Sahte Savcı ve PTT Havalesi – Yargıtay 11. CD 2024/9126

Gizli numaradan gelen bir arama, kendisini savcı olarak tanıtan bir ses ve “hapis cezanı durdurmak için para gönder” talimatı… Bu senaryo, “dolandırılma” araması ile bu sayfaya ulaşan pek çok okuyucunun yakından tanıdığı bir kalıptır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 03.07.2024 tarihli, 2022/8025 E. ve 2024/9126 K. sayılı kararı, tam bu kalıpla başlayan ve PTT gişesinde havale tutarının ödenmemesiyle yarıda kalan bir olayı ele alıyor.
Kararı ilginç kılan, yargılamanın izlediği yoldur. Dosya önce Asliye Ceza Mahkemesi’nde hükme bağlanmış; Yargıtay 15. Ceza Dairesi, eylemin TCK 158/1-l kapsamında nitelikli dolandırıcılık oluşturup oluşturmadığını değerlendirme görevinin Ağır Ceza Mahkemesi’ne ait olduğu gerekçesiyle hükmü görevsizlik yönünden bozmuş; Ağır Ceza Mahkemesi ise eylemi TCK 157/1 kapsamında dolandırıcılığa teşebbüs (TCK 35) olarak nitelendirmiştir. 11. Ceza Dairesi bu hükmü oy birliğiyle onamıştır. Dolandırılma sürecinin neden “teşebbüs” aşamasında kaldığı ve görev sorununun suç vasfıyla ilişkisi, yazının omurgasını oluşturuyor.
📞 Olayın Seyri: Sahte Savcı, Sahte Başkomiser ve İki Havale
Müştekiyi gizli numaradan arayan kişi kendisini Üsküdar Savcısı olarak tanıtmış; müştekinin kimlik numarası üzerinden 35.000,00 TL borçlandırıldığını, bu nedenle 1 yıl hapis cezası aldığını ve polis tarafından arandığını söylemiştir. Müştekinin “ceza almışsam hapis yatarım” cevabı üzerine telefon, “emniyetten başkomiser” olarak tanıtılan ikinci bir kişiye bağlanmıştır.
Başkomiser olduğunu söyleyen kişi, 4.500 TL gönderilirse hapis cezasının durdurulacağını söylemiş; müşteki 4.460 TL‘yi kendisine bildirilen ad üzerine Denizli’deki bir PTT şubesine havale etmiştir. Yaklaşık 2-3 dakika sonra aynı kişi yeniden aramış, “Denizli’deki şebeke parayı çekemeden yakalandı” diyerek paranın bu kez Adana Adliye Sarayı PTT Şubesi’ne, başka bir ad üzerine gönderilmesini istemiş; müşteki bu talimatı da yerine getirmiştir. Saat 15.00 sıralarında müştekinin eşi telefonla ulaşarak dolandırıldığını söylemiş ve müşteki durumu bu şekilde öğrenmiştir. Olay 03.10.2012 tarihinde yaşanmıştır.
🏤 PTT Gişesinde Ne Oldu?
Kararın kabulüne göre sanıklar ile yaş küçüklüğü nedeniyle hakkında ayrı soruşturma yürütülen bir kişi Adana’dan Denizli’ye birlikte gelmiş ve Denizli’de oturan sanığın yanında kalmıştır. Olay günü sanıklardan biri, bir diğerinin yönlendirmesiyle havaleyi almak için Denizli’deki PTT şubesine başvurmuştur. Havale tutarı, Postanet ekranına yapılan müdahale üzerine gişe görevlisi tanık tarafından ödenmemiştir. Bunun üzerine müşteki, parayı Adana Adliyesi PTT Şubesi’ne bir başka sanık adına havale etmesi için yönlendirilmiş; ancak burada da aynı müdahale nedeniyle havale ödenmemiştir.
Daire olguları şöyle özetlemiştir: iştirak halinde hareket eden sanıklar, müştekiyi hataya düşürüp menfaat temin etmeye kalkışmış; gişe görevlilerinin havale tutarını ödememesi yüzünden kastettikleri eylemi tamamlayamamış ve eylem teşebbüs aşamasında kalmıştır.
⚖️ Asliye Ceza’dan Ağır Ceza’ya: Görevsizlik Bozması ve Yeni Hüküm
Denizli 1. Asliye Ceza Mahkemesi, 30.05.2013 tarihli kararıyla sanıkları dolandırıcılık suçundan 2 yıl 3 ay hapis ve 3.360 TL adli para cezası ile cezalandırmış ve hak yoksunluklarına hükmetmiştir.
Sanıkların temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi, 08.06.2017 tarihli, 2017/1312 E. ve 2017/14122 K. sayılı kararıyla hükmü bozmuştur. Bozma gerekçesi suçun sabit olup olmadığına değil, göreve ilişkindir: eylemin TCK 158/1-l maddesindeki nitelikli dolandırıcılığı oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdiri üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesi’ne ait olduğundan, görevsizlik kararı verilmesi zorunludur.
Bozma sonrasında Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 28.05.2019 tarihli, 2018/206 E. ve 2019/310 K. sayılı kararıyla sanıkları TCK 157/1, 35, 52 ve 53. maddeleri uyarınca yine 2 yıl 3 ay hapis ve 3.360 TL adli para cezası ile cezalandırmıştır.
Sanıklar bu hükmü de temyiz etmiştir. Hüküm, 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK hükümlerine göre, istinaf yolundan geçmeden incelenmiştir. 11. Ceza Dairesi; yargılama işlemlerinin usul ve kanuna uygun yapıldığını, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığını ve eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru belirlendiğini belirterek hükümleri Tebliğname’ye uygun olarak 03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle onamıştır.
🧩 Teşebbüs: Eylem Neden Tamamlanmış Sayılmadı?
TCK 157/1’e göre dolandırıcılık, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına yarar sağlamaktır; ceza bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Suçun tamamlanması için yararın fiilen elde edilmesi gerekir. TCK 35/1 ise kastedilen suçun elverişli hareketlerle icrasına başlanıp elde olmayan nedenlerle tamamlanamaması halinde teşebbüsten sorumluluğu; 35/2 de cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilmesini düzenler.
Somut olayda müşteki aldatılarak parayı iki kez havale etmiş, ancak para hiçbir aşamada sanıkların eline geçmemiştir. Kararın nitelendirmesi şu şekilde özetlenebilir:
- Sahte kamu görevlisi rolüyle korkutma ve para isteme, dolandırıcılığın hileli davranış unsurunu karşılar; iki havale, aldatmanın gerçekleştiğini gösterir,
- Havalenin gişeden alınmak istenmesi, suçun icrasına doğrudan doğruya başlandığını ortaya koyar,
- Ödemenin Postanet müdahalesiyle engellenmesi, failin elinde olmayan neden niteliğindedir; gönüllü vazgeçme söz konusu değildir,
- İkinci şubeye yönlendirme, aynı kastla sürdürülen ve teşebbüs aşamasında kalan tek eylemin parçası olarak ele alınmıştır,
- Birlikte seyahat, aynı evde kalma ve postaneye birlikte gitme, iştirak halinde hareket edildiğinin göstergesi sayılmıştır.
🏛️ Görev Sorunu: TCK 158/1-l Değerlendirmesi Kime Ait?
TCK 158/1-l bendi, dolandırıcılığın kişinin kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumu çalışanı olarak tanıtması suretiyle işlenmesini nitelikli hal sayar; ceza üç yıldan on yıla kadar hapistir ve bu bent için alt sınır dört yıldan az olamaz. Alt sınırı bu düzeyde olan bir suça bakma görevi Ağır Ceza Mahkemesi’ne aittir. 15. Ceza Dairesi’nin bozma gerekçesi buna dayanır: sahte savcı rolüyle işlenen eylemde 158/1-l ihtimali gündeme geldiğinden, takdir yetkisi üst dereceli mahkemededir.
Bunun pratik anlamı şudur: Asliye Ceza Mahkemesi, nitelikli hal ihtimali belirdiğinde dosyayı elinde tutamaz; nitelikli halin bulunmadığına karar verme yetkisi de üst dereceli mahkemeye aittir. Nitekim Ağır Ceza Mahkemesi bu yetkiyi kullanarak eylemi TCK 157/1 kapsamında nitelendirmiş, 11. Ceza Dairesi de suç vasfının doğru belirlendiğini kabul etmiştir.
Karar metninde tartışılmayan bir nokta daha dikkat çeker: TCK 158/1-l bendi 24.11.2016 tarihli 6763 sayılı Kanun’la eklenmiştir; olay tarihi ise 03.10.2012’dir. Suç tarihinde yürürlükte olmayan bir nitelikli halin uygulanması TCK 7 çerçevesinde ayrı bir sorundur; 157/1 ile kurulan hüküm bu sorunu gündemden düşürmüş ve ceza miktarı ilk hükümle aynı kalmıştır. Bozma sonrası cezanın değişip değişemeyeceğine ilişkin aleyhe bozma yasağı konulu inceleme tamamlayıcı olarak okunabilir.
🔍 Delil ve İspat
Sanıkların temyiz savunması ortaktır: suçu işlemedik, olayla ilgimiz yok, biz de mağduruz. Daire, savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda tartışıldığını belirterek bu iddiaları reddetmiştir. Delil zinciri şu halkalardan oluşmaktadır:
- Müşteki anlatımı: arama, savcı ve başkomiser rolleri, iki havale ve eşin uyarısıyla durumun fark edilmesi,
- Havale kayıtları: Denizli ve Adana Adliye Sarayı PTT şubelerine gönderilen 4.460 TL,
- Mesaj kayıtları: olay günü sanıklardan birinin “İstanbul Şile 4460 Lira” içerikli havale bilgisi göndermesi,
- Tanık beyanı: gişe görevlisinin Postanet müdahalesi nedeniyle havaleyi ödemediğine ilişkin anlatımı,
- Hareket birliği: sanıkların Adana’dan Denizli’ye birlikte gelmesi ve olay günü birlikte postaneye gitmesi.
Daire, vicdani kanının dosyadaki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığını vurgulamıştır.
🆕 Kararın Pratik Sonucu
Kararın üç mesajı öne çıkmaktadır. Birincisi, dolandırıcılıkta suçun tamamlanma anı paranın failin eline geçtiği andır; havale gişede ödenmediği sürece eylem TCK 35 kapsamında teşebbüs aşamasındadır. İkincisi, kurumların sistem üzerinden yaptığı müdahaleler failin iradesi dışındaki “elinde olmayan neden” kapsamındadır; gönüllü vazgeçme hükümleri devreye girmez.
Üçüncüsü görev kuralıdır. Kamu görevlisi rolüyle işlenen dolandırıcılık iddialarında TCK 158/1-l ihtimali belirdiğinde, bu ihtimali değerlendirme yetkisi Ağır Ceza Mahkemesi’ne aittir ve bu kural, sonuçta basit dolandırıcılıktan hüküm kurulsa bile geçerlidir. Aynı 2016 değişikliğiyle eklenen üç veya daha fazla kişiyle işleme artırımının (TCK 158/3) suç tarihinden sonra yürürlüğe girdiği dosyalar için üç kişi artırımı konulu inceleme karşılaştırmalı olarak okunabilir.
Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Para havale edildiği halde dolandırılma neden “teşebbüs” sayıldı?
Dolandırıcılık suçunun tamamlanması için failin yararı fiilen elde etmesi gerekir. İncelenen kararda müşteki parayı iki kez havale etmiş, ancak Postanet ekranına yapılan müdahale nedeniyle PTT gişe görevlileri havaleyi ödememiştir. Para sanıkların eline geçmediğinden ve bu durum sanıkların iradesi dışında gerçekleştiğinden eylem TCK 35 kapsamında teşebbüs aşamasında kalmıştır.
Sahte savcı aramasıyla işlenen dolandırıcılığa hangi mahkeme bakar?
Kararda Yargıtay 15. Ceza Dairesi, failin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması nedeniyle TCK 158/1-l ihtimali bulunduğunu ve bu ihtimale ilişkin delillerin takdirinin Ağır Ceza Mahkemesi’ne ait olduğunu belirterek Asliye Ceza Mahkemesi’nin hükmünü görevsizlik yönünden bozmuştur. Ağır Ceza Mahkemesi eylemi TCK 157/1 kapsamında nitelendirmiş ve bu nitelendirme onanmıştır.
Görevsizlik bozması sonrasında ceza miktarı değişti mi?
Değişmemiştir. Asliye Ceza Mahkemesi 2013 tarihli kararında 2 yıl 3 ay hapis ve 3.360 TL adli para cezasına hükmetmiş; bozma sonrasında Ağır Ceza Mahkemesi de TCK 157/1, 35, 52 ve 53 uyarınca aynı ceza miktarını belirlemiştir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, suç vasfı ile yaptırımların doğru belirlendiğini kabul ederek hükümleri onamıştır.
Sanıkların “olayla ilgimiz yok, biz de mağduruz” savunması neden kabul edilmedi?
Daire, savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda tartışıldığını ve eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığını belirtmiştir. Havale bilgisinin mesajla paylaşılması, sanıkların birlikte Denizli’ye gelmesi ve havaleyi almak üzere gişeye başvurulması bu tespitin dayanaklarıdır. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



