Affedilen Hakaret Kusur Sayılmaz – Yargıtay 2. HD 2026/6897
Karşılıklı boşanma davalarında sonuç çoğu zaman tek bir terazide belirlenir: Hangi eşe hangi vakıa kusur olarak yazılacak ve bu kusurlar tartıldığında kim daha ağır sorumlu tutulacak? Terazinin bir kefesine konulan her vakıa, tazminat hakkını doğrudan etkiler. Eşit kusur kabul edilirse iki tarafın da tazminat talebi düşer; bir taraf az kusurlu bulunursa tablo tümüyle değişir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin incelediği dosya, terazinin kadın aleyhine bozulmasına yol açan iki vakıanın neden kefeden çıkarılması gerektiğini ve ilk derece mahkemesinin karara bağlamadığı bir talebin nasıl ayrı bir bozma sebebine dönüştüğünü gösteriyor.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 22.06.2026 tarihli ve E.2026/1081, K.2026/6897 sayılı kararıyla, tarafları eşit kusurlu sayan ilk derece kararını; kusur belirlemesi, kadının reddedilen maddi ve manevi tazminat istemleri ve nafakaların ÜFE oranında artırılması talebi hakkında hüküm kurulmaması yönlerinden kadın yararına oy birliğiyle bozmuştur. Erkeğin tüm temyiz itirazları reddedilmiştir.
⚖️ Mahkemenin terazisi: beş vakıa, eşit kusur
Eşler birbirine karşı boşanma davası açmış, iki dava birlikte görülmüştür. Sakarya 1. Aile Mahkemesi (2023/663 E., 2025/391 K.) yargılama sonunda her iki tarafa da kusurlu davranış yüklemiştir:
- Kadına yüklenen vakıalar: evin giderlerine katkı sağlamamak, erkeğe hakaret etmek ve erkeğin arkadaşlarıyla görüşmesine engel olmak.
- Erkeğe yüklenen vakıalar: kadının babasına fiziksel şiddet uygulamaya teşebbüs etmek ve müşterek evi terk etmek.
Mahkeme bu tabloya göre tarafları eşit kusurlu kabul etmiş, her iki davayı kabul ederek boşanmaya ve boşanmanın fer’ilerine karar vermiştir. Eşit kusur kabulünün doğal sonucu olarak tarafların maddi ve manevi tazminat talepleri karşılanmamıştır.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi (2025/2229 E., 2025/2146 K.) tarafların istinaf başvurularını ayrı ayrı esastan reddetmiştir. Erkek; karşı davanın kabulü, kusur belirlemesi, velayet, tazminat taleplerinin reddi ve yargılama giderleri yönünden, kadın ise asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi ve iştirak nafakası miktarları yönünden temyiz yoluna başvurmuştur.
🏠 Ev giderleri: tanıklar ne söyledi?
İlk derece mahkemesinin kadına yazdığı ilk vakıa, evin giderlerine katkı sağlamamaktır. Yargıtay bu vakıayı dosyadaki tanık beyanlarıyla karşılaştırmış ve tanık anlatımlarına göre kadının evin giderlerine katıldığını tespit etmiştir. Böyle olunca ispatlanamayan bir vakıa kusur hanesine yazılamaz.
Bu tespit, boşanma davalarında kusurun soyut bir nitelemeyle değil, ispatlanmış somut davranışlarla kurulması gerektiğini bir kez daha hatırlatmaktadır. Ekonomik katkı tartışmalarının kusur dengesine etkisine ilişkin farklı bir örnek için ekonomik şiddet ve kusur dengesi kararına bakılabilir.
🤝 Birlikte yaşam sürdü: hakaret affedilmiş sayıldı
Kararın en dikkat çekici yönü, kadına yüklenen hakaret vakıasına ilişkindir. Yargıtay, tanık beyanlarından hakaret olayından sonra evlilik birliğinin devam ettiğini saptamıştır. Daire’ye göre birlikte yaşamın sürdürülmesi, bu vakıanın erkek tarafından affedildiğini, en azından hoşgörüyle karşılandığını gösterir; bu nedenle söz konusu vakıa artık kadına kusur olarak yüklenemez.
Türk Medeni Kanunu affetmeyi yalnız bazı özel boşanma sebepleri bakımından açıkça düzenlemiştir. Zinaya ilişkin 161. maddede ve hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranışa ilişkin 162. maddede “affeden tarafın dava hakkı yoktur” kuralı yer alır. Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanan davalarda ise Yargıtay, aynı düşünceyi kusur belirlemesine taşımaktadır: Öğrenildikten sonra birlikte yaşamın sürdürüldüğü bir olay, sonradan karşı tarafın kusur hanesine eklenemez.
Bu yaklaşımın aldatma vakıası bakımından nasıl uygulandığı zina ispatı ve affedilen aldatma yazısında ele alınmıştır. Eldeki karar ise aynı mantığın sözlü saldırı niteliğindeki bir vakıaya da uygulandığını göstermektedir.
🔄 Yeniden kurulan denge ve tazminat
İki vakıa kefeden çıkarıldığında kadına geriye yalnız “erkeğin arkadaşlarıyla görüşmesine engel olmak” kalmıştır. Erkeğe yüklenen kusurların ise gerçekleştiği kabul edilmiştir. Daire buna göre şu sonuca ulaşmıştır:
- Kadının babasına fiziksel şiddet uygulamaya teşebbüs eden ve müşterek evi terk eden erkek ağır kusurludur.
- Erkeğin arkadaşlarıyla görüşmesine engel olan kadın az kusurludur.
- Tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi yanılgılı değerlendirmenin sonucudur ve bozmayı gerektirir.
Kusur dengesinin değişmesi, tazminat sonucunu da doğrudan etkilemiştir. Daire, TMK m.174/1 uyarınca mevcut veya beklenen menfaati boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini; TMK m.174/2 uyarınca boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın da manevi tazminat isteyebileceğini hatırlatmıştır.
Somut olayda kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu davranışlarının kadının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu ve kadının boşanmayla en azından diğer eşin maddi desteğini yitirdiği kabul edilmiştir. Mahkemenin; tarafların sosyal ve ekonomik durumunu, tazminata esas fiilin ağırlığını ve TMK m.4 ile TBK m.50 ve 51’deki hakkaniyet kurallarını gözeterek kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmetmesi gerektiği belirtilmiştir. Tazminat miktarının belirlenmesine ilişkin ölçütler için boşanma tazminatında hakkaniyet kararı da incelenebilir.
📈 Karara bağlanmayan ÜFE talebi
Bozmanın üçüncü ayağı usule ilişkindir. Kadın vekili dava dilekçesinde nafakaların ÜFE oranında artırılmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesi ise bu talep hakkında olumlu ya da olumsuz hiçbir karar vermemiştir. Yargıtay bunu da doğru bulmamış ve ayrı bir bozma nedeni yapmıştır.
Bu tespit, HMK m.297/2’deki genel kuralla örtüşmektedir: Hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükmün açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Talebin kabul ya da reddedilmesi mahkemenin takdirindedir; ancak hiç karşılanmadan bırakılması, eksik hüküm sonucunu doğurur. Bozma ilamında bu kalem “iştirak nafakalarına artırım talebi hakkında hüküm kurulmaması” olarak ifade edilmiştir.
🏛️ Bozmanın kapsamı ve PDF
Daire, erkeğin tüm temyiz itirazlarını ve kadının bozma kapsamı dışındaki itirazlarını yerinde görmemiştir. Hüküm üç bölümden oluşmaktadır:
- Bölge adliye mahkemesi kararı; kusur belirlemesi, kadının reddedilen maddi ve manevi tazminat istemleri ve iştirak nafakalarına artırım talebi hakkında hüküm kurulmaması yönünden kadın yararına ortadan kaldırılmıştır.
- İlk derece mahkemesi kararı aynı yönlerden kadın yararına bozulmuştur.
- Bozma kapsamı dışında kalan ve temyize konu diğer bölümler HMK m.370/1 uyarınca onanmıştır; erkeğin velayete yönelik itirazı da bu kapsamda reddedilmiştir.
Karar 22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiş, dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.
🧭 Kararın gösterdikleri
- Vakıa önce ispatlanmalıdır. Tanık beyanlarıyla çürütülen bir iddia, mahkeme gerekçesinde yer alsa bile kusur hanesinde kalamaz.
- Birlikte yaşamın sürmesi anlam taşır. Bir olaydan sonra evliliğin devam etmesi, o olayın affedildiği ya da hoşgörüyle karşılandığı sonucunu doğurabilir; bu durumda vakıa sonradan kusur olarak ileri sürülemez.
- Tek bir vakıa dengeyi değiştirebilir. Eşit kusurdan “ağır-az kusur” dengesine geçiş, az kusurlu eş yönünden TMK m.174 koşullarının oluşmasına yol açmıştır.
- Her talep karşılanmalıdır. Nafaka artış oranına ilişkin bir talebin hüküm fıkrasında karşılıksız bırakılması tek başına bozma sebebidir.
💬 Sık sorulan sorular
Eşin hakaretinden sonra evlilik devam ettiyse bu hakaret boşanmada kusur sayılır mı?
Eşit kusurlu eşe boşanma tazminatı verilir mi?
Nafakanın ÜFE oranında artırılması talebi karara bağlanmazsa ne olur?
Bozma kararı boşanmanın kendisini ortadan kaldırdı mı?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; aile hukukuna ilişkin diğer Yargıtay kararları Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Kararda tazminat ve nafaka tutarlarına yer verilmemiş, bu konular yeniden yapılacak yargılamaya bırakılmıştır. Benzer görünen bir boşanma davasında kusur belirlemesi; ileri sürülen vakıaların ispatına, olayların tarihine, sonrasında birlikte yaşamın sürüp sürmediğine ve tanık anlatımlarına göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




