Ceza HukukuEmsal Kararlar

Gizli Ses Kaydında Suç Vasfı – Yargıtay 12. CD 2025/6856

Bir cep telefonunun ses kayıt uygulaması açık bırakılıp bir depoya konuluyor; birkaç dakika sonra içeri giren kişilerin sıradan sohbeti kayda geçiyor ve bu kayıt daha sonra onların yakınlarına dinletiliyor. Bu tabloda hangi suç konuşulmalıdır: özel hayatın gizliliğini ihlal mi, yoksa kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması mı? Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 30.09.2025 tarihli ve E.2025/509, K.2025/6856 sayılı kararıyla, kaydedilen konuşmanın içeriği özel hayata ilişkin değilse ve kaydı yapan kişi konuşmanın tarafı değilse, eylemin TCK m.134 kapsamında değil, TCK m.133 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymuştur.

Kısa özet: İlk derece mahkemesi, iki kişi arasında duygusal ilişki bulunduğunu ispatlamak amacıyla gizli ses kaydı yapan sanığı beraat ettirmiştir. Bölge adliye mahkemesi bu kararı kaldırarak sanığı TCK m.134/1-2. cümle ve m.134/2 uyarınca, TCK m.43/2 ve 62 de uygulanarak ayrı ayrı 2 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırmıştır. Sanığın temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesi, kaydedilen konuşmanın özel hayata ilişkin olmadığını ve sanığın konuşmanın tarafı olmadığını gözeterek eylemin TCK m.133/1 ve m.133/3 kapsamında kaldığını belirtmiş; suç vasfında yanılgı nedeniyle hükmü Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle bozmuştur.

🎙️ Depoda unutulmuş gibi bırakılan telefon

Bölge adliye mahkemesinin kabulüne göre sanık, katılanlar arasında duygusal bir ilişki bulunduğu yönündeki iddiasını kanıtlamak amacıyla cep telefonunun ses kaydını açmış ve telefonu iş yerinin deposuna bırakmıştır. Bir süre sonra depoda katılanlar ile başka bir kadın arasında özel hayata dair içeriği bulunmayan gündelik konuşmalar geçmiş ve bu konuşmalar telefona kaydedilmiştir.

Olayın ikinci aşaması kaydın paylaşılmasıdır. Sanık, elde ettiği ses kaydını katılanlardan birinin yengesine ve diğer katılanın eşine dinletmiştir. Dosyada iki ayrı eylem vardır: kayıt ve dinletme. Sanık ise depodaki konuşmanın tarafı değildir; Dairenin değerlendirmesi bu olgu üzerine kurulmuştur.

🧩 Beraatten mahkûmiyete: iki farklı bakış

İlk derece mahkemesi, sanığın ses kaydını katılanların duygusal ilişkisini ispatlamak amacıyla yaptığını kabul etmiş, eylemin TCK m.134 kapsamında suç olarak tanımlanmadığı sonucuna varmış ve CMK m.223/2-a uyarınca beraat kararı vermiştir.

Katılanların istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesi bu kararı kaldırmıştır. Daireye göre eylem hem özel hayatın gizliliğini ihlal hem de özel hayatın gizliliğini ifşa suretiyle ihlal suçlarını oluşturuyordu. Sanık hakkında:

  • Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan TCK m.134/1-2. cümle, 43/2, 62 ve 53 uyarınca 2 yıl 1 ay hapis,
  • Özel hayatın gizliliğini ifşa suretiyle ihlal suçundan TCK m.134/2, 43/2, 62 ve 53 uyarınca 2 yıl 1 ay hapis

cezalarına hükmedilmiştir. TCK m.43/2, aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi hâlinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını öngörür; kayıtta birden fazla katılanın sesi bulunduğu için bu artırım yapılmıştır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Tebliğnamesinde hükmün onanmasını istemiştir. Sanık ise beraat kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur.

🏛️ Dairenin çizdiği sınır: konuşma, söyleşi, özel hayat

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, sanığın diğer temyiz sebeplerini yerinde görmemiş; ancak suç vasfı yönünden kapsamlı bir açıklama yaparak hükmü bozmuştur. Dairenin gerekçesi, TCK m.133’ün üç fıkrasını ayrı ayrı tanımlayarak ilerler:

  • TCK m.133/1 (konuşma): İki veya daha fazla kişinin, sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inançla, aracı vasıta kullanmadan yüz yüze gerçekleştirdikleri aleni olmayan konuşmaların, konuşmanın tarafı olmayan kişilerce rıza olmaksızın elverişli bir aletle dinlenmesi veya kaydedilmesi.
  • TCK m.133/2 (söyleşi): En az üç kişinin yüz yüze gerçekleştirdiği aleni olmayan söyleşinin, söyleşinin tarafı olan kişi tarafından diğerlerinin rızası olmadan kaydedilmesi.
  • TCK m.133/3 (ifşa): Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verilerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi.

Daire, 6352 sayılı Kanun’un 80. maddesiyle 2012’de m.133/3’te yapılan değişikliğe de dikkat çekmiştir. Değişiklikten önce fıkra, önceki fıkralara atıf yaptığından failin konuşmanın tarafları dışındaki üçüncü kişi olduğu kabul ediliyordu. Değişiklikten sonra fıkra “kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların” kaydıyla elde edilen verilerin ifşasını suç olarak tanımladığından, Daireye göre bu suçun failinin konuşan tarafların dışında kalan üçüncü kişi olması ve kaydedilenin “söyleşi” değil “konuşma” niteliğinde olması gerekir; aksi hâlde eylem TCK m.134 kapsamında değerlendirilebilir.

Dairenin bir başka önemli tespiti şudur: iki kişi arasındaki konuşmada taraflardan birinin konuşmayı kaydetmesi, TCK m.133/1 kapsamında suç olarak tanımlanmamıştır; koşulları varsa eylem TCK m.134’teki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabilir.

Bu çerçeveye göre somut olayda sanık, konuşmanın tarafı olmayan üçüncü kişidir ve kaydedilen konuşma içerik itibarıyla özel hayata ilişkin değildir. Daire bu nedenle, eylemin TCK m.133/1’deki kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçunu ve m.133/3’teki kayda alınan konuşmanın ifşası suçunu oluşturduğunu gözetmeden m.134/1 ve m.134/2 uyarınca hüküm kurulmasını suç vasfında yanılgı olarak nitelendirmiştir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

📜 TCK 133 ile TCK 134 arasındaki fark tablosu

Kanun metnine bakıldığında iki maddenin korumaya aldığı değerler birbirine yakın, ancak aynı değildir. TCK m.133 konuşmanın gizliliğini, TCK m.134 ise kişinin özel hayatını korur. Karardaki ölçütler şöyle özetlenebilir:

  • Kaydı yapan kimdir? Konuşmanın tarafı olmayan kişi ise TCK m.133/1; en az üç kişilik bir söyleşinin tarafı ise TCK m.133/2 gündeme gelir. İki kişilik bir konuşmada taraflardan birinin kaydı TCK m.133/1 kapsamına girmez.
  • İçerik nedir? Kaydedilen sözler özel hayata ilişkin değilse, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun konusu oluşmaz; korunan değer konuşmanın gizliliğidir.
  • Kayıt paylaşıldı mı? Konuşma kaydının hukuka aykırı biçimde başkalarına dinletilmesi TCK m.133/3, özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin ifşası ise TCK m.134/2 kapsamında ele alınır.

Yaptırımlar da farklıdır. Kanun metnine göre TCK m.133/1’de iki yıldan beş yıla kadar hapis, m.133/2’de altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası, m.133/3’te iki yıldan beş yıla kadar hapis ve dört bin güne kadar adli para cezası öngörülür. TCK m.134/1’de ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis olup gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlali hâlinde bir kat artırılır; m.134/2’deki ifşa suçunun cezası ise iki yıldan beş yıla kadar hapistir. Ayrıca TCK m.139 uyarınca bu bölümde yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması, kanunda sayılan istisnalar dışında şikâyete bağlıdır.

Benzer bir sınır tartışması, fotoğrafın yeniden paylaşılmasında da ortaya çıkmıştır; serideki sosyal medyada fotoğraf paylaşımı kararı bu açıdan karşılaştırılabilir.

🔎 “İspat amacıyla kayıt” savunması

İlk derece mahkemesinin beraat gerekçesi, kaydın bir ilişkiyi ispatlama amacıyla yapılmasıydı. Yargıtay’ın incelenen kararında bu savunma ayrıca tartışılmamış, bozma yalnızca suç vasfına dayandırılmıştır. Bu nedenle kararı, “ispat amacı her kaydı hukuka uygun hâle getirir” şeklinde okumak mümkün değildir.

Aynı Dairenin yakın tarihli başka kararları, konunun olayın özelliklerine göre değerlendirildiğini gösteriyor. Örneğin 12. Ceza Dairesinin 20.01.2026 tarihli ve E.2025/6679, K.2026/630 sayılı kararında, vekil-müvekkil ilişkisi devam ederken mağdur edildiğini düşünen kişinin, konuşmanın tarafı olarak avukatıyla yaptığı görüşmeleri delil amacıyla kaydetmesinde suç kastı ve hukuka aykırılık bilinci bulunmadığı kabul edilerek verilen beraat kararı onanmıştır. Yine Dairenin 08.12.2025 tarihli ve E.2024/1472, K.2025/8683 sayılı kararında, boşanma davasında aldatmayı kanıtlama amacıyla yapılan ve üçüncü kişilerle paylaşıldığına dair delil bulunmayan kayıtlar yönünden bölge adliye mahkemesinin beraat kararı onanmıştır.

Bu kararlar birlikte okunduğunda şu ölçütler öne çıkar: kaydı yapanın konuşmanın tarafı olup olmadığı, kaydın başka türlü ispat imkânı bulunmayan bir hakkı korumaya yönelik olup olmadığı ve kaydın ispat amacının dışına taşarak üçüncü kişilerle paylaşılıp paylaşılmadığı. İncelenen dosyada kayıt, yargılama makamına sunulmakla kalmamış, katılanların yakınlarına dinletilmiştir; Daire de bu eylemi ayrı bir ifşa suçu olarak nitelendirmiştir.

Ceza muhakemesi bakımından da benzer bir hassasiyet vardır. CMK m.217/2’ye göre yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir; CMK m.206/2-a ise kanuna aykırı olarak elde edilen delilin reddini öngörür. Gizli kaydın delil değeri, bu nedenle, kaydın hukuka uygunluğundan bağımsız düşünülemez. Aile hukukunda aldatma iddiasının ispatına ilişkin bir örnek için serideki zina ispatı kararı incelenebilir.

🧭 Bozmadan sonra ne olur?

Daire, hükmü CMK m.302/2 uyarınca bozmuş ve dosyanın CMK m.304/2-b uyarınca Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmesine karar vermiştir. Karar oy birliğiyle verilmiş, Tebliğnamedeki onama görüşüne katılınmamıştır.

Bozma sonrası yargılamada dikkat çeken bir nokta, yaptırım farkıdır. TCK m.133/1’in alt sınırı iki yıldır ve TCK m.134/1’in temel cezasından yüksektir. Ancak hüküm yalnızca sanık tarafından temyiz edildiğinden, CMK m.307/5 gereği yeniden verilecek hüküm önceki hükümle belirlenen cezadan daha ağır olamaz. Başka bir deyişle suç vasfının düzeltilmesi, sanık aleyhine bir sonuç doğurmayacak şekilde uygulanmak durumundadır.

Karar, gizli kayıt içeren dosyalarda iddianame ve hükümlerin hangi maddeye dayandırılacağı konusunda net bir yol haritası sunuyor: önce kaydı yapanın konuşmadaki konumu, sonra konuşmanın içeriği, en son da kaydın kimlerle paylaşıldığı belirlenmelidir. Özel hayat kavramının sınırları üzerine farklı bir bakış için serideki kapalı görüşün dinlenmesi kararı da okunabilir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

Katıldığım iki kişilik bir konuşmayı kaydetmek TCK 133 kapsamında suç mudur?

Kararda, iki kişi arasındaki konuşmada taraflardan birinin konuşmayı kaydetmesinin TCK m.133/1 kapsamında suç olarak tanımlanmadığı belirtilmiştir. Ancak koşulları bulunursa eylem TCK m.134’teki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabilir; bu değerlendirme olayın özelliklerine göre yapılır.

Kaydedilen konuşmada özel bir konu geçmiyorsa yine de suç oluşur mu?

Bu dosyada konuşmanın içeriği özel hayata ilişkin değildi ve Daire tam da bu nedenle TCK m.134’ü uygulanamaz bulmuştur. Ancak kaydı yapan konuşmanın tarafı değilse, TCK m.133/1 aleni olmayan konuşmanın gizliliğini koruduğundan içerik gündelik olsa da bu suç gündeme gelebilir.

Kaydı başkalarına dinletmek ayrı bir suç mudur?

Evet, kanun ifşayı ayrı bir suç olarak düzenlemiştir. Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydıyla elde edilen verilerin hukuka aykırı ifşası TCK m.133/3’te, özel hayata ilişkin görüntü veya seslerin ifşası TCK m.134/2’de yer alır. İncelenen kararda kaydın yakınlara dinletilmesi TCK m.133/3 kapsamında görülmüştür.

Bozma kararı sanığın daha ağır ceza almasına yol açabilir mi?

Hüküm yalnızca sanık tarafından temyiz edildiğinde CMK m.307/5 uyarınca yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenen cezadan daha ağır olamaz. Bu nedenle TCK m.133/1’in alt sınırı daha yüksek olsa da sonuç ceza önceki cezayı aşamaz.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay 12. Ceza Dairesinin yayımlanmış bozma kararından aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleri ve koşullarıyla değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu