Dekonttaki Borç İkrarı ve Faiz – Yargıtay HGK 2026/254

Elden verilen bir borç çoğu zaman sözleşmeyle değil, banka dekontunun altına düşülen birkaç satırlık bir notla belgelenir. “Şu tarihte ödenmek üzere borç olarak aldım” cümlesi ve bir imza, icra takibinde sanıldığından çok daha fazla iş görebilir. Bu not, itirazın kaldırılması yoluna elverişli bir belge sayılabilir mi? Notta yazan ödeme tarihi, alacaklıya takipten önceki dönem için faiz isteme hakkı verir mi? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 1.250.000 TL’lik bir borç için başlatılan ilamsız takipte bu iki soruyu birlikte yanıtlamıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 15.04.2026 tarihli ve E.2025/404, K.2026/254 sayılı kararıyla, banka dekontunun altına yazılan ve ödeme tarihini açıkça gösteren borç ikrarının vadeyi belirlediğini, bu nedenle borçlunun ayrıca ihtara gerek olmaksızın o tarihte temerrüde düştüğünü kabul etmiştir. Kurul, takip öncesi işlemiş faiz yönünden de itirazın kaldırılmasına karar veren icra mahkemesinin direnme kararını oy çokluğuyla onamıştır.
🧾 Dekontun altındaki not: takibin dayanağı
Uyuşmazlığın merkezinde 30.01.2020 tarihli, 1.250.000 TL tutarlı bir banka dekontu bulunmaktadır. Karar metnine göre dekontun üzerine şu ibare yazılmıştır: 28.02.2020 tarihinde bir limited şirkete ödenmek üzere dekonttaki 1.250.000 TL’nin borç olarak elden alındığı. İbarenin altında borçlunun imzası yer almaktadır.
Alacaklı vekili 14.12.2021 tarihinde elektronik ortamda takip talebinde bulunmuş, iki dakika sonra da dekontu UYAP üzerinden dosyaya eklemiştir. Borçluya örnek 7 numaralı ödeme emri tebliğ edilmiş; borçlu vekili süresi içinde borca, fer’ilere, faize ve faiz oranına itiraz etmiştir. Takip durunca alacaklı, İİK m.68 uyarınca itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvurmuştur.
Borçlu tarafın savunması iki eksende toplanmıştır: Takip talebinde belgeye dayanılmadığı ve belgenin ödeme emriyle tebliğ edilmediği; ayrıca dekont üzerindeki notun imzası ikrar edilmiş adi senet niteliği taşımadığı. Temyiz aşamasında buna, ticari nitelik taşımayan tüketim ödüncünde kararlaştırılmadıkça faiz istenemeyeceği ve ödeme gününün alacaklı tarafından tek taraflı belirlendiği itirazları eklenmiştir.
🏛️ İcra mahkemesinden Hukuk Genel Kuruluna
- İcra mahkemesi (05.10.2022, 2022/2 E. – 2022/658 K.): Bilirkişi raporunda 1.250.000 TL asıl alacak ve 201.883,56 TL işlemiş faiz hesaplanmış, takip tarihinden sonrası için yıllık %9 yasal faiz oranı belirtilmiş ve talepte fazlalık olmadığı bildirilmiştir. Mahkeme dekont altındaki yazıyı borç ikrarı içeren, imzası ikrar edilmiş adi senet saymış; itirazın kesin olarak kaldırılmasına ve asıl alacak üzerinden %20 icra inkâr tazminatına hükmetmiştir.
- Bölge adliye mahkemesi (29.11.2023, 2022/3639 E. – 2023/2530 K.): Belgenin takip talebiyle aynı gün dosyaya sunulduğunu, tebliğ mazbatasında ödeme emrinin eki olarak gösterildiğini, borçlunun imzayı açıkça inkâr etmediğini tespit ederek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (13.06.2024, 2024/1114 E. – 2024/6266 K.): Borçlunun diğer temyiz itirazlarını reddetmiş; ancak dekontta vade bulunmadığı ve TBK m.117’ye göre temerrüt ihtarı da yapılmadığı gerekçesiyle, takip öncesi işlemiş faize yönelik itirazın kaldırılması talebinin reddi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.
- Direnme (2024/439 E. – 2025/25 K.): İcra mahkemesi, belgede 28.02.2020 tarihinde ödeme yapılacağının açıkça yazıldığını ve borçlunun imzasının bulunduğunu, dolayısıyla işlemiş faiz istenebileceğini belirterek önceki kararında direnmiştir.
Böylece uyuşmazlık, belgenin niteliğinden değil yalnızca faizin başlangıç tarihinden ibaret hâle gelmiştir. Kurul da, takip dayanağı belgenin varlığı ve tebliğine ilişkin itirazların Özel Dairece reddedildiğini ve bu hususun Daire ile bölge adliye mahkemesi arasında uyuşmazlık konusu olmadığını açıkça belirtmiştir.
📅 Asıl tartışma: vade var mı, yok mu?
Hukuk Genel Kurulu uyuşmazlığı, takip dayanağı belgede vadenin belirlenip belirlenmediği ve buna göre takipte işlemiş faiz istenip istenemeyeceği olarak tanımlamıştır. Kurul bu soruyu yanıtlarken TBK’daki ifa zamanı ve temerrüt kurallarını ayrıntılı biçimde ele almıştır.
TBK m.117/1’e göre muaccel bir borcun borçlusu, kural olarak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Ancak aynı maddenin ikinci fıkrası, borcun ifa edileceği gün taraflarca birlikte belirlenmişse, bu günün geçmesiyle borçlunun ihtara gerek olmadan temerrüde düşeceğini öngörür. Kurul, doktrindeki ayrıma da başvurarak vadeyi üçe ayırmıştır:
- Olağan vade: Borcun muaccel olduğu anı gösterir; temerrüt için ayrıca ihtar gerekir.
- Belirli vade: Hem muacceliyeti hem de ihtarsız temerrüt anını ifade eder.
- Kesin vade: Vadenin dolmasıyla borçlu ihtar olmaksızın temerrüde düşer.
Kurula göre borçlu ifayı belirli bir vadede yapmakla yükümlüyse ihtara gerek yoktur; kararlaştırılan tarihte ifa etmezse kendiliğinden temerrüde düşer ve para borçlarında temerrüt faizi ödemekle yükümlü olur. Somut olayda dekont üzerindeki “28.02.2020 tarihinde … ödenmek üzere” ibaresi, bu tarihin vade olarak belirlendiğini göstermektedir. Kurul bu nedenle 12. Hukuk Dairesinin “dekontta vade yok” tespitine katılmamıştır.
📑 İİK m.68 kapsamında belgenin gücü
İtirazın kaldırılması, teknik anlamda bir dava değildir. Kurulun ifadesiyle, borçlunun itirazıyla duran ilamsız takibe yine ilamsız icra prosedürü içinde devam edilmesini sağlayan bir yoldur ve alacaklı alacağını yalnızca İİK m.68/1’de sayılan belgelerle ispat edebilir. Bu belgeler; imzası ikrar veya noterce tasdik edilen borç ikrarını içeren senet ile resmî daire ve yetkili makamların usulüne göre verdikleri makbuz veya belgelerdir.
Kurul ayrıca takip hukukunun belgeye ilişkin usul kurallarını hatırlatmıştır:
- İİK m.58/3’e göre alacak belgeye dayanıyorsa belgenin aslı veya onaylı örnekleri takip talebiyle birlikte icra dairesine verilmelidir.
- İİK m.61 uyarınca belgenin tasdikli örneği ödeme emrine bağlanır.
- Belge takip talebine eklenmemiş veya ödeme emriyle tebliğ edilmemişse borçlu, ödeme emrinin iptalini şikâyet yoluyla isteyebilir.
Bu dosyada bölge adliye mahkemesi, borçlunun belgenin tebliğ edilmediğine ilişkin bir şikâyet yoluna başvurduğunun ileri sürülmediğini ve imzanın açıkça inkâr edilmediğini tespit etmiştir. İİK m.68/2’ye göre borçlu itirazını haklı gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir. Talebin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde ise borçlu, alacaklının talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir (İİK m.68, son fıkra).
🔨 Kurulun hükmü ve karşı görüş
Hukuk Genel Kurulu, takibe dayanak belgede kesin bir vade belirlendiğini ve bu nedenle borçluya temerrüt ihtarı gerekmediğini kabul etmiştir. Sonuç olarak işlemiş faize yönelik itirazın da kaldırılmasına karar veren direnme kararını usul ve yasaya uygun bulmuş; borçlu vekilinin temyiz itirazlarını reddederek direnme kararını onamıştır. Karar oy çokluğuyla ve kesin olarak verilmiştir.
Görüşmeler sırasında dile getirilen karşı görüş de karar metnine yansımıştır. Bu görüşe göre takip talebinde belgeye dayanılmamış, belge ödeme emriyle birlikte borçluya tebliğ edilmemiştir; UYAP sistemine belge eklenmesi sonucu değiştirmez ve bu durumda işlemiş faiz istenemeyeceğinden direnme kararı bu değişik gerekçeyle bozulmalıdır. Kurul çoğunluğu bu görüşü benimsememiştir.
Karşı görüşün varlığı, elektronik ortamda yapılan takiplerde belgenin takip talebinden birkaç dakika sonra sisteme eklenmesinin tartışmaya açık olduğunu göstermektedir. Çoğunluk ise bu hususun Özel Dairece zaten reddedildiğini ve direnme konusu olmadığını esas almıştır.
💡 Alacaklı ve borçlu açısından çıkarımlar
Kararın uygulamaya yansıyan yönleri şöyle sıralanabilir:
- Kısa bir not bile belge olabilir: Banka dekontunun altına yazılan ve imzalanan “borç olarak aldım” ibaresi, bu dosyada İİK m.68/1 kapsamında borç ikrarı içeren adi senet olarak kabul edilmiştir.
- Ödeme tarihi temerrüdü belirler: Belgede ödeme günü açıkça yazılıysa, Kurul bu tarihi vade saymış ve temerrüdün ihtara gerek olmadan o gün gerçekleştiğini kabul etmiştir. Bu durumda faiz, takip tarihinden değil vade tarihinden işlemeye başlar.
- Vade yazılı değilse tablo değişir: 12. Hukuk Dairesinin bozma gerekçesi, vade içermeyen ve ihtarla desteklenmeyen belgelerde borçlunun ancak takip tarihinde temerrüde düşmüş sayılacağı yönündeki yerleşik yaklaşımı yansıtmaktadır.
- Belge–tebliğ ilişkisi hâlâ önemlidir: Karşı görüş, belgenin takip talebine eklenmesi ve ödeme emriyle tebliği meselesinin elektronik takiplerde tartışmalı olmaya devam ettiğini göstermektedir.
İcra takiplerinde belgenin niteliğine ilişkin serideki diğer kararlar da bu çerçeveyi tamamlar. Takip dayanağı senetteki imzanın incelenmesine ilişkin sahte bonoda icra mahkemesi ve Adli Tıp raporu kararı ile temerrüt tarihinin belirlenmesine dair iade taahhüdünde temerrüt ve faiz kararı bu açıdan incelenebilir.
❓ Sorular ve yanıtlar
Hukuk Genel Kurulu hangi konuda Özel Daireden ayrıldı?
Yalnızca takip öncesi işlemiş faiz konusunda. 12. Hukuk Dairesi dekontta vade bulunmadığını ve borçlunun takip tarihinde temerrüde düştüğünü kabul etmişti. Kurul ise dekont üzerindeki “28.02.2020 tarihinde ödenmek üzere” ibaresini kesin vade olarak değerlendirmiş ve bu tarihten itibaren faiz istenebileceğini kabul etmiştir.
İtirazın kaldırılması ile itirazın iptali davası arasındaki fark nedir?
Kararda belirtildiği üzere itirazın kaldırılması teknik anlamda dava değildir; icra mahkemesinde görülür ve alacaklı alacağını yalnızca İİK m.68/1’de sayılan belgelerle ispat edebilir. İtirazın iptali davası ise İİK m.67 uyarınca genel mahkemede açılır ve her türlü delille ispat imkânı sunar. Alacaklı, duran takibe devam edebilmek için bu iki yoldan birini seçebilir.
Borçlu bu dosyada icra inkâr tazminatına mahkûm edildi mi?
İlk derece mahkemesi, itirazın kesin olarak kaldırılmasıyla birlikte takibe konu asıl alacak üzerinden %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmetmiştir. İİK m.68’in son fıkrasına göre borçlu menfi tespit veya istirdat davası açarsa hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar ertelenir ve dava lehine sonuçlanan taraf için tazminat kalkar.
Bu karara karşı başka bir kanun yolu var mı?
Karar metninde, Hukuk Genel Kurulunun direnme kararını onarken oy çokluğuyla ve kesin olarak karar verdiği belirtilmiştir. Dolayısıyla itirazın kaldırılması yönünden olağan kanun yolları tükenmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yayımlanmış direnme kararını onama kararından derlenmiştir. Tutarlar ve tarihler karar metninden aktarılmış, taraf bilgilerine yer verilmemiştir. Her takip dosyası kendi belgeleri ve somut olgularıyla değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



