Sermaye Artışıyla Gelen Hisse – Yargıtay 2. HD 2026/2577

Eşlerden biri şirketini evlenmeden ya da 2002’den önce kurmuşsa, o şirketteki payların tamamı boşanmada tasfiyenin dışında mı kalır? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, çok sayıda taşınmaz ve anonim şirket payının tasfiyeye konu olduğu bir mal rejimi davasında bu soruya ayrıntılı bir cevap vermiştir: Başlangıçtaki paylar kişisel mal olsa bile, 01.01.2002’den sonra evlilik birliği içinde yapılan sermaye artırımlarıyla gelen kısım, aksi ispat edilmedikçe edinilmiş mal sayılır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 05.03.2026 tarihli ve E.2025/10024, K.2026/2577 sayılı kararıyla, katkı payı, değer artış payı ve katılma alacağı istemli asıl davada bölge adliye mahkemesi kararını dört ayrı yönden bozmuş, birleşen dava yönünden ise kararı onamıştır. Karar oy birliğiyle verilmiştir.
📂 Davanın çerçevesi ve yargılama süreci
Karar metnine göre dava, İstanbul 1. Aile Mahkemesinin 2020/3 esas sayılı dosyasında görülmüş ve 2024/29 karar sayısıyla sonuçlanmıştır. Dava türü “katkı payı, değer artış payı ve katılma alacağı” olarak gösterilmiştir. Dosyada asıl ve birleşen olmak üzere iki dava bulunmaktadır; kararda dava tarihi 29.01.2010 olarak geçmektedir.
İstinaf incelemesini yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi, daha önce eksik araştırma ve inceleme gerekçesiyle bir “kaldırma ve gönderme” kararı vermiş; dosya ilk derece mahkemesine dönmüştür. İlk derece mahkemesi yeniden tahkikat işlemleri yapmış, kadın eş vekili 10.06.2024 tarihli dilekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda talebini artırmıştır. Bu dilekçede tasfiye konusu taşınmazlardan toplam 255.907.771,00 TL, şirket paylarından ise toplam 85.368.979,00 TL alacak istendiği belirtilmiştir.
Bölge adliye mahkemesinin 2025/327 esas ve 2025/884 karar sayılı kararı her iki tarafça temyiz edilmiştir. Yargıtay, erkek eşin asıl ve birleşen davaya ilişkin tüm temyiz itirazlarını yerinde görmemiş; kadın eşin itirazlarını ise dört noktada kabul etmiştir.
📊 Dört bozma nedeni tek tabloda
Asıl dava yönünden verilen bozma kararının dayanakları şunlardır:
- Talep miktarı: 10.06.2024 tarihli dilekçe ilk ıslah dilekçesi niteliğindedir; bölge adliye mahkemesi bu dilekçedeki talep miktarını gözetmeliydi.
- Sermaye artırımları: 2002 öncesinde kurulan ve payları o dönemde edinilen beş şirkette, 2004 ve 2005 yıllarında yapılan sermaye artırımları edinilmiş mal kabul edilerek değer artış payı veya katılma alacağı hesaplanmalıydı.
- Değerleme tarihi: Edinilmiş mal olduğu kabul edilen bir şirket payının değeri, dava tarihi olan 29.01.2010 esas alınarak değil, tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değeriyle belirlenmeliydi.
- Faiz başlangıcı: Katılma alacağına, tasfiyenin gerçekleştiği ilk derece mahkemesi karar tarihinden itibaren faiz yürütülmeliydi.
Birleşen dava yönünden ise bölge adliye mahkemesi kararı usul ve kanuna uygun bulunarak HMK m.370/1 uyarınca onanmıştır.
💼 Sermaye artırımı neden edinilmiş mal sayıldı?
Kararın en dikkat çekici bölümü, şirket paylarının niteliğine ilişkin değerlendirmedir. Daire önce bölge adliye mahkemesinin bir tespitini yerinde bulmuştur: Şirketlerin kuruluş tarihleri ve erkek eşin başlangıçtaki payları edinme tarihi 01.01.2002’den önce olduğundan, bu başlangıç payları kişisel maldır.
Ancak Daire, meselenin burada bitmediğini vurgulamıştır. Karar metnine göre ilgili şirketlerde 2004 ve 2005 yıllarında, yani 01.01.2002’den sonra ve evlilik birliği devam ederken sermaye artırımları yapılmıştır. Daireye göre:
- Karine gereği sermaye artışı yapılan kısımlar edinilmiş maldır.
- Diğer eş, bu kısım yönünden değer artış payı veya katılma alacağı talep edebilir.
- Sermaye artırımlarının edinilmiş maldan karşılanmadığı iddia ve ispat edilmedikçe, edinilmiş maldan karşılandığı kabul edilir.
Bu karine, Türk Medenî Kanunu’nun 222. maddesinin son fıkrasına dayanır: “Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.” Aynı maddenin ilk fıkrasına göre belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden de iddiasını ispatla yükümlüdür. Somut olayda erkek eşin, artırılan sermayenin kişisel mallarından karşılandığını ispat ettiğine dair bir tespit bulunmadığından karine işletilmiştir. Bölge adliye mahkemesinin bu şirketlerde yalnızca katkı payı alacağı tanıması bu nedenle hatalı bulunmuştur.
Kişisel mal savunmasının ispat yükünü inceleyen HGK 2025/646 sayılı karara ilişkin yazı ile kişisel mala yapılan ödemelerin tasfiyedeki yerini ele alan eşin payına ödenen kredi kararı, aynı karinenin farklı görünümlerini göstermektedir.
🧮 Değerleme anı ve faizin başlangıcı
Bozma nedenlerinden ikisi, hesaplamanın tekniğine ilişkindir.
Değerleme anı: Daire, edinilmiş mal niteliğindeki bir şirket payı için katılma alacağı hesaplanırken, malın mal rejiminin sona erdiği andaki durumunun (nitelik, seviye, aşama) esas alınacağını, ancak değerin tasfiye tarihindeki sürüm değerine göre belirleneceğini belirtmiştir. TMK m.235/1 de mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş malların tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılacağını düzenler. Bölge adliye mahkemesi ise payı dava tarihi olan 29.01.2010 değeriyle hesaplamış, bu yaklaşım bozma nedeni sayılmıştır.
Faiz: TMK m.239/3’e göre, aksine anlaşma yoksa tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür. Daire, somut dosyada sürüm değerinin ilk derece mahkemesi karar tarihine göre belirlendiğini ve tasfiyenin bu tarihte gerçekleştiğini tespit ederek artık değere katılma alacağına ilk derece mahkemesi karar tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini belirtmiştir.
📌 Kaldırma kararından sonra ıslah
Bozma nedenlerinin ilki usule ilişkindir. HMK m.176’ya göre aynı davada ancak bir kez ıslah yapılabilir; HMK m.177/2’ye göre ise bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine döndüğünde, mahkeme tahkikata ilişkin bir işlem yaparsa tahkikat sona erinceye kadar ıslah yapılabilir.
Daire, eksik araştırma gerekçesine dayalı kaldırma ve gönderme kararı nedeniyle daha önce yapılan ıslah işlemi de dâhil önceki usul işlemlerinin ortadan kalktığını kabul etmiştir. Kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesi tahkikat işlemleri yaptığından, 10.06.2024 tarihli talep artırım dilekçesi ilk ıslah dilekçesi niteliğinde sayılmıştır. Bölge adliye mahkemesinin bu dilekçedeki talep miktarını gözetmeden karar vermesi bozma nedeni yapılmıştır.
🆕 2002 eşiğinin pratik anlamı
Kararda sıkça geçen 01.01.2002 tarihi, Türk Medenî Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihtir. 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 10. maddesine göre, bu tarihten önce evlenmiş eşler arasında o tarihe kadar tâbi oldukları mal rejimi devam eder; eşler bir yıl içinde başka bir rejim seçmedikleri takdirde, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimini (edinilmiş mallara katılma) seçmiş sayılırlar.
Bu nedenle 2002 öncesinde evlenmiş eşlerin mal varlığı çoğu dosyada iki döneme ayrılarak incelenir. Karar, aynı şirket payının bile bu iki döneme göre parçalanabileceğini göstermektedir: Kuruluşta alınan paylar kişisel mal olarak kalırken, 2002 sonrasında sermaye artırımıyla eklenen kısım edinilmiş mal karinesine tâbi olmuştur. Şirket payları, sermaye artırımları ve bunların hangi kaynaktan karşılandığı, bu tür davalarda sonucu belirleyen başlıca olgular arasındadır.
❓ Sık sorulan sorular
2002 öncesinde kurulan şirketin payları tasfiyeye girer mi?
Bu kararda başlangıç payları kişisel mal kabul edilmiştir. Ancak 01.01.2002’den sonra evlilik birliği içinde yapılan sermaye artırımlarıyla gelen kısım, aksi ispat edilmedikçe edinilmiş mal sayılmış ve diğer eşin bu kısım üzerinden değer artış payı veya katılma alacağı talep edebileceği belirtilmiştir.
Sermaye artırımının kişisel maldan yapıldığını kim ispatlar?
TMK m.222/3’teki karine uyarınca bir eşin malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Kararda da sermaye artırımlarının, aksi iddia ve ispat edilemediği için edinilmiş maldan karşılandığı kabul edilmiştir; dolayısıyla kişisel mal iddiasını ispat yükü bu iddiayı ileri süren eştedir.
Şirket payının değeri hangi tarihe göre belirlenir?
Karara göre payın niteliği mal rejiminin sona erdiği andaki duruma göre belirlenir, değeri ise tasfiye tarihindeki sürüm değeriyle hesaplanır (TMK m.235/1). Dava tarihindeki değerin esas alınması bozma nedeni sayılmıştır.
Kaldırma kararından sonra ikinci kez ıslah yapılabilir mi?
Bu dosyada Daire, eksik araştırma gerekçesiyle verilen kaldırma kararı nedeniyle önceki ıslah dâhil usul işlemlerinin ortadan kalktığını ve ilk derece mahkemesi tahkikat işlemi yaptığı için sonradan verilen talep artırım dilekçesinin ilk ıslah sayılacağını kabul etmiştir (HMK m.177/2).
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer kararları Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan 2. Hukuk Dairesi karar metninden derlenmiştir. Karar bir bozma kararı olup dosyanın bölge adliye mahkemesindeki sonraki seyri karar metninden anlaşılmamaktadır. Mal rejiminin tasfiyesinde sonuç; evlilik ve edinme tarihlerine, mal rejimi seçimine, şirket paylarının ve sermaye artırımlarının hangi kaynaktan karşılandığına, değerleme tarihine ve ıslah durumuna göre her dosyada farklılık gösterebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



