Satış Avansı Eksikse Haciz Düşer – Yargıtay HGK 2025/712

Meskeniyet şikâyetlerinde tartışma çoğunlukla tek bir soru etrafında döner: borçlunun evinin ve “haline münasip” bir evin değeri hangi tarihe göre hesaplanacaktır? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.11.2025 tarihli, 2025/141 E. ve 2025/712 K. sayılı kararı bu soruyu tartışmak üzere önüne gelmiş; ancak uyuşmazlığı hiç beklenmedik bir noktadan, haczin ayakta olup olmadığından çözmüştür.
🏚️ Şikâyetin Konusu ve Tarafların İddiaları
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatılmış; takipte borçluya ait, Aydın ili Söke ilçesinde bulunan bir bağımsız bölüm haczedilmiştir. Borçlu vekili, İİK’nın 103. maddesine göre düzenlenen davetiyenin tebliği üzerine yasal süresinde icra mahkemesine başvurarak taşınmazın müvekkilinin hâline münasip evi olduğunu ileri sürmüş ve İİK’nın 82/1-12. maddesi gereğince haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Alacaklı vekili ise davetiyenin borçluya 04.11.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, şikâyetin yedi günlük süre içinde yapılmadığını ve borçlunun oturduğu evin hâline münasip olmadığını belirterek şikâyetin reddini savunmuştur.
⚖️ İlk Derece, İstinaf, Bozma ve Direnme
İlk derece mahkemesi, bilirkişi ek raporuna dayanmıştır. Rapora göre taşınmazın değeri 2023 yılı Temmuz ayı itibarıyla 1.650.000,00 TL, keşif ve şikâyet tarihi itibarıyla 270.000,00 TL; borçlunun hâline uygun 1+1 meskenin değeri ise 2023 Temmuz itibarıyla 1.000.000,00 TL, şikâyet tarihi itibarıyla 140.000,00 TL‘dir. Mahkeme, değerin haciz tarihine göre belirlenmesi gerektiği görüşüyle hâline münasip ev bedelini 19.08.2019 itibarıyla 106.419,00 TL kabul etmiş; taşınmazın bu bedelden aşağı olmamak üzere satılmasına, bu miktarın borçluya bırakılmasına, artan kısmın alacaklıya ödenmesine karar vermiştir.
Bölge adliye mahkemesi farklı düşünmüştür. Günün ekonomik koşulları, paranın satın alma gücündeki kayıp ve taşınmaz değerlerindeki ciddi artış karşısında; korunmak istenen hakkın özü, ölçülülük ve hakkaniyet ilkeleri gereği karar tarihine yakın değerlerin esas alınması gerektiğini belirterek taşınmazın 1.000.000,00 TL’den aşağı satılmamasına ve bu tutarın borçluya ayrılmasına hükmetmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, meskeniyet iddiasında hem mahcuzun hem de hâline münasip evin değerinin haciz tarihi itibarıyla belirlenmesinin zorunlu olduğunu belirterek kararı bozmuştur. Bölge adliye mahkemesi ise direnmiştir. Direnme gerekçesinde, inceleme sürerken taşınmaz değerinin haciz tarihindeki 205.236,00 TL’den son değerlendirmede 1.600.000,00 TL’ye çıktığı, yani altı kata yakın arttığı; bu tabloda borçluya haciz tarihi değerinin bırakılmasının pratikte hiçbir anlam ifade etmeyeceği vurgulanmıştır.
🧭 HGK Önündeki Uyuşmazlık: Değer Hangi Tarihe Göre?
Hukuk Genel Kurulu, önündeki uyuşmazlığı açıkça tanımlamıştır: borçlunun meskeniyet şikâyetinde, şikâyet konusu taşınmazın ve hâline münasip alabileceği evin değerinin haciz tarihi itibarıyla mı, yoksa karar tarihine yakın bir zaman dikkate alınarak mı belirleneceği.
Meskeniyet şikâyetinin hukuki zeminini hatırlatmak gerekirse, İİK’nın 82. maddesinin birinci fıkrasının 12. bendi, borçlunun “haline münasip” evinin haczedilemeyeceğini öngörür. Uygulamada bu kuralın işletilmesi şu adımları gerektirir:
- Haczedilen taşınmazın ve hâline münasip evin değerinin emsal karşılaştırmasıyla, denetime elverişli ve somut verilerle tespiti,
- Hâline münasip ev bedeli mahcuzun değerinden az ise taşınmazın satılarak gerekli bedelin borçluya, artanın hak sahiplerine ödenmesi,
- Satışın, borçlunun hâline münasip ev alabileceği miktardan az olmamak üzere yapılması,
- Hâline münasip ev bedeli mahcuzun değerinden fazla ise haczin tümüyle kaldırılması.
Ancak Genel Kurul bu değerlendirmeye geçmeden önce bir ön meseleyi ele almıştır.
🔍 Haczedilmezlik Şikâyetinin Ön Şartı: Geçerli Haciz
Karara göre İİK’nın 82/1-12. maddesine dayalı haczedilmezlik şikâyetinde bulunulabilmesi için şikâyet tarihi itibarıyla hukuken geçerli bir haczin varlığı şarttır. Bu nedenle şikâyet üzerine öncelikle İİK’nın 106. maddesi kapsamında haczin kalkıp kalkmadığı belirlenmelidir.
Genel Kurul, bu noktada iki ayrı sonucu birbirinden ayırmaktadır. Şikâyet tarihinden önce haciz kalkmışsa şikâyetin konusu bulunmadığından başvurunun fuzuli yapıldığı kabul edilir. Satış isteme süresi şikâyet tarihi itibarıyla henüz dolmamışsa, inceleme sırasında haczin kalktığının tespiti hâlinde şikâyet konusuz kalmış sayılır ve esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir. Kararda bu ilkelerin Hukuk Genel Kurulu’nun 05.03.2025 tarihli ve 2024/12-591 E., 2025/103 K. sayılı kararında da benimsendiği belirtilmiştir.
🆕 Satış Avansı ve İİK Geçici Madde 18/3
Kararın güncel mevzuatla bağlantısı burada kurulmaktadır. 24.11.2021 tarihli 7343 sayılı Kanun ile değiştirilen İİK’nın 106. maddesinin üçüncü fıkrası, “satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamının peşin olarak yatırılması zorunludur” hükmünü getirmiştir. Aynı maddenin beşinci fıkrasına göre bu giderler peşin yatırılmazsa satış talebi vaki olmamış sayılır.
Geçiş dönemi için ise İİK’nın geçici 18. maddesinin üçüncü fıkrası özel bir kural içerir: 106. madde uyarınca çıkarılacak tarifenin yürürlüğe girdiği tarihten önce satış talep edilmiş olmasına rağmen giderlerin tamamı yatırılmamışsa, tarifenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde tarifede belirlenen giderlerin yatırılması zorunludur; yatırılmazsa satış talebi vaki olmamış sayılır. Satış Giderleri Tarifesi 08.03.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandığına göre bu süre 08.03.2023‘te dolmaktadır. Genel Kurul ayrıca, bu sürenin kanun koyucu tarafından belirlenen kesin nitelikte bir süre olduğunu; giderlerin tamamlanması için alacaklıya süre verileceğine veya muhtıra çıkarılacağına ilişkin bir yasal düzenleme bulunmadığını vurgulamıştır.
Somut olayda haciz 19.08.2019 tarihinde konulmuş, satış 10.01.2020 tarihinde talep edilmiştir. İcra müdürlüğünce kıymet takdiri ve satış avansı olarak 4.000,00 TL yatırılmasına karar verilmiş, alacaklı vekilince 17.08.2020 tarihinde 4.000,00 TL yatırılmıştır. Tarife’nin yürürlüğünden önce satış talep edilmiş olduğundan, tarifede belirlenen miktarın altında kalan avansın 08.03.2023 tarihine kadar tamamlanması gerekirken tamamlanmamıştır.
📐 Kararın Pratik Sonucu
Genel Kurul sonuç olarak, satış talebinin vaki olmamış sayılacağını, dolayısıyla şikâyet konusu haczin kalkmış olduğunu tespit etmiştir. Haciz ayakta olmadığına göre meskeniyet şikâyeti konusuz kalmıştır ve şikâyetin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekir. Bu nedenle direnme kararı, değişik gerekçe ile 12.11.2025 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak bozulmuştur.
Kararın pratik anlamı şudur: meskeniyet dosyalarında değer tespitine ilişkin bilirkişi tartışması ne kadar yoğun olursa olsun, önce haczin hukuken ayakta olup olmadığı incelenmektedir. Satış talebinin akıbetine bağlı bir usul meselesi, yıllarca süren bir değerleme tartışmasını tümüyle konusuz bırakabilmektedir. Haciz ve takip işlemlerinin süreye bağlı sonuçlarına dair bir başka örnek için emekli maaşı haczine muvafakat konulu Yargıtay kararı incelenebilir.
Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Meskeniyet şikâyetinde değer hangi tarihe göre belirlenir?
Özel Daire bozmasında, mahcuzun ve borçlunun hâline münasip alabileceği meskenin değerinin haciz tarihi itibarıyla belirlenmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Hukuk Genel Kurulu ise bu kararda uyuşmazlığı haczin kalkmış olması nedeniyle değer tartışmasına girmeden çözmüştür.
Satış avansı süresinde tamamlanmazsa ne olur?
Kararda, İİK’nın geçici 18/3. maddesi uyarınca Tarife’nin yürürlük tarihinden itibaren bir yıl içinde tamamlanmayan giderler bakımından satış talebinin vaki olmamış sayılacağı ve buna bağlı olarak haczin kalkacağı kabul edilmiştir.
Haciz kalkmışsa haczedilmezlik şikâyeti ne olur?
Karara göre şikâyet tarihi itibarıyla geçerli bir haciz bulunması şarttır; inceleme sırasında haczin kalktığı tespit edilirse şikâyet konusuz kalır ve esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir.
Bu karar tüm meskeniyet dosyalarında aynı sonucu doğurur mu?
Karar, elektronik satış uygulamasına geçiş ve Tarife’nin yürürlük tarihiyle bağlantılı bir geçiş hükmüne dayanmaktadır; her dosyada haciz tarihi, satış talebi tarihi ve yatırılan gider tutarı ayrı ayrı değerlendirilir. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, talep ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



