Emekli Maaşına Haciz Muvafakati – Yargıtay 3. HD 2026/1839

Emekli maaşı kural olarak haczedilemez; borçlu muvafakat ederse haczedilebilir. Peki bu muvafakat ne zaman verilirse geçerli olur ve borçlu sonradan muvafakatinden dönebilir mi? Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 02.04.2026 tarihli, 2025/4602 E. ve 2026/1839 K. sayılı kararı, hem bu sorunun hem de alacaklının açtığı tespit davasının kaderini birlikte ele alıyor.
📜 Kural: 5510 Sayılı Kanun m.93
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 93 üncü maddesine göre sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri devir ve temlik edilemez; bu gelir, aylık ve ödenekler 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Maddenin son cümlesi uygulamanın kilidini oluşturur: haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması hâlinde icra müdürü tarafından reddedilir.
Yani emekli maaşına haciz, ancak borçlunun muvafakatiyle mümkündür. Uygulamada tartışma, bu muvafakatin hangi anda verilirse geçerli sayılacağı ve borçlunun sonradan dönüp dönemeyeceği noktasında yoğunlaşmaktadır.
🏛️ Olayın Seyri: Dört Dosya, Dört Muvafakat
Davacı alacaklı vekili; müvekkilinin davalıdan dört farklı icra dosyası ile alacaklı olduğunu, borçlunun bu dosyalarda emekli maaşının tamamına haciz konulması için icra müdürlüğüne gelerek hür iradesiyle muvafakat verdiğini, sonrasında 18.11.2022 tarihinde dört icra dosyasının hepsinde muvafakatlerinden döndüğünü belirtmiştir. İcra müdürlüğü, emekli maaşına haciz muvafakatinden dönmenin yargılama gerektirdiği gerekçesiyle talebi reddetmiş; bunun üzerine borçlu memur muamelesini şikâyet yoluna gitmiş ve icra hukuk mahkemesince şikâyetin kabulüyle hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Alacaklı bu kez genel mahkemede tespit davası açmış; icra mahkemesi kararlarının genel mahkemeler yönünden kesin hüküm teşkil etmediğini, borçlunun bu durumu alışkanlık hâline getirdiğini, daha önce dokuz farklı icra dosyasında emekli maaş haczine muvafakat verip döndüğünü ve dürüstlük kuralına aykırı davrandığını ileri sürmüştür. Talebi; muvafakatlerin geçerli olduğunun tespiti, bu mümkün olmazsa terditli olarak muvafakatin emekli maaşının 1/4’ü üzerinden geçerli olduğunun tespitidir.
Borçlu vekili ise muvafakatin, ödeme emrinin tebliğinden hemen sonra ve takip kesinleşmeden verildiği için hukuken geçersiz olduğunu, dava konusu alacağın prim veya nafaka alacağı olmadığını, müvekkilinin yaşlı ve engelli olduğunu, emekli maaşından başka gelirinin bulunmadığını savunmuştur.
⚖️ Derece Mahkemelerinin Gerekçesi
İlk derece mahkemesi; borçluya ödeme emirlerinin tebliğ edildiğini, borçlunun verdiği itiraz dilekçeleriyle hem itiraz süresinden feragat ettiğini hem de maaş haczine muvafakat verdiğini tespit etmiştir. Aynı dilekçeyle borcun kabul edilerek hacze muvafakat edilmesi, takibin kesinleşmesiyle aynı anda gerçekleşmiştir. Muvafakatler takibin kesinleşmesinden sonra verilmediğinden 5510 sayılı Kanun’un 93 üncü maddesine uygun bulunmamış ve asli talep reddedilmiştir. Dava konusu alacak prim veya nafaka alacağı olmadığından terditli talep de reddedilmiştir.
Bölge adliye mahkemesi, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre icra takibi kesinleştikten sonra muvafakat verilmesi gerektiğini, takipler kesinleşmeden verilen muvafakatlerin geçerli kabul edilemeyeceğini belirterek istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
🧩 Yargıtay’ın Eklediği Halka: Hukuki Yarar
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı “emekli maaşına haciz konulması için verilen muvafakatin geçerli olduğunun, mümkün olmaması hâlinde haczin 1/4 üzerinden devamının tespiti” olarak nitelendirmiş ve tespit davasının şartlarına odaklanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 106 ncı maddesine göre tespit davası açan kişinin, kanunlarda belirtilen istisnalar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunması gerekir; maddi vakıalar tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz. Daire, hukuki yararın varlığı için şu koşulları saymıştır: davacının bir hakkı veya hukuki durumunun hâlihazır bir tehlike ile tehdit edilmiş olması, bu tehdit sebebiyle hukuki durumunun tereddüt içinde bulunması, davanın bekletilmesinin zarar vermesi ve tespit hükmünün bu tehlikeyi ortadan kaldıracak nitelikte olması.
Somut olayda borçlu, aynı icra takiplerine ilişkin olarak icra hukuk mahkemesinde iki ayrı dava açmış; icra hukuk mahkemesi, muvafakat ile feragat dilekçesinin aynı gün verilmiş olması nedeniyle muvafakatin geçersiz olduğu gerekçesiyle şikâyetin kabulüne ve hacizlerin kaldırılmasına karar vermiştir. Derece mahkemelerinin ret gerekçeleri ile icra hukuk mahkemesinin gerekçeleri benzerdir. Daireye göre, ileri sürülen iddialar icra hukuk mahkemesince tartışılıp sonuca bağlandığına göre aynı iddiaların tespit davasına konu edilmesinde hukuki yarar bulunmamaktadır.
🔍 Düzelterek Onama Ne Anlama Geliyor?
Daireye göre ilk derece mahkemesinin, davacının hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmesi gerekirken işin esasına girerek esastan reddetmesi usul ve kanuna aykırıdır ve bozmayı gerektirir. Ne var ki verilen ret kararı sonucu itibarıyla doğru bulunduğundan, 6100 sayılı Kanun’un 370/4 maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Karar 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
Uygulamada bu sonuç şu anlama gelir: davacı alacaklı yine kaybetmiştir, ancak kaybın hukuki niteliği değişmiştir. Dava esastan değil, dava şartı yokluğundan reddedilmiş sayılmaktadır.
🆕 Alacaklı ve Borçlu Açısından Sonuçlar
- Muvafakatin zamanı belirleyicidir. Derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemesi, takip kesinleşmeden — özellikle ödeme emrinin tebliğinin hemen ardından, itiraz süresinden feragatle aynı dilekçede — verilen muvafakati 5510 sayılı Kanun’un 93 üncü maddesine uygun bulmamıştır.
- Aynı uyuşmazlık iki kez yargılanmaz. İcra hukuk mahkemesinde tartışılıp karara bağlanmış bir husus, genel mahkemede tespit davasına konu edildiğinde hukuki yarar şartı gerçekleşmemektedir.
- Prim ve nafaka alacakları ayrıdır. 5510 sayılı Kanun’un 93 üncü maddesi, 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçlarını haciz yasağının dışında tutar; bu dosyada alacak bu kapsamda olmadığından 1/4 oranına ilişkin terditli talep de reddedilmiştir.
Sosyal güvenlik kaynaklı ödemelerde haciz sınırlarının başka bir görünümü için bireysel emeklilik birikimlerinin haczi ve işçilik alacakları yönünden kıdem tazminatının haczi yazılarımızı inceleyebilirsiniz. Kendi icra dosyanızdaki durum hakkında bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Emekli maaşı hiç haczedilemez mi?
5510 sayılı Kanun’un 93 üncü maddesine göre gelir, aylık ve ödenekler, 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Bunun dışındaki alacaklarda haciz, borçlunun muvafakatine bağlıdır.
Muvafakat ne zaman verilmelidir?
Bu dosyada bölge adliye mahkemesi, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre muvafakatin icra takibi kesinleştikten sonra verilmesi gerektiğini belirtmiş; takip kesinleşmeden verilen muvafakatleri geçerli kabul etmemiştir.
Alacaklı, muvafakatin geçerliliği için tespit davası açabilir mi?
Bu kararda, aynı iddiaların icra hukuk mahkemesinde tartışılıp karara bağlanmış olması nedeniyle tespit davasında hukuki yarar bulunmadığı sonucuna varılmıştır. HMK 106 uyarınca tespit davasında güncel hukuki yarar aranmaktadır.
Bu karar benim dosyama doğrudan uygulanır mı?
Yargıtay kararları benzer olaylarda güçlü bir yol göstericidir; ancak her dosya kendi delilleriyle değerlendirilir. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, şikâyet ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




