Bozmaya Uyma ve Kazanılmış Hak – Yargıtay 2. HD 2024/7546

Bir boşanma dosyası Yargıtay’dan bozularak döndüğünde tartışma yeniden sıfırdan mı başlar, yoksa bozmanın dokunmadığı her şey artık kapanmış mıdır? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 17.10.2024 tarihli, 2024/6274 E. ve 2024/7546 K. sayılı kararı bu soruya, karşılıklı açılmış bir boşanma davası üzerinden net bir cevap vermektedir. Dosyada ilk derece mahkemesi kadının erkeği aldattığını kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi ise aynı olguyu “güven sarsıcı davranış” olarak nitelendirmiştir; aldatma araması ile bu karara ulaşan okuyucular, aldatma iddiasının kusur tablosuna nasıl yansıdığını da görecektir. Kararın asıl konusu ise usule ilişkindir: Yargıtay, bozma dışında kalıp kesinleşen yönlerin artık temyizde tartışılamayacağını ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına usulî kazanılmış hak doğduğunu belirterek kararı oy birliğiyle onamıştır.
- Karşılıklı boşanma davası: iki tarafın iddiaları
- Kusur tablosu üç kez değişti: ilk derece, istinaf ve bozma
- Bozmaya uyularak kurulan hüküm ve onama kararı
- Usulî kazanılmış hak: hangi yönler artık tartışılamaz?
- “Aldatma” mı, “güven sarsıcı davranış” mı? İspat ve nitelendirme
- Kararın uygulamadaki sonuçları
- Sıkça sorulan sorular
📁 Karşılıklı Boşanma Davası: İki Tarafın İddiaları
Davayı önce kadın eş açmıştır. Dilekçesinde erkeğin düzenli çalışmadığını, kıskanç ve ilgisiz olduğunu, kendisini aşağılayıp kısıtladığını, hakaret ve tehdit ettiğini, psikolojik ve fiziksel şiddet uyguladığını ileri sürmüş; TMK 166/1 uyarınca boşanmaya, çocuklar ve kendisi için 1.000,00 TL’şer nafakaya, ayrıca dava tarihinden itibaren yasal faiziyle 100.000,00 TL maddî ve 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini istemiştir.
Erkek eş cevap dilekçesiyle birlikte karşı dava açmıştır. İddiaların asılsız olduğunu, kadının evliliklerinin “kâğıt üzerinde” olduğunu söylediğini, kendisinden habersiz altın ve para sakladığını, telefonla sürekli birileriyle mesajlaştığını, fiziksel şiddet uygulayıp hakaret ettiğini belirterek boşanmaya, 170.000,00 TL maddî ve 55.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Karşılıklı boşanma davasına başka bir örnek, geç açılan karşı boşanma davası yazısında ele alınmıştır.
🔄 Kusur Tablosu Üç Kez Değişti: İlk Derece, İstinaf ve Bozma
Aynı olgular her aşamada farklı bir kusur dengesine dönüşmüştür:
- İlk derece mahkemesi, 29.03.2022: Kadının haklı gerekçe olmadan cinsel birliktelikten kaçındığı, baskın olduğu, eşini küçümseyip hakaret ettiği, fiziksel şiddet uyguladığı, gece geç saatlerde izinsiz dışarı çıktığı ve erkeği aldattığı kabul edilerek kadın ağır kusurlu sayılmıştır. Her iki dava kabul edilmiş, velâyet anneye verilmiş; kadının tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri reddedilmiş, erkek yararına 25.000,00 TL maddî ve 30.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir.
- Bölge adliye mahkemesi, 30.12.2022: Bıçakla tehdit vakıası duyuma dayalı bulunarak kadının kusurlarından çıkarılmış, evdeki eşyaları götürme kusuru eklenmiş; “aldatma diye nitelendirilen” eylemin güven sarsıcı davranış niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Erkeğe ise tehdit, kıskançlık, elbise yırtma, hakaret, evde saygısız davranış ve evin ihtiyaçlarını karşılamama kusurları yüklenmiş; taraflar eşit kusurlu sayılmıştır. Buna bağlı olarak erkeğin tazminat talepleri reddedilmiş, kadın için aylık 600,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, çocuk için 800,00 TL iştirak nafakasına karar verilmiştir.
- Yargıtay 2. HD bozma kararı, 11.01.2024: Daire, bölge adliye mahkemesinin belirlediği kusurlu davranışlara göre kadının daha fazla kusurlu olduğunu; eşit kusur kabulünün, erkeğin tazminat taleplerinin reddinin ve koşulları oluşmadığı hâlde yoksulluk nafakasına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek hükmü erkek yararına bozmuş; kadının tüm temyiz itirazlarını reddederek bozma kapsamı dışındaki bölümleri onamıştır.
🏛️ Bozmaya Uyularak Kurulan Hüküm ve Onama Kararı
Bölge adliye mahkemesi bozmaya uymuş ve kusur belirlemesini şu şekilde düzeltmiştir: erkeğe hakaret eden, cinsellikten kaçınan, daha baskıcı olan, güven sarsıcı davranışta bulunan ve evdeki eşyaları götüren kadın ağır kusurlu; kadını tehdit eden, kıskanan, elbiselerini yırtan, hakaret eden, evin ihtiyaçlarını karşılamayan ve evde saygısız hakaretlerde bulunan erkek hafif kusurludur. Bu tespite bağlı olarak kadının yoksulluk nafakası talebi reddedilmiş; boşanma hükmünün kesinleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle erkek yararına 15.000,00 TL maddî ve 15.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmiştir.
Bu kararı da iki taraf temyiz etmiştir. Kadın vekili katılma yoluyla erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat ve nafaka talepleri, erkek lehine tazminatlar, yatılı kişisel ilişki ve iştirak nafakası yönünden; erkek vekili ise tazminat miktarları ve velâyet yönünden bozma istemiştir. Daire uyuşmazlığı, bozma ilamının gereğinin yerine getirilip getirilmediği, kesinleşen yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenip incelenemeyeceği ile nafaka ve tazminat miktarları noktalarında toplamış; HMK 369/1, 370 ve 371 ile TMK 4, 166, 174/2, 175 ve 182. maddelerini ilgili hukuk olarak göstermiştir.
Sonuç, 17.10.2024 tarihinde oy birliğiyle verilen onama kararıdır. Daire, bölge adliye mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğunu, hukuk kurallarının uygulanmasında ve delillerin takdirinde isabetsizlik bulunmadığını belirterek taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarını reddetmiştir.
🔒 Usulî Kazanılmış Hak: Hangi Yönler Artık Tartışılamaz?
Kararın hukuki ağırlığı tek bir paragrafta toplanmaktadır. Daire, temyiz edilen kararın bozmaya uygun olduğunu tespit ettikten sonra iki ayrı sınır çizmiştir: bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün değildir; bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak oluşturan yönlerin yeniden incelenmesi de hukuken mümkün değildir. Bu iki sınırın somut dosyadaki karşılığı şöyle okunabilir:
- Kesinleşen yönler: İlk bozma kararı hükmün kusur, tazminat ve yoksulluk nafakası dışındaki bölümlerini onamıştır. Bu nedenle erkeğin davasının kabulü, velâyet, kişisel ilişki ve iştirak nafakası gibi yönler ikinci temyizde ele alınmamıştır.
- Bozmaya uyma ile oluşan kazanılmış hak: Bölge adliye mahkemesi, kadının daha fazla kusurlu olduğu yönündeki bozmaya uymuştur. Erkek yararına oluşan bu konum, kadının kusur belirlemesine ve nafaka reddine yönelik itirazlarının önünü kapatmıştır.
- Bozma gereğinin yerine getirilmesi: Yeni hükümde kusur dengesi bozma doğrultusunda kurulmuş, erkek yararına tazminata hükmedilmiş ve nafaka talebi reddedilmiştir; Daire bunu bozmaya uygun bulmuştur.
- Tazminat miktarları: Erkek tazminatların az olduğunu ileri sürmüşse de Daire, TMK 4’teki hakkaniyet ilkesi ve TMK 174 çerçevesinde takdir edilen tutarlarda isabetsizlik görmemiştir.
HMK 369/1 Yargıtay’ın temyiz sebepleriyle bağlı olmadığını; HMK 371 ise bozmanın ancak hukukun yanlış uygulanması, dava şartlarına aykırılık, delillerin kanuni sebep olmaksızın reddi veya karara etkili yargılama hatası hâllerinde mümkün olduğunu düzenler. Daire bu çerçevede temyiz nedenlerinin bozmayı gerektirecek nitelikte olmadığını belirtmiş ve HMK 370 uyarınca onama gerekçesini göstermiştir. Aynı ilkenin tazminat miktarı bozması sonrasında nasıl uygulandığı, aldatma sonrası boşanma tazminatı yazısında farklı bir dosya üzerinden anlatılmıştır.
🔍 “Aldatma” mı, “Güven Sarsıcı Davranış” mı? İspat ve Nitelendirme
Dosyanın aldatma boyutu, ispat ve nitelendirme farkını göstermesi bakımından öğreticidir. İlk derece mahkemesi, kadının gece geç saatlerde izinsiz dışarı çıkması ve erkeği aldatması vakıalarını kabul ederek kadını ağır kusurlu saymıştır. Bölge adliye mahkemesi ise aynı olguyu “aldatma diye nitelendirilen eylemin güven sarsıcı davranış niteliğinde olduğu” ifadesiyle yeniden tanımlamıştır. Böylece kusur tablosunda zina ya da sadakatsizlik değil, güven sarsıcı davranış yer almış; bu nitelendirme bozma kararında değiştirilmemiş ve yeni hükümde aynen korunmuştur.
Bu ayrımın pratik sonucu kusurun derecesinde ortaya çıkmaktadır. Ortaya çıkan “güven sarsıcı davranış” kusuru, diğer kusurlarla birlikte değerlendirildiğinde kadını yine daha ağır kusurlu konuma taşımış; Yargıtay’ın ilk bozması, bölge adliye mahkemesinin kendi belirlediği kusurlu davranışların eşit kusur sonucunu doğurmayacağını söylemiştir. Aldatmanın zina olarak ispatı ile güven sarsıcı davranış arasındaki fark, zina ispatı ve affedilen aldatma yazısında ayrıca ele alınmıştır.
Bıçakla tehdit iddiası da aynı süzgeçten geçmiştir: bölge adliye mahkemesi bu vakıayı duyuma dayalı ve ispatlanamamış bularak kusur listesinden çıkarmış, tanıkla ispatlanan evdeki eşyaları götürme vakıasını ise eklemiştir.
📌 Kararın Uygulamadaki Sonuçları
Kararın ortaya koyduğu sonuçlar şöyle özetlenebilir:
- Bozma, dosyanın tamamını yeniden açmaz: Yargıtay belirli yönlerden bozup kalanı onamışsa, onanan bölümler kesinleşir ve ikinci temyizde incelenmez.
- Bozmaya uyma, karşı taraf için kazanılmış hak doğurur: Uyma kararıyla bozmanın lehine olduğu taraf yararına usulî kazanılmış hak oluşur; bu yönler yeniden tartışılamaz.
- Kusur derecesi tazminat ve nafakayı belirler: TMK 174 uyarınca tazminat kusursuz ya da daha az kusurlu tarafa; TMK 175 uyarınca yoksulluk nafakası kusuru daha ağır olmayan tarafa tanınır. Kadının ağır kusurlu sayılması, nafaka reddini ve erkek yararına tazminatı beraberinde getirmiştir.
- Nitelendirme mahkemeye aittir: Tarafın “aldatma” olarak sunduğu olgu, dosya kapsamına göre güven sarsıcı davranış olarak nitelendirilebilir; bozma dışı kalan nitelendirme kesinleşir.
Boşanma davasında kusur belirlemesi, bozmaya uyma ve usulî kazanılmış hak konularında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Mahkeme aldatma iddiasını neden “güven sarsıcı davranış” olarak nitelendirdi?
İlk derece mahkemesi kadının erkeği aldattığını kabul etmiş; bölge adliye mahkemesi ise dosya kapsamına ve oluşa göre aldatma diye nitelendirilen eylemin güven sarsıcı davranış niteliğinde olduğunu belirtmiştir. Nitelendirme, vakıanın hangi delillerle ispatlandığına göre mahkemece yapılır; bu dosyada nitelendirme bozma dışında kalmış ve kesinleşmiştir.
Yargıtay bozmasından sonra taraflar her konuyu yeniden temyiz edebilir mi?
Kararda Daire, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş yönlere ilişkin temyiz itirazlarının artık incelenemeyeceğini açıkça belirtmiştir. Bu dosyada erkeğin davasının kabulü, velâyet, kişisel ilişki ve iştirak nafakası gibi yönler ilk bozmada onanmış olduğundan ikinci temyizde ele alınmamıştır.
Usulî kazanılmış hak boşanma davasında ne anlama gelir?
Bu kararda Yargıtay, bozmaya uyulmasıyla karşı taraf yararına kazanılmış hak oluşan yönlerin yeniden incelenmesinin hukuken mümkün olmadığını ifade etmiştir. Somut dosyada kadının daha fazla kusurlu olduğu yönündeki bozmaya uyulması erkek yararına böyle bir konum yaratmıştır.
Ağır kusurlu eş yoksulluk nafakası alabilir mi?
TMK 175 uyarınca yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa kusurunun daha ağır olmaması koşuluyla tanınır. Bu dosyada kadın bozmaya uyularak ağır kusurlu kabul edildiğinden yoksulluk nafakası talebi reddedilmiş ve Yargıtay bu sonucu onamıştır. Her dosya kendi koşullarıyla değerlendirilir; detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, talep ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



