Eurobondda İflas Masasına Kayıt – Yargıtay 6. HD 2026/1764

Yurt dışında ihraç edilen bir borçlanma aracını satın alan yatırımcı, ihraççı banka iflas ettiğinde alacağını kendi adına iflas masasına yazdırabilir mi, yoksa bu hak yalnızca izahnamede gösterilen temsilciye mi aittir? Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 29.04.2026 tarihli ve E.2025/2439, K.2026/1764 sayılı kararıyla, 4.150.000,00 USD nominal değerli Eurobond için açılan kayıt kabul davasında, izahnamedeki “doğrudan dava açamama” hükmüne dayanılarak verilen ret kararını eksik inceleme gerekçesiyle bozmuştur.
Karar, ikincil piyasada el değiştiren sermaye piyasası araçlarında hak sahipliği, temsilci (trustee) yapısı ve iflas hukukunun kesiştiği bir noktaya ışık tutuyor. Özellikle temsilcinin açtığı davanın yargı yolu nedeniyle reddedilmesinden sonra yatırımcının ne zaman kendisi harekete geçebileceği sorusu, kararın merkezinde yer alıyor.
🌐 İhraç, devir zinciri ve reddedilen kayıt
Dava dilekçesine göre bir katılım bankası, faaliyet döneminde sukuk işlemleri kapsamında yurt dışında Eurobond olarak anılan sertifikalar ihraç etmiştir. Karar metninde bu sertifikalar, 26.03.2013 tarihli izahnamede “2023’te Vadesi Gelen 250.000.000,00 ABD Doları Sabit Oranlı Tier 2 Sertifikaları” olarak tanımlanan kira sertifikalarıdır. Banka kayıtlarında yurt dışındaki bir saklama ve temsil kuruluşu müşteri olarak görünmektedir.
Bu ihraçtan 4.350.000,00 USD nominal değerli kısım, dava dışı bir yatırım fonu tarafından satın alınmıştır. Davacıya göre bunun 4.150.000,00 USD nominal değerli kısmı 01.11.2018 tarihinde bir yönetim şirketine, 07.02.2019 tarihinde de tüm hak ve yükümlülükleriyle davacı varlık yönetim şirketine devredilmiştir.
Banka hakkında iflas kararı verilmiş ve tasfiye İstanbul 1. İflas Dairesinin 2017/14 sayılı dosyası üzerinden yürütülmüştür. Yatırım fonunun iflas masasına yaptığı alacak kayıt başvurusu, “müflis bankadan herhangi bir alacağın bulunmadığı ve talebin sermaye benzeri kredi niteliğinde olduğu” gerekçesiyle iflas idaresince reddedilmiştir. Davacı, iflas tarihi olan 16.11.2017 itibarıyla işlemiş faiziyle birlikte 16.336.190,75 TL karşılığı alacağın masaya kaydını istemiştir.
🛡️ İflas idaresinin iki savunması
Davalı iflas idaresi davaya iki ayrı açıdan karşı çıkmıştır:
- Taraf sıfatı: Kayıt başvurusunu yapan yatırım fonu ile davacı farklı tüzel kişilerdir; aynı ihraç için daha önce temsilci kuruluş tarafından ayrı bir başvuru yapılmıştır ve müflis banka bakımından muhatap bu kuruluştur.
- Alacağın niteliği: Sertifikalar katkı sermayeye dahil edilebilen ikincil (Tier 2) sermaye benzeri borçlanma aracıdır; bu tür alacaklar ancak diğer tüm alacaklar ödendikten sonra bakiye kalırsa ödenebilir, bu nedenle masaya kaydedilemez.
Yargıtay’ın bozma kararı yalnızca birinci savunmaya, yani aktif husumete ilişkindir. Alacağın sermaye benzeri niteliği ve sıra bakımından nerede duracağı, bu aşamada tartışılmamıştır.
📜 İlk derece ve istinaf: izahname 12.8
İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ilginç bir ayrım yapmıştır. Mahkemeye göre Eurobonda bağlı hakkı elinde bulunduran davacı, genel usul prensiplerine göre aktif husumet ehliyetine sahiptir. Ancak izahname bu genel kurala özel bir sınırlama getirmektedir.
İzahnamenin 12.8. maddesine göre sertifika sahipleri, temsilci sıfatını taşıyan delegenin makul süre içinde gerekli işlemleri yapmaması ve bu ihmalin devam etmesi hâli dışında doğrudan dava açamaz. Sertifika sahiplerinin ihraççıya, mütevelli heyetine, bankaya veya başka bir tarafa karşı doğrudan tasarruf işlemleri tesis ettirme hakkı da yoktur; hakları işlem belgeleri kapsamındaki yükümlülüklerin yerine getirilmesini istemekle sınırlıdır.
Mahkeme, temsilci kuruluşun iflas masasına kayıt başvurusunda bulunarak bedelin kendisine ödenmesini istediğini, dolayısıyla “delegenin hareketsiz kalması” koşulunun gerçekleşmediğini kabul etmiş ve davayı aktif husumet yokluğundan reddetmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi de istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Davacı temyizde, temsilci kuruluşun yalnızca dağıtımda rol alan bir aracı olduğunu, izahnamelerin yatırımcının hak arama özgürlüğünü kısıtlayamayacağını ve bankanın iflasından sonra masaya kayıt ile kayıt kabul davasının 12.8. madde kapsamında düşünülemeyeceğini ileri sürmüştür.
🔁 Temsilcinin önceki davası ve yargı yolu
Dosyanın düğüm noktası, temsilci kuruluşun daha önce izlediği yoldur. Davalının beyanları ve dosyadaki belgelere göre temsilci sıfatını taşıyan bir mütevelli hizmetleri şirketi, 06.02.2018 tarihinde 2293 kayıt numarasıyla iflas masasına başvurmuştur. Başvurunun reddi üzerine İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde kayıt kabul davası açılmıştır.
Ancak bu mahkeme 18.07.2019 tarihli, 2015/591 Esas ve 2019/644 Karar sayılı kararıyla, uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davayı dava şartı yokluğundan usulden reddetmiştir. İstinaf başvurusu İstanbul BAM 17. Hukuk Dairesinin 12.03.2020 tarihli kararıyla esastan reddedilmiş, temyiz başvurusu da Yargıtay (kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 10.12.2020 tarihli, 2020/1128 Esas ve 2020/4205 Karar sayılı ilamıyla reddedilerek karar kesinleşmiştir.
Yargı yolunun caiz olması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-b maddesinde sayılan dava şartlarındandır. Temsilcinin davası esasa girilmeden bu şart nedeniyle reddedilmiştir; yani temsilcinin alacağı hakkında esasa ilişkin bir hüküm kurulmamıştır.
⚖️ Dairenin bozma gerekçesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı “sıra cetveline kayıt kabul istemi” olarak nitelendirmiştir. Daireye göre mahkeme, davayı izahnamenin 12.8. maddesine dayanarak reddetmiş, ancak temsilcinin davası yargı yolu nedeniyle usulden reddedildikten sonra temsilci tarafından idari yargıda yeniden dava açılıp açılmadığını araştırmamıştır.
Oysa izahname hükmü uyarınca sertifika sahiplerinin doğrudan dava açabilmesi, temsilcinin gerekli işlemleri makul süre içinde yerine getirmemesi ve bu durumun devam etmesi şartına bağlıdır. Temsilcinin yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği belirlenmeden, davacının doğrudan dava hakkının ve aktif husumetinin bulunup bulunmadığı tespit edilemez.
Daire, mahkemenin yapması gerekenleri şöyle sıralamıştır:
- Temsilci tarafından idari yargıda yeni bir dava açılıp açılmadığının taraf beyanları da alınarak araştırılması,
- Temsilcinin izahnamede öngörülen yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin tespit edilmesi,
- Buna bağlı olarak davacının aktif husumet ehliyetinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi.
Bu gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılmış, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuş ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Karar 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
🧭 Yatırımcının doğrudan dava hakkı nasıl doğar?
Uluslararası borçlanma araçlarında yatırımcı hakları çoğunlukla bir temsilci (trustee veya delege) aracılığıyla kullanılır. Bu yapı, binlerce sertifika sahibinin aynı ihraççıya karşı ayrı ayrı dava açmasını önlemeyi amaçlar. Karar, bu tür bir “toplu temsil” hükmünün yatırımcıyı tamamen hak arama imkânından yoksun bırakmadığını, ancak doğrudan dava hakkının izahnamedeki koşula bağlı olduğunu kabul ediyor.
Kararın önemli yönü, “temsilci bir kez harekete geçti” tespitinin tek başına yeterli sayılmamasıdır. Temsilci başvuru yapmış, dava açmış, fakat bu dava yanlış yargı yolunda açıldığı için esasa girilmeden reddedilmiştir. Bu noktadan sonra temsilcinin doğru yargı yerinde yeniden dava açıp açmadığı, izahnamedeki “makul süre içinde gerekli işlemleri yapmama ve ihmalin devam etmesi” koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğini doğrudan belirler.
İflas hukukunun süre ve usul kuralları da bu tabloya eklenir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 235. maddesine göre sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren on beş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesinde dava açmak zorundadır; talebinin haksız olarak reddedildiğini iddia eden kişi davayı masaya karşı açar. Dairenin bozma kararı, alacağın masaya kaydı için hangi kişinin bu davayı açabileceği sorusunu, izahname ile temsilcinin fiilî davranışının birlikte değerlendirilmesine bağlamıştır.
Bu sonuç, sertifikayı ikincil piyasadan devralan kurumsal yatırımcılar bakımından da önemlidir. Davacı, alacağın kendisine temlik edildiğini ve halefiyet yoluyla hak kazandığını ileri sürmüştür; ancak Daire bu devir zincirini değil, izahnamenin dava açma koşulunu belirleyici saymıştır. Alacağın Tier 2 sermaye benzeri niteliği ve sıra cetvelindeki yeri ise yeniden yapılacak yargılamada, aktif husumet sorunu aşılırsa gündeme gelecek konulardır.
Banka iflaslarında yatırım ürünlerine bağlı alacakların masaya kaydını ele alan bir başka karar için serideki iflas masasına geç alacak kaydı kararı, borçlanma aracı ihracında aracı kurumun konumu için ise tahvil ihracından vazgeçilmesi kararı incelenebilir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Eurobond sahibi, ihraççı bankanın iflas masasına kendi adına başvurabilir mi?
Bu dosyada izahname, doğrudan dava hakkını temsilcinin makul sürede gerekli işlemleri yapmaması ve bu ihmalin devam etmesi koşuluna bağlamıştır. Daire, bu koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmadan yatırımcının aktif husumetinin reddedilemeyeceğini kabul etmiştir.
Temsilcinin bir kez dava açmış olması yatırımcının yolunu kapatır mı?
Karara göre tek başına kapatmaz. Temsilcinin davası yargı yolu caiz olmadığı için esasa girilmeden reddedilmiştir. Daire, bundan sonra temsilcinin idari yargıda yeniden dava açıp açmadığının araştırılmasını istemiştir.
Tier 2 sertifikadan doğan alacak iflas masasında ödenir mi?
İflas idaresi, bu sertifikaların sermaye benzeri borçlanma aracı olduğunu ve ancak diğer alacaklar ödendikten sonra bakiye kalırsa ödenebileceğini savunmuştur. Yargıtay bu konuda karar vermemiş, bozmayı yalnızca aktif husumet araştırmasına dayandırmıştır.
Kayıt kabul davası hangi mahkemede ve ne kadar sürede açılır?
İİK m.235’e göre sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren on beş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesinde dava açmak zorundadır. İtiraz yalnızca sıraya ilişkinse şikâyet yoluyla icra mahkemesine başvurulur.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay 6. Hukuk Dairesi bozma kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



