Zimmette Ceza Davası Beklenmedi – Yargıtay 11. HD 2025/4037

Vadeli döviz hesabında birikimi olan bir müşteri, şubedeki üst yetkiliyi kendi “portföy yöneticisi” olarak tanır; hesabındaki hareketleri o kişi aracılığıyla takip eder. Yıllar sonra banka müfettişlerinin raporu, aynı çalışanın sahte tediye fişleri ve makbuzlarla pek çok müşterinin hesabından para çektiğini ortaya koyar. Müşteri bankaya karşı alacak davası açtığında banka şu savunmayı öne sürer: Çalışan hakkında ağır ceza mahkemesinde zimmet davası sürmektedir; o dava bitmeden hukuk mahkemesi karar vermemelidir. Bu yazıda ele alınan kararda Yargıtay, bu savunmayı reddeden ve bankayı 165.500,00 euro ödemeye mahkûm eden hükmü onamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 04.06.2025 tarihli ve E.2024/5734, K.2025/4037 sayılı kararıyla, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunu esastan reddeden kararını oy birliğiyle ve kesin olarak onamıştır.
💶 Vadeli euro hesabı ve “portföy yöneticisi”
Davacı, davalı bankada döviz mevduat hesapları bulunan bir bireysel müşteridir. Dava dilekçesine göre şubedeki bir banka çalışanı, kendisini davacının bireysel müşteri temsilcisi ve portföy yöneticisi olarak tanıtmış ve bu güven ilişkisi üzerinden davacı üzerinde etki kurmuştur.
Davacının iddiasına göre bu çalışan, 30.10.2008 ile 30.12.2010 tarihleri arasında 12 ayrı tarihte usulsüz ve sahte işlemler yaparak davacının vadeli euro hesabını eksiltmiştir. Davacı, bu olayların banka müfettiş raporlarında ve Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/169 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporlarında açıklandığını belirtmiştir.
Davacı, hesabından usulsüz olarak çekilen 170.500,00 euronun, vadeli döviz mevduatı için sözleşme tarihinde geçerli olan euro faiz oranı üzerinden, paraların çekildiği tarihlerden itibaren işleyecek döviz sözleşme faiziyle birlikte bankadan tahsilini talep etmiştir.
🛡️ Bankanın savunması: önce ceza davası
Davalı banka, savunmasını iki noktada toplamıştır:
- Şubenin eski personelinin soruşturma geçirdiğinin öğrenilmesinden sonra, bu durumdan yararlanarak bankadan haksız kazanç elde etmek amacıyla farklı kişilerce banka aleyhine davalar açılmıştır.
- Çalışan hakkında Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/169 Esas sayılı dosyasında görülen ceza davası bekletici mesele yapılmalıdır.
Bekletici sorun, bugün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m.165’te düzenlenmiştir. Hükme göre bir davada hüküm verilebilmesi başka bir davaya kısmen veya tamamen bağlıysa, mahkeme o davanın sonuçlanmasına kadar yargılamayı bekletebilir. Kanun burada bir zorunluluk değil, mahkemeye tanınmış bir takdir yetkisi öngörmektedir. Bankanın beklediği sonuç da bu takdirin kendi lehine kullanılmasıydı.
🔎 İlk derece mahkemesinin beş tespiti
İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiştir. Kararın gerekçesinde öne çıkan tespitler şunlardır:
- Eylemin niteliği: Banka çalışanı, şubede üst yetkili ve portföy yönetimi elemanı olarak görev yaptığı dönemde, zincirleme biçimde, davacının hesabında tahakkuk etmesi gereken ve görevi nedeniyle kendisine tevdi edilen parayı sahte tediye fişleri ve makbuzlar düzenleyerek uhdesine geçirmiştir.
- Tek mağdur değil: Banka teftiş raporu, aynı çalışanın davacı dışındaki üçüncü kişilerin hesaplarında da benzer işlemler yaptığını tespit etmiştir.
- Ceza dosyasının durumu: Çalışan zimmet suçundan yargılanmakta olup dava derdesttir. Ancak ceza dosyasındaki bozma, suçun sübutuna değil, zimmetin nitelikli mi basit mi olduğuna ilişkindir; çalışanın idari soruşturmadaki beyanları da dikkate alındığında, bankanın çok sayıda müşterisinin paralarını zimmetine geçirdiği sabittir. Davacının ceza dosyasında müşteki veya katılan sıfatı da bulunmamaktadır.
- Bankanın sorumluluğu: Banka, çalışanının eyleminden kusursuz sorumludur; bu nedenle ceza davasının kesinleşmesini beklemek dosyaya bir katkı sağlamayacaktır. Bankanın davacının hesapları üzerinde düzenli kontrolü sağlamadığı, bankaların diğer tacirlerden farklı olarak hafif kusurlarından dahi sorumlu olduğu vurgulanmıştır.
- Müşterinin katkısı: Paranın hesap sahibi dışında bir üçüncü kişiye ödendiği iddiası ortaya konulamamış ve bankanın sorumluluğunu ortadan kaldırmamıştır; davacının zararın artmasına yol açan bir davranışı da ispatlanamamıştır.
Bilirkişi raporuna göre davacının bankadaki döviz tevdiat hesaplarından toplam 165.500,00 euro çekildiği sabit görülmüş ve hüküm bu tespit doğrultusunda kurulmuştur.
🏛️ İstinaf ve Yargıtay aşaması
Banka kararı istinaf etmiştir. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi (2024/1005 E., 2024/1083 K.), ilk derece mahkemesi dosyasında hükme etki edecek tüm delillerin toplandığını, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata bulunmadığını, uyuşmazlığın doğru tanımlandığını belirterek istinaf başvurusunu HMK m.353/1-b(1) uyarınca esastan reddetmiştir.
Bankanın temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, davayı “banka hesabındaki paranın rıza dışı işlemlerle banka çalışanı tarafından zimmete geçirilmesi nedeniyle oluşan zararın tahsili” olarak nitelendirmiştir. Daire, uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığını ve istinaf başvurusunun esastan reddinin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararını HMK m.370/1 uyarınca ONAMIŞTIR. Dosya, HMK m.372 gereği işlem yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmiş; karar 04.06.2025 tarihinde kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.
⏳ Ceza davası neden beklenmedi?
Kararın en öğretici yönü, bekletici mesele savunmasının hangi gerekçelerle reddedildiğidir. Onanan ilk derece gerekçesinden üç ayrı dayanak çıkmaktadır:
- Sorumluluğun türü: Bankanın sorumluluğu, çalışanın cezai kusurunun derecesine bağlı tutulmamış; banka, çalışanının görevi sırasında verdiği zarardan kusursuz sorumlu kabul edilmiştir. Bu çerçevede ceza mahkemesinin vereceği hüküm, hukuk davasının sonucunu belirleyecek nitelikte görülmemiştir.
- Ceza dosyasındaki tartışmanın kapsamı: Ceza dosyasındaki bozma, eylemin işlenip işlenmediğine değil, zimmetin nitelikli mi basit mi olduğuna ilişkindir. Yani ceza yargılamasında açık kalan sorun, hukuk davasındaki alacağın varlığını etkilemeyen bir nitelendirme sorunudur.
- Davacının ceza dosyasındaki konumu: Davacı o ceza dosyasında müşteki veya katılan değildir; dolayısıyla onun hesabına ilişkin zararın orada tartışılması da beklenmemektedir.
Adam çalıştıranın sorumluluğu bugün 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.66’da düzenlenmiştir; olayların 2008-2010 yıllarına ait olduğu, o tarihte 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun yürürlükte bulunduğu hatırlanmalıdır. Karar metninde madde numarası verilmemiş, sonuç “kusursuz sorumluluk” ve bankanın özen yükümlülüğü kavramlarıyla açıklanmıştır.
Banka çalışanının usulsüz işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda Yargıtay’ın farklı sonuçlara vardığı dosyalar da bulunmaktadır. Örneğin usulsüz çekilen paranın tahsil fişiyle hesaba iade edildiği bir olayda zarar yokluğu nedeniyle verilen karar için tahsil fişiyle iade kararına, çalışanın getiri vaadi nedeniyle bankanın sorumluluğunun tartışıldığı dosya için getiri vaadi kararına bakılabilir. Bu dosyanın ayırt edici yönü, sorumluluğun ceza yargılamasının sonucundan bağımsız olarak kurulmasıdır.
🧮 170.500 euro talep, 165.500 euro hüküm
Davacı 170.500,00 euro talep etmiş, ancak bilirkişi raporu davacının döviz tevdiat hesaplarından çekildiği sabit olan tutarı 165.500,00 euro olarak belirlemiştir. İlk derece mahkemesi hükmünü bu tespite dayandırmıştır. Bu ayrım, zararın talep edilen rakamla değil, hesap hareketleri ve banka kayıtları üzerinden bilirkişiye tek tek tespit ettirilen işlemlerle belirlendiğini göstermektedir.
Davacı alacağını Türk lirasına çevirmeden euro olarak ve vadeli döviz mevduatı için sözleşmede uygulanan faiz oranı üzerinden istemiştir. Yargıtay kararı, bu talebin faiz yönüne ilişkin ayrı bir değerlendirme içermemekte; ilk derece hükmünü bütünüyle onamaktadır.
Kararda dikkat çeken bir başka husus da zamandır: Olaylar 2008-2010 arasında yaşanmış, ceza dosyası 2015 yılına ait bir esas numarası taşımakta, Yargıtay kararı ise 2025 yılında verilmiştir. Hukuk mahkemesinin ceza davasını beklememesi, en azından bu dosyada hukuki uyuşmazlığın ceza yargılamasından ayrı ilerlemesini sağlamıştır.
💬 Sık sorulan sorular
Hukuk mahkemesi, çalışan hakkındaki ceza davasını beklemek zorunda mı?
Banka, çalışanın kendi başına yaptığı sahte işlemlerden neden sorumlu tutuldu?
Başka müşterilerin de dava açmış olması bankanın savunmasını güçlendirdi mi?
Talep edilen tutarın tamamına neden hükmedilmedi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; banka ve yatırım hesabı uyuşmazlıklarına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından derlenmiştir. Yargıtay kararı kısa gerekçeli bir onama kararıdır; yazıdaki değerlendirmeler büyük ölçüde onanan ilk derece mahkemesi gerekçesine dayanır. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; ceza dosyasının durumuna, müşterinin işlemlerden haberdar olup olmadığına, hesap hareketlerine, banka kayıtlarına ve bilirkişi incelemesine göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




