Ziynet Alacağında İspat ve Kusur – Yargıtay 2. HD 2026/6338

Boşanma dosyalarında ziynet alacağı çoğu zaman en son konuşulan, ama en çok tartışılan kalemdir. Takıların kimde kaldığı, satılıp satılmadığı, nereye harcandığı tanık beyanlarıyla kurulmaya çalışılır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 09.06.2026 tarihli, 2025/9974 E. ve 2026/6338 K. sayılı kararı, bu beyanların nasıl değerlendirilmesi gerektiğini ve kusur belirlemesinin tazminatla nasıl zincirlendiğini gösteriyor.
💍 Dosyanın Seyri: Kabulden Redde
Taraflar karşılıklı boşanma davası açmıştır. İlk derece mahkemesi yaptığı yargılama sonucunda erkeğin ağır kusurlu olduğunu belirterek her iki davanın da kabulüne, evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebiyle boşanmaya ve fer’îlerine karar vermiştir. Aynı kararla kadının ziynet alacağı davası da kabul edilmiştir.
Erkek vekilinin istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesi; boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduklarını, kadın yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi şartlarının gerçekleşmediğini kabul etmiş; ilk derece kararının gerekçesini düzelterek kadının tazminat taleplerinin reddine ve ziynet alacağı davasının reddine yeniden hüküm kurmuştur. Karar kadın vekilince temyiz edilmiştir.
⚖️ Birinci Bozma: Kusur Belirlemesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bölge adliye mahkemesinin kendi belirlediği ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin kadına nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü gerektiğini belirtmiştir. Bu husus gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Burada dikkat çeken nokta, bozmanın yeni bir delile değil, mevcut tespitlerin kendi içindeki tutarsızlığına dayanmasıdır: bölge adliye mahkemesinin saydığı kusurlu davranışlar ile vardığı “eşit kusur” sonucu birbirini tutmamaktadır.
🧩 İkinci Bozma: TMK 174 ve Hakkaniyet
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 174 üncü maddesinin birinci fıkrası, mevcut veya beklenen menfaati boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebileceğini; ikinci fıkrası ise boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceğini düzenler.
Daire, kusur belirlemesi düzeltildiğinde tazminat sonucunun da değiştiğini vurgulamıştır: tazminat isteyen kadın ağır ya da eşit kusurlu değildir, erkeğin kusurlu eylemleri kadının kişilik haklarına saldırı teşkil etmektedir ve kadın boşanma sonucu en azından diğer eşin maddî desteğini yitirmiştir. Bu durumda tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas fiilin ağırlığı ile TMK 4 üncü maddesi ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50 ve 51 inci maddelerindeki hakkaniyet kuralları dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak aksi yönde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
🔍 Üçüncü Bozma: Ziynetlerde İspat
Ziynet alacağı yönünden kadın, düğünde kendisine takılan ziynetlerin erkek tarafından alındığını ve üçüncü kişiler adına taşınmaz ile araç alımında kullanıldığını ileri sürerek ziynetlerin erkekten alınarak kendisine verilmesini istemiştir. Erkek ise aşamalardaki savunmalarında ziynetlerin kadın tarafından götürüldüğünü beyan etmiştir.
İlk derece mahkemesi ziynet alacağı davasını kabul etmiş; bölge adliye mahkemesi ise şu gerekçeyle reddetmiştir: kadının tanıkları, ziynetlerin erkeğin babasına araç alımında, ablası ve eniştesinin üzerine taşınmaz alımında kullanıldığına ilişkin görgüye dayalı beyanda bulunmamıştır; bu kişilerin araç veya taşınmaz satın alması başlı başına bu iktisapların ziynetlerin satılmasıyla elde edildiğini göstermez; yemin deliline de dayanılmadığından maddi vaka ispatlanamamıştır.
Yargıtay bu değerlendirmeyi hatalı bulmuştur. Daireye göre tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde kadının iddiaları, özellikle varlığını ispat ettiği ziynetlerinin erkek tarafından alınıp geri iade edilmediği yönünden ispat edilmiştir. Bu hâle göre ziynet alacağı davasının kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
🗣️ Tanık Beyanı “Bir Bütün Olarak” Ne Demek?
Karardaki ayrım incedir ve pratikte sık karıştırılır. Ziynet davasında ispatlanması gereken asıl vakıa, ziynetlerin varlığı ve erkek tarafından alınıp iade edilmemesidir. Ziynetlerin hangi malın alımında kullanıldığı ise ikincil bir iddiadır; bu ikinci halkanın görgüye dayalı beyanla ispatlanamaması, birinci halkanın da ispatsız sayılmasını gerektirmez.
Bölge adliye mahkemesi, ikinci halkadaki eksikliği bütün iddiaya yaymış; Yargıtay ise beyanları bir bütün olarak değerlendirerek birinci halkanın ispatlandığı sonucuna varmıştır. Ziynet uyuşmazlıklarında ispat yükünün nasıl dağıldığına ilişkin ayrıntılar için ziynet eşyasında ispat yükü yazımıza bakabilirsiniz.
🆕 Uygulamaya Yansıyan Sonuçlar
Karar, boşanma dosyalarındaki üç kalemin birbirine nasıl bağlı olduğunu göstermektedir: kusur belirlemesi değişirse tazminat sonucu da değişir; ziynet alacağı ise kusurdan bağımsız biçimde, kendi ispat kurallarına göre değerlendirilir.
Bozma, kararın yalnızca kusur belirlemesi, kadının reddedilen tazminat talepleri ve ziynet alacağı yönünden yapılmıştır; kadın vekilinin sair temyiz itirazları reddedilerek bozma kapsamı dışında kalan bölümler 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca onanmıştır. Karar 09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir. Kendi dosyanızdaki delil durumu hakkında bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Eşit kusur kabul edilirse tazminat istenemez mi?
TMK 174 uyarınca maddî tazminat kusursuz ya da daha az kusurlu tarafa tanınır. Bu kararda bölge adliye mahkemesinin eşit kusur kabulü hatalı bulunmuş, erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabulü gerektiği belirtilerek tazminat yönünden de bozma yapılmıştır.
Ziynetlerin nereye harcandığı ispat edilemezse dava reddedilir mi?
Bu kararda ziynetlerin üçüncü kişiler adına yapılan alımlarda kullanıldığı görgüye dayalı beyanla ortaya konulamamıştır; buna rağmen Yargıtay, ziynetlerin varlığının ve erkek tarafından alınıp iade edilmediğinin ispat edildiğini kabul ederek davanın kabulü gerektiğini belirtmiştir.
Bozma kararı dosyanın tamamını mı etkiler?
Hayır. Bu kararda bozma; kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri ve ziynet alacağı ile sınırlıdır. Bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümler onanmıştır.
Bu karar benim dosyama doğrudan uygulanır mı?
Yargıtay kararları benzer olaylarda güçlü bir yol göstericidir; ancak her dosya kendi delilleriyle değerlendirilir. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, şikâyet ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




