Aile HukukuEmsal Kararlar

Eşin Payına Ödenen Kredi – Yargıtay 2. HD 2026/3750

Evlilik içinde satın alınan bir dairenin tapuda “yarı yarıya” eşler adına yazılması, çoğu ailede adil bir paylaşım olarak görülür ve konu orada kapanmış sayılır. Oysa tapudaki eşit görüntü, taşınmazın bedelinin gerçekte kim tarafından, hangi paralarla ve hangi tarihe kadar ödendiğini göstermez. Özellikle eşlerden biri, diğerinin hissesine düşen borcu kapatmak için kendi adına kredi çekmişse, boşanmadan sonra şu soru gündeme gelir: Tapuda paylar zaten ayrılmışken, bu kredi ödemeleri mal rejiminin tasfiyesinde hiç hesaba katılmayacak mı?

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 07.04.2026 tarihli ve E.2025/5140, K.2026/3750 sayılı kararıyla, 1/2 oranında paylı tescil edilen bir konutta kadının, erkeğin payına ait borcu ödemek için çektiği krediyi dikkate almadan kurulan hükmü bozmuştur. Daire, kredinin mal rejimi sona erinceye kadar ödenen taksitleri için katılma alacağının, sona ermeden sonra ödenen taksitler için ise değer artış payı alacağının ayrı ayrı belirlenmesi gerektiğini açıklamıştır.

Kısa özet: Eşler, evlilik birliği devam ederken 13.05.2010 tarihinde bir bağımsız bölüm satın alarak 1/2 oranında paylı mülkiyet şeklinde adlarına tescil ettirmiştir. Yaklaşık bir buçuk yıl sonra, 30.09.2011 tarihinde kadın adına 60 ay vadeli 90.000 TL tutarında kredi kullanılmış ve bu kredinin, taşınmazın erkek adına kayıtlı hissesine karşılık gelen borcun ödenmesinde kullanıldığı taraflar arasında çekişmesiz kalmıştır. Mal rejimi 12.11.2012 tarihinde sona ermiş, bu tarihe kadar 13 aylık taksit ödenmiştir. İzmir 19. Aile Mahkemesi ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, paylaşımın serbest iradeyle yapıldığını esas alarak krediyle yapılan katkıyı değerlendirmemiştir. Yargıtay, paylaşıma ilişkin kabulü yerinde bulmakla birlikte kredi katkısının göz ardı edilmesini hatalı saymış ve kararı oy birliğiyle bozmuştur.

🏠 Tapuda eşit paylar: serbest iradeyle paylaşım ne demek?

Edinilmiş mallara katılma rejiminde, evlilik içinde edinilen bir taşınmaz kural olarak edinilmiş mal niteliğindedir. Ancak eşler, evlilik birliği devam ederken bir malı kendi aralarında belirli oranlarda paylaşıp tapuya bu şekilde tescil ettirmişse, Yargıtay uygulamasında bu işlem “serbest iradeyle paylaşım” olarak değerlendirilir. Kararın ifadesiyle, eşlerin bu paylaşımla her bir payın o eşin kişisel mal grubuna terk edildiği kabul edilir.

Somut dosyada da durum buydu. Tasfiyeye konu 12 numaralı bağımsız bölüm, evlilik devam ederken 13.05.2010 tarihinde satın alınmış ve 1/2 oranında paylı mülkiyet olarak tescil edilmişti; dava tarihinde de tapu kaydı aynı şekildeydi. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi bu tespitten hareket etmiş, taşınmazın paylaşılmış olduğunu kabul etmiştir. Yargıtay bu kabulü de yerinde bulmuştur. Yani karar, paylı tescilin serbest iradeyle paylaşım sayılması ilkesini değiştirmiyor; o ilkenin sınırını çiziyor.

🗓️ Kredinin zaman çizelgesi ve uyuşmazlığın düğümü

Uyuşmazlığı doğru okumak için tarihleri sırasıyla görmek gerekir. Karar metnine yansıyan olgular şöyledir:

  • 13.05.2010: Bağımsız bölüm satın alınır ve eşler adına 1/2 paylı olarak tescil edilir.
  • 30.09.2011: Kadın adına 60 ay vadeli, 90.000 TL bedelli kredi kullanılır.
  • Kredinin amacı: Taşınmazın erkek adına edinilen hissesinin karşılığı olan borçların ödenmesi. Kredinin bu borçta kullanıldığı konusunda taraflar arasında ihtilaf yoktur.
  • 12.11.2012: Mal rejimi sona erer. Bu tarihe kadar kredinin 13 aylık taksiti ödenmiştir.
  • Sonraki dönem: 60 aylık vadenin geri kalan taksitleri mal rejiminin sona ermesinden sonra ödenmiştir.

Buradaki düğüm şudur: Tapu, paylaşımı gösterir; ama paylaşımdan sonra, erkeğin payına ait borç kadının çektiği krediyle ödenmiştir. Derece mahkemeleri “taşınmaz paylaşılmıştır” tespitiyle yetinmiş, paylaşım sonrasında gerçekleşen bu parasal katkıyı ayrıca değerlendirmemiştir. Kadın ise değer artış payı ve katılma alacağı talebiyle açtığı davada, tam olarak bu katkının karşılığını istemektedir.

Mal rejiminin sona erme anı, boşanma hâlinde TMK m.225/2 uyarınca dava tarihidir. Kararda sona erme tarihi olarak 12.11.2012 esas alınmıştır; taksitlerin bu tarihten önce mi sonra mı ödendiği, aşağıda görüleceği gibi, hangi alacağın doğacağını belirleyen ölçüttür.

⚖️ Yargıtay’ın ayrımı: iki dönem, iki ayrı alacak

Daire, önce iki alacak türünü tanımlamış, ardından kredi taksitlerini ödeme tarihine göre ikiye ayırmıştır. Kararın sonuç paragrafı, uygulamada sık karıştırılan bu ayrımı net biçimde ortaya koyar:

  • Mal rejiminin sona erdiği 12.11.2012 tarihine kadar ödenen 13 aylık taksit: Bu taksitlerin kişisel malla karşılandığı iddia ve ispat edilemediğinden edinilmiş malla karşılandığı kabul edilecek ve bu kısım yönünden artık değere katılma alacağı belirlenecektir.
  • Mal rejimi sona erdikten sonra ödenen taksitler: Bu ödemeler davacı kadının kişisel malı ile karşılanmış sayılır; kredinin kişisel malla karşılanan miktarı yönünden değer artış payı alacağı belirlenecektir.

Derece mahkemelerinin bu ayrımı yapmadan, kredi katkısını tümüyle dışarıda bırakarak hüküm kurması bozma nedeni sayılmıştır. Sonuç olarak Yargıtay, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararını ortadan kaldırmış, ilk derece mahkemesi kararını bozmuş ve dosyayı ilk derece mahkemesine göndermiştir. Karar, duruşmalı temyiz incelemesi sonucunda 07.04.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

📚 Katılma alacağı ile değer artış payı arasındaki fark

Kararın ilk iki paragrafı, iki alacak türünün dayanağını ve niteliğini hatırlatır. Aradaki farkı görmek, neden taksitlerin ikiye bölündüğünü anlamayı kolaylaştırır.

Değer artış payı (TMK m.227): Eşlerden biri, diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur. Alacak, malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; değer kaybı varsa katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. Mal daha önce elden çıkarılmışsa hâkim, alacağı hakkaniyete göre belirler. Kararda vurgulandığı üzere bu alacak için parasal ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkı gerekir.

Artık değere katılma alacağı (TMK m.231, m.236): Eklenecek değerler (m.229) ve denkleştirme (m.230) dahil, eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır. Daire’nin ifadesiyle katılma alacağı kanundan doğar; talep eden eşin gelirinin olması ya da mala katkıda bulunması gerekmez.

Bu iki kurum farklı mantıkla işler. Değer artış payı bir katkının karşılığıdır ve kişisel malla yapılan katkıyı da kapsayabilir; katılma alacağı ise evlilik süresince edinilen değerlerin eşler arasında paylaşılmasını sağlar. Mal rejimi sona erdikten sonra artık “edinilmiş mal” doğmayacağı için, o tarihten sonra yapılan ödemeler ancak katkı mantığıyla, yani değer artış payı üzerinden değerlendirilebilir. Yargıtay’ın zaman ayrımının temeli budur.

🔍 İspat: kredi taksitleri hangi mal grubundan ödenmiş sayılır?

Kararda “13 aylık taksitin kişisel malla karşılandığı iddia ve ispat edilemediğinden edinilmiş malla karşılandığı kabul edilerek” ifadesi yer alır. Bu yaklaşım, TMK m.222’deki ispat kuralıyla örtüşür:

  • Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden, iddiasını ispatla yükümlüdür (m.222/1).
  • Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir (m.222/3).

Dolayısıyla evlilik süresince ödenen taksitler için, bunların örneğin evlilik öncesi birikimden veya miras yoluyla gelen bir paradan karşılandığı ortaya konulmadıkça, ödemenin edinilmiş maldan yapıldığı varsayılır. Mal rejimi sona erdikten sonraki ödemelerde ise artık ortak bir edinim dönemi bulunmadığından, kredi borçlusu kadının yaptığı ödemeler kararda doğrudan kişisel mal olarak nitelendirilmiştir.

Somut olayda işi kolaylaştıran bir unsur, kredinin erkeğin hisse borcunda kullanıldığının çekişmesiz olmasıdır. Kredinin amacı tartışmalı olsaydı, banka kayıtları, ödeme planı ve paranın akışı gibi delillerin ayrıca değerlendirilmesi gerekecekti. Bu noktada kredi ödeme tablosunun tasfiye hesabındaki rolüne ilişkin yaklaşım, serideki boşanma davasından önce satılan araca ilişkin kararda ele alınan eklenecek değer tartışmasıyla birlikte okunabilir; mal rejiminin tasfiyesinde tarafların beyanlarının etkisi ise “paylaşacak malımız yok” beyanına ilişkin HGK kararında incelenmiştir.

🧮 Kararın tasfiye davalarına yansıması

Karar kısa olmakla birlikte, paylı tescil edilen konutlarda tasfiye hesabının nasıl kurulacağına ilişkin önemli bir çerçeve çiziyor. Karardan çıkan başlıca sonuçlar şöyle özetlenebilir:

  • Paylı tescil her şeyi bitirmez: Tapuda paylaşım yapılmış olması, paylaşımdan sonra bir eşin diğerinin payına yaptığı parasal katkıyı tasfiye dışına itmez.
  • Tarih belirleyicidir: Aynı kredinin taksitleri, mal rejiminin sona erdiği tarihten önce ve sonra ödenmesine göre farklı alacak türlerine konu olur.
  • Kredi kimin adına? Somut olayda kredi kadın adına kullanılmıştır; Daire, mal rejimi sona erdikten sonra ödenen taksitleri kadının kişisel malı ile karşılanmış saymıştır.
  • Hesap ayrıştırılmalıdır: Bilirkişi incelemesinde, ödeme planı üzerinden sona erme tarihine kadar ve sonrasında ödenen tutarların ayrı ayrı belirlenmesi gerekir; tek kalemde toplanan bir hesap, kararın öngördüğü ayrımı karşılamaz.
  • Talep içeriği: Davanın “değer artış payı ve katılma alacağı” olarak açılmış olması, iki alacağın birlikte değerlendirilmesine imkân vermiştir.

Bozma sonrasında ilk derece mahkemesi, kararın gösterdiği yönteme göre yeniden hesap yaptıracak ve alacak miktarlarını buna göre belirleyecektir. Kararda somut alacak tutarı yer almamaktadır; hesaplama yeniden yapılacak yargılamanın konusudur.

💬 Merak edilenler

Tapuda yarı yarıya kayıtlı ev, boşanmada yeniden paylaştırılır mı?

Kararda, evlilik içinde yapılan 1/2 oranındaki paylı tescilin serbest iradeyle paylaşım olduğu ve her payın ilgili eşin kişisel mal grubuna terk edildiği kabulü yerinde bulunmuştur. Yani payların kendisi yeniden bölüştürülmemektedir. Tartışma, paylaşımdan sonra bir eşin diğerinin payı için yaptığı ödemelerin karşılığına ilişkindir.

Boşanma davası açıldıktan sonra ödenen kredi taksitleri ne olur?

Boşanmada mal rejimi dava tarihinde sona erer (TMK m.225/2). Yargıtay bu kararda, sona erme tarihinden sonra ödenen taksitlerin kredi borçlusu kadının kişisel malı ile karşılandığını ve bu kısım için değer artış payı alacağının belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu ödemeler katılma alacağı hesabına değil, katkı esasına dayanan değer artış payı hesabına girer.

Evlilik sırasında ödenen taksitlerin kişisel paradan ödendiği ileri sürülebilir mi?

TMK m.222/3 uyarınca bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal sayılır. Kararda da 13 aylık taksitin kişisel malla karşılandığı iddia ve ispat edilemediği için edinilmiş malla karşılandığı kabul edilmiştir. Aksi yöndeki bir iddia, onu ileri süren eş tarafından somut delillerle ortaya konulmalıdır.

Katılma alacağı için eşin çalışıyor olması veya katkı sunması gerekir mi?

Hayır. Kararda açıkça belirtildiği gibi katılma alacağı kanundan kaynaklanan bir haktır; bunu talep eden eşin gelirinin bulunması veya malın edinilmesine katkıda bulunması aranmaz. Katkı şartı, değer artış payı alacağı için geçerlidir. Bu dosyada iki alacağın birlikte gündeme gelmesinin nedeni de budur.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından ulaşılabilir; aile ve mal rejimi alanındaki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin yayımlanmış bozma kararından derlenmiştir. Bozma kararı, alacağın miktarına ilişkin nihai bir tespit içermez; hesaplama yeniden yapılacak yargılamada belirlenecektir. Mal rejiminin tasfiyesi her dosyada evlenme ve dava tarihleri, tapu kayıtları, kredi belgeleri ve ödeme kaynakları gibi somut olgulara göre farklılık gösterir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru ve işlemlerden Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu