Emsal Kararlarİcra Hukuku

İflas Masasına Geç Alacak Kaydı – Yargıtay 6. HD 2025/4181

Birikimini bankaya yatıran bir mudi, şube müdürünün “daha iyi faiz” telkiniyle parasının mevduat yerine off-shore hesaba yönlendirildiğini, havalenin ise kâğıt üzerinde kaldığını yıllar sonra öğrenirse ve banka bu arada iflas etmişse, alacağını iflas masasından nasıl ister? “Dolandırılma” araması ile bu karara ulaşan okuyucular için belirtmek gerekir ki dosyanın kaynağında mudinin şube müdürünce aldatılarak parasının off-shore hesaba aktarılmış gösterilmesi yer alsa da Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 04.12.2025 tarihli, 2025/2381 E. ve 2025/4181 K. sayılı kararının asıl konusu, iflas masasına geç yapılan alacak başvurusunun hangi kurallara tabi olduğudur.

Karar iki aşamalı bir Yargıtay denetiminin ürünüdür: ilk bozma geç başvurunun süreye tabi olmadığını söylemiş, ikinci bozma ise geç başvuranın kesinleşen sıra cetveline giremeyeceğini, yalnız dağıtımdan artan meblağdan pay alabileceğini belirlemiştir.

Kısa özet: Davacı, 18.06.2003 tarihinde bankaya yatırdığı 23.000,00 TL‘nin şube müdürünün telkiniyle off-shore hesaba aktarılmış gösterildiğini ileri sürerek, 08.06.2005 tarihinde iflas eden bankanın masasından parasını faiziyle talep etmiştir. Ticaret mahkemesi davayı İİK 235/1’deki 15 günlük süre yönünden reddetmiş; Yargıtay 6. HD, İİK 236 uyarınca iflasın kapanmasına kadar masaya alacak yazdırılabileceğini belirterek bozmuştur. Bozmaya uyan mahkeme, iflas tarihine kadar işlemiş faizle birlikte 43.684,67 TL‘nin sıra cetveline kayıt ve kabulüne karar vermiştir. Daire, 04.12.2025 tarihinde diğer itirazları kazanılmış hak nedeniyle reddetmiş; fakat geç başvuru sahibinin alacağının önceki sıra cetvelinde yer alamayacağını, kesinleşen cetvele göre dağıtımdan sonra kalan meblağın geç başvuranlar arasında oluşturulacak sıraya göre dağıtılması gerektiğini belirterek kararı oy birliğiyle bozmuştur.

🏦 Olayın Seyri: Mevduat Yerine Off-Shore Hesap

Dava dilekçesine göre davacı birikimini davalı bankaya yatırmış; aynı gün şube müdürü, paranın off-shore hesaba yatırılması hâlinde daha iyi faiz getireceğini ve bu hesapların diğer hesaplarla aynı olduğunu telkin ederek davacıyı aldatmış ve parasının off-shore hesaba yatırılmasını sağlamıştır. Bankanın 08.06.2005 tarihinde iflasına karar verilmesi üzerine davacı, bankanın hak ve borçlarını üstlendiğini ileri sürdüğü TMSF’den, en yüksek banka faiziyle yatırdığı paranın tahsilini istemiştir.

Müflis bankanın iflas idaresi savunmasını dört noktaya dayandırmıştır: davacı masaya alacak kaydı için başvurmadığından dava şartı gerçekleşmemiştir; off-shore hesabın ait olduğu şirket ayrı bir tüzel kişiliktir; haksız fiilin öğrenilmesinden itibaren bir yıllık zamanaşımı dolmuştur; alacak müflis banka nezdinde değildir. Dosyanın “dolandırılma” kavramıyla temas ettiği nokta burasıdır: davacı aldatıcı telkinle parasının fiilen aktarılmayan bir hesaba yönlendirildiğini söylerken, iflas idaresi temyizde ceza ilamında mudilerin dolandırılmasına ilişkin hüküm bulunmadığını, aksine bankanın zarara uğratıldığını savunmuştur.

⏳ İlk Ret: İİK 235 ve 15 Günlük Süre

Ticaret mahkemesi 14.06.2022 tarihli kararıyla davayı esasa girmeden reddetmiştir: davacının masaya alacak kayıt başvurusu yoktur; İİK 235 uyarınca sıra cetveline itiraz edenlerin cetvelin ilanından itibaren 15 günlük hak düşürücü süre içinde kayıt-kabul davası açması gerekir; eldeki dava ise 21.06.2013 tarihinde, bu süre dolduktan sonra açılmıştır. Ne var ki İİK 235, cetvele itiraz eden alacaklıyı düzenler; cetvel hazırlanırken hiç başvurmamış alacaklının durumu bir sonraki maddede ele alınmıştır.

🔁 İlk Bozma ve Uyma Sonrası Kabul Kararı

Davacının temyizi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi ilk kararı bozmuştur: İİK 236 uyarınca iflasın kapatılmasına kadar masaya alacak yazdırmak mümkündür; kayıt davası için iflas idaresine başvuru ön şart değildir; davacının doğrudan dava açmasında hukuka aykırılık yoktur ve süre gerekçesi isabetsizdir.

Bozmaya uyan ticaret mahkemesi (2024/679 E., 2025/211 K.) bu kez esasa girmiştir. Mahkemeye göre TMSF bankanın külli halefi olmamış, bankanın tüzel kişiliği devam etmiştir; dava, bankanın yönetici, ortak ve çalışanlarının neden olduğu zararlardan açıldığından husumet itirazı yerinde değildir; bankanın hâkim ortak ve yöneticileri, off-shore hesabına para yatıranları haksız ve hukuka aykırı fiile maruz bıraktıkları anlaşılarak cezalandırılmıştır; davacıya ait 23.000,00 TL talimata uygun olarak off-shore hesaba aktarılmamış, havale kâğıt üzerinde kalmıştır.

Sorumluluk yönünden mahkeme, temsil ve yönetime yetkili olanların görevleri sırasında işledikleri haksız fiillerden anonim şirketin mülga Borçlar Kanunu’nun 41. maddesi (bugün TBK 49) uyarınca kendi fiili gibi sorumlu olduğunu ve kurtuluş kanıtı getirme imkânının bulunmadığını belirtmiştir. Faiz hesabında İİK 195 belirleyici olmuştur: iflas 08.06.2005 tarihinde açıldığından masaya yazılacak alacak iflas tarihi itibarıyla hesaplanır. Böylece 23.000,00 TL asıl alacak ve 20.684,67 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 43.684,67 TL‘nin iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmiştir.

⚖️ Yargıtay 6. HD’nin 04.12.2025 Tarihli Kararı

İflas idaresi kabul kararını beş gerekçeyle temyiz etmiştir: masaya başvurulmadan dava açılması; ceza ilamının bu davayla ilgisinin bulunmaması ve ilamda mudilerin dolandırılmasına yönelik hüküm yer almaması; başka bir ilama göre paranın off-shore hesaba aktarılma tarihinden itibaren zamanaşımının dolmuş olması; davanın off-shore şirkete yöneltilmesi gerektiği; müvekkili banka ile davacı arasında mevduat sözleşmesi bulunmadığı.

Daire önce bozmanın etkisini hatırlatmıştır: karar bozmaya uygundur ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkân yoktur. Bu nedenle iflas idaresinin bir nokta dışındaki tüm itirazları reddedilmiştir.

Bozma nedeni tek noktadadır. Mahkemenin talebi İİK 236 kapsamında geç başvuru olarak değerlendirmesi doğrudur; ancak geç başvuru sahibinin tespit edilen alacağı önceki sıra cetvelinde yer alamaz. Kesinleşen cetvele uygun dağıtım yapıldıktan sonra kalan bir meblağ olursa bunun davacı ve onun gibi geç başvuru sahipleri arasında oluşturulacak sıraya göre dağıtılmasına karar verilmesi gerekirken, “yanılgılı gerekçeyle” alacağın cetvele kayıt ve kabulüne hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Karar 04.12.2025 tarihinde, tebliğden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oy birliğiyle bozulmuştur.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🧭 Kararın Hukuki Nitelendirmesi

Daire uyuşmazlığı “alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü istemi” olarak nitelendirmiştir. İki bozma ile uyma kararı birlikte okunduğunda çerçeve şöyledir:

  • İİK 235’teki 15 günlük hak düşürücü süre, sıra cetveline itiraz edenler içindir; cetvele hiç girmemiş ve alacağını sonradan bildiren alacaklı İİK 236’ya tabidir ve iflasın kapanmasına kadar başvurabilir,
  • Geç kalan alacaklı için iflas idaresine başvuru, kayıt-kabul davasının ön şartı değildir; doğrudan dava açılabilir,
  • Bankanın hâkim ortak ve yöneticilerinin görev sırasında işledikleri haksız fiilden banka, eski BK 41 (TBK 49) ve tüzel kişilerin organlarının fiilleriyle borç altına girmesi ilkesi (TMK 50) uyarınca kurtuluş kanıtı getiremeksizin sorumludur,
  • Masaya yazılacak alacak, İİK 195 gereği iflasın açıldığı tarih itibarıyla hesaplanır; işlemiş faiz o tarihe kadar anaparaya eklenir,
  • Bozmaya uyulmakla oluşan kazanılmış hak, zamanaşımı, husumet ve mevduat sözleşmesi yokluğu gibi itirazların yeniden tartışılmasını engeller,
  • Geç başvuru sahibinin alacağı kesinleşen sıra cetveline giremez; ancak dağıtımdan artan meblağ geç başvuranlar arasında paylaştırılır.

Bozmaya uymanın kazanılmış hak etkisi için aile hukukundan bir örnek olan bozmaya uyma ve kazanılmış hak konulu inceleme karşılaştırmalı olarak okunabilir.

📊 Geç Başvuru Sahibinin Payı: Kesinleşen Cetvel ve Artan Meblağ

Kararın anahtarı İİK 236’nın üçüncü fıkrasındadır: “Müracaattan evvel kararlaştırılmış paylaşmıya alacaklının iştirak hakkı yoktur.” Maddenin ilk fıkrası vaktinde kaydettirilmeyen alacakların iflasın kapanmasına kadar kabul olunacağını söyler; ikinci fıkrası gecikme masraflarını alacaklıya yükler; dördüncü fıkrası iflas idaresinin alacağı kabul etmesi hâlinde cetveli düzeltip ilan edeceğini düzenler.

Daire bu hükümlerden iki durumu ayırmıştır. Kesinleşen sıra cetveli, itiraz süresi geçen alacaklılar arasındaki paylaşımı sabitler; geç başvuranın alacağının bu cetvele “kayıt ve kabulü”, kesinleşmiş payları sonradan değiştirmek anlamına gelir. Bu nedenle geç başvuru sahibi için hükmün konusu, mevcut cetvele giriş değil, dağıtımdan sonra kalan meblağ olursa bundan, kendisi gibi geç başvuranlarla oluşturulacak sıraya göre pay almaktır.

İflas idaresinin ceza ilamının mudilerin dolandırılmasına ilişkin olmadığı itirazı ise kazanılmış hak kapsamında görülerek yeniden incelenmemiştir. Ceza dosyasının hukuk yargılamasına sınırlı etkisini farklı bir açıdan ele alan dolandırıcılık iddiasında havale karinesi konulu inceleme bu yönüyle tamamlayıcıdır.

🆕 Kararın Pratik Sonucu

Karar, geç kalan alacaklının konumunu iki ucuyla netleştirmektedir. Bir yanda, iflas idaresine hiç başvurmamış olmak ne dava şartı eksikliği ne de 15 günlük süre engeli yaratır; İİK 236 iflasın kapanmasına kadar başvuruya izin verir ve bu başvuru doğrudan kayıt-kabul davası biçiminde de yapılabilir. Diğer yanda, geç gelen alacaklının hakkı kesinleşen cetveldeki alacaklıların yanına geçmez; dağıtımdan artan meblağ varsa geç başvuranlar kendi aralarında sıralanarak bu artandan pay alır.

Kararın ikinci mesajı, banka yöneticilerinin aldatıcı fiillerinden bankanın haksız fiil hükümlerine göre, mevduat sözleşmesi aranmaksızın sorumlu tutulmasıdır; ancak masaya yazılacak alacağın faizi iflas tarihinde durur. Paranın uzun süre tasarruf edilememesinin mülkiyet hakkı boyutu için banka hesabına uzun süreli bloke konulu AYM kararı incelemesi farklı bir perspektif sunmaktadır.

Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

İflas masasına süresinde başvurmayan alacaklı alacağını kaybeder mi?

Karara göre hayır. İİK 236 uyarınca vaktinde deftere kaydettirilmeyen alacaklar iflasın kapanmasına kadar kabul olunur; İİK 235’teki 15 günlük hak düşürücü süre yalnızca sıra cetveline itiraz edenler içindir. Ancak geç başvuran alacaklı, başvurusundan önce kararlaştırılmış paylaşıma katılamaz.

Şube müdürünce dolandırılma sonucu off-shore hesaba giden para müflis bankadan istenebilir mi?

İncelenen dosyada mahkeme, bankanın hâkim ortak ve yöneticilerinin off-shore hesaba para yatıranlara yönelik haksız fiilinden cezalandırıldığını, havalenin kâğıt üzerinde kaldığını ve anonim şirketin organlarının haksız fiilinden eski BK 41 (TBK 49) uyarınca kurtuluş kanıtı getiremeksizin sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Yargıtay bu tespitleri kazanılmış hak nedeniyle yeniden incelememiş; bozma yalnızca alacağın cetveldeki yerine ilişkindir.

İflas masasına yazılan alacağın faizi hangi tarihe kadar işler?

İİK 195’e göre iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz anaparaya eklenir. Bu dosyada 18.06.2003 tarihinde yatırılan 23.000,00 TL için iflas tarihi olan 08.06.2005’e kadar 20.684,67 TL faiz hesaplanmış, toplam 43.684,67 TL masaya yazılacak alacak olarak belirlenmiştir.

Geç başvuran alacaklının alacağı sıra cetveline eklenir mi?

Yargıtay 6. HD’ye göre geç başvuru sahibinin alacağı kesinleşen sıra cetvelinde yer alamaz; dağıtımdan sonra kalan meblağ olursa bunun geç başvuranlar arasında oluşturulacak sıraya göre dağıtılmasına karar verilmesi gerekir. Alacağın doğrudan cetvele kayıt ve kabulüne hükmedilmesi bozma nedeni sayılmıştır. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır, bozma kararı sonrasında yargılama devam etmekte olup her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu