Forex Zararında SPK Sorumlu mu? – Danıştay 13. D 2024/4243

Kaldıraçlı işlemlerde parasını kaybeden bir yatırımcı, zararın sorumlusunu yalnız aracı kurumda değil, piyasayı düzenleyen ve denetleyen kamu kurumunda da arayabilir mi? Bu sorunun idari yargıdaki karşılığı tam yargı davasıdır: Yatırımcı, Sermaye Piyasası Kurulunun forex piyasasını yatırımcıyı koruyacak biçimde düzenlemediğini ve aracı kurumları zamanında denetlemediğini ileri sürerek uğradığı zararın idarece tazminini ister. Danıştay 13. Dairesinin incelediği dosyada bu talep üç derecede de karşılık bulmamış; karar ayrıca, temyiz süresini kaçıran tarafın cevap dilekçesiyle temyiz hakkını hangi süre içinde kullanabileceğine ilişkin bir usul tespiti de içermiştir.
Danıştay 13. Dairesi, 23.10.2024 tarihli ve E.2020/3081, K.2024/4243 sayılı kararıyla, Kurulun hizmet kusuru nedeniyle 380.000,00 TL maddi tazminat istemiyle açılan davanın reddine ilişkin kararın istinafını reddeden bölge idare mahkemesi kararını oybirliğiyle ve kesin olarak onamış; Kurulun vekâlet ücretine yönelik temyiz istemini ise süre aşımı nedeniyle reddetmiştir.
💱 Yatırımcının talebi: 380.000 TL ve hizmet kusuru
Davacı, kaldıraçlı alım satım piyasasında yatırım yapmak üzere bir yetkili kuruluşta hesap açmış ve işlemler sonucunda zarara uğramıştır. Davayı aracı kuruma karşı değil, Sermaye Piyasası Kuruluna karşı açmıştır. İddiasının özü, kamu hizmetinin kötü işlediğidir:
- Kurul, foreks olarak bilinen kaldıraçlı alım satım piyasalarını yatırımcıları koruyacak şekilde düzenlememiştir.
- Piyasada faaliyet gösteren aracı kurumlar zamanında ve etkin biçimde denetlenmemiştir.
- Kurul görev ve sorumluluklarını yerine getirmemiş, bu nedenle hizmet kusuru oluşmuştur.
Bu gerekçelerle 380.000,00 TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesi istenmiştir. Davacının adli yardım talebi idare mahkemesince kabul edilmiştir.
📉 İdare mahkemesi: risk bilinçli üstlenildi
İdare mahkemesi önce piyasanın düzenleyici geçmişini ortaya koymuştur. Karara göre 2011 yılına kadar kaldıraçlı işlemler herhangi bir gözetim ve denetime tabi olmadan, piyasanın kendi kurallarıyla yürütülmüştür. Şikâyetler üzerine mülga 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu çerçevesinde kaldıraçlı alım satım işlemlerine ilişkin tebliğ yürürlüğe konulmuş; Kurul 31.08.2011 tarihli basın açıklamasıyla bu işlemlerin yalnızca kendisinin yetkilendirdiği kuruluşlarca yapılabileceğini duyurmuştur.
Mahkeme, Kurulun bu tarihten sonra hareketsiz kalmadığını şu olgularla açıklamıştır:
- İzinsiz faaliyet gösteren kuruluşlar hakkında suç duyurusunda bulunulmuş ve idari para cezaları uygulanmıştır.
- Tebliğdeki şartların sağlanıp sağlanmadığı belirli aralıklarla denetlenmiştir.
- Davacıya hesap açılışında risk bildirim formu sunulmuş; formda ücret ve komisyonlar, işlemlerin çok riskli olduğu, yetkili kuruluşun tavsiyelerinin eksik ve doğrulanmaya muhtaç olabileceği, ters fiyat hareketlerinde zarar edilebileceği açıkça belirtilmiştir.
Mahkemeye göre davacının zarara uğradığı açıktır; ancak bu zarar büyük ölçüde işlemlerin doğasında bulunan ve en başından davacı tarafından bilinen riskin gerçekleşmesinden kaynaklanmıştır. Zararın idarenin hizmetlerinin işlememesi, geç ya da kötü işlemesinden doğduğu söylenemeyeceğinden, idarenin eylemleri ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulamamıştır. Mahkeme, aynı dönemde aynı piyasada işlem yapıp umduğu yararı elde eden kişi ve kurumların da bulunduğuna dikkat çekmiştir.
Dava reddedilmiş, 1.362,00 TL maktu vekâlet ücretinin davacıdan alınarak idareye verilmesine hükmedilmiştir. Bölge idare mahkemesi, tarafların istinaf başvurularını 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.45/3 uyarınca reddetmiştir.
🗂️ Temyizde ileri sürülen gerekçeler
Davacı, temyiz dilekçesinde hizmet kusurunu genel piyasa koşullarıyla ispatlamaya çalışmıştır. Karar metnine yansıyan başlıca iddialar şunlardır:
- Kamu görevlileri, piyasaya müdahalede biraz daha geç kalınsaydı çok büyük mağduriyetler doğacağını açıklamıştır.
- Borsa dışı yüksek kaldıraçlı işlemler ancak 10.02.2017 tarihinde kaldırılmıştır.
- Küçük yatırımcılar sürekli kaybetmiş, aracı kurumlar kazanmıştır; konu Meclis’te araştırma komisyonu gündemine gelmiştir.
- Aracı kurumların yatırımcıyı yanıltan reklamları denetlenmemiş, bu reklamlar ancak daha sonra yasaklanmıştır.
- Pek çok raporda foreks işlemlerinin genel yatırımcıya uygun olmadığı belirtilmiş, başka ülkelerde bu kadar yüksek kaldıraç oranlarına izin verilmemiştir.
Kurul ise savunmasında gerekli düzenlemelerin yapıldığını, yatırım kararlarından ve kullandıkları uygulamalardan yatırımcıların sorumlu olduğunu ve kaldıraçlı işlemlerin daha sık denetlendiğini belirtmiştir. Kurul ayrıca, konusu para olan davada maktu değil nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın düzeltilerek onanmasını istemiştir.
🏛️ Danıştay: davacı yönünden onama
Danıştay 13. Dairesi, davacının temyiz istemi yönünden kısa bir değerlendirme yapmıştır. Bölge idare mahkemesi kararlarının bozulabilmesi, 2577 sayılı Kanun m.49’da sayılan nedenlerden birinin bulunmasına bağlıdır. Daire, temyizen incelenen kararın usul ve hukuka uygun olduğunu, temyiz dilekçesindeki nedenlerin bozmayı gerektirecek nitelikte olmadığını belirterek kararı onamıştır.
Daire, ilk derece mahkemesinin illiyet bağına ilişkin gerekçesini ayrıca tekrarlamamış; ancak onama sonucunda davanın reddi yönündeki hüküm kesinleşmiştir. Tetkik hâkimi de davacının temyiz isteminin reddi ve kararın onanması yönünde görüş bildirmiştir.
⏳ Kurulun temyizi: cevap dilekçesi ve 30 gün
Kararın ikinci ayağı usule ilişkindir. Kurul, bölge idare mahkemesi kararını kendi temyiz süresi içinde temyiz etmemiş; vekâlet ücretine ilişkin itirazını davacının temyizine verdiği cevapla birlikte ileri sürmüştür. Daire bu talebi iki hüküm üzerinden incelemiştir:
- 2577 sayılı Kanun m.46/1: Temyiz süresi, kararın tebliğinden itibaren otuz gündür.
- 2577 sayılı Kanun m.48/3: Temyiz dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilir; karşı taraf tebliğ tarihini izleyen otuz gün içinde cevap verebilir. Kararı süresinde temyiz etmemiş olsa bile cevap dilekçesinde temyiz isteminde bulunabilir ve bu durumda cevap dilekçesi temyiz dilekçesi yerine geçer.
Dosyada davacının temyiz dilekçesi Kurulun elektronik tebligat adresine 12.08.2020 tarihinde ulaşmış ve izleyen beşinci günün sonunda, 17.08.2020 tarihinde tebliğ edilmiş sayılmıştır. Kurulun cevap dilekçesiyle temyiz istemi ise 23.09.2020 tarihinde mahkeme kayıtlarına girmiştir. Otuz günlük cevap süresi geçtikten sonra yapılan bu başvuru, süre aşımı nedeniyle incelenmemiştir. Böylece maktu vekâlet ücretine ilişkin hüküm de değişmemiştir.
Bu tespit, m.48/3’teki “katılma yoluyla temyiz” benzeri imkânın sınırsız olmadığını göstermektedir: Asıl temyiz süresini kaçıran taraf, karşı tarafın temyizine bağlı olarak inceleme isteyebilir; fakat bunu yalnızca kendisine yapılan tebliğden itibaren işleyen cevap süresi içinde yapabilir.
🔎 Karar neyi söylüyor, neyi söylemiyor?
Karar, forex zararlarında düzenleyici kuruma yöneltilen tazminat taleplerinde illiyet bağının belirleyici olduğunu göstermektedir. İlk derece mahkemesinin yaklaşımına göre yatırımcıya risk bildirimi yapılmış ve piyasa 2011’den itibaren lisans ve denetim rejimine alınmışsa, zararın piyasa riskinden doğduğu kabul edilmektedir. Daire bu değerlendirmeyi onamakla birlikte ayrıntılı bir ilke cümlesi kurmamıştır.
Öte yandan kararın kapsamı dardır. Uyuşmazlık, yetkili bir kuruluş nezdinde açılan hesaptaki piyasa riskine ilişkindir; izinsiz platformlar, sahte hesaplar veya aracı kurumun sözleşmeye aykırı davranışı tartışılmamıştır. Aracı kuruma karşı açılan hukuk davalarında sorumluluk farklı ölçütlere göre değerlendirilir; örneğin teminatı aşan zarar için kaldıraçta teminatı aşan zarar kararına bakılabilir.
Kurula karşı açılan tam yargı davalarının farklı bir örneği, izahname onayı nedeniyle ileri sürülen sorumluluğu konu alan SPK’ya hizmet kusuru davası kararıdır. Kurulun forex aracı kurumlarına uyguladığı yaptırımlara ilişkin bir örnek için de deneme hesabı yükümlülüğü kararı incelenebilir.
❓ Sık sorulan sorular
Forex zararı nedeniyle SPK'ya tazminat davası hangi yargı yerinde açıldı?
Mahkeme tazminat talebini neden reddetti?
Yüksek kaldıraç oranlarının sonradan sınırlanması hizmet kusurunu kanıtlar mı?
SPK'nın vekâlet ücretine yönelik itirazı neden incelenmedi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; kaldıraçlı işlemler ve sermaye piyasası uyuşmazlıklarına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 13. Dairesinin Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) üzerinden yayımlanan onama kararından derlenmiştir. Karar, yetkili bir kuruluş nezdinde yapılan kaldıraçlı işlemlere ve 2011-2017 dönemindeki düzenleyici çerçeveye dayanır; taraf adları kaynakta anonimdir. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; işlemlerin yapıldığı kuruluşun yetkili olup olmadığına, risk bildiriminin içeriğine, zararın kaynağına ve idarenin somut eylem veya ihmaline göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




