Batık Bankada Döviz Mevduatı Kuru – Yargıtay 6. HD 2025/4165

Bir bankanın faaliyet izni kaldırıldığında dolar ya da euro hesabı bulunan mudi için ilk soru, parasının ne olacağıdır. İkinci ve çoğu zaman daha pahalı soru ise döviz alacağının Türk lirasına hangi gün ve hangi kur üzerinden çevrileceğidir. Faaliyet izninin kaldırıldığı tarih ile iflasın açıldığı tarih arasında aylar, hatta bir yılı aşan bir süre bulunabilir ve bu dönemde kurlar önemli ölçüde değişebilir. Aradaki fark, yüksek tutarlı hesaplarda yüz binlerce liraya ulaşabilir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 03.12.2025 tarihli ve E.2025/3615, K.2025/4165 sayılı kararıyla, müflis bankadaki USD ve euro hesaplarından doğan alacağın iflasın açıldığı tarihteki efektif satış kuru üzerinden Türk lirasına çevrilerek sıra cetveline kaydedilmesi gerektiğine hükmeden ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi kararlarını oybirliğiyle onamıştır. İflas idaresinin, faaliyet izninin kaldırıldığı tarihteki alış kurunu esas alan hesabı kabul görmemiştir.
🏦 İki tarih arasında kalan mevduat
Uyuşmazlığın temelinde, bir bankanın tasfiye sürecindeki iki kritik tarih yer almaktadır. Kararda yer alan tespitlere göre:
- 22.07.2016: Bankanın faaliyet izni kaldırılmıştır.
- 16.11.2017: Banka hakkında iflas açılmıştır.
- 28.05.2018: İflas idaresi sıra cetvelini düzenlemiştir.
Davacı, müflis bankanın müşterisidir ve bankadaki USD hesabında 1.545.319,42 USD, euro hesabında ise 120.097,98 euro bulunmaktadır. Davacı, bu alacağının iflas tarihine göre hesaplanan 6.520.571,40 TL olarak masaya kaydedilmesi için iflas idaresine başvurmuştur.
İflas idaresi talebin 5.823.701,71 TL‘lik kısmını kabul etmiş, 696.869,69 TL‘lik kısmını reddetmiştir. Davacı, reddedilen tutarın masaya kaydı için sıra cetveline itiraz niteliğindeki kayıt kabul davasını açmıştır. Uyuşmazlığın konusu, alacağın varlığı değil; yalnızca döviz tutarının hangi tarih ve hangi kur esas alınarak Türk lirasına çevrileceğidir.
🧮 İflas idaresi ile mahkemenin hesabı yan yana
Kararda iki farklı hesaplama yöntemi açıkça görülmektedir. Aradaki farkı somutlaştırmak için yöntemleri ayrı ayrı özetlemek yararlı olacaktır.
İflas idaresinin yöntemi:
- USD ve euro tutarları, bankanın faaliyet izninin kaldırıldığı 22.07.2016 tarihindeki TCMB alış kurları üzerinden Türk lirasına çevrilmiş; böylece 5.129.283,29 TL ana alacak bulunmuştur.
- Bu tutara 22.07.2016’dan iflasın açıldığı 16.11.2017 tarihine kadar yasal faiz işletilmiştir.
- Faiziyle birlikte 5.823.701,71 TL sıra cetveline kaydedilmiştir.
İlk derece mahkemesinin yöntemi:
- İİK m.198 kıyasen uygulanmış ve alacağın iflas tarihi olan 16.11.2017 itibarıyla çevrilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
- Rapor ekindeki gösterge niteliğindeki listede yer alan efektif satış kurları kullanılmıştır: USD için 3,8964, euro için 4,6091.
- Hesap şöyle kurulmuştur: (1.545.319,42 USD × 3,8964) + (120.097,98 euro × 4,6091) = 6.021.182,59 TL + 553.543,60 TL = 6.574.726,19 TL.
- İflas idaresinin kabul ettiği tutar düşüldüğünde bakiye 751.024,48 TL kalmış; ancak mahkeme taleple bağlılık ilkesi gereği yalnızca dava konusu edilen 696.869,69 TL‘nin iflas masasına kaydına karar vermiştir.
Mahkeme bu hesabın basit bir aritmetik işlem olduğunu belirterek ek bilirkişi raporu alınmasına gerek görmemiştir. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/630 E., 2021/603 K. sayılı kararına karşı müflis banka vekilinin istinaf başvurusu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin 2021/1835 E., 2025/910 K. sayılı kararıyla esastan reddedilmiştir.
📑 Müflis bankanın temyizde öne sürdükleri
Müflis banka vekili, temyiz dilekçesinde iflas idaresinin hesabını savunmuş ve özel kanun ile idari düzenlemelere dayanan bir argüman seti ileri sürmüştür:
- Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Fon Kurulunun, birinci alacaklılar toplantısı yerine kaim olmak üzere verdiği 10.05.2018 tarihli ve 2018/260 sayılı karar doğrultusunda işlem yapıldığı,
- Yabancı para alacaklarının iflas masasına kaydı konusunda İcra ve İflas Kanunu’nda açık hüküm bulunmadığı, buna karşılık Bankacılık Kanunu’nun özel kanun niteliğinde olduğu,
- El koyma kararından sonra bankanın banka statüsünün kalktığı, döviz kullanamayacağı ve bankacılık uygulaması gereği Türk lirasına geçmek zorunda olduğu,
- 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 106/5. maddesiyle faaliyet izninin kaldırılmasının sonuçlarının iflasın sonuçlarıyla aynı doğrultuda düzenlendiği, bu nedenle faaliyet izninin kaldırıldığı tarihin esas alınması gerektiği,
- Alacaklılar arasında eşitliği sağlamak için TMSF tarafından çıkarılan yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği,
- Bankanın harçtan muaf olmasına rağmen aleyhine harca hükmedildiği.
Savunmanın özü, bankaların tasfiyesinin genel iflas hukukundan ayrı bir rejime tabi olduğu ve bu rejimde kur dönüşümünün faaliyet izninin kaldırıldığı güne sabitlenmesi gerektiği yönündedir.
⚖️ Yargıtay’ın sonucu ve harç düzeltmesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı “iflas tasfiyesinde düzenlenen sıra cetveline kayıt kabul istemi” olarak nitelendirmiştir. Daire; kararın tarafların iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına ve kararda belirtilen gerekçelere uygun olduğunu, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin bozmayı gerektirecek nitelikte bulunmadığını belirtmiş ve bölge adliye mahkemesi kararını HMK m.370/1 uyarınca onamıştır.
Kararın hüküm fıkrasında ayrıca davalının harçtan muaf olduğu belirtilerek harç alınmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Karar 03.12.2025 tarihinde oybirliğiyle verilmiştir.
Yargıtay, onama kararında TMSF savunmasını ayrıca tartışan uzun bir gerekçe kurmamıştır. Kararın emsal değeri, iflas tarihindeki efektif satış kurunu esas alan ilk derece gerekçesinin ve bu gerekçeye karşı ileri sürülen “özel kanun” itirazlarının Yargıtay denetiminden geçmiş olmasından kaynaklanmaktadır.
🔍 Neden iflas tarihi, neden satış kuru?
İcra ve İflas Kanunu’nun 198. maddesi, konusu para olmayan alacakların iflas masasına “muadil bir kıymette para alacağına” çevrilmesini düzenler. Madde, yabancı para alacaklarını açıkça anmaz. İlk derece mahkemesi bu boşluğu, Yargıtay kararına ve İİK m.198’in kıyasen uygulanmasına dayanarak doldurmuştur. Bu yaklaşımın arkasındaki mantık birkaç noktada özetlenebilir:
- İflas, alacakların tespit anıdır. Masaya kayıt ve sıra cetveli, iflasın açıldığı tarihteki alacak durumunu esas alır. Döviz alacağının da bu tarihte Türk lirasına çevrilmesi, tüm alacaklıların aynı kesitte değerlendirilmesini sağlar.
- Satış kuru, alacaklının döviz karşılığını yeniden edinebileceği kurdur. Mudinin hesabındaki dövizin karşılığını piyasadan temin edebilmesi için ödeyeceği bedel satış kuruyla ölçülür; alış kuru ise bankanın dövizi satın alırken uyguladığı kurdur.
- Faiz, kur farkının yerini tutmaz. İflas idaresi faaliyet izninin kaldırıldığı gün kuru sabitleyip iflasa kadar yasal faiz işletmiştir. Somut dosyada bu yöntem, iflas tarihindeki efektif satış kuruyla yapılan hesaptan daha düşük bir sonuç vermiştir.
Temyiz aşamasında ileri sürülen, Bankacılık Kanunu’nun özel kanun niteliği ve TMSF’nin düzenleyici işlemleri, bu dosyada sonucu değiştirmemiştir. Buna karşılık kararın, fonun sigorta kapsamındaki mevduata yaptığı ödemeleri düzenleyen kurallar hakkında bir değerlendirme içermediğini belirtmek gerekir; uyuşmazlık, iflas masasına kayıt kabul davası çerçevesinde çözülmüştür.
💱 Döviz alacaklısı açısından ne ifade ediyor?
Karar, faaliyet izni kaldırılan bir bankanın döviz mevduatı sahibi bakımından şu noktaları öne çıkarmaktadır:
- Sıra cetvelindeki rakam kesin değildir. İflas idaresinin kabul ettiği tutar, kayıt kabul davasında mahkeme denetimine açıktır. Bu dosyada idarenin kabul ettiği miktar, mahkemece yaklaşık 700 bin TL artırılmıştır.
- Tarih seçimi sonucu belirler. Faaliyet izninin kaldırılması ile iflas arasında geçen sürede kurun yükseldiği dönemlerde, iflas tarihinin esas alınması döviz alacaklısının lehine sonuç doğurmaktadır.
- Taleple bağlılık sınırı vardır. Mahkeme hesabı 751.024,48 TL bakiye gösterse de davacı 696.869,69 TL talep ettiğinden kabul edilen miktar bu tutarla sınırlı kalmıştır.
- Müflis bankanın harç muafiyeti gözetilir. Hüküm fıkrasında davalı bankadan harç alınmasına yer olmadığı belirtilmiştir.
İflas masasına kayıt davalarında alacak sahibinin sıfatı da sıklıkla tartışılır. Serideki eurobond sahibinin iflas masasına kaydı kararında aynı bankacılık sürecinin bir başka boyutu, iflas masasına geç alacak kaydı kararında ise masaya kayıt süreleri ele alınmıştır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, serideki diğer kararlara Emsal Kararlar bölümünden ulaşılabilir.
❓ Sık sorulan sorular
Bu kararda döviz alacağı hangi kurla Türk lirasına çevrildi?
İlk derece mahkemesi, iflasın açıldığı 16.11.2017 tarihindeki efektif satış kurlarını esas almıştır: USD için 3,8964, euro için 4,6091. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi bu hesaba dayanan kararı onamıştır.
İflas idaresinin “faaliyet izninin kaldırıldığı tarih” yaklaşımı neden kabul edilmedi?
İflas idaresi, dövizleri 22.07.2016 tarihindeki TCMB alış kuruyla çevirip iflas tarihine kadar yasal faiz işletmiştir. Mahkeme ise İİK m.198’in kıyasen uygulanmasıyla alacağın iflas tarihi itibarıyla çevrilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Yargıtay, TMSF kararına ve Bankacılık Kanunu’na dayanan temyiz itirazlarını bozmayı gerektirecek nitelikte görmemiştir.
Mahkeme neden hesapladığı bakiyenin tamamına hükmetmedi?
Hesaplamaya göre davacının bakiye alacağı 751.024,48 TL’dir. Ancak davacı, iflas idaresinin reddettiği 696.869,69 TL’yi dava konusu yapmıştır. Hâkim talepten fazlasına karar veremeyeceğinden kayıt bu tutarla sınırlı tutulmuştur.
Kararda harçla ilgili nasıl bir hüküm var?
Müflis banka, harçtan muaf olmasına rağmen aleyhine harca hükmedildiğini ileri sürmüştür. Yargıtay onama kararının hüküm fıkrasında davalının harçtan muaf olduğunu belirterek harç alınmasına yer olmadığına karar vermiştir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin yayımlanmış oybirliğiyle verilmiş onama kararı ile kararda aktarılan ilk derece mahkemesi hesaplamasından derlenmiştir. Kur ve tarih seçimi, her iflas dosyasında kendi kayıtları, iflas idaresi kararları ve talep miktarı çerçevesinde değerlendirilir. Yazıya dayanılarak yapılan başvuru ve işlemlerden Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



