Emsal Kararlarİdare ve Kamu Personeli Hukuku

İhaleden Yasaklamada Gecikme – Danıştay 13. D 2025/3591

Kamu ihalelerine katılmaktan yasaklama, bir şirketin ticari varlığını doğrudan etkileyen ağır bir idari yaptırımdır. Peki idare, bir olayın üzerinden yıllar geçtikten, hatta kendi hukuk birimi “fesih ve yasaklama yoluna gidilmesi uygun değildir” dedikten sonra aynı maddi olaya dayanarak üst sınırdan yasaklama kararı verebilir mi? Danıştay 13. Dairesi, 19.11.2025 tarihli ve E.2025/2009, K.2025/3591 sayılı kararında bu soruya, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun 26. maddesindeki kırk beş günlük süre kuralını sürecin bütünü içinde yorumlayarak cevap vermiştir.

Dosyanın ilginç yanı şudur: Daire, kırk beş günlük sürenin teknik olarak aşılmadığını kabul etmiş; buna rağmen yasaklama işlemini hukuka aykırı bulmuştur. Gerekçe, sürenin takvimsel hesabından değil, idarenin üç yıl boyunca sergilediği tutumun kendi içindeki çelişkisinden doğmaktadır.

Kısa özet: MKE Hurda İşletmesi Müdürlüğünce 21/11/2019 tarihinde yapılan “O Bölgesi Hurda Malzeme Nakliye Hizmeti İşi” ihalesini alan şirketle 31/12/2019 tarihinde sözleşme imzalanmıştır. 05/11/2020 tarihinde hurda nakli sırasında bir aracın tıra aktarma yapmadan yola devam ettiği tespit edilmiş, şirket yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur. İdarenin Hukuk Müşavirliği 30/12/2020 tarihli görüşünde kurum zararı bulunmadığını ve sözleşmenin feshinin uygun olmayacağını bildirmiş; şirket yeni sözleşmelerle çalışmaya devam etmiştir. Ceza yargılaması beraatle sonuçlanmasına rağmen Milli Savunma Bakanlığının 29/08/2023 tarihli Oluru ile iki yıl süreyle yasaklama kararı verilmiş ve 22/09/2023 tarih ve 32317 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Danıştay 13. Dairesi, olay tarihinden yaklaşık üç yıl sonra ve yeni somut bir tespit ortaya konulmaksızın üst sınırdan yasaklama kararı verilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle 19.11.2025 tarihinde oy birliğiyle bozma kararı vermiştir.

🚚 Hurda nakliyesinde ne oldu?

Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu Hurda İşletmesi Müdürlüğü, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 3. maddesinin (g) bendi kapsamında 21/11/2019 tarihinde açık ihale usulüyle “O Bölgesi Hurda Malzeme Nakliye Hizmeti İşi” ihalesini gerçekleştirmiştir. İhale, ekonomik açıdan en avantajlı teklifi sunan davacı şirkette kalmış ve 31/12/2019 tarihinde sözleşme imzalanmıştır. İşe 06/01/2020 tarihinde başlanmış, bitiş tarihi 31/12/2020 olarak belirlenmiştir.

Karar metnine göre 02/11/2020 tarihinde, Şırnak ili Beytüşşebap Jandarma Alay Komutanlığı hurda deposunda bulunan ve kuruma devri gerçekleştirilen malzemelerin teslim alınması için bölgeye gidilmiştir. Komutanlık sahasına tır ve vinç girişi mümkün olmadığından, malzemelerin küçük transit tipi araçlarla taşınıp ilçe girişinde bekleyen tırlara aktarılmasına karar verilmiştir. 05/11/2020 tarihinde yüklenen bir aracın tıra aktarım yapmaksızın yola devam ettiği tespit ve ihbar edilmiş, kolluk kuvvetlerince araç durdurulmuş, tutanak düzenlenmiş ve şirket yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur.

📂 İdarenin üç yıllık tutumu: iki görüş, iki sonuç

Kararda ayrıntılı biçimde aktarılan süreç, dosyanın omurgasını oluşturmaktadır. İşletme Müdürlüğü 09/11/2020 tarihli Olur ile sevk personeli hakkında disiplin incelemesi başlatmış; muhakkik, olayın yargıya intikal etmesi nedeniyle hukuki sürecin sonucuna göre yeniden değerlendirme yapılmak üzere personele uyarı yazısı yazılmasıyla yetinmiştir.

10/11/2020 tarihli yazı ile 31/12/2020’de sona erecek sözleşmeye ilişkin yapılması gerekenler hususunda Hukuk Müşavirliğinin görüşü istenmiştir. 30/12/2020 tarihli görüş yazısında; olay nedeniyle işletmenin zarara uğradığına dair bir tespitin bulunmadığı, kurum personeli ile şirket çalışanlarının suçlamaları kabul etmedikleri, haklarında tutuklama kararı verilmediği, araç kasasında tespit edilen malzemelerin Alay Komutanlığına eksiksiz teslim edildiği ve henüz sanık sıfatı dahi almamış kişilerin eylemiyle yüklenici şirket arasında illiyet bağı kurulamadığı belirtilerek sözleşmenin feshi yönünde işlem tesis edilmesinin uygun olmayacağı bildirilmiştir.

Aradan iki yıldan fazla zaman geçtikten sonra, 05/04/2023 tarihinde uygulama birliğinin sağlanması amacıyla Hukuk Direktörlüğünden yeniden görüş istenmiş; 28/04/2023 tarihli cevapta bu kez şirket hakkında ihalelerden yasaklama kararı verilebileceği değerlendirmesinde bulunulmuştur. Aynı günlerde derdest ceza davasından haberdar olunduğu belirtilerek kurumun suçtan zarar gören sıfatıyla dosyaya katılma talebi iletilmiş, 14/06/2023 tarihli duruşmada katılma talebi kabul edilmiştir. Ceza mahkemesi ise; sanıkların olayın iletişimsizlikten kaynaklandığı yönündeki ifadeleri, başkaca somut delil bulunmaması, dava konusu eşya bedelinin düşüklüğü, kurum zararının bulunmaması ve fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması gerekçeleriyle beraat kararı vermiştir.

📚 4735 sayılı Kanun m.25 ve m.26 ne diyor?

4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun 25. maddesinde, sözleşmenin uygulanması sırasında yasak sayılan fiil ve davranışlar sayılmıştır. Yasaklama işlemine dayanak yapılan (a) bendi hile, vaat, tehdit, nüfuz kullanma, çıkar sağlama, anlaşma, irtikâp, rüşvet suretiyle veya başka yollarla sözleşmeye ilişkin işlemlere fesat karıştırmayı; (d) bendi ise taahhüdünü yerine getirirken idareye zarar vermeyi düzenlemektedir.

26. maddede ise bu fiil veya davranışlarda bulundukları tespit edilenler hakkında, fiil veya davranışlarının özelliğine göre bir yıldan az olmamak üzere iki yıla kadar bütün kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan yasaklama kararı verileceği öngörülmüştür. Maddenin dördüncü fıkrası kritik süreyi belirler: yasaklama kararları, yasaklamayı gerektiren fiil veya davranışın tespit edildiği tarihi izleyen en geç kırk beş gün içinde verilir; karar Resmî Gazete’de yayımlanmak üzere en geç on beş gün içinde gönderilir ve yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Son fıkraya göre idareler, yasaklamayı gerektirir bir durumla karşılaştıklarında gereğinin yapılması için bunu ilgili veya bağlı bulunulan bakanlığa bildirmekle yükümlüdür.

Dosyada ayrıca, 4734 sayılı Kanun’un 3/g bendi ile 7330 sayılı Kanun’un 8. maddesindeki muafiyet hükümlerinin ceza ve yasaklama hükümleri hariç tutulduğu vurgulanmıştır. Yani ihale bu kanunların usul hükümlerine tabi olmasa da yasaklama rejimi uygulanmaya devam etmektedir.

⏱️ Kırk beş günlük süre ne zaman başlar?

Dairenin bu konudaki değerlendirmesi, uygulamada sık tartışılan bir noktayı netleştirmektedir. Karara göre yasaklama yaptırımı, idarenin yasak fiil veya davranışın işlendiği yönündeki yargısına dayanılarak ilgili bakanlık tarafından uygulanır. Burada ihaleyi yapan idarenin, isteklinin davranışının yasak olduğu kanaatine varması tek başına yeterli değildir; bu yargının dışa vurulması da gerekir. Dairenin ifadesiyle, idarenin yargısının dışa vurumu, durumun gereğinin yapılması için ilgili veya bağlı bulunulan bakanlığa bildirilmesidir. Bu nedenle idarenin bakanlığa bildirdiği tarih, yasaklamayı gerektiren fiil veya davranışın tespit edildiği tarihtir.

Somut olayda bildirim 2023 yılında yapılmış, Bakanlık Oluru 29/08/2023 tarihinde verilmiş ve karar 22/09/2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Bu kabul çerçevesinde kırk beş günlük sürenin aşılmadığı Dairece de tespit edilmiştir. Davacı ise en geç ceza davasına katılma talebinin iletildiği tarihte fiilin tespit edilmiş sayılması gerektiğini ileri sürmüştür. Daire, bozma sonucuna sürenin hesabından değil, aşağıda açıklanan bütünsel değerlendirmeden ulaşmıştır.

⚖️ Beraat kararı yasaklamayı engeller mi?

İlk derece mahkemesi, davacının masumiyet karinesi itirazını reddederken önemli bir ayrım yapmıştır: nitelikli hırsızlık suçlamasından verilen beraat kararı, yasaklama işlemine esas teşkil eden fiil ve davranışların idari yönden ayrıca denetlenmesine engel oluşturmaz. Sözleşmeye aykırı fiil ve usulsüzlükler tespit edilirse, aynı olaya ilişkin ceza yargılamasında beraat kararı verilmiş olması sözleşmenin feshi ve yasaklama yetkisinin kullanılmasını ortadan kaldırmaz.

İdare Mahkemesi bu çerçevede; askerî malzeme ve bunlara ait hurdaların taşınmasının daha özenli bir koordinasyon gerektirdiğini, küçük araçlarla tırlara aktarım sorumluluğunun yükleniciye ait olduğunu, araçların tırın yanına gelmesi gerekirken şehir merkezine doğru hareket ettiğini, şirket yetkilileriyle diğer şüpheliler arasındaki iletişimsizliğin işin sözleşmeye uygun yürütülmemesine haklı gerekçe oluşturmayacağını ve yüklenicinin basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü kapsamında organizasyon ve denetim sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğini belirterek davayı reddetmiştir. Bölge idare mahkemesi de 2577 sayılı Kanun’un 45/3. maddesi uyarınca istinaf başvurusunu reddetmiştir.

🏛️ Dairenin gerekçesi ve bozma

Danıştay 13. Dairesi, süreci bir bütün olarak değerlendirmiştir. Kararda dört unsur birlikte ele alınmıştır: (i) fiilin gerçekleştiği tarihte idarece yasaklama yönünde herhangi bir işlem tesis edilmemesi; (ii) aksine, Hukuk Müşavirliği görüşleri doğrultusunda sözleşmenin feshi ve yasaklama yoluna gidilmesinin uygun bulunmaması; (iii) şirketin bu süreçlerde kamu ihalelerine katılmaya devam etmesi ve aynı kurumla yeni sözleşme imzalayarak edimini ifa etmeyi sürdürmesi; (iv) olay nedeniyle yürütülen ceza yargılamasında sanıklar hakkında beraat kararı verilmiş olması.

Daire, bütün bunlara rağmen olay tarihinden yaklaşık üç yıl sonra aynı maddi olaya dayanılarak ve önceki değerlendirmelerin aksini gösterecek yeni ve somut bir tespit ortaya konulmaksızın 4735 sayılı Kanun uyarınca üst sınırdan yasaklama kararı verilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varmıştır. Bu nedenle davanın reddi yolundaki idare mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin bölge idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiş; temyiz istemi kabul edilerek karar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca bozulmuş ve dosya yeniden karar verilmek üzere ilgili idari dava dairesine gönderilmiştir. Karar 19/11/2025 tarihinde kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Adalet Bakanlığı içtihat bilgi bankasında yayımlanmıştır.

📌 Kararın pratik sonucu

Karar, ihalelere katılmaktan yasaklama yaptırımının iki katmanlı bir denetime tabi olduğunu göstermektedir. Birinci katman biçimseldir: 4735 sayılı Kanun’un 26. maddesindeki kırk beş günlük süre, idarenin ilgili veya bağlı bulunduğu bakanlığa bildirim yaptığı tarihten itibaren hesaplanır. İkinci katman ise esasa ilişkindir: bildirim tarihinin geç olması nedeniyle süre teknik olarak aşılmamış görünse bile, idarenin olay sırasındaki tutumu ile yıllar sonraki tutumu arasındaki çelişki ayrıca denetlenmektedir.

Bu yaklaşım, idari yaptırımın dayanağı olan maddi olayın zamanında ve tutarlı biçimde değerlendirilmesi gerektiği anlayışını yansıtır. Aynı olaya ilişkin olarak idarenin kendi hukuk biriminin fesih ve yasaklamayı uygun bulmaması, şirketin bu süre boyunca kamu ihalelerine katılmaya devam etmesi ve ceza yargılamasının beraatle sonuçlanması, sonradan verilen üst sınırlı yaptırımın gerekçesini zayıflatan unsurlar olarak ele alınmıştır. İdari işlemlerin gerekçe ve süre boyutuna ilişkin serideki diğer örnekler için idari para cezasında gerekçe zorunluluğu kararı ile ruhsat iptali ve haklı beklenti kararı incelenebilir. Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

İhalelere katılmaktan yasaklamada kırk beş günlük süre hangi tarihten başlar?

Danıştay 13. Dairesinin bu kararındaki kabule göre, ihaleyi yapan idarenin isteklinin davranışının yasak olduğu yargısına varması tek başına yeterli değildir; bu yargının dışa vurulması, yani durumun gereğinin yapılması için ilgili veya bağlı bulunulan bakanlığa bildirilmesi gerekir. Bu nedenle bildirim tarihi, yasaklamayı gerektiren fiil veya davranışın tespit edildiği tarih olarak kabul edilmiştir.

Ceza davasında beraat eden şirket yine de yasaklanabilir mi?

Karara konu ilk derece mahkemesi gerekçesinde, beraat kararının yasaklama işlemine esas fiil ve davranışların idari yönden ayrıca denetlenmesine engel oluşturmadığı belirtilmiştir. Bununla birlikte Danıştay 13. Dairesi, beraat kararını tek başına değil; idarenin olay sırasındaki tutumu, sözleşme ilişkisinin devamı ve yeni somut tespit bulunmaması ile birlikte değerlendirerek sonuca ulaşmıştır.

Yasaklama süresi ne kadar olabilir?

4735 sayılı Kanun’un 26. maddesinde, 25. maddedeki yasak fiil veya davranışlarda bulundukları tespit edilenler hakkında fiil veya davranışın özelliğine göre bir yıldan az olmamak üzere iki yıla kadar yasaklama kararı verileceği düzenlenmiştir. Karara konu olayda üst sınır olan iki yıl uygulanmıştır.

Bozma kararı yasaklamanın kendiliğinden kalktığı anlamına gelir mi?

Hayır. Bozma kararıyla dosya, yeniden bir karar verilmek üzere kararı veren bölge idare mahkemesi idari dava dairesine gönderilmiştir. Yargılama bozma doğrultusunda devam eder ve sonuç, yeniden yapılacak değerlendirmeye göre belirlenir. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Danıştay 13. Dairesinin E.2025/2009, K.2025/3591 sayılı kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Bozma kararı uyuşmazlığı kesin olarak sonuçlandırmaz; yargılama bu doğrultuda devam eder. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu