Okuyucularımızın sorularını Av. Veli Savun yanıtlıyorSorularınızı Av. Veli Savun yanıtlıyorSoru sorun →
Emsal KararlarForex Hukuku

Vekaletle Borsa İşlemi ve Zarar – Yargıtay 3. HD 2026/1162

Yurt dışında yaşayan bir kişinin, Türkiye’deki birikimini yakın bir akrabasına emanet edip borsada değerlendirmesini istemesi sık rastlanan bir tablodur. Güven ilişkisi bozulduğunda ortaya çıkan soru ise her seferinde aynıdır: hesabı yöneten kişi, oluşan zarardan sorumlu mudur, yoksa zarar yatırımın doğasına mı aittir? Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 03.03.2026 tarihli, 2025/2545 E. ve 2026/1162 K. sayılı kararı, on üç yıl süren bir yargılamanın sonunda bu ayrımı net bir çizgiye oturtuyor.

Kısa özet: Yurt dışında yaşayan davacı, 2001–2010 yılları arasında kardeşi olan davalının hesaplarına toplam 1.152.180 USD göndermiş, bu paralarla sermaye piyasası araçlarına yatırım yapılmıştır. 2011 yılında davacı kendi adına yatırım hesabı açtırmış, 11.01.2011 tarihinde hisse senedi virmanları yapılmış ve 03.01.2011 tarihinde davalıya vekâletname verilmiştir. Davacı 02.02.2012 tarihinde vekâletten azletmiş, vekâletin kötüye kullanıldığı iddiasıyla dava açmıştır. Bilirkişi incelemesinde, vekâletle yönetilen dönemdeki kaybın 723.570,81 TL olduğu, bunun 178.378,19 TL‘lik kısmının davalı uhdesinde kaldığı tespit edilmiş; dava bu tutar yönünden kabul edilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararı HMK 370/1 uyarınca onamıştır.

🗓️ Para Akışı ve Vekâletin Kronolojisi

Kararın mantığı, tarihlerin sırasına bakılınca kendiliğinden ortaya çıkıyor. Karar metninden çıkan tablo şudur:

  • 2001–2010: Davacı, davalının hesaplarına toplam 1.152.180 USD göndermiş; bu paralarla sermaye piyasası araçlarına yatırım yapılmıştır,
  • 20.06.2008: Davacı adına kayıtlı bir bağımsız bölüm, davalı tarafından vekâleten 81.000,00 TL bedelle satılmıştır,
  • 2011 başı: Davacı Türkiye’ye gelmiş, kendi adına bir yatırım hesabı açtırmıştır,
  • 03.01.2011: Bu hesapta işlem yapma ve borçlanma yetkisini de içeren vekâletname düzenlenmiştir,
  • 11.01.2011: Davalının yatırım kuruluşu nezdindeki hesabından davacının hesabına hisse senedi virmanları yapılmıştır,
  • 2010–2011: Davalı tarafından davacıya parça parça 473.000 USD iade edilmiştir,
  • 02.02.2012: Davacı, davalıyı vekâletten azletmiştir.

Dava, ilk derece mahkemesinin 2013/352 esas sırasına kaydedilmiş; hüküm 2022 yılında kurulmuş, istinaf incelemesi 2025 yılında tamamlanmış ve temyiz incelemesi duruşmalı olarak 03.03.2026 tarihinde yapılmıştır.

🗣️ Tarafların İddia ve Savunmaları

Davacı; davalının kendisine gönderilen paraları kendi hesabına aktararak haksız kazanç elde ettiğini, hesaplara erişiminin engellendiğini, davalının borsa spekülatörleriyle birlikte hareket ederek bir yıl içinde yaklaşık 244.000,00 TL zarara uğrattığını ileri sürmüştür. Taşınmazın rayiç bedelinin çok altında satıldığını ve satış bedelinin kendisine verilmediğini de eklemiştir. Talebi; iade edilmeyen 800.000,00 TL, davalının kendi nam ve hesabına işlem yaparak elde ettiği 19.000,00 TL haksız kazanç ve satılan bağımsız bölümün dava tarihindeki rayiç değeridir. Hukuki dayanak olarak vekâlet ve vekâletsiz iş görme hükümlerine dayanmıştır.

Davalı ise gönderilen tutarın 1.152.180 USD değil 760.103 USD olduğunu, 2010–2011 yıllarında kendi hesabından 473.000 USD ve babasının hesabından 170.000 USD olmak üzere toplam 643.000 USD iade ettiğini savunmuştur. 2011 yılında portföyün toplam değerinin 2.400.000 TL‘ye ulaştığını, bunun 1.400.000 TL’lik kısmını davacının kendi hesabına geçirdiğini belirtmiştir. Savunmanın merkezindeki cümle ise şudur: taraflar arasında “sadece kâr olursa ortak olunacağı, zararın davalıya ait olduğu” yönünde bir anlaşma bulunmamaktadır; paralar borç olarak değil, borsada işlem yapılmak üzere gönderilmiştir.

🧮 Bilirkişi Hesabı ve Verilen Hüküm

İlk derece mahkemesi, 03.01.2011 tarihli vekâletname ile 11.01.2011–12.01.2011 hisse devir tarihlerini taraflar arasındaki ibralaşma tarihi olarak kabul etmiş ve alacağın hesabında yalnızca bu tarihten sonraki hisse ve nakit hareketlerini dikkate alan 25.06.2022 tarihli bilirkişi raporunu hükme esas almıştır.

Rapora göre, davacı adına bulunan yatırım hesabının davalı tarafından vekâletname ile yönetildiği dönemdeki kaybı 723.570,81 TL (535.385,46 USD)‘dir. Bu tutarın 178.378,19 TL (106.416,15 USD)‘lik bölümünün davalı uhdesinde sayılması ve davacıya ödenmesi gerektiği tespit edilmiştir. Mahkeme, davanın kısmen kabulüyle bu tutarın dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar vermiştir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🔍 Vekilin Sorumluluğu Nerede Başlıyor?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi uyuşmazlığı; “davalıya yatırım araçlarında değerlendirmek üzere gönderilen paraların amacı dışında kullanılması, davalının kendi hesabına aktarması, davacıya ait taşınmazın vekâleten satılması sonucu satış parasının davacıya ödenmemesi, böylece vekâletin kötüye kullanılması nedeniyle oluşan zararın tahsili istemi” olarak nitelendirmiştir.

Daire, sorumluluğun sınırını iki eksende çizmiştir. Birincisi zaman eksenidir: davacının kendi adına yatırım hesabı açtırıp 03.01.2011 tarihinde vekâletname vermesi karşısında, bu tarihten önceki işlemlerin davacının bilgisi ve talimatı doğrultusunda yapıldığı kabul edilmiştir. Bu nedenle vekâletnameden önceki döneme ilişkin olarak TBK’nın 508. maddesindeki hesap verme yükümlülüğünün yerine getirildiği sonucuna varılmıştır. Vekâleten satılan bağımsız bölüm de 03.01.2011’den önce satıldığından, davacının satıştan haberdar olduğu ve satış parasının yatırım hesabına aktarıldığı kabul edilmiştir.

İkincisi içerik eksenidir: sorumluluk, piyasa hareketinden doğan kayba değil, davalının davacıya ait hesaptan kendi hesabına aktardığı paralara bağlanmıştır. Bilirkişi raporunda bu aktarım tespit edilmiş ve dava tam da bu miktar yönünden kabul edilmiştir. Yatırım aracının kendisi nedeniyle doğan zarar ise ayrı bir kategoride değerlendirilmiştir.

Aracı kurumların ve yatırım platformlarının sorumluluğunun benzer bir nedensellik incelemesiyle ele alındığı bir örnek için internet ilanıyla borsa yatırımına ilişkin karar incelenebilir.

⚖️ Kâr Ortaklığı Var, Zarar Sorumluluğu Yok mu?

Kararın en çok tartışılacak bölümü budur. Bölge adliye mahkemesi, davalının davacıya yönelik olarak elde edilen kâra ortaklık ancak zarardan sorumlu olma yönünde ayrıca bir taahhüdünün dosya kapsamında bulunmadığını tespit etmiş; buradan hareketle paraların borsada değerlendirilmesi neticesinde elde edilen kazanç gibi zarara da davacının katlanması gerektiği sonucuna varmıştır. Yargıtay, davacının beyanlarıyla sabit olduğu üzere gönderilen paraların yatırım araçlarında değerlendirildiğini ve bu durumda kâr-zararın göze alındığını belirterek onama kararı vermiştir.

Uygulama bakımından bu tespit şu anlama gelir: sermaye piyasası araçlarında işlem yapmak üzere para teslim eden kişi, aksi yazılı bir taahhütle kararlaştırılmadıkça piyasa kaynaklı zarara kendisi katlanır. Vekilin sorumluluğu, vekâlet ilişkisinin kötüye kullanıldığı, yani malvarlığının kendi lehine aktarıldığı hâllerle sınırlı kalmaktadır.

Davacının, aktarılan tutarın güncel kur ve enflasyon dikkate alınarak hesaplanması yönündeki temyiz itirazı da kabul görmemiştir. Daire, Borsa nezdinde hisse senedi alım satımı için açılan yatırım hesaplarına yatırılacak tutarların Türk lirası olarak yatırıldığını gözeterek, TL üzerinden yapılan hesaplamanın doğru olduğunu belirtmiştir.

🆕 Temyiz Kesinlik Sınırının Etkisi

Kararın usul yönünden dikkat çeken bir ayrıntısı vardır. Davalı vekilinin temyiz dilekçesi miktar yönünden reddedilmiştir. Gerekçe, HMK’nın 362. maddesi uyarınca miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen nihai kararların temyiz edilememesidir. Davalı aleyhine hükmedilen ve temyize konu edilen tutar 178.378,19 TL olup, bölge adliye mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL‘nin altında kalmıştır. Daire, HMK’nın 366. maddesi atfıyla 352/1-(b) bendi uyarınca dilekçenin reddine karar vermiştir.

Davacı vekilinin temyiz dilekçesi ise kabul edilmiş, duruşmalı inceleme yapılmış ve hüküm oy birliğiyle onanmıştır. Yani kısmen kabul edilen bir hükümde, alacaklı taraf kesinlik sınırını aşan talepleri nedeniyle temyiz yoluna gidebilirken, aleyhine hükmedilen tutar sınırın altında kalan taraf bu imkândan yararlanamamıştır.

Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

Borsa hesabını yöneten vekil, oluşan zarardan sorumlu tutulur mu?

Bu kararda, elde edilen kâra ortaklık ancak zarardan sorumlu olma yönünde ayrıca bir taahhüdün dosya kapsamında bulunmadığı tespit edilmiş; paraların borsada değerlendirilmesi neticesinde elde edilen kazanç gibi zarara da vekâlet verenin katlanması gerektiği kabul edilmiştir. Vekilin sorumluluğu, hesaptan kendi hesabına aktardığı tutarla sınırlı tutulmuştur.

Vekâletname verilmesi, önceki dönem işlemlerine onay anlamına gelir mi?

Karara konu olayda, kendi adına yatırım hesabı açtıran ve bu hesapta işlem yapma yetkisini içeren vekâletnameyi düzenleyen davacı bakımından, vekâletname tarihinden önceki işlemlerin davacının bilgisi ve talimatı doğrultusunda yapıldığının kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.

Vekilin hesap verme yükümlülüğü hangi maddede düzenlenmiştir?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 508. maddesine göre vekil, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilişkili olarak aldıklarını vekâlet verene vermekle yükümlüdür; teslimde geciktiği paranın faizini de öder.

Aleyhine hükmedilen tutar düşükse temyiz yolu kapalı mıdır?

HMK’nın 362. maddesi uyarınca miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen nihai kararlar temyiz edilemez. Bu dosyada davalı aleyhine hükmedilen 178.378,19 TL, karar tarihindeki 544.000,00 TL’lik sınırın altında kaldığından temyiz dilekçesi miktar yönünden reddedilmiştir. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, şikâyet ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

Avukat Veli Savun

İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat (sicil no 75235) ve arabulucu (sicil no 50392). Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2013 mezunu. Savun Hukuk & Danışmanlık'ın kurucu avukatı. Çalışma alanları: forex ve kripto para dolandırıcılığından doğan ceza ve alacak davaları, bilişim, icra ve aile hukuku.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud