Emsal Kararlarİş Hukuku

Asgari Ücret Desteği ve Hakediş – Yargıtay HGK 2026/340

Kamu idaresine 400 işçiyle temizlik hizmeti veren bir şirket, çalıştırdığı işçiler için devletin sağladığı asgari ücret desteğinin idarece hakedişlerinden kesilmesine itiraz etmiştir. Şirkete göre bu destek, özel sektörü teşvik için verilmiş bir Hazine katkısıdır ve idareye geçmesi mümkün değildir. İdareye göre ise sözleşmesinde fiyat farkı öngörülen yüklenici, bu desteği ayrıca elinde tutamaz. Uyuşmazlık, bölge adliye mahkemesinin Yargıtay bozmasına direnmesiyle Hukuk Genel Kuruluna taşınmıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 20.05.2026 tarihli ve E.2025/472, K.2026/340 sayılı kararıyla, 5510 sayılı Kanun’un geçici 68. maddesinin 8. fıkrasındaki şartlar oluştuğunda idarenin asgari ücret desteğini hakedişten kesmesinin hukuka uygun olduğuna hükmetmiş ve yüklenici lehine verilen direnme kararını oy birliğiyle bozmuştur.

Kısa özet: Bir üniversite ile temizlik şirketi arasında 21.12.2016 tarihinde 400 işçi ile 36 ay süreli genel temizlik hizmeti alım sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin 14.2. maddesinde fiyat farkı verileceği kararlaştırılmıştır. İdare, hakedişlerden asgari ücret destek primi adıyla kesinti yapmış; şirket kesilen tutarın iadesi için dava açmış ve talebini ıslahla 503.043,24 TL’ye çıkarmıştır. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi davayı kabul etmiş, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi bozmuş, bölge adliye mahkemesi direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, kesintinin kanuna uygun olduğunu ve davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.

🧹 Sözleşme ve dava konusu kesinti

Davalı, bir kamu üniversitesidir. Davacı şirket ile üniversite arasında 2016/370463 ihale kayıt numaralı, 400 işçi ile 36 ay süreli genel temizlik hizmeti alımına ilişkin sözleşme 21.12.2016 tarihinde imzalanmıştır.

Uyuşmazlık, hakedişlerden yapılan bir kalem kesintiye ilişkindir. Davalı idare, yükleniciye ödenecek hakediş tutarlarından “asgari ücret destek primi” adıyla kesinti yapmıştır. Şirket bu kesintinin haksız olduğunu ileri sürerek önce 5.000,00 TL’nin avans faiziyle tahsilini istemiş, 21.12.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 498.043,24 TL artırarak 503.043,24 TL’ye çıkarmıştır.

İdarenin savunması üç noktada toplanmıştır:

  • Asıl olanın idari şartname hükümleri olduğu ve sonradan yapılan sözleşmenin idari şartnameye aykırı olamayacağı,
  • İdari şartnamede fiyat farkı ödenmeyeceğinin açıkça düzenlendiği,
  • Hakedişlere itiraz edilmediği ve ihtirazi kayıt konulmadığı.

Hukuk Genel Kurulu ise uyuşmazlığı, sözleşmenin 14.2. maddesindeki fiyat farkı hükmü ve 5510 sayılı Kanun’un geçici 68/8. maddesi üzerinden çözmüştür.

🏛️ Üç mahkeme, iki farklı görüş

Dosyanın aşamaları, iki farklı yaklaşımın çatışmasını açıkça göstermektedir:

  1. İlk derece mahkemesi (08.02.2024, 2023/220 E., 2024/62 K.): Geçici 68. madde uyarınca yükleniciye verilen asgari ücret desteğinin devletin sağladığı ek bir katkı olduğunu, bu hakkın idareye geçirilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davayı kabul etmiş ve yasal faize hükmetmiştir.
  2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi (15.10.2024, 2024/938 E., 2024/1490 K.): İdarenin istinafını esastan reddetmiş; yüklenicinin istinafını ise faiz türü yönünden kabul ederek ilk derece kararını kaldırmış ve 503.043,24 TL’ye avans faiziyle hükmetmiştir.
  3. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi (23.12.2024, 2024/3477 E., 2024/5072 K.): Sözleşmenin 14/2. maddesinde fiyat farkı hesaplanacağının düzenlendiğini, geçici 68/8. maddenin sözleşme dönemi için uygulanmasının kanunun amacına uygun olduğunu belirterek kararı bozmuştur.
  4. Bölge adliye mahkemesinin direnme kararı (2025/163 E., 2025/299 K.): Desteğin özel sektöre teşvik amacıyla verilen devlet katkısı olduğunu ve idareye geçmesinin yasal olarak mümkün olmadığını belirterek ilk kararında direnmiştir.
  5. Hukuk Genel Kurulu (20.05.2026): Özel Daire bozma kararını benimseyerek direnme kararını bozmuştur.

Davalı idare temyizde ayrıca avans faizine karar verilmesine, vekâlet ücretine ve bilirkişi seçimine itiraz etmişti. Hukuk Genel Kurulu, bozma nedenine göre bu itirazların şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermiştir.

👷 Hizmet alımında işçi ücreti kime ait?

Hukuk Genel Kurulu, değerlendirmeye hizmet alım sözleşmesinin niteliğiyle başlamıştır. Karara göre hizmet alım (temini) sözleşmeleri, ihale şartlarıyla belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği iş görme sözleşmeleridir. Bu sözleşmelerde:

  • Yüklenicinin edimi, hizmeti kendi işçisiyle yerine getirmektir.
  • İşi yaptıran idarenin edimi, sözleşme bedelini ödemektir.
  • İdarenin, yüklenicinin çalıştırdığı işçiye karşı denetim dışında, ücretin ödenmesi veya sosyal hakların takibi gibi bir sorumluluğu yoktur.
  • İşçilerin ücretlerinden hizmet veren yüklenici sorumludur; sözleşmede açıkça yazmasa bile bu, işçilerin yüklenici tarafından çalıştırılmasının doğal sonucudur.

Genel Kurul, idare ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen, aralarındaki rücu ilişkisinde imzalanan sözleşmenin uygulanmasının sözleşme hukukunun en temel ilkelerinden olduğunu vurgulamıştır. Bu yaklaşımın daha önce Hukuk Genel Kurulunun 2021/1508, 2023/869 ve 2024/203 sayılı kararlarında da benimsendiği belirtilmiştir.

Bu tespit, asgari ücret desteğinin hangi ilişki içinde değerlendirileceğini belirlemektedir. Uyuşmazlık, işçi ile işveren arasındaki bir ücret uyuşmazlığı değil; idare ile yüklenici arasındaki sözleşme ve kanun hükmünün yorumuna ilişkin bir rücuen alacak davasıdır. Hizmet alımı yapılan işyerlerinde alt işveren ilişkisinin işçi yönünden doğurduğu farklı sonuçlar için belediyede alt işveren muvazaası yazısına bakılabilir.

📑 Geçici 68/8: kesintinin dört şartı

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na 14.01.2016 tarihli 6661 sayılı Kanun’la eklenen geçici 68. maddenin 1. fıkrası, belirli şartlarla sigortalı çalıştıran işverenlerin Kuruma ödeyecekleri primlerden mahsup edilecek ve Hazinece karşılanacak bir tutar öngörmüştür. Uygulamada “asgari ücret desteği” olarak bilinen bu katkının kamu ihalelerindeki akıbeti ise aynı maddenin 8. fıkrasında düzenlenmiştir.

Fıkra metnine göre, 4734 sayılı Kanun’un 2. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde sayılan idareler tarafından ilgili mevzuatı uyarınca yapılan ve sözleşmesinde fiyat farkı ödeneceği öngörülen hizmet alımlarında, ihale dokümanında personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatinin tamamının idarede kullanılmasının öngörüldüğü işçilikler için birinci fıkra uyarınca Hazine tarafından karşılanacak tutarlar bu idarelerce işverenlerin hakedişinden kesilir.

Hükmün yapısından kesintinin şartları şöyle sıralanabilir:

  1. Hizmet alımının 4734 sayılı Kanun’un 2/1-(a), (b), (c) veya (d) bentlerindeki bir idare tarafından yapılması,
  2. Sözleşmede fiyat farkı ödeneceğinin öngörülmesi,
  3. İhale dokümanında personel sayısının belirlenmiş olması,
  4. Haftalık çalışma saatinin tamamının idarede kullanılmasının öngörülmesi.

Hukuk Genel Kurulu somut olayda; taraflar arasında hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede fiyat farkı ödeneceğinin kararlaştırıldığını ve ihale dokümanında personel sayısının belirlendiğini tespit ederek geçici 68/8. maddenin uygulama alanı bulacağı sonucuna varmıştır. İdarenin savunmasında ileri sürülen “idari şartnamede fiyat farkı ödenmeyeceği” iddiası, Genel Kurulun belirleyici gördüğü olgular arasında yer almamıştır; karar, sözleşmenin 14.2. maddesindeki fiyat farkı hükmüne dayanmaktadır.

⚖️ Fiyat farkı alan yükleniciye ikinci destek yok

Kararın en kısa ama en belirleyici kısmı, Genel Kurulun yüklenicinin konumuna ilişkin iki tespitidir.

Birinci tespit: Davacı yüklenici, basiretli tacir gibi hareket ederek asgari ücretlerdeki artışları öngörmek suretiyle teklifte bulunmalıdır.

İkinci tespit: Sözleşme gereğince fiyat farkı alan davacının, 5510 sayılı Kanun’un geçici 68/8. maddesine aykırı şekilde talepte bulunması doğru değildir.

Kararda ayrıca açıklanmamakla birlikte, bu iki tespit birlikte okunduğunda hükmün mantığı şöyle özetlenebilir: Fiyat farkı öngörülen sözleşmelerde maliyet artışları zaten fiyat farkı mekanizmasıyla yükleniciye yansıtılmaktadır. Aynı işçilik için Hazinece karşılanan tutarın ayrıca yüklenicide kalması, idare açısından aynı maliyet kalemi için iki kez katlanmak anlamına gelecektir. İdarenin temyiz dilekçesinde dile getirilen “ihale bedelinin içinde işçi alacaklarının da bulunduğu ve mükerrer ödeme yapılamayacağı” itirazı da bu çerçevede anlam kazanmaktadır.

Bölge adliye mahkemesinin direnme gerekçesi, desteğin özel sektöre teşvik amacı taşıdığı düşüncesine dayanıyordu. Hukuk Genel Kurulu ise teşvikin amacından değil, kanunun bu teşvikin kamu ihalelerindeki akıbetini açıkça düzenleyen özel hükmünden hareket etmiştir. Sonuçta bölge adliye mahkemesince kesintinin yasal düzenlemelere ve hukuka uygun olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ve direnme kararı HMK 371 uyarınca bozulmuştur. Dosya, HMK 373/2 uyarınca bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir.

📎 Karar metni: Hukuk Genel Kurulu kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde doğrulanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir.

🧭 Kararın kapsamı ve sınırları

Kararın hangi durumları kapsadığını belirlerken şu noktalar öne çıkmaktadır:

  • Karar, sözleşmesinde fiyat farkı öngörülen ve ihale dokümanında personel sayısı belirlenen bir kamu hizmet alımına ilişkindir. Geçici 68/8. maddedeki şartlardan biri bulunmayan sözleşmeler bu kararın doğrudan kapsamında değildir.
  • Uyuşmazlık idare ile yüklenici arasındadır; işçilerin ücret veya sosyal güvenlik haklarına ilişkin bir tespit içermez.
  • Karar, avans faizi, vekâlet ücreti ve bilirkişi seçimine ilişkin temyiz itirazlarını incelememiştir; bunlar bozma nedeniyle şimdilik incelenmeye yer olmayan konular arasında kalmıştır.
  • Geçici 68. madde 2016 yılına ilişkin bir destek düzenlemektedir. Sözleşme ise 21.12.2016 tarihinde 36 ay süreyle imzalanmıştır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, geçici 68/8. maddenin “sözleşme dönemi için” uygulanmasının kanunun amacına uygun olduğunu belirtmiş; Hukuk Genel Kurulu da bu bozma kararını benimsemiştir.

Sonradan yapılan bir kesintinin hukuka uygunluğunu farklı bir alanda ele alan Hukuk Genel Kurulu kararı için ticari krediye sonradan KKDF yazısı da incelenebilir.

❓ Sık sorulanlar

Asgari ücret desteği her kamu ihalesinde hakedişten kesilir mi?

Karar bu kadar geniş değildir. Geçici 68/8. maddeye göre kesinti; 4734 sayılı Kanun’un 2/1-(a)-(d) bentlerindeki idarelerce yapılan, sözleşmesinde fiyat farkı öngörülen, ihale dokümanında personel sayısı belirlenen ve haftalık çalışma saatinin tamamının idarede kullanılması öngörülen işçilikler için söz konusudur. Somut olayda Genel Kurul bu şartların bulunduğunu kabul etmiştir.

Desteğin teşvik amaçlı olması kesintiyi engellemez mi?

Bölge adliye mahkemesi bu görüşteydi. Hukuk Genel Kurulu ise kanunun, fiyat farkı öngörülen hizmet alımlarında Hazinece karşılanan tutarın hakedişten kesileceğini açıkça düzenlediğini esas almıştır. Genel Kurula göre fiyat farkı alan yüklenicinin bu hükme aykırı talepte bulunması doğru değildir.

Kararda işçilerin hakları hakkında bir tespit var mı?

Hayır. Dava, idare ile yüklenici arasındaki rücuen alacak davasıdır. Genel Kurul yalnızca hizmet alım sözleşmesinde işçi ücretinden yüklenicinin sorumlu olduğunu, idare ile yüklenici arasındaki ilişkide sözleşmenin uygulanacağını belirtmiştir.

Bozmadan sonra dosyada ne olacak?

Dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir. Hukuk Genel Kurulu, kesintinin hukuka uygun olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Faiz, vekâlet ücreti ve bilirkişiye ilişkin itirazlar bu aşamada incelenmemiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olgulara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan dava, cevap, ilk derece, istinaf ve Özel Daire kararlarının özetine dayanır. Karar bir direnme kararının bozulmasına ilişkindir; dosyanın bölge adliye mahkemesindeki sonucu ve faiz, vekâlet ücreti gibi diğer temyiz itirazları hakkında bir hüküm içermez. Sözleşme hükümleri, ihale dokümanı ve uygulanacak destek düzenlemesi farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu