Trafik Cezasına İtirazda Gerekçesiz Ret – AYM 2022/109546

Bir trafik idari para cezasına itiraz eden kişi, iddiasını destekleyen kamera görüntülerini dosyaya sunar; hâkimlik ise kararında bu görüntülerden hiç söz etmeden “itiraz edenin aksini ortaya koyabilecek bir belge sunamadığı” gerekçesiyle itirazı reddederse ne olur? Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü’nün 24/12/2025 tarihli, 2022/109546 başvuru numaralı kararı tam olarak bu soruyu yanıtlıyor ve sonucu tek cümleyle özetliyor: sunulan delil kararda tartışılmamışsa, verilen karar gerekçeli sayılmaz.
⚖️ İdari Para Cezasına İtiraz Hangi Usulle İncelenir?
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesi, idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararlarına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç on beş gün içinde sulh ceza merciine başvurulabileceğini düzenler. Bu süre içinde başvuru yapılmazsa idari yaptırım kararı kesinleşir. Aynı maddenin dördüncü fıkrası, başvuru dilekçesinde “bu karara karşı ileri sürülen deliller”in açık bir şekilde gösterilmesini arar.
Kanun’un 28. maddesi ise incelemenin nasıl yürütüleceğini belirler. Maddenin beşinci fıkrasına göre Ceza Muhakemesi Kanunu’nun tanıklığa, bilirkişi incelemesine ve keşfe ilişkin hükümleri bu başvuru bakımından da uygulanır. Altıncı fıkra, dinleme sırasında sırasıyla başvuru sahibi ve avukatının, ilgili kamu kurumu temsilcisinin, varsa tanıkların dinleneceğini, bilirkişi raporunun okunacağını ve diğer delillerin ortaya konulacağını öngörür. Sekizinci fıkraya göre mercii, kararın hukuka uygun olması hâlinde başvurunun reddine, hukuka aykırı olması hâlinde idari yaptırım kararının kaldırılmasına karar verir.
Başka bir deyişle, idari yaptırım kararına itiraz dosya üzerinden basit bir onay işlemi değildir; kanun, delil sunma ve bu delilleri tartıştırma imkânını açıkça tanımaktadır. Karara konu olayda tartışma tam da bu noktada düğümlenmiştir.
📅 Karara Konu Olayın Akışı
Karar metninden çıkan kronoloji şu şekildedir: 6/9/2022 günü saat 23.45 sıralarında, içinde başvurucunun da bulunduğu aracın bir sokak üzerinde farları açık şekilde beklediğine dair anons yapılması üzerine kolluk görevlileri olay yerine intikal etmiştir. 7/9/2022 tarihinde saat 00.20’de düzenlenen tutanakta, başvurucunun aracın şoför koltuğunda, arkadaşının yolcu koltuğunda olduğu, kimlik sorgularında bir sorunla karşılaşılmadığı, aracın seyir hâline geçmesinin ardından yolcu koltuğundaki kişinin çevreye rahatsızlık vermesi üzerine aracın durdurulduğu ve başvurucunun alkollü olduğundan şüphelenilmesi üzerine olayın trafik ekiplerine bildirildiği kayıtlıdır.
Aynı gün saat 00.30’da düzenlenen tutanakta, alkolmetre ölçümünde 1,08 promil değerine ulaşıldığı belirtilmiştir. Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünce idari yaptırım kararı ve Sürücü Belgesi Geri Alma Tutanağı düzenlenmiş, karar başvurucuya 7/9/2022 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Başvurucu, 19/9/2022 tarihli dilekçesiyle nöbetçi sulh ceza hâkimliğine başvurmuştur. Dilekçede; alkollüyken araç kullanmadığı, olay anında yanında bulunan arkadaşının tanık olarak dinlenmediği, dosyaya sunulan kamera görüntülerinin değerlendirilmediği ve sürücü belgesinin geri alınmasının çalışma hürriyetini ihlal ettiği ileri sürülmüştür. Vekilin 20/9/2022 havale tarihli dilekçesiyle olaya ilişkin olduğu belirtilen kamera görüntüleri dosya kapsamına sunulmuştur. Hâkimlik, tensip tutanağında idari yaptırıma konu bilgi ve belgelerin ilgili şube müdürlüğünden istenmesine karar vermiş; emniyet müdürlüğü de dayanak belgeleri dosyaya ibraz etmiştir.
🧾 Hâkimliğin Gerekçesi ve İtirazın Reddi
Hâkimlik, 20/10/2022 tarihli kararıyla dosya üzerinden yaptığı inceleme sonucunda itirazın reddine karar vermiştir. Kararda, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 48/5 ve 36/3-b maddeleri gereğince idari yaptırım kararının tanzim edildiği, alkollü araç kullanma nedeniyle sürücü belgesinin 1826 gün süreyle geri alındığı, eylemin “dosyaya sunulan bilgi, belge, görüntü kayıtları ve tutanaklarla” sabit olduğu ve itiraz edenin bunun aksini ortaya koyabilecek bir belgeyi dosya kapsamına sunamadığı ifade edilmiştir.
Başvurucu bu karara itiraz etmiş; itiraz dilekçesinde aracın seyir hâline geçmediğini, sunduğu kamera görüntülerinin incelenmediğini ve çözümünün yapılmadığını, tanık dinlenmesi talebinin karşılanmadığını, bu iddialara ayrı ve açık yanıt verilmemesi nedeniyle kararın yeterli gerekçe içermediğini belirtmiştir. İtiraz mercii 22/11/2022 tarihli kararıyla, ilk kararın gerekçeleri dikkate alındığında isabetsizlik görülmediğini belirterek itirazı kesin olarak reddetmiştir. Başvurucu, nihai hükmü öğrendiği tarihten sonra 20/12/2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
🎯 Anayasa Mahkemesi Neden İhlal Kararı Verdi?
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddialarını Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı yönünden incelemiştir. Kararda hatırlatılan ilke şudur: mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında delillerle bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi zorunludur. Uyuşmazlığın hukuki ve maddi sorunlarıyla ilgisiz değerlendirmelere kararda yer verilmesi de gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmaz.
Mahkeme ayrıca kanun yolu mercileri bakımından şu ölçütü uygulamıştır: kanun yolu incelemesi yapan merciin, yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya aynı atıfla kararına yansıtması kural olarak yeterli görülebilir. Ancak ilk derece mahkemesince karşılanmayan esaslı iddia ve itirazların kanun yolu merciince de değerlendirilmemesi ihlale yol açabilir.
Somut olayda ihlal sonucuna götüren unsurlar şöyle sıralanabilir:
- Başvurucunun ayrı ve açık yanıt beklediği esaslı olgu, dosyaya sunduğu kamera görüntüleridir,
- Görüntüler, iddiayı destekleyebilecek mahiyette ve usulüne uygun biçimde dosyaya sunulmuştur,
- Hâkimlik bu durumu gerekçeli kararda ayrı ve açık olarak tartışmamış, iddialara cevap vermemiştir,
- Kararda aksine, başvurucunun “aksini ortaya koyabilecek bir belge sunamadığı” değerlendirmesine yer verilmiştir,
- İtiraz mercii de atıfla ret kararı vererek karşılanmamış iddiayı telafi etmemiştir,
- Yargılama bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davanın sonucuna etkili hususlar hakkında yeterli bir yanıt verilmediği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkeme, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verdiğinden, adil yargılanma hakkına ilişkin diğer şikâyetler ile suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği iddiasının ayrıca incelenmesine gerek olmadığı sonucuna varmıştır. Çalışma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia ise konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur. Bireysel başvuruda mülkiyet ve adil yargılanma güvencelerinin icra hukukundaki yansımasına ilişkin bir başka örnek için ihalenin feshi talebinin reddinde uygulanan yüzde on para cezasına ilişkin AYM kararı incelenebilir.
🔍 Kabahatler Kanunu’nda Tanık ve Bilirkişi İncelemesi
Bu karar, idari yaptırım kararlarına karşı yapılan başvurularda delil rejiminin ne kadar geniş olduğunu da görünür kılmaktadır. Kabahatler Kanunu’nun 28. maddesinin beşinci fıkrası, tanıklığa, bilirkişi incelemesine ve keşfe ilişkin CMK hükümlerinin bu başvurularda da uygulanacağını söyler. Dolayısıyla bir kamera kaydının çözümünün yaptırılması veya olay anında araçta bulunan kişinin dinlenmesi, kanunen mümkün olan usul işlemleridir.
Anayasa Mahkemesi, bu tür taleplerin mutlaka kabul edilmesi gerektiğini söylememektedir. Kararın ölçüsü daha incedir: talep reddedilebilir, ancak reddin sebebi kararda görünür olmalıdır. Kararda vurgulandığı gibi, hak ihlali tespiti Anayasa Mahkemesinin uyuşmazlığın esası hakkında bir tutum sergilediği anlamına gelmez; delillerin dava ile ilişkisini kurma ve bunları değerlendirip sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemelere aittir.
Uygulamada idari yaptırım kararlarına karşı başvuruların büyük bölümü dosya üzerinden ve kısa gerekçelerle sonuçlanmaktadır. Karar, bu pratiğin sınırını çizmektedir: sunulan somut delilin hiç anılmaması ve üstelik “belge sunulmadığı” yönünde bir tespite yer verilmesi, gerekçeli karar hakkıyla bağdaşmamaktadır.
🆕 Giderim ve Karayolları Trafik Kanunu’ndaki Güncel Değişiklik
Anayasa Mahkemesi, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğunu belirterek kararın bir örneğinin ilgili sulh ceza hâkimliğine gönderilmesine karar vermiştir. Yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından manevi tazminat talebi, maddi zarara ilişkin bilgi ve belge sunulmadığından maddi tazminat talebi reddedilmiştir. Buna karşılık 664,10 TL başvuru harcı ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine hükmedilmiştir. Karar oybirliğiyle alınmıştır.
Kararın maddi hukuk arka planını oluşturan 2918 sayılı Kanun’un 48. maddesi ise bu arada değişmiştir. Maddenin sekizinci, dokuzuncu, on ikinci ve on üçüncü fıkraları 12/2/2026 tarihli ve 7574 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmiştir. Yürürlükteki metne göre ölçüm yaptırmayan sürücülere 150.000 TL idari para cezası uygulanmakta ve sürücü belgesi beş yıl süreyle geri alınmakta; geçici olarak geri alınan sürücü belgelerinin iade edilebilmesi için ilgili hakkında bu Kanun kapsamında verilen idari para cezalarının tamamının tahsil edilmiş olması şartı aranmaktadır. Maddenin beşinci fıkrası ise alkollü araç kullanmada tekerrüre bağlı kademeli bir sistem öngörmekte, beş yıl içindeki üçüncü ve sonraki ihlallerde sürücü belgesinin her seferinde beşer yıl süreyle geri alınmasını düzenlemektedir.
Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
İdari para cezasına itiraz süresi ne kadardır?
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesine göre idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç on beş gün içinde sulh ceza merciine başvurulabilir. Bu süre içinde başvuru yapılmaması hâlinde idari yaptırım kararı kesinleşir.
İtiraz incelemesinde tanık dinlenebilir mi, bilirkişiye başvurulabilir mi?
Kabahatler Kanunu’nun 28. maddesinin beşinci fıkrası, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun tanıklığa, bilirkişi incelemesine ve keşfe ilişkin hükümlerinin bu başvuru bakımından da uygulanacağını düzenler. Aynı maddenin altıncı fıkrası, dinleme sırasında tanıkların dinleneceğini, bilirkişi raporunun okunacağını ve diğer delillerin ortaya konulacağını öngörür.
Kısa gerekçeli bir ret kararı her zaman ihlal midir?
Hayır. Karara göre kanun yolu merciinin, ilk derece ile aynı sonuca ulaşıp bunu aynı gerekçeyle veya atıfla yansıtması kural olarak yeterli görülebilir. İhlal, davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı bir iddianın hiçbir aşamada karşılanmaması hâlinde gündeme gelmektedir. Somut olayda esaslı olgu, dosyaya sunulan ve kararda hiç tartışılmayan kamera görüntüleridir.
İhlal kararı, idari para cezasının kendiliğinden kalkması anlamına gelir mi?
Gelmez. Anayasa Mahkemesi kararında açıkça belirtildiği üzere hak ihlali kararından, Mahkemenin davanın sonucuyla ilgili bir tutum sergilediği sonucu çıkarılmamalıdır. Karar, ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına ilişkindir; delilleri değerlendirme ve sonuç çıkarma yetkisi ilgili mahkemeye aittir. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Anayasa Mahkemesi kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, şikâyet ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



