İzinsiz Sermaye Piyasası Suçu – Yargıtay 11. CD 2026/3016

Yatırım vaadiyle para toplayan bir şirketin ortadan kaybolması, uygulamada çoğu zaman tek bir soruyla değerlendiriliyor: “Ortada hile var mı?” Oysa bu soruya “hayır” denildiği anda bile dosya kapanmıyor olabilir; çünkü sermaye piyasasında izin almadan faaliyet göstermek başlı başına bağımsız bir suç. Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 23.03.2026 tarihli, 2025/5736 E. ve 2026/3016 K. sayılı kararı tam da bu noktaya işaret ediyor.
📞 Şikâyete Konu Olayın Seyri
Karar metninden anlaşıldığı kadarıyla olay, klasik bir “telefonla yatırım daveti” tablosuyla başlamıştır. Şikâyetçi vekilinin 15.11.2022 tarihli dilekçesine göre, bir şirket tarafından yatırım amacıyla defalarca aranan şikâyetçiye güvenilir bir şirket oldukları ve yatırımlarının ilgili piyasalarda değerlendirileceği söylenmiştir. Kendisini yatırım danışmanı olarak tanıtan kişilerin bildirdiği hesap numaralarına, farklı tarihlerde parça parça toplam 90.775,00 TL gönderilmiştir.
Süreç, paranın gönderilmesiyle bitmemiştir. Kararda yer alan tespitlere göre şikâyetçi bir süre sonra yatırım yaptığı hesaba ulaşamamış, karşı taraf ise 4.000 ABD doları daha gönderilmediği takdirde hesabın sıfırlanacağını bildirmiştir. Ek para talebinin ardından şikâyetçiyle irtibat tamamen kesilmiştir. Şikâyet dilekçesinde, bu şekilde haksız menfaat temin edildiği ileri sürülmüştür.
Bu olay örgüsünün iki ayrı hukuki katmanı bulunmaktadır: bir yandan kişiye yönelen aldatma iddiası, diğer yandan paranın gönderildiği yapının sermaye piyasasında faaliyet gösterme yetkisi bulunup bulunmadığı sorunu. Karar, bu ikinci katmanın atlandığını ortaya koymaktadır.
⚖️ Takipsizlik Gerekçesi ve Merci Kararı
Lüleburgaz Cumhuriyet Başsavcılığı 23.02.2023 tarihli kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına hükmetmiştir. Gerekçe, karar metninde şöyle aktarılmaktadır: şikâyetçinin “foreks yatırım işlemleri yaptığı ve bu işlemler sonucunda kâr veya zarar edebileceğinin anlaşıldığı”, bu nedenle atılı suçun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı, şikâyet konusunun tüketici hukukundan kaynaklı bir anlaşmazlık olarak hukuki mahiyette bulunduğu.
Karara yapılan itiraz, Kırklareli Sulh Ceza Hâkimliğinin 12.04.2023 tarihli ve 2023/1323 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiş; karar, 5271 sayılı Kanun’un 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğundan aynı gün kesinleşmiştir. Kesinleşen bu karara karşı Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kanun yararına bozma yoluna başvurmuştur.
📜 Neden 6362 Sayılı Kanun’un 109. Maddesi Gündeme Geldi?
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteminde, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 109. maddesinin ikinci fıkrası doğrudan alıntılanmıştır. Hüküm şu şekildedir: “Sermaye piyasasında izinsiz olarak faaliyette bulunanlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılırlar. Bu kişiler, bu suçun icrası kapsamında aynı zamanda birinci fıkrada tanımlanan suçu da işledikleri takdirde, sadece bu fıkrada tanımlanan suçtan dolayı cezaya hükmedilir ve ceza yarı oranında artırılır.”
Maddenin başlığı “Usulsüz halka arz ve izinsiz sermaye piyasası faaliyeti”dir. Birinci fıkra onaylı izahname yayımlamadan sermaye piyasası aracı halka arz etmeyi veya onaylı ihraç belgesi olmaksızın satmayı cezalandırırken, ikinci fıkra doğrudan izinsiz faaliyetin kendisini suç saymaktadır. Bu düzenlemenin pratik anlamı şudur:
- Suçun oluşması için aldatıcı bir hilenin ispatı şart değildir; yetkisiz faaliyet tek başına yeterlidir,
- Yatırımcının kâr etmiş ya da zarar etmiş olması, suçun varlığını değiştirmez,
- Taraflar arasında bir sözleşme bulunması, faaliyetin izinsizliğini ortadan kaldırmaz,
- İzinsiz faaliyet ile dolandırıcılık birlikte gündeme gelebilir; karar metninde de “dolandırıcılık ya da 6362 sayılı Kanun’a muhalefet” seçenekleri birlikte anılmıştır.
🔎 Yargıtay’ın Eksik Bulduğu Araştırmalar
Daire, dosyanın kapatılmasından önce yapılması gereken işlemleri tek tek saymıştır. Kararda sayılan araştırmalar, bu tür dosyalarda para izinin nasıl kurulması gerektiğini de göstermektedir: şüphelilerin ifadelerine başvurulması; ticaret sicil kayıtlarının celbi ile şirketin yetkilisi ve ortaklarının belirlenmesi; paranın gönderildiği tüm hesap sahiplerinin ve telefon görüşmesi yapılan hat kullanıcılarının açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti; banka hesap hareketlerinin getirtilmesi; dosyada mevcut yazışmaların incelenmesi.
Bu araştırmaların başında ise en kritik olanı gelmektedir: kararın ifadesiyle, “öncelikle anılan şirketin sermaye piyasalarında işlem yapabilmek için izin alıp almadığı” araştırılmalıdır. Bu tek soru cevaplanmadan dosyanın kapatılması, Daire tarafından eksik inceleme olarak nitelendirilmiştir.
Usul yönünden dayanak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160, 172 ve 173. maddeleridir. Kararda, Cumhuriyet savcısının bir suçun işlendiği izlenimini veren hâli öğrenir öğrenmez işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği; itirazı inceleyen sulh ceza hâkimliğinin ise yeterli delil yoksa itirazı reddedebileceği gibi, eksik soruşturma hâlinde soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği vurgulanmıştır. Daire, somut olayda bu üçüncü yolun tercih edilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
🧩 “Hile Yok” Demek Dosyayı Neden Kapatmıyor?
Takipsizlik gerekçesinin mantığı, yatırım işlemlerinde kâr da zarar da mümkün olduğundan, zararın tek başına suç oluşturmayacağı yönündedir. Bu yaklaşım, yatırımın meşru bir zeminde yapıldığı varsayımına dayanır. Kararın ortaya koyduğu ayrım tam burada belirginleşiyor: faaliyetin kendisi izne tabiyse ve izin yoksa, yatırımın “riskli olması” tartışması suçun varlığını etkilememektedir.
İkinci bir nokta, şikâyetin tüketici uyuşmazlığına indirgenmesidir. Kararda bu gerekçe “hatalı gerekçe” olarak nitelendirilmiştir; zira 6362 sayılı Kanun kapsamındaki izinsiz faaliyet, taraflar arasındaki özel hukuk ilişkisinden bağımsız biçimde kamu düzenini ilgilendiren bir ceza normudur.
Benzer bir tabloda para toplama eylemlerine katılanların konumunu ele alan izinsiz forex faaliyetine para toplayarak yardım edilmesine ilişkin Yargıtay kararı da bu çerçeveyi tamamlamaktadır.
🆕 109/A: İzinsiz Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcılığı
6362 sayılı Kanun’un 109. maddesinin hemen ardından, 26.06.2024 tarihli ve 7518 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle 109/A maddesi eklenmiştir. “İzinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı faaliyeti” başlıklı bu maddeye göre, izin almaksızın kripto varlık hizmet sağlayıcı olarak faaliyet yürüttüğü tespit edilen gerçek kişiler ve tüzel kişilerin yetkilileri üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
Görüldüğü üzere kanun koyucu, kripto varlık alanındaki izinsiz faaliyet için hapis cezasının alt sınırını genel hükme göre bir yıl daha yüksek belirlemiştir. İncelenen karar 109/2 üzerinden kurulmuş olsa da, ortaya koyduğu yöntem 109/A bakımından da aynıdır: önce faaliyetin izne tabi olup olmadığı, ardından ilgili yapının izninin bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir.
Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
İzinsiz sermaye piyasası faaliyeti suçunun cezası nedir?
6362 sayılı Kanun’un 109/2. maddesi uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası öngörülmüştür. Aynı maddenin birinci fıkrasındaki usulsüz halka arz suçunun da işlenmesi hâlinde sadece birinci fıkradan ceza verilir ve ceza yarı oranında artırılır.
Yatırımda zarar edilmesi tek başına suç oluşturur mu?
Kararda da vurgulandığı üzere zararın kendisi değil, faaliyetin izne tabi olup olmadığı belirleyicidir. Bu nedenle Daire, dosyanın kapatılmasından önce ilgili şirketin sermaye piyasalarında işlem yapma izni bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini belirtmiştir.
Kanun yararına bozma kararı dosyayı nasıl etkiler?
Bu kararda merci kararı 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi uyarınca bozulmuş ve 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dosyanın mahalline gönderilmesine karar verilmiştir. Böylece kesinleşmiş sayılan takipsizlik süreci yeniden değerlendirmeye açılmıştır.
Kripto varlık hizmet sağlayıcılığı da aynı maddeye mi tabidir?
Hayır. 7518 sayılı Kanun’la eklenen 109/A maddesi, izinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı için ayrı ve alt sınırı üç yıl olan bir yaptırım öngörmektedir. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve kanun yararına bozma kararları yalnızca ilgili karardaki hukuka aykırılığı giderir, uyuşmazlığın esasını sonuçlandırmaz. Her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, şikâyet ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



