BAM Bozma Kararı Temyiz Edilemez – Yargıtay CGK 2026/338

İstinaf mahkemesi, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmünü kendi yeniden yargılama yapmak yerine “bozup” dosyayı geri gönderirse ne olur? Kanun, bölge adliye mahkemesine bozma yetkisini yalnızca birkaç dar hâlde tanır. Bu sınır aşıldığında Yargıtay temyiz yoluyla müdahale edebilir mi? Bir avukatın “aslı gibidir” onayından doğan ceza davasında bu soru, Yargıtay 7. Ceza Dairesi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığını karşı karşıya getirmiş; son sözü Ceza Genel Kurulu söylemiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 03.06.2026 tarihli ve E.2024/330, K.2026/338 sayılı kararıyla, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma kararlarına karşı temyiz yoluna başvurulamayacağını kabul etmiş, Özel Dairenin bu yöndeki bozma kararını kaldırarak bozma kararına yönelik temyiz istemlerini CMK m.298/1 uyarınca oy birliğiyle reddetmiştir.
📄 Aslı gibidir onayı ve ilk hüküm
Avukatlık Kanunu m.56, avukata takip ettiği işlerde, aslı kendisinde bulunan belgelerin örneklerini bizzat onaylayarak yargı mercilerine verme imkânı tanır. Aynı maddenin üçüncü fıkrası ise bu yetkinin karşılığını ceza hükmüyle bağlar: aslı olmayan vekâletname veya diğer kâğıt ve belgelerin örneğini onaylayan ya da aslına aykırı örnek veren avukat, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Olayda sanık avukatın, bir asliye hukuk mahkemesi dosyasına sunulan bir sözleşme örneğini, aslı bulunmadığı hâlde “aslı gibidir” şerhiyle onayladığı iddia edilmiştir. Sanık savunmasında, belgenin kendisine renkli fotokopi olarak verildiğini ileri sürmüştür. Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi 20.02.2019 tarihli kararıyla sanığı, TCK m.62’deki takdiri indirimi de uygulayarak 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırmış ve hak yoksunluğuna hükmetmiştir. Hükmü hem sanık müdafii hem katılan vekili istinaf etmiştir.
🔁 İstinafın kanunda olmayan bozması
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesi, 16.02.2021 tarihli kararıyla (E.2020/2207, K.2021/652) duruşma açmadan hükmü bozmuş ve dosyayı ilk derece mahkemesine geri göndermiştir. Bozma nedenleri şunlardır:
- Büyükşehir sınırları içindeki bir tanığın, CMK m.180’deki yasağa rağmen talimat yoluyla dinlenmesi ve hükmün bu beyana dayandırılması,
- Suça konu belgenin ıslak imzalı aslının getirtilip duruşmada incelenmemesi, iğfal kabiliyetinin tartışılmaması,
- Delil olabilecek bir soruşturma dosyası ile hukuk dosyasının onaylı suretlerinin getirtilmemesi,
- Gerekçede sanığın özen yükümlülüğünü ihlal ettiğinden söz edilerek kasıtlı suçla bağdaşmayan ifadeler kullanılması, böylece hüküm ile gerekçe arasında çelişki yaratılması.
Dikkat çeken nokta, bu nedenlerin hiçbirinin CMK m.280/1-e ve f bentlerinde sayılan bozma hâllerinden olmamasıdır. Kanuna göre istinaf mahkemesi ancak CMK m.289’daki bir hukuka aykırılık bulunduğunda ya da soruşturma veya kovuşturma şartı gerçekleşmemiş, önödeme veya uzlaştırma uygulanmamış ya da davanın başka bir davayla birlikte yürütülmesi zorunlu ise bozma kararı verebilir. Diğer hâllerde CMK m.280/1-g uyarınca davanın yeniden görülmesine karar vermesi gerekir.
Dosyanın döndüğü Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi 18.10.2021 tarihinde eksiklikleri tamamlayarak sanığa yine 2 yıl 6 ay hapis cezası vermiştir. Bu kez sanık müdafiinin istinaf başvurusu aynı istinaf dairesince 08.06.2022 tarihinde esastan reddedilmiş ve karar “kesin” olarak nitelendirilmiştir.
⚖️ Özel Dairenin iki aşamalı müdahalesi
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyizi üzerine dosya Yargıtay 7. Ceza Dairesine gelmiştir. Daire önce 13.06.2023 tarihinde, Avukatlık Kanunu m.59’a eklenen beşinci fıkra nedeniyle avukatın görevinden doğan suçlarda CMK m.286/2’deki temyiz sınırlarının uygulanmadığını, kararın “kesin” denilerek tarafların kanun yolu konusunda yanıltıldığını belirtmiş ve temyiz imkânının taraflara bildirilmesi için dosyayı geri çevirmiştir. Bunun ardından sanık müdafii de kararı temyiz etmiştir.
Daire 05.12.2023 tarihinde ve oy çokluğuyla daha ileri bir sonuca varmıştır. Çoğunluğa göre istinaf dairesinin kanuni dayanağı olmayan bozma kararı ve buna bağlı yeniden verilen mahkûmiyete hukuken geçerlilik tanınamazdı; temyizen incelenmesi gereken karar, doğrudan 16.02.2021 tarihli bozma kararıydı. Daire bu bozma kararını, istinaf mahkemesinin yeniden hüküm kurması gerektiğini gözetmediği için bozmuş ve dosyayı istinaf dairesine göndermiştir.
İki üye karşı oyunda, işin esasına ilişkin bir hüküm olmayan bozma kararının CMK m.286/1 karşısında temyize konu edilemeyeceğini, dosyanın incelenmeksizin istinaf dairesine iade edilmesi gerektiğini savunmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da bu çizgide itiraz etmiş, Daire itirazı yerinde görmeyince dosya Ceza Genel Kuruluna gelmiştir.
🏛️ Ceza Genel Kurulunun çözümü
Genel Kurul uyuşmazlığı tek bir soruya indirgemiştir: Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma kararlarına karşı temyiz yoluna başvurulabilir mi? Cevap olumsuzdur. Gerekçenin ana halkaları şöyle özetlenebilir:
- CMK m.286/1’e göre bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin “bozma dışında kalan” hükümleri temyiz edilebilir. Kanunun açık metni, bozma kararlarını temyiz dışında bırakmaktadır.
- CMK m.284, itiraz ve temyize ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, bölge adliye mahkemesi kararlarına direnilemeyeceğini ve bunlara karşı başka bir kanun yoluna gidilemeyeceğini öngörür.
- Bölge adliye mahkemesi kural olarak bir ıslah mahkemesidir; sınırlı bozma yetkisi, makul sürede yargılanma hakkına hizmet eden istisnai bir yetkidir.
- Genel Kurulun 2025 tarihli kararlarında, kanuni dayanağı olmayan bozma kararları ile bunlara dayanılarak verilen ilk derece kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul” oldukları ve hükümsüz sayılmaları gerektiği tespit edilmiştir. 07.01.2026 tarihli Genel Kurul kararında ise usulüne uygun bozma kararlarının CMK m.308/A’daki itiraza da konu olamayacağı benimsenmiştir.
- Bozma kararının hukuki statüsü bu şekilde belirlenmiş olduğundan, CMK m.286/1’in açıklığı karşısında bu kararların hukuka uygunluğu temyiz yoluyla denetlenemez.
Sonuç olarak Genel Kurul, Başsavcılık itirazını değişik gerekçeyle kabul etmiş, 7. Ceza Dairesinin 05.12.2023 tarihli bozma kararını kaldırmış, sanık müdafii ile Cumhuriyet savcısının 16.02.2021 tarihli bozma kararına yönelik temyiz istemlerini CMK m.298/1 uyarınca reddetmiş ve dosyayı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Başsavcılığa tevdi etmiştir.
🧭 Kanun yolu çerçevesi
Kararın anlaşılması için istinaf mahkemesinin karar seçeneklerini yan yana koymak yararlıdır:
- Esastan ret (CMK m.280/1-a ila d): Hüküm hukuka uygunsa veya bazı aykırılıklar düzeltilerek giderilebiliyorsa verilir. Bu karar, CMK m.286/2’deki sınırlar içinde kalmadıkça temyiz edilebilir.
- Bozma (CMK m.280/1-e ve f): Yalnızca CMK m.289’daki hukuka aykırılıklar ile kovuşturma şartı, önödeme, uzlaştırma ve birlikte yürütme zorunluluğu hâllerinde mümkündür. Kanun, bu kararlara karşı ilk derece mahkemesine direnme hakkı tanımaz.
- Yeniden görülme (CMK m.280/1-g): Diğer bütün hâllerde istinaf mahkemesi duruşma açar; sonunda başvuruyu esastan reddeder ya da ilk derece hükmünü kaldırarak yeni hüküm kurar (CMK m.280/2).
Somut dosyada istinaf dairesinin gösterdiği tanık dinleme, belge aslının incelenmesi ve gerekçe çelişkisi gibi nedenler üçüncü gruba girmekteydi; yani dairenin duruşma açarak kendisinin hüküm kurması gerekirdi. Bozma kararının kanuni dayanaktan yoksun olduğu konusunda bir ayrışma yoktur. Ayrışma, bu yanlışlığın hangi yolla ele alınacağına ilişkindir. Genel Kurul, yanlışlığın varlığını teslim etmekle birlikte, kanunun kapattığı bir kanun yolunun bu gerekçeyle açılamayacağını kabul etmiştir.
İstinaf dairesinin bozma yetkisinin sınırları sitede daha önce zorunlu müdafi bulunmayan dosyada istinafın bozma yetkisi yazısında ele alınmıştı. O kararda zorunlu müdafi eksikliğinin bozma hâlleri arasında yer alıp almadığı tartışılmış; bu kararda ise sınır dışında verilmiş bir bozma kararına karşı hangi kanun yolunun açık olduğu sorusu cevaplanmıştır.
🆕 Avukat suçlarında temyiz istisnası
Dosyanın Yargıtay’a ulaşmasını sağlayan düzenleme, 7249 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle Avukatlık Kanunu m.59’a eklenen beşinci fıkradır. Bu fıkraya göre avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairesi kararları hakkında CMK m.286/2 uygulanmaz. Başka bir anlatımla, ceza miktarı nedeniyle normalde temyiz edilemeyecek bir istinaf kararı, sanık avukat olduğunda ve suç görevden doğduğunda temyize açılır.
Ceza Genel Kurulu kararı bu istisnanın sınırını da dolaylı olarak göstermektedir: Avukatlık Kanunu m.59/5 yalnızca CMK m.286’nın ikinci fıkrasını devre dışı bırakır. Bozma kararlarını temyiz dışında tutan birinci fıkra ise avukat sanıklar bakımından da uygulanmaya devam eder. Bu nedenle somut dosyada temyiz imkânı, istinaf dairesinin 2021 tarihli bozma kararına uzanmamıştır.
Kararda, bozma kararına yönelik temyiz reddedildikten sonra 08.06.2022 tarihli esastan ret kararının nasıl değerlendirileceği ayrıca açıklanmamış; dosyanın yalnızca istinaf dairesine gönderilmek üzere Başsavcılığa tevdiine karar verilmiştir.
❓ Sık sorulanlar
Genel Kurul, istinaf dairesinin bozma kararını hukuka uygun mu buldu?
Hayır. Genel Kurul, istinaf mahkemelerinin kanunun tanımadığı bir yetkiyle bozma kararı verebildiğini açıkça eleştirmiş ve önceki kararlarında bu tür kararları hükümsüz saydığını hatırlatmıştır. Ancak bu tespit, CMK m.286/1 ile kapatılan temyiz yolunu açmaya yetmemiştir.
Özel Daire ile Genel Kurulun asıl farkı neydi?
7. Ceza Dairesi çoğunluğu, yetkisiz bozma kararını temyiz incelemesine konu ederek bozmuştur. Genel Kurul ise aynı sorunu kanun yolu açısından ele almış; bozma kararının temyiz edilemeyeceğini, dolayısıyla Özel Dairenin bu karar üzerinde inceleme yapamayacağını kabul etmiştir. Bu nedenle itiraz “değişik gerekçeyle” kabul edilmiştir.
Usulüne uygun bir istinaf bozmasına itiraz edilebilir mi?
Kararda aktarılan 07.01.2026 tarihli Genel Kurul kararına göre, bölge adliye mahkemesinin usulüne uygun bozma kararları CMK m.308/A’daki itiraza da konu olamaz. Kanun bu kararlara karşı ilk derece mahkemesine direnme hakkı da tanımamıştır (CMK m.284).
Avukatlık Kanunu m.56/3’teki suçun cezası nedir?
Kanun üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası öngörür. Somut dosyada verilen 2 yıl 6 ay hapis cezası, TCK m.62’deki takdiri indirimin uygulanmasıyla belirlenmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer Yargıtay kararları ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan mahkeme kararları ve kabullerine dayanır; sanık ve tanıkların kimliği kaynakta anonimdir. Ceza Genel Kurulu, sanığın atılı suçu işleyip işlemediğini incelememiş; yalnızca bozma kararına karşı temyiz yolunun açık olup olmadığını karara bağlamıştır. Kanun maddeleri yazının hazırlandığı tarihteki metinleriyle aktarılmıştır. Farklı usul aşamalarındaki dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



