Aldatmada Üçüncü Kişiye Tazminat – Yargıtay 2. HD 2024/6732

Eşi tarafından aldatıldığını ileri süren bir kişi, yalnızca eşinden değil, eşinin birlikte olduğu üçüncü kişiden de manevî tazminat isteyebilir mi? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 02.10.2024 tarihli, 2024/6045 E. ve 2024/6732 K. sayılı kararı, bu sorunun dokuz yıla yayılan bir dosya üzerinden nasıl cevaplandığını göstermektedir. Aldatma iddiasıyla hem eşine hem de üçüncü kişiye karşı dava açan davacı erkek toplam 200.000,00 TL manevî tazminat talep etmiş; üçüncü kişiye yönelik talep “pasif husumet yokluğu” nedeniyle reddedilmiş ve davacının karar düzeltme başvurusu da para cezasıyla birlikte sonuçsuz kalmıştır.
Aldatma araması ile bu karara ulaşan okuyucular için kararın iki öğretisi vardır: sadakat yükümlülüğü yalnızca eşler arasında hüküm doğuran nispî bir haktır ve aldatma eylemine katılan üçüncü kişiye karşı bu yükümlülüğe dayanılamaz; eşe karşı manevî tazminat talebinin hangi mahkemede görüleceği ise talebin nitelendirilmesine ve derdest bir boşanma davasının bulunup bulunmadığına bağlıdır.
- Eşten ve üçüncü kişiden ayrı ayrı manevî tazminat talebi
- Dokuz yıllık yargılama: üç ilk derece kararı, iki bozma
- Üçüncü kişi neden sorumlu tutulamadı? Dairenin gerekçesi
- Eşe karşı talep: asliye hukuk mu, aile mahkemesi mi?
- Karar metnine yansıyan olgular ve ispat
- Karar düzeltme yolunun sınırı ve para cezası
- Sıkça sorulan sorular
🧭 Eşten ve Üçüncü Kişiden Ayrı Ayrı Manevî Tazminat Talebi
Davacı erkek, dava dilekçesinde eşinin diğer davalı ile kendisini aldattığını, bu durumun çevresi nazarında olumsuz bir izlenime yol açtığını, işini ve hayatını olumsuz etkilediğini ileri sürmüştür. Talep, davalıların her birinden 100.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevî tazminattır. Davalılar ise aldatma iddialarının gerçeği yansıtmadığını, aralarında yalnızca aynı kurumda çalışmaktan kaynaklanan bir hiyerarşik ilişki bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Davacı ayrıca 05.08.2015 tarihinde, ıslahla zina sebebine dönüştürdüğü bir boşanma davası açmış ve o dosyada eşinden manevî tazminatı bu davada istediği için yeniden talep etmediğini beyan etmiştir.
🔄 Dokuz Yıllık Yargılama: Üç İlk Derece Kararı, İki Bozma
Dosyanın aşamaları karar metninde şöyle aktarılmıştır:
- İlk karar, 17.02.2016: Aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakan mahkeme, davalı kadının aynı kurumda görev yaptığı üçüncü kişiyle gönül ilişkisine girdiğini, kurum soruşturması sonucunda her ikisine görevden çıkarılma yönünde ceza verildiğini, boşanma davasında davalının zina nedeniyle kusurlu bulunduğunu ve olayın basına yansıdığını kabul ederek 20.000,00 TL manevî tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermiştir.
- Birinci bozma, 19.02.2019: Dosya Hukuk İşbölümü İnceleme Kurulu kararıyla 2. Hukuk Dairesine gelmiş; Daire, davanın TBK’dan kaynaklanan haksız fiil davası olduğunu, TMK 174/2’ye dayanan bir istem bulunmadığını ve evliliğin sürdüğünü belirterek davanın asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla görülmesi gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştur.
- İkinci bozma, 05.12.2019: Bozmaya uyan mahkemenin 26.09.2019 tarihinde yine 20.000,00 TL’ye müteselsilen hükmetmesi üzerine Daire, üçüncü kişinin sorumlu tutulamayacağını belirterek hükmü bozmuş; karar düzeltme talepleri 28.06.2021 tarihinde reddedilmiştir.
- Son ilk derece kararı (2022/471 E., 2023/21 K.): Eş yönünden dava kısmen kabul edilerek dava tarihinden itibaren yasal faiziyle 50.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmiş; üçüncü kişiye yönelik dava pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmiştir.
- Üçüncü Yargıtay incelemesi, 12.02.2024 (2023/5271 E., 2024/756 K.): Üçüncü kişi yönünden ret onanmış; eşe yönelik talep bakımından görevsizlik kararı verilmesi gerektiği belirtilerek karar bu kısım yönünden bozulmuştur.
🚫 Üçüncü Kişi Neden Sorumlu Tutulamadı? Dairenin Gerekçesi
05.12.2019 tarihli ikinci bozmada yer alan ve son ilk derece kararında da benimsenen gerekçe şu adımlardan oluşmaktadır:
- Sadakat yükümlülüğü nispî bir haktır: TMK 185/3’te düzenlenen sadakat yükümlülüğü evlilik sözleşmesinden doğar; ihlal edildiğinde yalnızca sözleşmenin tarafları olan eşlerin birbirlerine karşı ileri sürebilecekleri nispî bir hak niteliğindedir, mutlak bir hak değildir ve herkese karşı ileri sürülemez.
- “Eşi tarafından aldatılmamayı isteme” biçiminde mutlak bir kişilik hakkı yoktur: Yasalarda böyle bir mutlak kişilik hakkı bulunmadığına göre, aldatma eylemine katılan üçüncü kişinin aldatılan eşin bir mutlak hakkını ihlal ettiğinden söz edilemez.
- Üçüncü kişi evlilik sözleşmesinin tarafı değildir: Sadakat yükümlülüğü bulunmayan üçüncü kişinin, eşler arasındaki evlilik sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklere uyma zorunluluğu da yoktur.
- TBK 49/1 kapsamında haksız fiil oluşmaz: Haksız fiil sorumluluğu için eylemin emredici bir hukuk normuna aykırı olması gerekir; üçüncü kişi yönünden bu unsur gerçekleşmediğinden davacının TBK 49/1’e dayalı talep ve dava hakkı bulunmamaktadır.
- TBK 49/2 kapsamında da sorumluluk doğmaz: Ahlaka aykırı fiille kasten zarar vermeye dayanan ikinci fıkra bakımından, üçüncü kişinin davacıya zarar verme kastıyla hareket ettiği iddia ve ispat edilememiştir.
Bu gerekçe doğrultusunda mahkeme üçüncü kişiye karşı açılan davayı pasif husumet yokluğundan reddetmiş; Daire 12.02.2024 tarihli kararıyla bu kısmı onamıştır. 6098 sayılı TBK’nın 49. maddesi, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar vereni; zarar verici fiili yasaklayan bir kural bulunmasa bile ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar vereni sorumlu tutar. Karar, ikinci fıkra için kast unsurunun ayrıca iddia ve ispat edilmesi gerektiğini somut biçimde göstermektedir.
🏛️ Eşe Karşı Talep: Asliye Hukuk mu, Aile Mahkemesi mi?
Görev sorunu dosyada iki farklı yönde ele alınmıştır. 19.02.2019 tarihli bozmada Daire, TMK 174/2’ye dayalı istem bulunmadığını ve evliliğin sürdüğünü belirterek asliye hukuk mahkemesini görevli görmüştür. 12.02.2024 tarihli üçüncü incelemede ise Daire, olayları açıklamanın taraflara, hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğunu hatırlatarak davacının boşanma dosyasına sunduğu ıslah dilekçesinden, eşe yönelttiği manevî tazminat talebinin baştan beri aile hukuku kapsamında ve boşanmanın fer’îsi niteliğinde olduğunun anlaşıldığını kabul etmiştir.
Buna göre dava, üçüncü kişi yönünden genel hükümlere tabi, eş yönünden ise boşanmanın fer’î niteliğinde bir manevî tazminat talebidir; derdest boşanma davası da gözetildiğinde eşe yönelik talep aile mahkemesinde ve boşanma davasıyla birleştirilerek incelenebilir hâle gelmiştir. Daire, görevin kamu düzenine ilişkin olduğunu ve her aşamada kendiliğinden gözetileceğini; 4787 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca TMK’nın ikinci kitabından (üçüncü kısım hariç, md. 118-395) kaynaklanan bütün davaların aile mahkemesinde görüleceğini belirterek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken hüküm kurulmasını doğru bulmamıştır. TMK 174/2, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın kusurlu diğer taraftan uygun miktarda manevî tazminat isteyebileceğini düzenler; talebin bu hükme dayanması onu boşanma davasının fer’îsi hâline getirmektedir.
Davacı vekili karar düzeltme dilekçesinde görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu savunmuş; Daire ise kararın yasal dayanakları gösterilerek bozulduğunu belirtmekle yetinmiştir. Eşe karşı TMK 174 tazminatının miktar ölçütleri için serimizdeki aldatma sonrası boşanma tazminatı kararına bakılabilir.
🔎 Karar Metnine Yansıyan Olgular ve İspat
İlk derece mahkemesinin 17.02.2016 tarihli kararında aldatma olgusu üç dayanakla sabit görülmüştür: davalı kadının çalıştığı kurum tarafından yürütülen soruşturma sonucunda her iki davalı hakkında görevden çıkarılma yönünde ceza verilmesi; tarafların boşanma davasında davalı kadının zina nedeniyle kusurlu bulunması; olayın basın ve medyaya yansıyarak davacının iş yeri ve çevresinde duyulması.
Aynı olgular üçüncü kişi bakımından farklı sonuç doğurmuştur: Daire, üçüncü kişinin sorumluluğu için ayrıca “zarar verme kastının” iddia ve ispat edilmesini aramış ve bu unsurun dosyada bulunmadığını belirtmiştir. Zina olgusunun boşanma davasında ne şekilde ispatlandığına dair ayrıntılar için zina ispatı ve affedilen aldatma kararı incelenebilir.
📌 Karar Düzeltme Yolunun Sınırı ve Para Cezası
Dosyada temyiz incelemesi 1086 sayılı HUMK hükümlerine göre yürütüldüğünden, Yargıtay kararına karşı bu Kanun’un 440. maddesinde düzenlenen karar düzeltme yolu açıktır. Daire, düzeltmenin ancak bu maddede sayılan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğunu vurgulamış; temyiz ilamında bildirilen gerektirici sebeplere göre istemin 440. maddedeki nedenlerden hiçbirine dayanmadığını belirterek reddetmiştir. HUMK 442’nin son fıkrası ve 4421 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri uyarınca takdiren 2.320,00 TL para cezası ile 891,50 TL karar düzeltme ret harcı düzeltme isteyenden tahsil edilmiştir.
Kararın uygulamaya yansıyan sonuçları şöyle özetlenebilir:
- Aldatma eylemine katılan üçüncü kişiye karşı manevî tazminat talebi bu kararda kabul görmemiştir: Üçüncü kişi yönünden TBK 49/1 anlamında hukuka aykırılık ve TBK 49/2 anlamında ispatlanmış zarar verme kastı bulunmadıkça sorumluluk doğmamaktadır.
- Eşe karşı manevî tazminat talebinin niteliği görevi belirler: Talep boşanmanın fer’îsi olarak nitelendiğinde görevli mahkeme aile mahkemesidir; görev kamu düzenindendir.
- Karar düzeltme, temyiz itirazlarının yinelenmesi için bir yol değildir: HUMK 440’taki sebeplerden birine dayanmayan istem reddedilmekte, üstelik para cezası ve harç yüklenmektedir.
Aldatma nedeniyle manevî tazminat, üçüncü kişinin sorumluluğu ve aile mahkemesinin görev alanına dair detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Aldatma durumunda eşin birlikte olduğu üçüncü kişiden manevî tazminat istenebilir mi?
Bu kararda Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, sadakat yükümlülüğünün yalnızca eşler arasında ileri sürülebilen nispî bir hak olduğunu ve üçüncü kişi yönünden TBK 49’un her iki fıkrasının da koşullarının oluşmadığını belirterek üçüncü kişiye karşı açılan davanın reddini onamıştır.
Aldatan eşe karşı manevî tazminat davası hangi mahkemede görülür?
Kararda talebin niteliği belirleyici olmuştur: eşe yönelik talep TMK 174/2 kapsamında boşanmanın fer’îsi sayılmış, derdest boşanma davası da bulunduğundan görevin aile mahkemesine ait olduğu belirtilmiştir.
Üçüncü kişinin zarar verme kastı ispatlanırsa sonuç değişir mi?
Daire, TBK 49/2 uyarınca ahlaka aykırı fiille kasten zarar verenin sorumlu olacağını, ancak bu dosyada zarar verme kastının iddia ve ispat edilemediğini belirtmiştir. Kararda kastın ispatlandığı bir senaryo değerlendirilmemiştir; her dosya kendi delilleriyle ele alınır.
Karar düzeltme talebi reddedilince neden para cezası verildi?
Dosyada 1086 sayılı HUMK hükümleri uygulandığından karar düzeltme yolu açıktır; HUMK 442’nin son fıkrası, düzeltme isteminin reddi hâlinde isteyen aleyhine para cezasına hükmedilmesini öngörür. Bu dosyada 2.320,00 TL para cezası ve 891,50 TL ret harcı tahsil edilmiştir. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, talep ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



