Ceza HukukuEmsal KararlarForex Hukuku

Sahte Borsa Aracı Kurum Sitesi – Yargıtay 11. CD 2026/4536

Bir soruşturma dosyasında en belirleyici cümle bazen iddianame değil, takipsizlik kararının gerekçesidir. “Kişinin kendi iradesiyle bir başkasına yatırım için para göndermesi kendi sorumluluğundadır” cümlesi kabul edildiğinde dosya kapanır; şüpheliler hiç ifade vermeden, para izi hiç sürülmeden soruşturma biter. Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 27.04.2026 tarihli ve E.2026/257, K.2026/4536 sayılı kararında bu cümleyi “hatalı gerekçe” olarak nitelendirmiş ve kesinleşmiş kararı kanun yararına bozmuştur.

Dosyanın ayırt edici yönü, mağdurun karşısına çıkan yapının sıradan bir sosyal medya hesabı değil, tanınmış bir bankanın internet adresinin uzantısı gibi görünen bir site ve “devlet bankası güvencesiyle lisanslı borsa aracı kurumu” iddiası olmasıdır.

Kısa özet: Şikâyetçi, internet reklamları üzerinden bir bankanın adresinin uzantısı gibi görünen siteye girmiş; kendilerini o bankanın yan kuruluşu ve lisanslı borsa aracı kurumu olarak tanıtan kişilerin yönlendirmesiyle bir ödeme hizmetleri şirketine 5.000,00 TL, bir bilişim şirketine toplam 10.000,00 USD göndermiştir. Paranın çekilmesi istendiğinde önce altı ay bekleme, sonra 157.800,00 TL “vergi” talep edilmiştir. Başsavcılık, hilenin bulunmadığı ve yatırımın kişinin kendi sorumluluğunda olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiş; sulh ceza hâkimliği itirazı reddetmiştir. Daire, ifade alınmadan, ticaret sicili ve hesap hareketleri celbedilmeden verilen kararı eksik soruşturma sayarak 27.04.2026 tarihinde kanun yararına bozmuştur.

🖥️ Dosyaya yansıyan anlatım

Karara göre şikâyetçi 11.12.2023 tarihinde, internet reklamlarında tanınmış bir bankanın internet adresinin uzantısı gibi görünen bir siteye girmiştir. Sitede kendilerini o bankanın yan kuruluşu ve bu bağlamda devlet bankası güvencesi ile lisanslı bir borsa aracı kurumu gibi tanıtan firma çalışanlarıyla iletişim kurulmuştur.

Borsa yatırımı yapmak amacıyla bir ödeme hizmetleri anonim şirketine 5.000,00 TL, bir bilişim sanayi ve ticaret limited şirketine ise toplam 10.000,00 USD gönderilmiştir. Kararda dikkat çekilen bir ayrıntı, transferlerin açıklama kısmına gönderenin ad ve soyadı dışında başka bir şey yazılmaması yönünde şikâyetçiye telkinde bulunulmasıdır.

Bir süre sonra parasını çekmek isteyen şikâyetçiye, paranın “mevzuat gereği” altı ay süreyle çekilemeyeceği, altı ayın sonunda 32.000,00 USD olarak çekilebileceği, hemen çekilmek istenirse 157.800,00 TL tutarında verginin peşin ödenmesi gerektiği söylenmiştir. Kararda ayrıca ödeme hizmetleri şirketinin adresinin kapalı ve tabela şirketi mahiyetinde bulunduğu, firmanın kayıtlı ve lisanslı bir borsa aracı kurumu olmadığı belirtilmiştir.

⚖️ Takipsizliğin gerekçesi ve Dairenin nitelendirmesi

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı 15.05.2024 tarihli kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Karardaki gerekçe, Yargıtay kararında aynen aktarılmıştır: müştekinin kısa zamanda az miktarda parayla yüksek kazanç elde etme yönündeki eyleminde kaybetme ihtimali olduğunu bilmesi gerektiği, bu nedenle şüphelinin davranışlarının hile boyutuna varan nitelikli yalan olmadığı, tarafların kayıt dışı bir sisteme yatırım yaparken paranın tamamını kaybedebileceklerini göz önüne alarak yatırım yaptıkları, kişinin kendi iradesiyle bir başkasına yatırım için para göndermesinin kendi sorumluluğunda olduğu.

Küçükçekmece 1. Sulh Ceza Hâkimliği 26.08.2024 tarihli ve 2024/7516 Değişik İş sayılı kararıyla itirazı reddetmiş; karar, CMK’nın 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğundan aynı gün kesinleşmiştir. Daire, bu gerekçeyi kararında açıkça “hatalı gerekçe” olarak nitelendirmiştir.

📘 CMK 160, 172 ve 173 çerçevesi

Daire, değerlendirmesini üç madde üzerine kurmuştur. CMK’nın 160. maddesine göre Cumhuriyet savcısı, bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar; maddî gerçeğin araştırılması için adlî kolluk görevlileri marifetiyle şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına alır. CMK’nın 172. maddesi, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi hâlinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verileceğini düzenler.

CMK’nın 173. maddesi ise itiraz merciinin yetkilerini belirler. Kararda bu yetkiler üç başlıkta toplanmıştır: yeterli delil bulunmaması hâlinde itirazın reddi, yeterli delil bulunması hâlinde itirazın kabulü veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesi. Daireye göre ortada kanuna uygun bir soruşturma bulunmadığında üçüncü seçenek gündeme gelir.

🔍 Yapılması istenen araştırmalar

Daire, dosyada yapılmayan araştırmaları somut biçimde saymıştır:

  • Şüphelilerin ifadelerine başvurulması.
  • Ticaret sicil kayıtlarının celbi ile şirketlerin yetkilileri ve ortaklarının belirlenmesi.
  • Şirketlerin faal olup olmadığının, faal iseler faaliyet konularının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması.
  • Banka hesap hareketlerinin getirtilmesi.
  • Telefon görüşmesi yapılan hat kullanıcılarının açık kimlik ve adres bilgilerinin tespit edilmesi.
  • Dosyada mevcut yazışmaların incelenmesi.

Kararda bu araştırmaların sonucuna göre somut olayda dolandırıcılık ya da 6362 sayılı Kanun’a muhalefet suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının takdir ve tayin edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🏛️ Neden aynı anda 6362 sayılı Kanun?

Kararda soruşturmanın konusu “bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” olarak gösterilmiştir. Bununla birlikte Daire, araştırma sonucuna göre 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet suçunun da değerlendirilmesini istemiştir.

Bunun sebebi, dosyada yer alan firmanın kendisini lisanslı bir borsa aracı kurumu gibi tanıtmasıdır. Sermaye piyasasında izinsiz faaliyet, dolandırıcılıktan ayrı ve bağımsız bir suç tipidir; bir eylem aynı anda her iki başlığı da ilgilendirebilir. Aynı yaklaşımın görüldüğü bir başka karar için serideki izinsiz sermaye piyasası faaliyeti kararı incelenebilir.

📌 Karar ve etkisi

Adalet Bakanlığı 25.12.2025 tarihli yazısıyla CMK’nın 309/1. maddesi uyarınca kanun yararına bozma isteminde bulunmuş; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 08.01.2026 tarihli tebliğnamesiyle dosyayı Daireye göndermiştir. Daire, istemi kabul ederek sulh ceza hâkimliğinin kararını CMK’nın 309/3. maddesi gereği oy birliğiyle bozmuş ve dosyanın mahalline gönderilmesine karar vermiştir.

Kararın taşıdığı ölçüt şudur: yatırım sözleşmesinin kayıt dışı olması ve mağdurun riski üstlenmiş sayılması, hilenin yokluğu anlamına gelmez. Karşı tarafın kendisini lisanslı bir kuruluş gibi tanıtması, tabela şirketleri üzerinden para toplanması ve çekim aşamasında yeni ödeme talep edilmesi, hile değerlendirmesinin ancak araştırma sonrasında yapılabileceğini gösterir. Benzer bir çerçeve için aylık kâr vaadiyle toplanan para kararına da bakılabilir.

Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

Kararda “kendi sorumluluğundadır” gerekçesi neden reddedildi?

Daire bu ifadeyi hatalı gerekçe olarak nitelendirmiştir. Kararda, hilenin varlığı hakkında bir sonuca varılabilmesi için önce şüphelilerin ifadelerinin alınması, şirket kayıtlarının ve banka hesap hareketlerinin incelenmesi gerektiği; bu araştırmalar yapılmadan verilen kararın eksik soruşturmaya dayandığı belirtilmiştir.

Paranın çekilmesi için ek ödeme istenmesi kararda nasıl yer aldı?

Kararda, şikâyetçiden paranın kâr payıyla birlikte geri alınabilmesi için 157.800,00 TL daha yatırmasının istendiği ve şüphelilerin bu şekilde haksız menfaat elde ettiklerinin iddia olunduğu aktarılmıştır. Bu iddia, araştırma yapılmasını gerektiren olgular arasında sayılmıştır.

Sulh ceza hâkimliği itiraz üzerine neler yapabilir?

Kararda üç seçenek sayılmıştır: kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması hâlinde itirazın reddi, yeterli delil bulunması hâlinde itirazın kabulü, eksik soruşturma hâlinde ise CMK’nın 173/3. maddesi uyarınca soruşturmanın genişletilmesinin Cumhuriyet başsavcılığından istenmesi.

Bozma kararı şüphelilerin cezalandırılacağı anlamına gelir mi?

Hayır. Kanun yararına bozma, kesinleşen karardaki hukuka aykırılığın giderilmesini sağlar. Kararda dosyanın gerekli işlemlerin yapılması için mahalline gönderilmesine hükmedilmiştir; şüphelilerin hukuki durumu, sayılan araştırmaların sonucuna göre yeniden takdir edilecektir.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay 11. Ceza Dairesi kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Kanun yararına bozma kararı soruşturmayı kesin olarak sonuçlandırmaz. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu