Kartını Verenin Suç Sorumluluğu – Yargıtay 11. CD 2024/2370

Telefonda kendini savcı ya da polis gibi tanıtan kişi konuşmayı yürütür, ikna edilen kişi bankaya gidip parayı yatırır; ancak paranın aktığı hesap ya da kredi kartı çoğu zaman bambaşka birine aittir. “Dolandırılma” araması ile bu karara ulaşan okuyucular için Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 27.02.2024 tarihli, 2021/16561 E. ve 2024/2370 K. sayılı kararı, tam da bu zincirin en az görünen halkasını, yani kredi kartını başkasına veren kart sahibini ele almaktadır. Kart sahibi, kartlarını borç öteleme vaadiyle bir kişiye verdiğini savunmuştur.
Daire bu savunmayı kabul etmemiş; müştekinin 14.500 TL’sinin yatırıldığı kredi kartının sahibi hakkında TCK 157/1 uyarınca verilen 3 yıl 4 ay hapis ve 12.000 TL adli para cezasını oy birliğiyle onamıştır. Dosya Yargıtay’a ikinci kez gelmiştir.
📞 Telefondaki “Savcı”: Olayın Seyri
Karar metnine göre 28.09.2012 günü öğle saatlerinde müştekinin İzmir’deki ev telefonu aranmış, telefona müştekinin eşi cevap vermiştir. Telefonla arayan kişi, bu hattan terör örgütüne para transferi yapıldığı için takip edildiklerini söylemiş, “devlete yardımcı olmalarını” istemiştir. Telefonu devralan müştekiye evde ne kadar para bulunduğu sorulmuş; müşteki önce 3.000 TL, aynı soru tekrarlanınca 18.000 TL olduğunu söylemiştir.
Senaryonun devamı bilinen kalıptadır: Evde savcının arama yapacağı, paranın tümünün bankaya yatırılması gerektiği söylenmiş; eş ev telefonunda tutulurken müşteki cep telefonuyla arayan kişiyle görüşerek bankaya gitmiştir. Müşteki bir banka şubesinde, telefondaki kişinin verdiği bilgilere göre 1.800, 3.900, 3.600, 2.000, 700 ve 2.500 TL olmak üzere toplam 14.500 TL, başka bir bankanın ATM’sinden de 3.340 TL yatırmıştır. Para yatırılırken eşiyle görüştürülen müşteki, eşinin 18.000 TL’nin polislerce teslim edildiğini söylemesi üzerine anlatılanlara inanmış; eve döndüğünde para getiren kimsenin olmadığını öğrenince dolandırıldığını anlayarak şikâyetçi olmuştur.
💳 Para Kredi Kartına, Kart Kuyumcuya
Dosyadaki banka yazıları paranın yolunu ortaya koymaktadır. Şubenin 01.10.2012 tarihli yazısına göre 14.500 TL, altı parça hâlinde sanığın kredi kartı hesabına yatırılmıştır. Bankanın genel müdürlüğünden gelen 05.10.2012 tarihli yazıda ise bu kredi kartına gönderilen paraların aynı gün Mersin’de, farklı bankaların üye iş yeri olan iki kuyumcu ile bir gıda iş yerinde kullanıldığı bildirilmiştir. Paranın hemen üye iş yerinde harcanmış görünmesi, diğer sanığın anlattığı “nakde çevirme” yönteminin banka kayıtlarıyla doğrulanması anlamına gelmektedir.
🗣️ Kart Sahibinin Savunması ve Sistemi Anlatan İfade
Kart sahibi sanık suçlamayı kabul etmemiştir. Savunmasına göre emeklidir, üç ayrı bankadan kredi kartı vardır ancak hepsinin limiti doludur ve emekli maaşı dâhil her şeyi hacizlidir. Borçlarını ötelemek için üç kredi kartını “az bir maliyetle borçlarımı öteletebilirim” diyen bir kişiye verdiğini, kartların yaklaşık bir hafta sonra o kişinin kardeşinin üzerinde yakalandığını, bu süre içinde kartlarıyla dolandırıcılık yapıldığını ve hâlen onlarca dolandırıcılık dosyasından yargılandığını söylemiştir.
Aynı olaya iştirak iddiasıyla yargılanan diğer sanığın 27.03.2014 tarihli ifadesi ise sistemi olduğu gibi anlatmaktadır: Telefonla insanları ikna eden kişi gelen paranın yüzde 80’ini almakta; kredi kartı, banka kartı ve kimlik numarası bulanlar bu bilgileri mesajla ona iletmekte; kalan yüzde 20 kartı bulanlar ile kart sahipleri arasında paylaşılmaktadır. Para kredi kartına gelmişse ATM’lerde kamera bulunduğu için kuyumculardan nakit olarak çekilmekte, işlem slipte “alışveriş” olarak görünmekte, kuyumcu yüzde 2,5’lik kesintiyi düştükten sonra kalanı nakit vermektedir.
⚖️ Uzlaştırma Bozması, Görevsizlik ve Onama
Kart sahibi hakkında TCK 157/1 (basit dolandırıcılık) uyarınca dava açılmış; asliye ceza mahkemesi 01.12.2015 tarihinde TCK 157/1, 62/1, 52/2 ve 53. maddeler uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 12.000 TL adli para cezasına hükmetmiştir.
Sanığın temyizi üzerine Yargıtay (kapatılan) 15. Ceza Dairesi 01.11.2017 tarihinde hükmü bozmuştur. Bozma nedeni sübut değil, usuldür: hükümden sonra 02.12.2016’da yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’la CMK 253-254 değiştirilmiş ve TCK 157 kapsamındaki dolandırıcılık uzlaştırmaya tabi hâle gelmiştir. Bozma sonrası dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmiş, ancak taraflara ulaşılamadığından 26.01.2018 tarihli raporla uzlaşmanın sağlanamadığı bildirilmiştir.
Asliye ceza mahkemesi bu kez 12.06.2018 tarihinde görevsizlik kararı vermiştir. Gerekçe, eylemin 6763 sayılı Kanun’la eklenen TCK 158/1-l (kişinin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık) kapsamına girebileceği, basit dolandırıcılıktan dava açılmış olsa da bu nitelendirmeye ilişkin delil takdirinin ağır ceza mahkemesine ait olduğudur. Ağır ceza mahkemesi 14.02.2019 tarihinde eylemi yine TCK 157/1 kapsamında değerlendirerek aynı cezayı vermiştir.
Sanık müdafiinin temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 27.02.2024 tarihinde, sübuta yönelik kabulde isabetsizlik bulunmadığını, suç vasfı ile yaptırımların doğru belirlendiğini belirterek hükmü tebliğnameye uygun biçimde oy birliğiyle onamıştır.
🧭 Kartını Veren Kişi Neden Fail Sayıldı?
TCK 157/1’e göre hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. Kart sahibi müştekiyle hiç konuşmamıştır; buna rağmen mahkûmiyetinin onanması kararın asıl ağırlık noktasıdır. Dosyanın bütününden şu çerçeve çıkmaktadır:
- Dolandırıcılıkta yarar başkasına da sağlanabilir; paranın toplandığı kredi kartını bizzat kart sahibi sunmuştur,
- Diğer sanığın anlattığı iş bölümünde kart sahipleri, çekilen paraya göre pay alan sistemin parçasıdır; bu anlatım, paranın aynı gün kuyumcuda nakde çevrildiğini gösteren banka kayıtlarıyla örtüşmektedir,
- Borç öteleme savunması, limiti dolu üç kartın birden yabancı bir kişiye teslim edilmesi ve aynı yöntemle onlarca dosyada yargılanma olgusu karşısında mahkemece inandırıcı bulunmamış; Daire bu kabulü yerinde görmüştür,
- Para sanığın kredi kartı hesabına geçtiğinden suç tamamlanmıştır; paranın havale aşamasında durdurulduğu teşebbüs hâlini inceleyen sahte savcı ve PTT havalesi konulu karar ile bu yönden karşılaştırılabilir,
- Suç tarihi 28.09.2012 olduğundan, 02.12.2016’da yürürlüğe giren ve cezayı ağırlaştıran TCK 158/1-l bendinin bu eyleme geriye dönük uygulanması TCK 7 karşısında mümkün görünmemektedir; ağır ceza mahkemesinin görevsizlik gerekçesine rağmen hükmü TCK 157/1‘den kurması ve Dairenin suç vasfını doğru bulması bu çerçeveyle uyumludur.
Usul yönünden, CMK 225/1 hükmü iddianamede unsurları gösterilen fiil ve faille sınırlar; asliye ceza mahkemesi bu sınırı gözeterek nitelikli hâle ilişkin takdiri ağır ceza mahkemesine bırakmıştır. Aynı senaryoda bozma sonrası cezanın ağırlaşmasını ele alan aleyhe bozma yasağı konulu inceleme, kararın usul boyutunu tamamlar.
🔍 Hangi Deliller Belirleyici Oldu?
Kararda sayılan deliller; sanık savunması, adli sicil kayıtları, banka hesap hareketleri, kolluk tutanakları ve uzlaştırma raporudur. Bunlar arasında iki delil grubu belirleyici olmuştur. Birincisi, iki ayrı banka yazısıyla ortaya konan para izidir: müştekinin yatırdığı altı parça tutar, kuruşu kuruşuna sanığın kredi kartı hesabında görünmekte ve aynı gün üye iş yerlerinde harcanmaktadır. İkincisi, diğer sanığın kart sahiplerinin pay aldığını ve kuyumcudan nakde çevirme yöntemini anlatan ifadesidir. Kart sahibinin kendi beyanı da kartın çalınmadığını, rızayla verildiğini ortaya koymuş; tartışma, teslimin amacına ilişkin savunmanın inandırıcılığında düğümlenmiştir.
Ceza yönünden, TCK 157/1’deki bir ila beş yıllık hapis aralığında belirlenen ceza TCK 62 uyarınca takdiri indirimle 3 yıl 4 aya inmiş; adli para cezası TCK 52/2’ye göre 12.000 TL olarak belirlenmiştir.
🆕 Karar Tarihinden Sonra Değişen Mevzuat
Karar tarihinden sonra, 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanun‘la TCK 158’e eklenen dördüncü fıkra, 157 ve 158. maddelerdeki suçlara iştirakin, haksız menfaat sağlamak amacıyla banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması hâlinde cezanın yarı oranında indirileceğini düzenlemektedir. İndirim, katkının kartı vermekle sınırlı kalmasına bağlıdır; kart sahibinin pay aldığı bir sistemin parçası olup olmadığı yine deliller üzerinden değerlendirilecektir. Ayrıca 24.12.2025 tarihli 7571 sayılı Kanun’la CMK’ya eklenen 128/A maddesi, dolandırıcılıkta kullanılan hesapların askıya alınmasına ilişkin bir koruma tedbiri öngörmektedir.
Konunun hukuk davası boyutu için hesabını kullandırana karşı tazminat davası konulu inceleme okunabilir. Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Telefonla dolandırılma olayında parayı alan kredi kartının sahibi ceza alır mı?
İncelenen kararda müştekinin dolandırılma sonucu yatırdığı 14.500 TL’nin toplandığı kredi kartının sahibi, telefon görüşmesini yapan kişi olmamasına rağmen TCK 157/1 uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 12.000 TL adli para cezası almış; Yargıtay 11. CD hükmü onamıştır. Kartın borç öteleme amacıyla verildiği savunması kabul görmemiştir.
Kendini savcı olarak tanıtan kişinin eylemi neden TCK 158/1-l’den değil 157/1’den cezalandırıldı?
Kendini kamu görevlisi olarak tanıtma suretiyle dolandırıcılığı düzenleyen TCK 158/1-l bendi 02.12.2016’da yürürlüğe girmiştir; kararda suç tarihi 28.09.2012’dir. Asliye ceza mahkemesi bu bendin takdiri için görevsizlik vermiş, ağır ceza mahkemesi eylemi TCK 157/1 kapsamında değerlendirmiş ve Daire bu vasfı doğru bulmuştur.
Uzlaştırma için bozulan dolandırıcılık dosyasında uzlaşma sağlanamazsa ne olur?
Bu dosyada Yargıtay, 6763 sayılı Kanun’la TCK 157’nin uzlaştırma kapsamına alınması nedeniyle mahkûmiyeti bozmuş; taraflara ulaşılamadığından uzlaşma sağlanamamıştır. Bunun üzerine yargılama sürmüş, görevsizlikle ağır ceza mahkemesine giden dosyada mahkûmiyet aynı ceza miktarıyla yeniden kurulmuş ve onanmıştır.
Kartını başkasına veren kişi için TCK 158/4 indirimi bu karara uygulanabilir miydi?
TCK 158/4, 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’la eklenmiştir ve kararın verildiği 27.02.2024 tarihinde yürürlükte değildi. Fıkra, iştirakin yalnızca kart veya hesap bilgisini vermekle sınırlı kalması hâlinde cezada yarı oranında indirim öngörmektedir. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır, her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren düzenlemeler ayrıca gözetilmelidir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



