırtmak Hangi Suç? – Yargıtay CGK 2025/533

Öfkeyle yırtılan bir kâğıt parçası çoğu zaman ceza hukukunun ilgisini çekmez; ancak o kâğıt bir pasaportsa tablo değişir. Bir otelin resepsiyonunda, kayıt yapılıp yapılmayacağı konusunda çıkan kısa bir tartışma, on beş yıla yakın süren bir ceza yargılamasına dönüştü. Tartışmanın merkezindeki soru basitti ama cevabı Yargıtay’ın iki ayrı merciini ikiye böldü: Başkasına ait pasaportu sinirle yırtan kişi mala zarar verme suçunu mu, yoksa resmî belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçunu mu işlemiş olur? Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu soruyu, fiilin teşebbüste kalıp kalmadığı meselesiyle birlikte ele alarak cevapladı.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 26.11.2025 tarihli ve E.2023/99, K.2025/533 sayılı kararıyla, otel işletmecisi sanığın yabancı uyruklu bir kişiye ait pasaportu tartışma sırasında yırtması eyleminin TCK m.205’te düzenlenen resmî belgeyi bozma suçunu oluşturduğuna ve suçun teşebbüs aşamasında kalmayıp tamamlandığına karar vermiş; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını her iki uyuşmazlık yönünden de oy çokluğuyla reddetmiştir.

Kısa özet: Olay gecesi bir tanık, yabancı uyruklu kişiyi otele kaydettirmek için işletmeci sanığa pasaportunu vermiş; kayıt yapılmaması üzerine çıkan tartışmada sanık pasaportu yırtmıştır. Ardahan Asliye Ceza Mahkemesi sanığı TCK m.205/1 uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırmış, Yargıtay 11. Ceza Dairesi hükmü oy çokluğuyla onamıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, sanığın belgeyi bozma kastıyla hareket etmediğini, eylemin şikâyete bağlı mala zarar verme suçu olduğunu ve şikâyet bulunmadığını ileri sürerek itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu; TCK m.205’in mala zarar verme suçuna göre özelleştirilmiş norm olduğunu, suçun genel kastla işlenebildiğini ve pasaportun birkaç sayfasının yırtılmasıyla belgenin işlevini yitirdiğini kabul ederek itirazı reddetmiştir.

🏨 Resepsiyonda başlayan tartışma

Karara yansıyan olaylar, bir kayıt işlemi etrafında gelişmiştir. Dosyadaki anlatıma göre olayın akışı şöyledir:

  • Bir tanık, yabancı uyruklu bir kişinin şehirde kalacak yer bulmasına yardım etmek istemiş ve onun pasaportunu, otelde kalabilmesi için kayıt yapılması amacıyla otel işletmecisi sanığa bırakmıştır.
  • Gece saat 01.45 sıralarında tanık, pasaport sahibiyle birlikte otele gelmiş ve kaydın yapılıp yapılmadığını sormuştur. Sanık kayıt yapmadığını söylemiştir.
  • Tanığın kayıt için ısrar etmesi üzerine taraflar arasında tartışma çıkmış, bu sırada sanık pasaportu yırtmıştır.
  • Tanık ile pasaport sahibi polis merkezine başvurmuş; düzenlenen görgü tespit tutanağında pasaportun yırtılmış ve parçalara ayrılmış olduğu kaydedilmiştir.
  • Pasaport sahibi, yeni pasaportunu konsolosluktan çıkartacağını belirtmiş ve sanıktan şikâyetçi olmadığını beyan etmiştir.

Sanık pasaportu kendisinin yırtmadığını savunmuştur. Pasaport sahibinin şikâyetçi olmaması, dosyanın bütün seyrini belirleyen olgu hâline gelmiştir: Eylem mala zarar verme sayılırsa şikâyet yokluğu nedeniyle yargılama sonuçsuz kalacak, resmî belgeyi bozma sayılırsa şikâyetin varlığı aranmayacaktı.

🗂️ Hükümden Genel Kurula uzanan yol

Dosyanın Yargıtay’daki seyri, bir ceza yargılamasının ne kadar uzayabileceğini de göstermektedir:

  • 21.11.2011: Ardahan Asliye Ceza Mahkemesi, sanığı TCK m.205/1 ve 62 uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırmış ve hak yoksunluğuna hükmetmiştir.
  • 22.06.2015: Yargıtay 11. Ceza Dairesi hükmü oy çokluğuyla düzelterek onamış; Daire Başkanı, eylemin mala zarar verme olabileceği görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
  • 05.11.2019 – 28.06.2022: İlk itiraz üzerine Ceza Genel Kurulu, gerekçeli kararın suçtan zarar görene tebliği için dosyayı Daireye göndermiş; eksiklik giderildikten sonra 11. Ceza Dairesi hükmü yeniden oy çokluğuyla onamıştır.
  • 22.09.2022: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı CMK m.308 uyarınca yeniden itiraz etmiş, Daire itirazı yerinde görmeyerek dosyayı Genel Kurula göndermiştir.
  • 26.11.2025: Ceza Genel Kurulu itirazı oy çokluğuyla reddetmiştir.

Genel Kurulun önündeki asıl uyuşmazlık, sanığın eyleminin mala zarar verme suçunu mu yoksa resmî belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçunu mu oluşturduğudur. Müzakere sırasında bazı üyelerin, suçun teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığının da tartışılması gerektiğini ileri sürmesi üzerine bu husus ayrı bir uyuşmazlık olarak değerlendirilmiştir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

⚖️ İki norm, tek fiil: TCK 151 ve TCK 205

TCK m.205 şu hükmü içerir: “Gerçek bir resmi belgeyi bozan, yok eden veya gizleyen kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” TCK m.151/1 ise başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hâle getiren veya kirleten kişinin, mağdurun şikâyeti üzerine dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılacağını düzenler.

Genel Kurul, iki suçun seçimlik hareketlerinin kısmen örtüştüğünü tespit etmiştir: “Bozmak” ve “yok etmek” her iki maddede de yer alır. Belgenin de, ekonomik bir değeri temsil etmesi veya manevi değer taşıması hâlinde, mala zarar verme suçunun konusu olabileceği kabul edilmiştir.

Kararın düğüm noktası bu örtüşmenin nasıl çözüleceğidir. Genel Kurula göre iki madde aynı hukuki değeri korumadığından aralarında klasik anlamda özel-genel norm ilişkisi yoktur. Ancak mala zarar vermenin konusunu bozulan bir resmî belgenin oluşturduğu hâllerde; TCK m.205’in kanun sistematiğindeki yeri (kamu güvenine karşı suçlar), koruduğu hukuki değer ve maddi konunun belge ile sınırlandırılmış olması birlikte değerlendirildiğinde, TCK m.205’in TCK m.151’e tekaddüm eden özelleştirilmiş bir norm olduğu kabul edilmiştir. Sonuç olarak resmî belge yırtıldığında, belgenin aynı zamanda bir eşya olması uygulanacak hükmü değiştirmemektedir.

Bu yaklaşımın doğrudan pratik bir sonucu vardır: TCK m.205 şikâyete bağlı değildir. Belge sahibinin şikâyetçi olmaması, bu dosyada olduğu gibi yargılamanın sürmesine engel teşkil etmez. Şikâyet koşulunun belirleyici olduğu bir başka mala zarar verme tartışması için serideki kiracının kapısına kilit takılmasına ilişkin 2. CD kararına da bakılabilir.

🧠 Kast ile saik arasındaki çizgi

Başsavcılığın itirazının merkezinde, sanığın “belgeyi bozma kastıyla” değil, tartışmanın yarattığı öfkeyle hareket ettiği iddiası vardı. Genel Kurul bu itirazı, kast ile saik arasındaki ayrım üzerinden reddetmiştir:

  • Genel kast yeterlidir: Hem mala zarar verme hem resmî belgeyi bozma suçları genel kastla işlenebilir; Kanun bu suçlar için özel bir kast veya saik aramaz.
  • Bilmek ve istemek: Düzenleyicisi belli, bir olayı kanıtlama gücü bulunan ve hukuki sonuç doğurmaya elverişli gerçek bir resmî belgeyi bilerek ve isteyerek bozan kişi, bu suçu işleme kastıyla hareket etmiş sayılır.
  • Saik şart değildir: Belge bozulduğunda kullanımı engellenir ve kanıt niteliği kaybolur. Bu neticenin failin kastında bulunduğu söylenebilirse de, failin bu amaçla hareket etmiş olması şart değildir.
  • Somut olay: Pasaportu yırttığında belgenin kanıt niteliğini etkileyeceğini bilebilecek durumda olan sanığın, pasaportu yırtarak sahibinin belgeyi kullanma imkânını ortadan kaldırması resmî belgeyi bozma suçu olarak nitelendirilmiştir.

Genel Kurul, aynı çerçevede komşu suçlarla sınırı da çizmiştir. Gizleme hareketi, gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacıyla yapılırsa TCK m.281’deki suç delillerini gizleme suçu gündeme gelir. Belgenin içeriği, değiştirilen belgeyi kullanmak saikiyle değiştirilirse TCK m.204’teki resmî belgede sahtecilik suçu oluşabilir. Belgenin aslına ilişkin sahtecilik tartışmaları için senedin aslı şartına ilişkin 11. CD kararı da aynı suç ailesine ışık tutmaktadır.

📄 Birkaç sayfa yırtılırsa suç tamamlanır mı?

İkinci uyuşmazlık, suçun hangi aşamada kaldığıdır. Genel Kurul, resmî belgeyi bozma suçunun icra hareketleri bölünebildiğinden teşebbüse elverişli olduğunu kabul etmiştir. Ölçüt şudur: Belgeden yararlanma olanağı tamamen ortadan kalkmışsa suç tamamlanır; eyleme rağmen belgeden faydalanma imkânı devam ediyorsa suç teşebbüs aşamasında kalır. Belge parçalar hâlinde bir araya getirilip kullanılabiliyorsa kalkışmanın varlığı kabul edilir.

Somut olayda polis memurlarının anlatımlarından pasaportun tamamen değil, birkaç sayfasının yırtıldığı anlaşılmıştır. Genel Kurul yine de suçun tamamlandığını kabul etmiştir. Gerekçede öne çıkan tespitler şunlardır:

  • Pasaportun kullanım alanı ve özelliği dikkate alındığında, herhangi bir sayfasının yırtılması, tahrif edilmesi veya kazınması hâlinde belge sahibinin bu belgeden faydalanma imkânı ortadan kalkar.
  • Böyle bir pasaport, yurda giriş ve yurt dışına çıkışlarda hüküm ifade etmez ve geçerliliğini yitirir; yırtılan kısımların birleştirilmesi de onu kullanılabilir hâle getirmez.
  • Pasaport sahibinin olaydan hemen sonra karakolda ifade verebilmiş olması, belgenin geçerliliğini koruduğuna dair bir karine sayılmaz.

Böylece pasaportun ulusal ve uluslararası alandaki işlevi, teşebbüs değerlendirmesinde belirleyici hâle gelmiştir. Kararın bu kısmı, belgeden belgeye değişen bir ölçüt ortaya koymaktadır: Karşı oyda anılan 11. Ceza Dairesi kararlarında yırtılan haciz tutanağı veya kredi taahhütnamesi parçaları birleştirildiğinde belgenin geçerliliğini koruması hâlinde teşebbüs kabul edilmişken, pasaport gibi işlevi bütünlüğüne bağlı bir belgede çoğunluk aynı sonuca ulaşmamıştır.

🗣️ Karşı oyların itirazları

Karar her iki uyuşmazlık yönünden de oy çokluğuyla verilmiştir ve karşı oylar, meselenin tartışmalı yapısını açıkça göstermektedir:

  • Kast yönünden: Karşı oy yazılarına göre TCK m.205’in manevi unsuru, belgenin delil olma özelliğini ortadan kaldırma kastıdır; fail, hak sahibinin belgeden yararlanma olanağını ortadan kaldırmayı istemelidir. Tartışma sırasında öfkeyle pasaportu yırtan sanığın böyle bir amacı yoktur; eylem şikâyete bağlı mala zarar verme suçunu oluşturur ve şikâyet bulunmadığından hükmün bozulması gerekir.
  • Yeniden üretilebilirlik: Bir karşı oyda, aynı şekilde yeniden düzenlenebilen belgeler bakımından bu suçun oluşmayacağı ve pasaportun yenilenmesinin harç, defter bedeli gibi malvarlığı eksilmesi doğurduğu vurgulanmıştır.
  • Teşebbüs yönünden: Diğer bir karşı oya göre pasaportun fotoğraf ve kimlik bilgilerinin bulunduğu sayfa yırtılmamış, pasaport ifade alma işleminde kullanılmıştır; pasaport duruşmaya getirilip incelenmeden suçun tamamlandığı sonucuna varılması eksik araştırmadır.

❓ Sık sorulan sorular

Pasaport sahibi şikâyetçi olmadığı hâlde sanık neden cezalandırıldı?

Çünkü Ceza Genel Kurulu eylemi mala zarar verme değil, resmî belgeyi bozma suçu olarak nitelendirmiştir. TCK m.151’deki mala zarar verme suçu mağdurun şikâyetine bağlıdır; TCK m.205’teki suç ise şikâyete bağlı değildir ve kamu güvenini koruyan bir suç olarak kendiliğinden kovuşturulur.

Anlık öfkeyle yapılan bir hareket için “kast” varsayılabilir mi?

Genel Kurula göre bu suç genel kastla işlenir; failin belgeyi bilerek ve isteyerek bozması yeterlidir. Belgenin kullanılmasını engelleme amacı, yani saik, ayrıca aranmaz. Öfke, kastı ortadan kaldıran bir durum olarak kabul edilmemiştir. Karşı oy yazıları ise tam bu noktada farklı düşünmüş ve özel bir amacın aranması gerektiğini savunmuştur.

Belgenin yeniden çıkarılabilmesi suçun oluşmasını engeller mi?

Başsavcılık itirazında ve bir karşı oyda pasaportun yeniden çıkarılabileceği vurgulanmış, ancak çoğunluk bu gerekçeyi benimsememiştir. Genel Kurul, yırtılan pasaportun işlevini yitirdiğini ve suçun tamamlandığını kabul etmiştir. Yenisinin alınabilecek olması, bozulan belgenin kanıt ve kullanım değerini kaybettiği gerçeğini değiştirmemiştir.

Her resmî belgenin kısmen yırtılması suçu tamamlar mı?

Hayır. Genel Kurul ölçütü açıkça ortaya koymuştur: Belgeden yararlanma olanağı devam ediyorsa ya da parçalar birleştirildiğinde belge kullanılabiliyorsa suç teşebbüs aşamasında kalır. Pasaport bakımından kısmi yırtılmanın belgeyi işlevsiz kıldığı kabul edilmiştir; başka türden belgelerde sonuç, belgenin niteliği ve somut durumuna göre farklı olabilir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yayımlanmış kararından derlenmiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiş olup karşı oy gerekçeleri de metinde yer almaktadır. Her dosya kendi delilleri ve somut olgularıyla değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu