Varlık Yönetim Şirketi Harç Öder mi? – Yargıtay HGK 2026/405

Bir faktoring şirketi, tek imzalı bir çeke dayanarak bir şirket aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatır. Borçlu, şirketin çift imzayla temsil edildiğini ileri sürer; icra mahkemesi takibi iptal eder, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi bozar, icra mahkemesi direnir. Dosya Hukuk Genel Kuruluna gittiğinde ise ortada artık faktoring şirketi değil, alacağı temlik alan bir varlık yönetim şirketi vardır ve bu şirket temyiz harcını yatırmamıştır. On yılı aşan dosyanın kaderini çekteki imza değil, şu soru belirler: Varlık yönetim şirketi, temlik aldığı bir takipte temyiz harcından istisna mıdır?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 24.06.2026 tarihli ve E.2021/473, K.2026/405 sayılı kararıyla, temyiz harcı kesin süre içinde yatırılmadığı için direnme kararının temyiz edilmemiş sayılmasına ilişkin icra mahkemesi ek kararını oy birliğiyle onamıştır.
✍️ Tek imzalı çek ve iki farklı süre
Borçlu şirket, aleyhine çeke dayalı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatılan takipte icra mahkemesine başvurmuş; alacaklıya borcu olmadığını, şirketin çift imzayla temsil edildiğini ancak çekte yalnızca bir imza bulunduğunu ileri sürerek takibin iptalini istemiştir. Alacaklı faktoring şirketi ise çeki düzgün ciro silsilesiyle edindiğini, meşru hamil olduğunu ve ciro silsilesindeki imzaların geçerliliğini araştırma yükümlülüğü bulunmadığını savunmuştur.
Uyuşmazlığın ilk turundaki hukuki tartışma, başvurunun niteliği ve süresi üzerinedir:
- İcra mahkemesi (26.03.2015): İmza sirkülerine göre şirket iki kişinin müşterek imzasıyla temsil edilirken çekte tek imza bulunduğunu, bunun İİK 170/a uyarınca takibin iptali nedeni olduğunu kabul etmiştir.
- Yargıtay 12. HD (21.10.2015): İİK 168/5 uyarınca borca itirazın ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde yapılması gerektiğini, ödeme emrinin 31.10.2014’te tebliğ edildiğini, başvurunun ise 07.11.2014’te yapıldığını, bu sürenin hak düşürücü olduğunu belirterek kararı bozmuştur.
- Direnme (03.03.2016): İcra mahkemesi, dilekçede borca itirazın (İİK 169/a) yanında kambiyo hukukuna özgü bir şikâyetin (İİK 170/a) de bulunduğunu, şikâyet süresinin İİK 16 vd. uyarınca yedi gün olduğunu ve 07.11.2014 tarihli başvurunun bu bakımdan süresinde olduğunu belirterek direnmiştir.
Direnme kararı, alacaklı tarafından 08.03.2016’da temyiz edilmiştir. Dosyanın esası, yani yetkisiz tek imzanın çekin kambiyo vasfını etkileyip etkilemediği ve bu itirazın hangi sürede ileri sürülmesi gerektiği sorusu, buradan sonra usul engeline takılmıştır.
🔁 Temlik ve harç uyuşmazlığının doğuşu
Takip alacaklısı faktoring şirketi, 31.12.2015 tarihli temlik sözleşmesiyle icra ve iflas takiplerine ve bunlara ilişkin davalara dair alacaklarını bir varlık yönetim şirketine devretmiştir. Karar metnine göre bu şirketin kuruluşu 10.05.2013 tarihlidir ve 16.05.2013’te Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmiştir.
Direnme kararını temyiz eden varlık yönetim şirketi, süre tutum dilekçesinde, Bankacılık Kanunu’nun 143/5 maddesi uyarınca Damga Vergisi Kanunu’na göre ödenecek damga vergisinden ve Harçlar Kanunu’na göre ödenecek harçlardan muaf olduğunun dikkate alınmasını istemiştir. İcra mahkemesi, maktu temyiz karar harcı ile temyiz başvurma harcının yatırılması için 30.03.2016 tarihli kesin süreli muhtıra düzenlemiş; muhtıra şirket vekiline tebliğ edilmiş, ancak harçlar yatırılmamış ve dosya bu hâliyle Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
🏦 5411 m.143: muafiyet değil istisna
Hukuk Genel Kurulu, 15.12.2020 tarihli ve 2017/12-342 Esas, 2020/1030 Karar sayılı kararıyla meseleyi ön sorun olarak ele almış ve esasa girmeden dosyayı geri çevirmiştir. Bu kararın 2026 onamasına da dayanak olan tespitleri şunlardır:
- Temlik eden faktoring şirketi, 5411 sayılı Kanun’un 143/1 maddesinde belirtilen “diğer mali kurumlar” kapsamındadır.
- Madde “muafiyetten” değil “istisnadan” söz etmektedir. Varlık yönetim şirketlerinin yaptıkları işlemleri ve bunlarla ilgili olarak düzenlenen kâğıtları, kuruldukları takvim yılı ve izleyen beş yıl süresince, Harçlar Kanunu’na göre ödenecek harçlardan ve maddede sayılan diğer vergi ve kesintilerden istisna tutmaktadır.
- Bu istisna, şirketin kendi yaptığı işlemlerden ve bu işlemlerle ilgili kâğıtlardan dolayı vergi, harç veya kesinti borçlusu olacağı hâllerle sınırlıdır.
- Somut olayda temyiz eden varlık yönetim şirketinin yaptığı bir işlem veya bununla ilgili düzenlenmiş bir kâğıt söz konusu değildir; bu nedenle şirketin ya da işleminin harçtan istisna veya muafiyeti bulunmamaktadır. HGK’nın 03.12.2008 tarihli ve 2008/12-715 E., 2008/717 K. sayılı kararı da bu yöndedir.
- Uyuşmazlık, Harçlar Kanunu’nun 13. maddesinde sayılan harçtan müstesna işlemlerden olmadığı gibi, 59. maddesinde sayılan harçtan müstesna tutulan işlemlerden de değildir.
Genel Kurul, temyiz harcının eksikliği hâlinde kesin süre verilmesi ve sonuçsuz kalırsa temyizden vazgeçilmiş sayılmasına karar verme yetkisinin Yargıtay’a değil yerel mahkemeye ait olduğunu da hatırlatmıştır. İcra mahkemesince bu yönde bir karar verilmediği için dosya geri çevrilmiştir.
🏛️ Hukuk Genel Kurulunun 2026 kararı
Geri çevirmenin ardından İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesi, 08.04.2021 tarihli ek kararıyla HUMK’nın 434. maddesi uyarınca kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar vermiştir. Ek karar gerekçesinde, Harçlar Kanunu’nun 123. maddesinin son fıkrası gereğince varlık yönetim şirketlerinin yargı harçlarından istisna tutulmasının dar yorumlanması gerektiği, istisnanın yurt dışından alınacak kredilerin geri dönüşüyle ilgili işlemlerle sınırlı uygulanacağı, alacaklının harçtan muaf olmadığı ve kesin süre içinde temyiz harçlarını yatırmadığı belirtilmiştir.
Alacaklının bu ek karara yönelik temyizi üzerine Hukuk Genel Kurulu şu sonuca ulaşmıştır:
- HMK geçici 3. madde uyarınca uygulanan HUMK 434 ve 25.01.1985 tarihli, 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, temyiz dilekçesi verilirken harç ve giderlerin tamamı ödenir; eksiklik sonradan anlaşılırsa kararı veren hâkim kesin süre verir ve süre sonunda temyizden vazgeçilmiş sayılmasına karar verir.
- Somut olayda kesin süreli muhtıra tebliğ edilmiş, harç ve masraflar yatırılmamıştır.
- Genel Kurul daha önce temyiz edenin harçtan istisna veya muafiyetinin bulunmadığını belirlemiştir.
- Bu nedenle 08.04.2021 tarihli ek karar usul ve yasaya uygundur; alacaklının temyiz itirazları reddedilerek ek karar onanmıştır.
Karar oy birliğiyle verilmiş ve İİK geçici 7. madde yollamasıyla uygulanan 366/III. madde uyarınca, tebliğden itibaren on gün içinde karar düzeltme yolu açık tutulmuştur. Dolayısıyla karar metnine göre bu aşamada başka bir kanun yolu öngörülmüştür.
🆕 Bugünkü usul hükümleriyle karşılaştırma
Dosya 2016’da temyiz edildiği için kararda mülga 1086 sayılı HUMK uygulanmıştır. Bugün yürürlükte olan 6100 sayılı HMK’da benzer bir düzen vardır:
- HMK 344/1: İstinaf dilekçesi verilirken harçlar ve tebliğ giderleri dahil tüm giderler ödenir. Eksiklik sonradan anlaşılırsa kararı veren mahkeme bir haftalık kesin süre verir; süre içinde tamamlanmazsa başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verilir.
- HMK 366/1: İstinafa ilişkin 343 ilâ 349. maddeler temyizde de kıyas yoluyla uygulanır.
Bu nedenle kararın varlık yönetim şirketlerinin harç istisnasının kapsamına ilişkin tespiti, yeni usul hükümleri döneminde görülen dosyalar bakımından da yol gösterici niteliktedir; çünkü istisnanın kapsamı usul kanunundan değil, 5411 sayılı Kanun’dan kaynaklanmaktadır. Temyiz harcı muhtırası ile mahkemeye erişim hakkı arasındaki ilişkiyi Anayasa Mahkemesi perspektifinden ele alan bir karar için sitedeki yanıltıcı temyiz harcı muhtırası yazısına, temlik alanın takip hakkına ilişkin olarak ilam alacağını temlik alanın ilamlı takibi yazısına bakılabilir.
🧩 Cevapsız kalan esas sorun
Kararın belki de en dikkat çekici yönü, Hukuk Genel Kurulunun uyuşmazlığın esasına hiç girmemiş olmasıdır. Özel Daire ile icra mahkemesi arasındaki asıl tartışma şuydu: Çekteki yetkisiz tek imza iddiası, beş günlük süreye tabi bir borca itiraz mıdır, yoksa yedi günlük süreye tabi kambiyo hukukuna özgü bir şikâyet midir?
Direnme kararı temyiz edilmemiş sayıldığından, bu sorunun Hukuk Genel Kurulunca çözümü mümkün olmamıştır. Ek karar onanmakla direnme kararı temyiz incelemesine konu olmadan kalmıştır. Böylece ilk derece mahkemesinin takibin iptaline ilişkin direnme kararı, karar düzeltme yolu saklı kalmak üzere, temyiz denetiminden geçmeden sonuç doğuracak hâle gelmiştir. Karar, usul kurallarının esastan önce geldiği ve harç gibi teknik bir eksikliğin uzun bir yargılamanın sonucunu belirleyebildiği bir örnek olarak öne çıkmaktadır.
❓ Merak edilenler
Varlık yönetim şirketleri hiç harç ödemez mi?
Temyiz harcı yatırılmazsa temyizin akıbetine kim karar verir?
Çekte tek imza bulunması takibi iptal ettirir mi?
Bu karar bugün açılan dosyalara da uygulanır mı?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Şirket ve kişi adları kaynakta anonimdir. Karar, mülga HUMK hükümleri uygulanarak verilmiş olup karar metninde karar düzeltme yolu açık gösterilmiştir. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



