Bozma Sonrası Ağırlaşan Ceza – Yargıtay 11. CD 2024/5220

Telefon çalar, karşıdaki ses kendisini savcı ya da polis olarak tanıtır ve birkaç dakika içinde “kontör” ister. Bu senaryo, binlerce kişinin dolandırılma mağduru olmasına yol açan en yaygın hile kalıplarından biridir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 18.04.2024 tarihli, 2022/10705 E. ve 2024/5220 K. sayılı kararı, böyle bir dosyanın on iki yıllık yargı yolculuğunu iki boyutuyla ele almaktadır: bozma sonrası cezanın ağırlaşması yasağı ve kolluk ifadesindeki tek satıra dayanan mahkûmiyet.
“Dolandırılma” araması ile bu karara ulaşan okuyucular için kararın çekirdeği, mağdurların nasıl aldatıldığından çok, faillerin yargılanmasında hangi usul güvencelerinin işlediğidir: yalnızca sanıkların temyiz ettiği hükmün ağırlaştırılması düzelterek onama ile giderilmiş, olayla bağı kurulamayan bir sanığın mahkûmiyeti bozulmuştur.
- “Savcı” kılığındaki aramalar: olayın seyri
- Asliye cezadan ağır cezaya: on iki yıllık süreç
- Aleyhe bozma yasağı: 1.000 TL nasıl 10.000 TL oldu?
- TCK 158/1-(l) ve görev sorunu
- Tek satırlık kolluk ifadesiyle mahkûmiyet olur mu?
- Uzlaşma ve etkin pişmanlık ayrıntıları
- Kararın pratik sonucu
- Sıkça sorulan sorular
📞 “Savcı” Kılığındaki Aramalar: Olayın Seyri
Dosya, “kontör dolandırıcılığı” olarak bilinen yöntemle ilgili jandarma istihbarat çalışmalarıyla başlamıştır. İddiaya göre sanıklar, başka kişiler adına açtırılmış “açık hat” GSM numaralarıyla rastgele numaralar çevirmiş; telefona çıkanlara kendilerini hâkim, savcı, polis gibi kamu görevlisi olarak tanıtmış ve çeşitli hile, desise ve bahanelerle menfaat temin etmiştir.
İhbar üzerine sanıklardan birinin evinde yapılan aramada 14 telefon, 21 SIM kart, kart okuyucu, hafıza kartı ve bir dizüstü bilgisayar ele geçirilmiş; POLNET sorgusunda bu hat ve cihazların mağdurların dolandırılması olaylarında kullanıldığı tespit edilmiştir. Dosyada HTS raporları, uzmanlık raporları, 12.06.2012 tarihli ev arama tutanağı ve uzlaşma raporları bulunmaktadır. Bir şikâyetçi 5.800,00 TL, bir katılan 12.000,00 TL zarara uğradığını beyan etmiştir.
🏛️ Asliye Cezadan Ağır Cezaya: On İki Yıllık Süreç
Asliye ceza mahkemesi 21.05.2015 tarihli kararıyla sanıkları TCK’nın 157, 62, 52 ve 53. maddeleri uyarınca altışar kez cezalandırmıştır. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi, eylemin TCK 158/1’e sonradan eklenen (l) bendi kapsamına girip girmediğine ilişkin delil takdirinin ağır ceza mahkemesine ait olduğunu belirterek görevsizlik gerekçesiyle hükmü bozmuştur.
Bozma sonrası ağır ceza mahkemesi 30.03.2022 tarihinde mağdur ve katılan sayısına göre altı ayrı hüküm kurmuştur:
- Bir katılana yönelik eylemde yedi sanık için 1 yıl 8 ay hapis ve 10.000,00 TL adli para cezası (TCK 157, 62, 52, 53),
- Diğer mağdurlara yönelik eylemlerde etkin pişmanlık indirimiyle 10 ay hapis ve 5.000,00 TL, 1 yıl 15 gün hapis ve 5.820,00 TL, iki eylemde 5 ay hapis ve 20,00 TL, bir eylemde 1 yıl 3 ay hapis ve 8.320,00 TL adli para cezası (TCK 157, 168/2, 62, 52, 53).
Tebliğname onama, kazanılmış hak nedeniyle düzelterek onama ve üç sanık için uzlaşma nedeniyle bozma istemiş; sanık müdafileri yeterli delil bulunmadığını, eksik inceleme yapıldığını ve beraat gerektiğini ileri sürmüştür. Daire, 18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle bir kısım hüküm için onama, katılana yönelik hükümler için düzelterek onama, bir sanık hakkındaki tüm hükümler için tebliğnameye aykırı olarak bozma kararı vermiştir.
⚖️ Aleyhe Bozma Yasağı: 1.000 TL Nasıl 10.000 TL Oldu?
Asliye ceza mahkemesinin bozmadan önceki kararında bir katılana yönelik sonuç ceza 1 yıl 8 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası olarak belirlenmiştir. Daire’ye göre bu rakam bir hesap hatasından kaynaklanmaktadır; ne var ki karar yalnızca sanıklar tarafından temyiz edilmiştir.
Bozma sonrası ağır ceza mahkemesi hesabı düzeltmiş ve aynı eylem için 1 yıl 8 ay hapis ve 10.000,00 TL adli para cezasına hükmetmiştir. Daire bunu, karar tarihinde 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca hâlen uygulanan 1412 sayılı CMUK’un 326. maddesinin son fıkrasına aykırı bulmuştur. Hüküm fıkrasına “bozma öncesi aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek 1412 sayılı CMK’nin 326/son maddesi uyarınca sanıkların neticeten 1 yıl 8 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına” ibaresi eklenmiş ve hüküm düzeltilerek onanmıştır. Kural üç adımda özetlenebilir:
- Hüküm yalnızca sanık lehine temyiz edilmişse yeniden verilen hüküm öncekinden daha ağır olamaz,
- Önceki cezanın hatalı hesaplanmış olması sonucu değiştirmez,
- Yeniden yargılama gerekmediğinden Yargıtay, 1412 sayılı Kanun’un 322. maddesi uyarınca hükmü kendisi düzeltir.
Aynı ilke yürürlükteki 5271 sayılı CMK’nın 307/5. maddesinde de yer almaktadır: hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm önceki hükümle belirlenmiş cezadan daha ağır olamaz. Kazanılmış hakkın hukuk yargılamasındaki görünümü için bozmaya uyma sonrası kazanılmış hak konulu inceleme karşılaştırmalı olarak okunabilir.
🧩 TCK 158/1-(l) ve Görev Sorunu
TCK 158/1’in (l) bendi, 6763 sayılı Kanun ile 24.11.2016 tarihinde eklenmiştir; kişinin kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumu çalışanı olarak tanıtması yahut bu kurumlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle işlenen dolandırıcılığı nitelikli hâl sayar. Bu bentte hapis cezasının alt sınırı dört yıldan az olamaz. Kendisini savcı veya polis olarak tanıtan fail bakımından bendin tartışılması kaçınılmazdır; ilk bozma da nitelikli hâlin uygulanma ihtimalinin dosyayı ağır ceza mahkemesine taşıdığını kabul etmiştir.
Bozma sonrası ağır ceza mahkemesi ise hükümlerini TCK 157 üzerinden kurmuş, Yargıtay 11. Ceza Dairesi “eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların eleştiri nedenleri dışında doğru biçimde belirlendiği” tespitiyle bu nitelendirmeye müdahale etmemiştir. Arama tutanağının 12.06.2012 tarihli, (l) bendinin ise 2016 tarihli olduğu dikkate alındığında, hükmün temel suç tipinde kalması zaman çizelgesiyle uyumludur.
🔎 Tek Satırlık Kolluk İfadesiyle Mahkûmiyet Olur mu?
Bozma ile sonuçlanan bölümde sanık, baskın yapılan evin yanında oturduğunu, olay günü tarladan dönerken jandarmayı görüp ne olduğunu anlamaya çalışırken yakalandığını; yeğeni olan diğer sanığın dolandırıcılıkla geçindiği için onunla görüşmediklerini, hatta bu yüzden aralarında kasten yaralama olayı yaşandığını belirtmiştir.
UYAP sorgusunda, 11.09.2009 tarihli olayda yeğenin mağdur, bu sanığın fail olarak nitelikli kasten yaralamadan yargılandığı ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmüştür. Temyiz dışı bir sanık bu sanığın baskın sırasında evde olmadığını söylemiş; diğer sanıklar da onun bu işlerle ilgisi bulunmadığını beyan etmiştir.
Mahkûmiyetin dayanağı ise bir sanığın kolluk ifadesinin ikinci sayfasındaki, evde bu sanığın da bulunduğu yönündeki tek kayıttır. Aynı ifadenin dördüncü sayfasında sanığın adı sayılmamış; ifade sahibi savcılık ve mahkemede bu sanığın orada olmadığını açıkça söylemiştir. Daire, yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olduğunu, beraat yerine kolluk beyanının bir sayfasına dayanılarak mahkûmiyet kurulmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek bu sanık hakkındaki tüm hükümleri bozmuştur.
Diğer sanıklar yönünden Daire, CMK 217 uyarınca vicdani kanıya ulaşan mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık görmemiştir. Kanun yolu aşamasına ilişkin bir başka karar için CMK 308 itirazı konulu inceleme okunabilir.
🤝 Uzlaşma ve Etkin Pişmanlık Ayrıntıları
Tebliğname, bir şikâyetçiye yönelik hükümlerde üç sanık hakkında uzlaşma nedeniyle düşme kararı verilmemesini bozma nedeni göstermiştir. Daire katılmamıştır: şikâyetçi 2012 yılında dolandırıldığını, bir talebi olmadığını söyleyerek uzlaşmak istemiş; ancak iki sanık usulüne uygun tebligata rağmen görüşmelere katılmamış, bir sanığın adresine yapılan tebligat iade edilmiştir. CMK 253/6 uyarınca ulaşılamayan tarafla uzlaştırma yoluna gidilemeyeceğinden düşme kararı verilmemesi yerinde bulunmuştur.
Etkin pişmanlıkta da benzer bir tablo vardır. Bir katılanın zararına karşılık üç sanık 2.000,00’şer TL ödemiş; ancak bu katılan ve bir şikâyetçi bozma sonrası beyanlarında kısmi giderime rıza göstermediklerini bildirmiştir. TCK 168/4 uyarınca kısmi tazminde mağdurun rızası arandığından TCK 168/2 indirimi hatalıdır; ancak hata sanık lehine olduğundan ve aleyhe temyiz bulunmadığından Daire bunu bozma nedeni yapmamış, “eleştiri” ile yetinmiştir.
🆕 Kararın Pratik Sonucu
Karar üç noktayı sabitler. Birincisi, bozma sonrası yeniden yargılamada mahkeme önceki karardaki hesap hatasını fark etse bile aleyhe temyiz yoksa cezayı ağırlaştıramaz; kazanılmış hak, hatalı ceza üzerinden bile korunur. İkincisi, kendisini kamu görevlisi olarak tanıtarak işlenen dolandırıcılıkta TCK 158/1-(l) bendinin uygulanma ihtimali görevli mahkemeyi ağır ceza mahkemesine kaydırır. Üçüncüsü, kolluk ifadesinin bir sayfasındaki tek kayıt, aynı ifadenin diğer sayfaları ve sonraki beyanlarla çeliştiğinde mahkûmiyete yeterli sayılmamaktadır.
Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Telefonla dolandırılma olayında failler hangi maddeden ceza aldı?
Karara konu dosyada ağır ceza mahkemesi hükümleri TCK 157 (dolandırıcılık) üzerinden kurmuş; Yargıtay 11. Ceza Dairesi suç vasfının doğru belirlendiğini kabul etmiştir. Kamu görevlisi olarak tanıtma hâlini nitelikli sayan TCK 158/1-(l) bendi 2016’da eklenmiştir; dosyadaki arama tutanağı 2012 tarihlidir.
Bozma sonrası ceza neden 10.000 TL’den 1.000 TL’ye indirildi?
Bozmadan önceki hükümde adli para cezası hesap hatasıyla 1.000,00 TL belirlenmiş ve hüküm yalnızca sanıklarca temyiz edilmiştir. 1412 sayılı CMUK 326/son (bugün CMK 307/5) uyarınca yeniden verilen hüküm öncekinden ağır olamayacağından Daire cezayı 1.000,00 TL olarak düzeltip hükmü onamıştır.
Mağdur uzlaşmak istediği hâlde neden düşme kararı verilmedi?
Kararda iki sanığın usulüne uygun tebligata rağmen görüşmelere katılmadığı, bir sanığın adresine yapılan tebligatın iade edildiği tespit edilmiş; CMK 253/6 uyarınca ulaşılamayan tarafla uzlaştırma yapılamayacağından düşme kararı verilmemesi hukuka uygun bulunmuştur.
Bir sanık hakkındaki hükümler neden bozuldu?
Daire, sanığın savunmasının diğer sanıkların beyanları ve UYAP kayıtlarıyla desteklendiğini, mahkûmiyetin dayandığı kolluk ifadesinin ise kendi içinde ve sonraki beyanlarla çeliştiğini tespit etmiştir. Suçun sanık tarafından işlenmediği sabit olduğundan beraat yerine mahkûmiyet kurulması bozma nedeni sayılmıştır. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her ceza dosyası kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, şikâyet ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




