Ceza HukukuEmsal Kararlar

Dini İstismarla Dolandırıcılık – Yargıtay 11. CD 2024/3338

Sokakta yürüyen yaşlı bir çifte yaklaşan yabancı, “amca beni tanıdın mı” diye söze girer; cenazeleri ve mevlitleri olduğunu, bayisinde kalan eşyaları fakirlere dağıtacağını anlatır. Birkaç dakika içinde ortaya bir tomar para çıkar, “bu paraları okutalım, bereketlensin” denir ve mağdurdan ödünç para bulması istenir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 13.03.2024 tarihli, 2021/30517 E. ve 2024/3338 K. sayılı kararı, tam bu senaryoyu dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle dolandırıcılık (TCK 158/1-a) ve resmi belgede sahtecilik (TCK 204/1) ekseninde ele alıyor.

“Dolandırılma” araması ile bu karara ulaşan okuyucular için kararın iki yönü öne çıkmaktadır: mağdur hiç para vermediği hâlde eylemin teşebbüs aşamasında kalmış nitelikli dolandırıcılık sayılması ve sanığın üzerinden çıkan sahte sürücü belgesinin ayrı suç olarak cezalandırılması. Daire, mükerrir sanık hakkındaki her iki mahkûmiyet hükmünü de oy birliğiyle onamıştır.

Kısa özet: Sanık, yolda eşiyle yürüyen mağdura kendisini beyaz eşya bayisi olarak tanıtmış; hayır işi yapacaklarını söyleyerek mağduru bir eve götürmüş, orada sayılan 4.200,00 TL‘yi “fakirlere dağıt” diyerek mağdura verip “okutalım, bereketlensin” bahanesiyle geri almış ve mağdurdan 2.000,00 TL ödünç bulmasını istemiştir. Mağdur para bulamayınca sanık uzaklaşmış; şikâyet üzerine mağdurun teşhisiyle yakalanan sanığın üzerinden, uzmanlık raporuna göre tamamen sahte ve aldatıcı nitelikte bir sürücü belgesi çıkmıştır. Salihli Ağır Ceza Mahkemesi, TCK 158/1-a, 35, 52, 53 ve 58 uyarınca 1 yıl 6 ay hapis ve 1.800,00 TL adli para cezası; TCK 204/1, 53 ve 58 uyarınca 2 yıl hapis cezası vermiş, cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına hükmetmiştir. Yargıtay 11. CD, hükümleri oy birliğiyle onamıştır.

🕌 TCK 158/1-a: Dini İnanç ve Duyguların İstismarı Ne Demek?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesi dolandırıcılığı, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına yarar sağlamak biçiminde tanımlar. 158. madde ise suçun daha ağır cezalandırılmasını gerektiren nitelikli hâlleri sayar; birinci fıkranın (a) bendi, dolandırıcılığın “dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle” işlenmesidir. Maddenin bugünkü metnine göre bu hâlde üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası öngörülmektedir.

Bendin uygulanabilmesi için failin hilesini mağdurun dini inanç ve duyguları üzerinden kurması gerekir. Hayır, mevlit, cenaze, “paranın okutulup bereketlenmesi” gibi motifler, mağdurun dini hassasiyetini aldatma aracına dönüştürdüğü ölçüde bu kapsama girer. İncelenen kararda mahkeme, sanığın “mağdurun saflığı ve dini duygularını kullanarak” hareket ettiğini tespit etmiş; Yargıtay da suç vasfının doğru belirlendiğini kabul etmiştir.

🛣️ Olayın Seyri: Sokakta Başlayan “Bereket” Kurgusu

Karar metnindeki olgulara göre sanık, yolda eşiyle yürüyen mağdura “amca beni tanıdın mı” diye yaklaşmış; tanınmadığını anlayınca mağdurun eşine o yerde beyaz eşya bayisi olduğunu, cenazelerinin ve mevlitlerinin bulunduğunu, bayide kalan eşyaları fakirlere dağıtacağını söyleyerek çiftle samimiyet kurmuştur. Ardından mağdurun eşi ve gelinine “siz pazarı görün, ben amcaya eşyaları vereyim de dağıtıversin” diyerek mağduru aileden ayırmıştır.

Sanık ile mağdur, aynı cadde üzerinde kapısı açık bir eve gitmiştir. Sanık, merdivenden inen bir kişiden aldığı, her biri 200,00 TL’lik banknotlardan oluşan toplam 4.200,00 TL‘yi sayarak mağdura vermiş ve “bunları fakirlere dağıt” demiştir. Hemen ardından “bu paraları okutalım bereketlensin, sana da faydası olur” diyerek parayı geri almış; mağdura parası ya da kıymetli eşyası olup olmadığını sormuş, olumsuz cevap alınca 2.000,00 TL ödünç bulup “okutulmak üzere” getirmesini istemiştir. Mağdur bulamayacağını söyleyince sanık olay yerinden uzaklaşmıştır.

Mağdur, tanıdığının işlettiği beyaz eşya bayisinde o yerde başka bayi bulunmadığını öğrenince dolandırılmaya çalışıldığını anlamış ve Emniyet Müdürlüğüne şikâyetçi olmuştur. Sivil görevlilerle dolaşırken yaptığı teşhis üzerine sanık yakalanmıştır.

🪪 Sahte Sürücü Belgesi ve Uzmanlık Raporu

Yakalama sonrası yapılan kimlik kontrolünde sanık, başkası adına düzenlenmiş bir sürücü belgesi ibraz etmiştir. Dosyaya giren uzmanlık raporu, belgenin “tamamen sahte” olduğunu ve “aldatıcılık niteliğinin” bulunduğunu ortaya koymuştur. Sanık ise sürücü belgesini bulduğunu, hakkında yakalama kararı olduğu için kendi fotoğrafını seyyar bir kaplamacıya yapıştırttığını savunmuştur.

TCK 204/1, bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişiyi iki yıldan beş yıla kadar hapisle cezalandırır. Sürücü belgesi resmi belgedir; kolluğa ibraz edilmesi “kullanma” seçimlik hareketini oluşturur. Sanığın “buldum, fotoğrafımı yapıştırdım” savunması, belgeyi kimin ürettiğinden bağımsız olarak, aldatma kabiliyeti bulunan sahte belgenin kimlik tespitinde bilerek kullanıldığını ortaya koyduğundan lehe sonuç doğurmamıştır. Sahteciliğin ispat boyutu için sahtecilikte senedin aslı şartı konulu inceleme tamamlayıcı olarak okunabilir.

⚖️ Görevsizlikten Onamaya: Yargılama Süreci ve Karar

Dava önce asliye ceza mahkemesinde açılmış; mahkeme, eylemin “dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık” suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğunu gözeterek görevsizlik kararı vermiştir.

Salihli Ağır Ceza Mahkemesi, 07.04.2016 tarihli ve 2016/19 E., 2016/98 K. sayılı kararıyla sanığı iki suçtan mahkûm etmiştir:

  • Nitelikli dolandırıcılık: TCK 158/1-a, 35, 52, 53 ve 58 uyarınca neticeten 1 yıl 6 ay hapis ve 1.800,00 TL adli para cezası; hak yoksunlukları, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazı ve infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri,
  • Resmi belgede sahtecilik: TCK 204/1, 53 ve 58 uyarınca 2 yıl hapis cezası; hak yoksunlukları, mükerrirlere özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbiri.

Sanık temyizinde, yeterli delil bulunmadığını ve beraatine karar verilmesi gerektiğini, delillerin takdirinde hataya düşüldüğünü, yetersiz gerekçeyle karar verildiğini ve lehe hükümlerin uygulanmadığını ileri sürmüştür. Hüküm 2016 tarihli olduğundan temyiz incelemesi, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK hükümlerine göre, yani istinaf öncesi “eski usul” çerçevesinde yapılmıştır.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, yargılama işlemlerinin usul ve kanuna uygun yapıldığını, iddia ve savunmaların delillerle birlikte gerekçeli kararda tartışıldığını, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığını ve suç vasıfları ile yaptırımların doğru belirlendiğini tespit ederek temyiz sebeplerini reddetmiş; hükümleri Tebliğname’ye uygun olarak 13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle onamıştır.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🧭 Kararın Hukuki Nitelendirmesi

Onama kararı yerel mahkeme hükmüyle birlikte okunduğunda dört hukuki tespit netleşmektedir:

  • Teşebbüs (TCK 35): Mağdur ne 2.000,00 TL bulmuş ne de kıymetli eşya vermiştir; menfaat elde edilmemiştir. Ancak samimiyet kurma, mağduru aileden ayırma, sahte “hayır parası” gösterisi ve ödünç para istemi, suçun icrasına doğrudan doğruya başlandığını gösteren elverişli hareketlerdir. Eylem, failin elinde olmayan nedenle (mağdurun para bulamaması) tamamlanamadığından teşebbüs aşamasında kalmış ve ceza TCK 35/2 uyarınca indirilmiştir,
  • Nitelikli hâl (TCK 158/1-a): “Cenaze, mevlit, fakirlere yardım, paranın okutulup bereketlenmesi” söylemi, hilenin dini inanç ve duygular üzerinden kurulduğunu göstermektedir; bu nedenle eylem basit dolandırıcılık (TCK 157) değil, nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs olarak vasıflandırılmıştır,
  • Gerçek içtima (TCK 204/1): Sahte sürücü belgesinin kolluğa ibrazı, dolandırıcılık eyleminden bağımsız bir hukuki değeri (kamu güveni) ihlal ettiğinden ayrı suç olarak cezalandırılmıştır,
  • Tekerrür (TCK 58): Sanığın önceki kesinleşmiş mahkûmiyeti nedeniyle her iki ceza için mükerrirlere özgü infaz rejimi ve infaz sonrası denetimli serbestlik tedbiri, TCK 58/6-7’nin gerektirdiği gibi hükümde açıkça gösterilmiştir.

🔍 Delil Değerlendirmesi: Teşhis, Tanık Uyumu ve Savunma

Sanığın temyiz dilekçesinin ağırlık noktası delil yetersizliğidir. Dosyada bu itirazın karşısına üç olgu çıkmaktadır: Mağdur, şikâyetin hemen ardından sivil görevlilerle dolaşırken sanığı teşhis etmiş ve yakalama bu teşhisle gerçekleşmiştir; mağdur ve tanıkların beyanları birbiriyle uyumlu bulunmuş ve tanıklar da sanığı teşhis etmiştir; sanığın kendisini tanıttığı bayinin o yerde bulunmaması ise anlatılan hikâyenin baştan sona kurgu olduğunu göstermiştir.

Sahtecilik suçu yönünden ise uzmanlık raporu belirleyicidir; rapor belgenin “tamamen sahte” olduğunu ve iğfal kabiliyeti taşıdığını saptamıştır. Yargıtay, “vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığını” belirterek yerel mahkemenin delil takdirini yerinde bulmuştur.

🆕 Kararın Pratik Sonucu

Karar, uygulamada sıkça rastlanan “sokakta yaşlı mağdura yaklaşma” kalıbının ceza hukukundaki karşılığını netleştirmektedir. Tanıdık gibi yaklaşma, hayır ve dini ritüel söylemiyle güven kurma, mağduru ailesinden ayırma ve “parayı okutma” bahanesiyle mağdurun kendi parasını isteme, birbirine eklenen aşamalar olarak hileli davranış bütününü oluşturur; mağdurun parayı vermemesi eylemi nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs olmaktan çıkarmaz.

İkinci sonuç, sahte belgenin dolandırıcılık eyleminde kullanılmamış olsa dahi kolluğa ibrazıyla TCK 204/1 kapsamında bağımsız sorumluluk doğurması; üçüncüsü, tekerrür hükümlerinin her iki suç için ayrı ayrı uygulanmasıdır. Sahte belge ile dolandırıcılığın bir arada değerlendirildiği bir başka örnek için sahte çekle dolandırıcılık konulu inceleme karşılaştırmalı olarak okunabilir.

Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

Mağdur hiç para vermediyse dolandırılma gerçekleşmiş sayılır mı?

İncelenen kararda mağdur ne parayı ne de kıymetli eşyayı vermiştir; buna rağmen sanık, nitelikli dolandırıcılığa teşebbüsten (TCK 158/1-a ve 35) mahkûm olmuştur. Suçun icrasına elverişli hareketlerle doğrudan başlanması yeterli görülmüş, sonucun failin elinde olmayan nedenle gerçekleşmemesi yalnızca ceza indirimi sağlamıştır.

“Parayı okutalım, bereketlensin” söylemi neden dini istismar sayıldı?

Mahkeme, sanığın hayır yapacaklarını ve fakirlere yardım ettiklerini söyleyip paranın okutulup bereketleneceğini ileri sürerek mağdurun dini duygularını kullandığını tespit etmiştir. Hilenin dini motifler üzerinden kurulması, eylemi TCK 158/1-a kapsamındaki nitelikli hâle sokmuş; Yargıtay suç vasfının doğru belirlendiğini kabul etmiştir.

Bulduğunu söylediği sahte sürücü belgesini ibraz eden kişi neden ayrıca cezalandırıldı?

TCK 204/1, sahte resmi belgeyi kullanmayı da suç sayar. Uzmanlık raporu belgenin tamamen sahte ve aldatıcı olduğunu saptamış; sanığın belgeyi bulup fotoğrafını yapıştırttığı savunması, belgeyi bilerek kullandığını ortaya koymuştur. Bu nedenle dolandırıcılıktan bağımsız olarak 2 yıl hapis cezası verilmiş ve onanmıştır.

Mükerrirlere özgü infaz rejimi bu kararda ne anlama geliyor?

TCK 58’e göre önceki mahkûmiyeti kesinleştikten sonra yeni suç işleyen kişi hakkında tekerrür hükümleri uygulanır; ceza mükerrirlere özgü rejime göre infaz edilir ve ardından denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Kararda her iki suç için de bu rejim hükme yazılmış, Yargıtay aykırılık görmemiştir. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu