Ekonomik Şiddet ve Kusur Dengesi – Yargıtay 2. HD 2026/7434

Evin kirası, mutfak masrafı, çocuğun ihtiyaçları… Bir evlilikte bu yükün kimin omzunda kaldığı, çoğu zaman dava dilekçelerinde tek bir cümleyle geçer. Oysa boşanma yargılamasında bu cümlenin ispatlanıp ispatlanmadığı, kusur tablosunu tümüyle değiştirebilir. Burada incelenen dosyada ilk derece mahkemesi eşleri eşit kusurlu saymış, istinaf da bu sonucu korumuştu. Yargıtay ise gözden kaçan vakıalara, özellikle evin geçimine katkı sağlanmamasına dikkat çekerek terazinin bir tarafa ağır bastığını kabul etti.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 30.06.2026 tarihli ve E.2026/5630, K.2026/7434 sayılı kararıyla, karşılıklı açılan boşanma davalarında eşleri eşit kusurlu kabul eden hükmü; erkeğin eşine yönelik aşağılayıcı sözleri, eşi ve ortak çocukla ilgilenmemesi ve evin geçimine katkı sağlamayarak ekonomik şiddet uygulaması kusur olarak eklenmediği için bozmuş, erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğunu belirterek kadının reddedilen maddi ve manevi tazminat taleplerinin yeniden değerlendirilmesini istemiştir.
⚖️ Aynı evlilik için iki boşanma davası
Dosyada eşlerden her biri, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 166. maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanarak boşanma istemiştir. Karşılıklı davalar birlikte görülmüş, ilk derece mahkemesi iki davayı da kabul ederek boşanmaya ve boşanmanın fer’ilerine karar vermiştir.
İlk derece mahkemesinin kusur tablosu iki satırdan oluşuyordu:
- Kadına yüklenen kusur: Erkeğin önceki evliliğinden olan çocuğuna hakaret etmesi ve onu ortak konutta istemediğine yönelik sözler söylemesi.
- Erkeğe yüklenen kusur: Ortak konuta gelmeyerek fiili ayrılığa neden olması.
Bu iki vakıayı karşılaştıran mahkeme, evlilik birliğinin sarsılmasında tarafların eşit kusurlu olduğu sonucuna varmıştır. Karar her iki tarafça istinaf edilmiş, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi başvuruları esastan reddetmiştir. Kadın ise karşı davanın kabulü, kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi ve yoksulluk nafakasının miktarı yönünden temyiz yoluna başvurmuştur.
🔍 Eşit kusur kabulü neden yetmedi?
Yargıtay’ın itirazı, ilk derece mahkemesinin tespit ettiği vakıalara değil, tespit etmediği vakıalara yöneliktir. Dairenin tanık beyanları ve toplanan delillerden vardığı sonuca göre erkeğe, mahkemenin kabul ettiği kusurun yanında şu vakıaların da yüklenmesi gerekirdi:
- Evlilik birliği süresince eşiyle ve ortak çocukla yeterince ilgilenmemesi,
- Eşine yönelik, kökenini hedef alan aşağılayıcı ifadeler kullanması,
- Evin geçimine katkı sağlamayarak ekonomik şiddet uygulaması.
Daire, ispatlanan bu vakıaların da erkeğe kusur olarak yüklenmesi gerektiğini belirtmiş ve tüm kusurlu davranışları birlikte değerlendirerek boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır, kadının ise az kusurlu olduğunu kabul etmiştir. Eşit kusur belirlemesi “hatalı değerlendirme” olarak nitelendirilmiştir.
Kararın öğretici yönü şudur: Kusur karşılaştırması, her iki tarafa yüklenen vakıaların eksiksiz tespit edilmesini gerektirir. Bir tarafın ispatlanmış kusurlarından biri tabloya eklenmediğinde, kalan vakıalar arasında yapılan karşılaştırma da hatalı bir sonuca varır.
🏛️ Yargıtay’ın kararı ve hüküm fıkrası
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kadının temyiz itirazlarını iki gruba ayırmıştır. Kusur belirlemesi ve tazminat taleplerine ilişkin itirazlar yerinde görülmüş, diğer itirazlar ise reddedilmiştir. Hüküm fıkrası özetle şöyledir:
- Bölge Adliye Mahkemesi kararı, kusur belirlemesi ile kadının reddedilen maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ortadan kaldırılmıştır.
- İlk derece mahkemesi kararı aynı yönlerden bozulmuştur.
- Kadının sair temyiz itirazları reddedilmiş; bozma kapsamı dışında kalan bölümler HMK m.370/1 uyarınca onanmıştır.
Karar oy birliğiyle verilmiş, dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Karar metninde tazminat ya da nafaka miktarlarına ilişkin rakam yer almamaktadır; yeni tazminat miktarını belirleme görevi ilk derece mahkemesine bırakılmıştır.
💸 Ekonomik şiddet kusur olarak nasıl değerlendirildi?
“Ekonomik şiddet” kavramı kanunda ayrı bir boşanma sebebi olarak sayılmaz. Ancak Yargıtay kararlarında, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açan kusurlu davranışlardan biri olarak sıkça karşımıza çıkar. Bu dosyada Daire, ekonomik şiddeti somut bir davranışa bağlamıştır: evin geçimine katkı sağlamamak.
Bu yaklaşımın hukuki zemini, eşlerin evlilik birliğindeki ortak yükümlülükleridir. TMK m.185, eşlerin birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitimine ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlü olduğunu düzenler. TMK m.186/3 ise eşlerin birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılacağını öngörür. Geçime katkıdan kaçınma, bu yükümlülüklerin ihlali olarak kusur hanesine yazılabilmektedir.
Kararda dikkat çeken bir diğer nokta, ekonomik şiddetin tek başına değil, ilgisizlik ve aşağılayıcı sözlerle birlikte değerlendirilmesidir. Daire, bu davranışları bir bütün olarak ele almış ve kusur dengesinin erkek aleyhine bozulduğu sonucuna varmıştır. Kadına yüklenen kusur (erkeğin önceki evliliğinden olan çocuğa yönelik sözler) ise ortadan kalkmamış, yalnızca “az kusur” olarak yerini korumuştur.
💰 Kusur değişince tazminat talebi neden yeniden gündeme geldi?
Boşanma davalarında kusur belirlemesi, yalnızca kimin haklı olduğunu göstermez; tazminat taleplerinin kaderini de belirler. TMK m.174 iki ayrı tazminat öngörür:
- Maddi tazminat (m.174/1): Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.
- Manevi tazminat (m.174/2): Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan uygun miktarda para isteyebilir.
Eşit kusur kabul edildiğinde, “daha az kusurlu” olma şartı gerçekleşmediğinden kadının talepleri reddedilmişti. Yargıtay’ın kusur tablosunu değiştirmesiyle bu engel kalkmıştır. Daireye göre tazminat isteyen kadın ağır ya da eşit kusurlu değildir, erkeğin kusurlu eylemleri kadının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir ve kadın boşanma sonucu en azından diğer eşin maddi desteğini yitirmiştir.
Daire, yeni miktar belirlenirken tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının, tazminata esas fiilin ağırlığının ve TMK m.4 ile Türk Borçlar Kanunu’nun 50 ve 51. maddelerindeki hakkaniyet kurallarının gözetilmesi gerektiğini hatırlatmıştır. Boşanma tazminatının miktarına ilişkin hakkaniyet ölçütleri için sitemizdeki boşanma tazminatında hakkaniyet kararı, TMK 174’ün farklı bir olaydaki uygulaması için ise tedavide yalnız bırakma ve TMK 174 kararı incelenebilir.
🗂️ Tanık beyanı ve ispat boyutu
Yargıtay, ek kusurları “yapılan yargılama, dinlenen tanık beyanları ve toplanan deliller” üzerinden tespit ettiğini belirtmiştir. Bu ifade, ekonomik şiddet iddiasının soyut bir nitelendirme olarak değil, dosyaya yansıyan somut anlatımlarla desteklendiğini göstermektedir.
Boşanma yargılamasında kusur, ancak ispatlanmış vakıalar üzerinden belirlenebilir. Uygulamada ekonomik şiddet iddiası şu tür olgularla somutlaşır:
- Ev giderlerinin (kira, faturalar, mutfak) hangi eş tarafından karşılandığı,
- Çocuğun bakım ve eğitim masraflarına katılımın bulunup bulunmadığı,
- Eşin gelirine veya banka hesabına el konulup konulmadığı,
- Bu olguları doğrudan gözlemleyen tanıkların beyanları.
Karar metninde hangi tanığın ne söylediği ya da hangi belgenin sunulduğu ayrıntılı olarak yer almamaktadır. Bu nedenle kararın ispat bakımından ulaştığı sonuç, dosyanın kendine özgü delil durumuyla birlikte okunmalıdır. Başka bir dosyada benzer iddia soyut tanık anlatımlarına dayanıyorsa farklı bir sonuç çıkabilir.
📌 Bozmadan sonra ne olacak?
Dosya ilk derece mahkemesine dönmüştür. Bozma kapsamı kusur belirlemesi ile maddi ve manevi tazminat talepleriyle sınırlıdır. Boşanmaya ilişkin hüküm ve bozma kapsamı dışında kalan diğer bölümler onanmıştır. İlk derece mahkemesi bozmaya uyarsa, erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu kabulüyle kadın yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminat belirleyecektir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası ve Emsal Kararlar arşivi üzerinden ilgili bilgilere ulaşılabilir.
❓ Merak edilen sorular
Ekonomik şiddet ayrı bir boşanma sebebi midir?
Hayır. Kanunda ayrı bir boşanma sebebi olarak düzenlenmemiştir. Bu kararda ekonomik şiddet, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açan kusurlu davranışlardan biri olarak değerlendirilmiş ve kusur dengesini değiştiren vakıalar arasında sayılmıştır.
Kadına da kusur yüklendiği hâlde neden tazminat alabilecek?
TMK m.174/1, maddi tazminat için kusursuz olmayı değil, “daha az kusurlu” olmayı yeterli sayar. Yargıtay, erkeği ağır, kadını az kusurlu kabul ettiğinden kadının tazminat talebinin önündeki engel kalkmıştır. Manevi tazminat için ise kişilik haklarına saldırının varlığı ayrıca tespit edilmiştir.
Yargıtay tazminat miktarını kendisi belirledi mi?
Hayır. Karar metninde herhangi bir tazminat tutarı yer almamaktadır. Daire, miktarın tarafların sosyal ve ekonomik durumları, fiilin ağırlığı ve hakkaniyet kuralları gözetilerek ilk derece mahkemesince belirlenmesini istemiştir.
Yoksulluk nafakası miktarına yönelik itiraz ne oldu?
Kadın, yoksulluk nafakasının miktarını da temyiz etmiştir. Ancak Daire, bozma kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarını yerinde görmemiş ve bu bölümleri onamıştır. Karar metninde nafaka miktarına ilişkin ayrıca bir değerlendirme veya rakam yer almamaktadır.
Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; içerik, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin yayımlanmış bozma kararından derlenmiştir. Boşanma davalarında kusur belirlemesi, her dosyada ispatlanan vakıalara ve delil durumuna göre farklılık gösterebilir; bozma kararı sonrası yapılacak yargılamanın sonucu karar metninden öngörülemez. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



