Emsal KararlarForex Hukuku

İbradan Sonra Altı Aylık Süre – İstanbul BAM 13. HD 2026/637

Borsada işlem gören bir şirketin küçük pay sahibi, hisse fiyatı halka arz dönemindeki seviyesinin çok altına indiğinde çoğu zaman tek bir işleme odaklanır: Yönetimin onayladığı büyük bir şirket alımı, birleşme ya da bölünme. Bu işlemin şirketi zarara uğrattığı düşünülüyorsa, yönetim kurulu üyelerine karşı sorumluluk davası gündeme gelir. Ancak yıllık olağan genel kurulda yöneticiler ibra edilmişse, pay sahibinin önünde işleyen bir saat vardır ve bu saat, Türk Ticaret Kanunu’nun genel zamanaşımı hükmünden çok daha kısadır.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 02.04.2026 tarihli ve E.2026/377, K.2026/637 sayılı kararıyla, halka açık bir perakende şirketinde kısmi bölünme yoluyla gerçekleştirilen pay devralma işlemi nedeniyle açılan sorumluluk davasında, ibraya olumsuz oy veren pay sahiplerinin dava hakkının TTK 558/2 uyarınca ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düştüğünü kabul etmiş ve ilk derece mahkemesinin ret kararına yönelik istinaf başvurusunu oy birliğiyle esastan reddetmiştir.

Kısa özet: Hisseleri borsada işlem gören bir anonim şirketin pay sahibi olan davacı şirketler, yönetim kurulunun başka bir şirketin %90 payını iştirak modeliyle kısmi bölünme suretiyle devralmasının şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek yönetim kurulu üyeleri ve uzman kuruluş raporunu hazırlayan denetim firması aleyhine dava açtı. Yöneticiler 10.07.2024 tarihli olağan genel kurulda ibra edilmiş, davacılar ibraya olumsuz oy vermişti. Arabuluculuk başvurusu 28.03.2025, dava 12.08.2025 tarihinde yapıldı. Mahkeme, yöneticiler yönünden altı aylık hak düşürücü sürenin geçtiğini, denetim firması yönünden ise husumet bulunmadığını kabul etti. Bölge adliye mahkemesi, TTK 560’taki iki ve beş yıllık zamanaşımı sürelerine dayanan istinaf sebebini yerinde görmedi.

🏬 Borsa şirketinde kısmi bölünmeyle pay devralma

Uyuşmazlığın merkezinde, hisseleri Borsa İstanbul’da işlem gören ve perakende mağazacılık alanında faaliyet gösteren bir anonim şirket vardır. Karar metninde aktarılan tarihler şu şekildedir:

  • 08.09.2023: Şirketin yönetim kurulu, gıda ürünleri tedariki alanında faaliyet gösteren başka bir anonim şirketin paylarının, yaptırılan değerleme üzerinden iştirak modeliyle kısmi bölünme suretiyle devralınmasına karar verdi.
  • 25.12.2023: Olağanüstü genel kurulda, bu şirketin %90 payının iştirak modeliyle kısmi bölünme yoluyla devralınması, toplantıya katılan pay sahiplerinin oy birliğiyle onaylandı.
  • 29.12.2023: Kısmi bölünme işlemi tescil edildi ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edildi.
  • 10.07.2024: 2023 yılına ait olağan genel kurulun 6 numaralı gündem maddesiyle yönetim kurulu üyeleri, 2023 yılı faaliyet ve işlemleri nedeniyle oy çokluğuyla ibra edildi. Davacılar olumsuz oy kullandı ve muhalefet şerhi verdi.
  • 28.03.2025: Arabuluculuk başvurusu yapıldı.
  • 12.08.2025: Sorumluluk davası açıldı.

Davacılar aynı genel kurulda, devralma işleminin incelenmesi için özel denetçi atanmasını da talep etmişti. Bu talep oy çokluğuyla reddedilmiş, ret kararının iptali için açılan dava da kesin olarak reddedilmişti.

📉 Pay sahiplerinin değerleme ve zarar iddiaları

Davacı şirketler, dava dışı halka açık şirketin pay sahibi sıfatıyla TTK 553 ve 555’e dayanarak şirket zararının tespitini ve bu zararın şirkete ödenmesini istedi. Dava, belirsiz alacak davası olarak şimdilik 45.000 TL üzerinden açıldı. İddiaların ana hatları şunlardı:

  • Devralınan şirkete, kullanılan indirgenmiş nakit akımları yöntemiyle yaklaşık 1,9 milyar TL değer biçildiği; bunun şirketin defter değerinin çok üzerinde olduğu,
  • Devralınan şirketin 30.06.2023 tarihli bilançosuna göre sermayesinin önemli bir kısmını kaybettiği ve TTK 376 anlamında teknik iflas durumunda bulunduğu,
  • SPK’nın Birleşme ve Bölünme Tebliği’nin 7. maddesindeki uzman kuruluş raporu düzenlemesine rağmen değerlemenin şirketin mali yapısına uygun yapılmadığı,
  • İşlemin, mevcut pay sahiplerinin oranlarını düşürdüğü ve halka arzdan bu yana ciddi değer kaybeden hisselerin fiyatını olumsuz etkilediği,
  • Uzman kuruluş raporunu düzenleyen bağımsız denetim firmasının TTK 193, 549 ve 551 kapsamında sorumlu olduğu.

🛡️ Yöneticilerin ve denetim firmasının savunmaları

Yönetim kurulu üyeleri öncelikle süre itirazında bulundu: İbra 10.07.2024 tarihinde yapıldığına göre altı aylık sürenin 10.01.2025 itibarıyla dolduğunu, davanın bu tarihten sonra açıldığını ileri sürdüler. Bunun yanında işlemin SPK onayıyla ve genel kurul kararıyla tamamlandığını, borsa fiyatının birçok dışsal etkene bağlı olduğunu ve TTK 557’deki farklılaştırılmış teselsül ilkesi gereği her üyenin kusurunun ayrı ayrı ispatlanması gerektiğini savundular.

Denetim firması ise davacı şirketlerle arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmadığını, rolünün Birleşme ve Bölünme Tebliği kapsamında uzman kuruluş raporu hazırlamakla sınırlı kaldığını ve raporda birden fazla değerleme yönteminin kullanıldığını belirterek husumet itirazında bulundu.

⚖️ İlk derece kararı ve istinaf incelemesi

İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 05.11.2025 tarihli ve 2025/706 E., 2025/890 K. sayılı kararıyla davayı iki ayrı gerekçeyle reddetti:

DavalıRet gerekçesi
Yönetim kurulu üyeleriİbra kararı geçerli; davacılar ibraya olumlu oy vermemiş; TTK 558/2’deki altı aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açılmış.
Denetim firmasıSorumluluk davası kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarına karşı açılabilir; tüzel kişi davalı bunlar arasında değil, husumet yokluğu.

Davacılar istinaf dilekçesinde, şirket zararına ilişkin davalarda TTK 560’ın uygulanması gerektiğini, buna göre iki ve beş yıllık zamanaşımı süreleri içinde dava açıldığını ileri sürdü. Bölge adliye mahkemesi, incelemeyi HMK 355 uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı yaptı ve şu sonuçlara ulaştı:

  • Devralma işlemi, faaliyet raporu ve finansal tablolarla genel kurulda açıkça ortaya konulmuş, davacılar tarafından bilinmiş ve tartışılmıştır; ibra geçerlidir.
  • İbranın geçerliliğine yönelik ayrıca bir istinaf sebebi ileri sürülmediğinden bu husus davalılar lehine kesinleşmiştir.
  • TTK 558/2 somut olayda uygulanır ve dava tarihi itibarıyla altı aylık süre geçmiştir.
  • Hak düşürücü süre resen ve öncelikle uygulanır; bu nedenle TTK 560’taki zamanaşımı süresi içinde dava açıldığı yönündeki istinaf sebebi yerinde değildir.

Daire, istinaf başvurusunu HMK 353/1-b-1 uyarınca esastan reddetti. Karar, tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verildi.

📎 Karar metni: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin kararı, Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) üzerinden yayımlanan hâliyle derlenmiş ve Yargıtay Karar Arama sisteminden teyit edilmiştir; doktrin atıfları anonimleştirilmiştir.

🔍 İbra hangi olayları kapsar?

Daire, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28.11.2016 tarihli ve 2015/11856 E., 2016/9175 K. sayılı kararına atıf yaparak ibranın hukuki niteliğini şu şekilde özetledi: İbra, menfi bir borç ikrarıdır; maddi bir hataya dayanılmadan ibradan dönülerek ibra edilen işlemler hakkında dava açılamaz. Ancak ibranın borçtan kurtarıcı sonuç doğurabilmesi, ibraya konu işlemlerin açıkça ortaya konulmasına, bilinmesine ve tartışılmasına bağlıdır.

TTK 558/2 de bu sınırı kanun düzeyinde çizer: Genel kurulun ibra kararı yalnızca “ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara” ilişkin sonuç doğurur. Somut olayda Daire şu olgulara dayanarak devralma işleminin ibranın kapsamında kaldığını kabul etti:

  • Devralma sürecine ilişkin ayrıntılı rapor hazırlanıp ilan edilmişti.
  • Devralınan şirkete ilişkin konsolide finansal tablolar ve bağımsız denetçi raporu hazırlanmıştı.
  • Faaliyet raporu ve finansal tablolar müzakereye açılmış, bağımsız denetim raporunun özeti okunmuştu.
  • Davacıların vekili aynı toplantıda bu işlem için özel denetçi istemişti; yani işlem davacılar tarafından bilinmekte ve tartışılmaktaydı.

Bu tespit, kararın en önemli halkasıdır. Genel kurulda hiç gündeme gelmemiş, faaliyet raporunda yer almamış bir işlem için ibranın kapsamı tartışmaya açık olabilirdi; fakat pay sahiplerinin özel denetim istediği bir işlemin “açıklanmamış” sayılması mümkün görülmemiştir.

⏳ TTK 558/2 ile TTK 560 arasındaki fark

Davacıların istinaf sebebinin özü, iki farklı sürenin birbirine karıştırılmasıydı. Kanun metinleri birlikte okunduğunda ayrım belirginleşir:

HükümSüre ve niteliği
TTK 558/2İbraya olumlu oy vermeyen diğer pay sahiplerinin dava hakları, ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşer. Hak düşürücü süredir; mahkemece resen gözetilir.
TTK 560Sorumlulara karşı tazminat hakkı, zarar ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki, her hâlde fiilden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar; fiil cezayı gerektiriyor ve ceza zamanaşımı daha uzunsa o süre uygulanır.

TTK 558/2 aynı zamanda ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap eden pay sahiplerinin dava hakkını tamamen kaldırır. İbraya karşı çıkan pay sahibi ise dava hakkını korur, ancak bu hak altı aylık bir pencereyle sınırlıdır. Daire’nin vurguladığı gibi hak düşürücü süre zamanaşımından önce ve resen incelenir; bu nedenle beş yıllık zamanaşımı süresinin dolmamış olması, altı aylık süreyi kaçırmış pay sahibine dava hakkı kazandırmaz.

Somut olayda ibra 10.07.2024’te yapıldığından süre 10.01.2025’te dolmuş; arabuluculuk başvurusu bile bu tarihten sonra, 28.03.2025’te yapılmıştı. Dolayısıyla arabuluculuk sürecinin süreye etkisi tartışması da sonuç doğurmamıştır.

📊 Halka açık şirket yatırımcısı açısından sonuçlar

Karar, sermaye piyasasında azınlık pay sahiplerinin başvurduğu hukuki araçların zamanlama boyutunu öne çıkarmaktadır:

  • Borsa şirketindeki birleşme, bölünme veya pay devralma işlemleri genellikle KAP açıklamaları, uzman kuruluş raporları ve SPK onayıyla kamuya duyurulur; bu durum, işlemin sonraki genel kurulda “açıklanmış maddi olay” sayılmasını kolaylaştırır.
  • İbraya olumsuz oy verilmesi ve muhalefet şerhi düşülmesi dava hakkını korur, ancak altı aylık süreyi durdurmaz.
  • Özel denetçi talebi veya genel kurul kararının iptali davası gibi diğer başvurular, sorumluluk davası için öngörülen süreyi kendiliğinden uzatmamaktadır; somut olayda bu davalar devam ederken altı aylık süre dolmuştur.
  • Uzman kuruluş raporunu hazırlayan denetim firmasına karşı TTK 553 kapsamındaki sorumluluk davası yöneltilmesi, ilk derece mahkemesince husumet yönünden kabul görmemiştir.

Kararın sınırı da belirtilmelidir: Bölge adliye mahkemesi devralma işleminin şirketi gerçekten zarara uğratıp uğratmadığı, değerlemenin isabetli olup olmadığı veya yöneticilerin kusuru hakkında esasa ilişkin bir değerlendirme yapmamıştır. Uyuşmazlık süre yönünden sonuçlanmıştır. Halka açık şirketlerde genel kurul süreçlerine ilişkin diğer kararlar için muhalefet şerhi ve ibra nisabı ile borsa şirketinde varlık satışı yazıları birlikte okunabilir.

❓ Sık sorulan sorular

İbraya karşı oy kullanan pay sahibi yöneticilere ne zamana kadar dava açabilir?

TTK 558/2’ye göre ibraya olumlu oy vermeyen pay sahiplerinin dava hakları, ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşer. Bu karardaki olayda ibra 10.07.2024 tarihinde yapılmış, süre 10.01.2025 itibarıyla dolmuş ve 12.08.2025 tarihinde açılan dava bu nedenle reddedilmiştir.

TTK 560’taki beş yıllık süre neden uygulanmadı?

Bölge adliye mahkemesi, TTK 558/2’deki sürenin hak düşürücü nitelikte olduğunu ve resen, öncelikle uygulanması gerektiğini belirtmiştir. TTK 560 zamanaşımını düzenler; ibranın bulunduğu durumda pay sahibinin dava hakkı zaten altı aylık süre sonunda düştüğü için zamanaşımı süresinin henüz dolmamış olması sonucu değiştirmemiştir.

Genel kurulda ayrıntısı konuşulmayan bir işlem için de ibra geçerli olur mu?

Daire’nin atıf yaptığı Yargıtay içtihadına göre ibranın borçtan kurtarıcı etkisi, ibraya konu işlemlerin açıkça ortaya konulmasına, bilinmesine ve tartışılmasına bağlıdır; TTK 558/2 de etkiyi açıklanan maddi olaylarla sınırlar. Bu davada işlem; raporlar, finansal tablolar ve davacıların özel denetçi talebiyle genel kurulda tartışıldığı için ibranın kapsamında sayılmıştır. Farklı olgulara sahip bir dosyada değerlendirme değişebilir.

Uzman kuruluş raporunu hazırlayan denetim firması bu davada neden davalı olamadı?

İlk derece mahkemesi, TTK 553 kapsamındaki sorumluluk davasının kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarına karşı açılabileceğini, tüzel kişi denetim firmasının bunlar arasında bulunmadığını belirterek husumet yokluğundan ret kararı vermiştir. Bölge adliye mahkemesi de ilk derece kararını bir bütün olarak isabetli bulmuştur.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin Bedesten üzerinden yayımlanan ve Yargıtay Karar Arama sisteminden teyit edilen istinaf kararından ve bu kararda aktarılan taraf beyanları ile ilk derece mahkemesi gerekçesinden derlenmiştir. Değerlendirme, ibra tarihi, arabuluculuk ve dava tarihleri belirli olan somut dosyaya dayanmaktadır; genel kurul gündemi, açıklanan olaylar ve süre hesabı farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Karar temyiz yolu açık olarak verilmiştir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu