Emsal KararlarSigorta HukukuTrafik Kazası

Motosiklet Kazasında Kusur İndirimi – Hakem K. 2025/642472

Mart 2024’te bir motosiklet kazası yaşanır. Motosikletteki kişi yaralanır, bir yılı aşkın süre sonra alınan adli tıp raporu kalıcı maluliyet oranını %5 olarak belirler. Karşı aracın trafik sigortacısı ödeme yapmaz; dosya Sigorta Tahkim Komisyonuna taşınır. Sigortacı aynı anda üç savunmayı birden ileri sürer: zamanaşımı, belirsiz alacak davası açılamayacağı ve başvuranın kendi kusuru. Hakem bu üç savunmayı tek tek ele alır; ilk ikisini kabul etmez, üçüncüsünü ise kısmen yerinde bulur.

Sigorta Tahkim Komisyonu hakemi, 03.01.2026 tarihli ve K-2025/642472 sayılı kararıyla, karşı aracın sürücüsünü %100 kusurlu kabul eden bilirkişi hesabından %20 müterafik kusur indirimi yaparak hesaplanan sürekli iş göremezlik tazminatından sigortacının sorumlu olduğunu belirlemiş, taleple bağlı kalarak 96.000,00 TL’nin 11.07.2025 tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesine oy çokluğuyla karar vermiştir. Karar, Komisyonun Hakem Karar Dergisi’nin 65. sayısında yayımlanmıştır.

Kısa özet: Zorunlu trafik sigortasıyla sigortalı bir aracın karıştığı kazada motosikletteki başvuran yaralanmış, maluliyet oranı %5 olarak tespit edilmiştir. Sigortacı zamanaşımı, belirsiz alacak davasının caiz olmadığı ve müterafik kusur savunmalarında bulunmuştur. Hakem, Karayolları Trafik Kanunu m.109/2 uyarınca uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını ve sürenin zarar ile tazminat yükümlüsünün birlikte öğrenilmesiyle başlayacağını belirtmiş; belirsiz alacak itirazını reddetmiş; başvuranın kafasını çarptığını belirtmesi ve yaralanmanın yüz bölgesinde olması nedeniyle %20 indirim uygulamıştır. Bilirkişinin 1.162.696,19 TL olarak hesapladığı zarardan taleple bağlı kalınarak 96.000,00 TL’ye hükmedilmiştir.

🏍️ Kaza, rapor ve başvuru

Karar metnine göre uyuşmazlık, zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigortasıyla sigortalı bir aracın karıştığı 01.03.2024 tarihli kazadan doğmuştur. Başvuran motosikletle seyrederken yaralanmıştır. Başvuru dilekçesinde karşı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğu ileri sürülmüştür. Kalıcı maluliyet, bir üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı başkanlığınca düzenlenen 12.06.2025 tarihli heyet raporuyla %5 olarak belirlenmiştir.

Zaman çizelgesi şöyledir:

  • 01.03.2024: Trafik kazası.
  • 12.06.2025: %5 maluliyet oranını belirleyen adli tıp heyet raporu.
  • 30.06.2025: Başvuranın sigortacıya usulüne uygun tazminat başvurusu.
  • 11.07.2025: Hakemin kabulüne göre sigortacının temerrüde düştüğü tarih (bildirimi izleyen 8. iş gününün sonu).
  • 03.01.2026: Hakem kararı.

Başvuru, Sigorta Tahkim Komisyonuna “şimdilik” 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı talebiyle yapılmıştır. Hakem dosya üzerinden aktüer bilirkişi raporu almış; bağlantılı bir tahkim dosyasında kusur incelemesi yapıldığından yeni kusur incelemesine gerek görmemiştir. Bilirkişi, sigortalı araç sürücüsünün %100 kusuru üzerinden limitler dâhilinde ödenecek tutarı 1.453.370,24 TL olarak hesaplamıştır.

🛡️ Sigortacının üç savunması

Cevap dilekçesinde sigortacı; kendisine eksik başvuru yapıldığını, maluliyet raporuna itiraz ettiğini, uyuşmazlığın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ve başvuran lehine vekâlet ücretinin tarifedeki ücretin beşte biri olması gerektiğini savunmuştur. Karar metninde ayrıca sigortacının zamanaşımı itirazında bulunduğu belirtilmektedir.

Hakem, eksik başvuru savunmasını dosya muhtevasına göre usulüne uygun başvuru yapıldığı tespitiyle karşılamıştır. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinin 13. fıkrası, Komisyona gidebilmek için sigortacıya önce başvurulmuş ve talebin olumsuz sonuçlanmış olmasını arar; on beş iş günü içinde yazılı cevap verilmemesi de yeterlidir.

Sigortacının sonradan ileri sürdüğü sulh beyanına ise, sulh metni dosyaya sunulmadığından sonuç bağlanmamıştır.

⏳ Uzamış ceza zamanaşımı nasıl değerlendirildi?

Hakem önce iki metni yan yana koymuştur. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın C.8 maddesi, motorlu araç kazalarından doğan tazminat taleplerinde zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıllık, her hâlde kaza gününden itibaren on yıllık süre öngörmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesinin birinci fıkrası aynı süreleri tekrarlar; ikinci fıkrası ise şöyledir: “Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.”

Hakem, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu uyarınca yaralanmalarda ceza zamanaşımının 8 yıl, ölümlü kazalarda 15 yıl olarak kabul edildiğini belirtmiştir. TCK m.66/1-e, beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımını sekiz yıl olarak düzenlemektedir. Karar, somut dosyada KTK m.109/2’nin uygulama alanı bulduğunu ve sürenin 8 yıl olduğu konusunda görüş ayrılığı bulunmadığını tespit etmiştir.

Gerekçenin ağırlığı sürenin başlangıcı üzerindedir. Hakeme göre süre, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten başlar ve bu iki şart birlikte aranır; biri eksikse zamanaşımı işlemeye başlamaz. Karar, somut olay bakımından ayrı bir tarih hesabı yapmamıştır; ancak kaza ile karar arasındaki sürenin iki yılı dahi aşmadığı ve talebin esastan kabul edildiği görülmektedir. Bu nedenle zamanaşımı itirazının sonuç olarak karşılık bulmadığı anlaşılmaktadır.

Trafik kazalarında zamanaşımı savunmasının usul yönü için sitedeki geç cevap dilekçesinde zamanaşımı def’i kararına da bakılabilir.

📐 Belirsiz alacak itirazı ve HMK 107’nin yeni durumu

Sigortacı, başvurunun belirsiz alacak davası olarak yapılamayacağını savunmuştur. Hakem bu itirazı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E.2017/17-1099, K.2019/460 sayılı kararından uzun bir alıntıyla karşılamıştır. Alıntıya göre davanın belirsiz alacak davası olarak açılabilmesi için, dava tarihinde alacağın miktarının tam ve kesin olarak belirlenmesinin davacıdan beklenememesi ya da objektif olarak imkânsız olması gerekir; zararın tespiti bilirkişi incelemesini gerektiriyorsa bu koşul gerçekleşmiş sayılır.

Hakem, aynı sonucu somut dosyaya uygulamış ve başvurunun belirsiz alacak davası olarak yapılabileceğini kabul ederek itirazı reddetmiştir. Dikkat çeken bir ayrıntı vardır: Alıntılanan Hukuk Genel Kurulu metni “aracında oluşan değer kaybı” ifadesini içermektedir. Bu dosyadaki talep ise araç değer kaybı değil, bedensel zarardan doğan sürekli iş göremezlik tazminatıdır. Hakem, alıntıdaki ilkenin bedensel zarara da uygulanabileceğini kabul etmiş; maluliyet oranına bağlı aktüer hesabının dava tarihinde başvurandan beklenemeyeceği sonucuna varmıştır.

🆕 Mevzuat notu: Kararın dayandığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesi, karar tarihinde yürürlükteydi. Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki güncel metne göre bu madde, 16.07.2026 tarihinde 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Bu nedenle kararın belirsiz alacak bölümü, 107. maddenin yürürlükte olduğu döneme ait bir uygulama örneğidir. Mülga hükmün derdest dosyalara nasıl yansıyacağı, ilgili geçiş hükümleri ve sonraki yargı kararları çerçevesinde ayrıca değerlendirilecek bir konudur. Belirsiz alacak davasının başka alanlardaki görünümü için sitedeki haksız rekabette belirsiz alacak yazısı incelenebilir.

⚖️ Yüz yaralanmasından çıkarılan %20 müterafik kusur

Kararın en kısa ama sonuca en çok etki eden bölümü müterafik kusurdur. Kaza kusuru bakımından karşı araç sürücüsü %100 kusurlu kabul edilmiştir. Hakem buna rağmen tazminattan indirim yapmıştır. Gerekçe tek cümledir: “Somut olayda başvuran kafasını çarptığını belirtmesi ve yaralanmanın yüz bölgesinden olması sebebiyle %20 müterafik kusur indirimi uygulanması gerekmiştir.”

Bu yaklaşım, kazanın meydana gelmesindeki kusur ile zararın artmasındaki katkıyı birbirinden ayırır. Karar metni koruyucu donanıma açıkça değinmemektedir; hakem indirimi başvuranın kendi beyanı ile yaralanmanın bölgesine dayandırmıştır. Bilirkişinin %100 kusur üzerinden bulduğu 1.453.370,24 TL’lik hesap, indirim sonrasında 1.162.696,19 TL’ye inmiştir; bu oran tam olarak %20’lik indirimle örtüşmektedir.

  • İndirim için ayrı bir kusur raporu alınmamış, dosyadaki beyan ve yaralanma bölgesi esas alınmıştır.
  • Oranın nasıl belirlendiği gerekçede ayrıca açıklanmamıştır.
  • Karar oy çokluğuyla verilmiş; karşı oyun içeriği dergide yer almamaktadır.

Taşıtta korunma tedbiri ile müterafik kusur ilişkisine dair farklı bir örnek için yüzde kalan iz ve emniyet kemeri kararına bakılabilir.

🧮 Tazminat, faiz ve vekâlet ücreti

Hesap yöntemi: Bilirkişi TRH 2010 yaşam tablosu, %0 teknik faiz ve progresif rant yöntemini kullanmış, geçici iş göremezlik süresini de dikkate almıştır. Hakem raporu hüküm kurmaya elverişli bulmuştur.

Taleple bağlılık: Hesaplanan sorumluluk tutarı 1.162.696,19 TL olmasına rağmen hüküm 96.000,00 TL üzerinden kurulmuştur. Karar metni bunu “taleple bağlı kalınarak” ifadesiyle açıklamaktadır. Başvuru 100,00 TL ile yapılmış; talebin hangi aşamada 96.000,00 TL’ye çıkarıldığı yayımlanan metinde anlatılmamaktadır.

Faiz: Sigortacıya 30.06.2025 tarihinde usulüne uygun başvuru yapılmış, bildirimi izleyen 8. iş gününün sonu olan 11.07.2025 temerrüt tarihi kabul edilmiştir. Aracın ticari olduğu ispatlanamadığı için avans faizi değil yasal faiz uygulanmıştır.

Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti: 1.440,00 TL başvuru ücreti, 2.750,00 TL bilirkişi ücreti ve 55,00 TL tebligat gideri olmak üzere 4.245,00 TL sigortacıya yükletilmiştir. Hakem, Sigortacılık Kanunu m.30/17’deki beşte bir kuralını Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m.17/2 ile birlikte değerlendirmiş, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin E.2021/18448, K.2022/14463 sayılı kararına atıf yaparak başvuran lehine 45.000,00 TL vekâlet ücretine hükmetmiştir.

Kanun yolu: Karar, Sigortacılık Kanunu m.30/12 uyarınca bildirimden itibaren on gün içinde Komisyon nezdinde itiraz yolu açık olarak verilmiştir. Dergide itiraz aşamasına ilişkin bir bilgi bulunmamaktadır.

📎 Karar metni: Hakem kararı, Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Karar Dergisi’nin 65. sayısında (s. 24-28) yayımlanan resmî metinden derlenmiştir; taraf, araç ve hastane bilgileri kaynakta anonimdir, metindeki doktrin atfı derlemede çıkarılmıştır.

❓ Sık sorulan sorular

Trafik kazasından doğan tazminatta zamanaşımı iki yıl mı sekiz yıl mı?

KTK m.109/1 iki yıllık ve on yıllık süreleri düzenler; m.109/2’ye göre fiil suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun bir süre öngörüyorsa bu süre maddi tazminat talepleri için de uygulanır. Bu kararda hakem, yaralanmalı kazada 8 yıllık sürenin uygulanacağını kabul etmiştir.

Karşı sürücü tam kusurluyken neden indirim yapıldı?

Hakem, kazanın oluşumundaki kusuru değil, zararın ortaya çıkmasına başvuranın katkısını değerlendirmiştir. Başvuranın kafasını çarptığını belirtmesi ve yaralanmanın yüz bölgesinde olması gerekçesiyle %20 müterafik kusur indirimi yapılmıştır.

Bilirkişi 1,16 milyon TL bulduğu hâlde neden 96.000 TL’ye hükmedildi?

Hakem, taleple bağlı kalarak karar vermiştir. Hükmedilen miktar, başvuru sahibinin talep ettiği tutarla sınırlıdır; hesaplanan tutarın tamamına re’sen hükmedilmemiştir.

HMK 107 kaldırıldıysa bu karar hâlâ anlamlı mı?

Karar, 107. maddenin yürürlükte olduğu dönemde verilmiştir ve o dönemin uygulamasını gösterir. Zamanaşımı ve müterafik kusur bölümleri ise belirsiz alacak tartışmasından bağımsızdır. Maddenin kaldırılmasının etkisi geçiş hükümlerine ve sonraki kararlara göre değerlendirilecektir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Karar Dergisi’nin 65. sayısında yayımlanan K-2025/642472 sayılı hakem kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım karar metnindeki başvuru, cevap ve bilirkişi raporu özetlerine dayanır; başvuranın, sigorta şirketinin ve araçların kimliği kaynakta anonimdir. Karşı oy gerekçesi ve itiraz aşamasına ilişkin bilgi incelenen metinde yer almamaktadır. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar yazıda bilgi amacıyla eklenmiştir. Hakem kararları yalnızca ilgili dosya için bağlayıcıdır; farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu