Emsal KararlarKira Hukuku

Fesih Yoksa Kira Borcu Sürer mi? – Yargıtay 3. HD 2026/3068

Kiralanan şey beklenen işe yaramadığında kiracının ilk tepkisi çoğu zaman ödemeyi durdurmaktır. Ancak kira ilişkisi, kiracının sessizce kullanmaya devam etmesiyle kendiliğinden sona ermez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, bir belediyenin ihaleyle kiraya verdiği yolcu taşıma (dolmuş) hattına ilişkin uyuşmazlıkta bu noktayı ele almıştır: Kiracı, güzergâh için gerekli yetki belgesini alamadığını, hattı şartnameye uygun biçimde işletemediğini ve bu nedenle kira borcu bulunmadığını savunmuş; ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi de sözleşmeyi hükümsüz sayarak davayı reddetmiştir. Yargıtay ise sözleşmeden dönülmediğini, sözleşmenin feshedilmediğini ve kira bedelinden indirim istenmediğini vurgulayarak bu kararları ortadan kaldırmıştır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 13.05.2026 tarihli ve E.2025/6104, K.2026/3068 sayılı kararıyla, kiracının kullanıma devam ettiği ve sözleşmeyi sona erdirecek bir irade açıklamasında bulunmadığı durumda kira sözleşmesinin ayakta kaldığını kabul etmiş; bölge adliye mahkemesi kararını kaldırarak ilk derece mahkemesi kararını davacı yararına oybirliğiyle bozmuştur.

Kısa özet: Bir belediye, 08.10.2008 tarihli ihale sonucunda iki ilçe arasındaki dolmuş hattını yıllık 38.000 TL bedelle kiraya vermiş, sözleşmeyi bir kefil de imzalamıştır. Hat 24.01.2011 tarihinde teslim edilmiş, belediye bu döneme ait 63.340 TL kira alacağı ile 55.808,74 TL gecikme zammını talep etmiştir. Kiracı, yetki belgesi alınamadığı için güzergâhta çalışamadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi sözleşmenin konusunun imkânsız olduğunu, bölge adliye mahkemesi ise belediyenin ihale yetkisi bulunmadığı için sözleşmenin kesin hükümsüz olduğunu kabul ederek davayı reddetmiştir. Yargıtay, kiracının sözleşmeden dönmediği, feshetmediği, indirim istemediği ve belediye araçlarıyla kullanıma devam ettiği gerekçesiyle sözleşmenin ayakta tutulduğunu belirterek kararı bozmuştur.

🚌 Olay: ihaleyle kiralanan dolmuş hattı

Davacı belediye, 08.10.2008 tarihinde yaptığı ihale sonucunda iki yerleşim yeri arasındaki yolcu taşıma dolmuş hattını, teklifi kabul edilen kiracıya yıllık 38.000 TL bedelle kiraya vermiştir. Taraflar arasında 30.10.2008 başlangıç tarihli kira sözleşmesi imzalanmış; ilk derece mahkemesinin tespitine göre sözleşme 08.10.2008 – 08.10.2011 dönemini kapsayan üç yıllık bir süre için yapılmıştır. Sözleşmeyi ikinci bir kişi müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamıştır.

Belediyenin iddiasına göre hat 24.01.2011 tarihinde teslim edilmiş, ancak bu tarihe kadar işleyen kira bedelleri ödenmemiştir. Belediye, 08.10.2008 – 24.01.2011 dönemi için tahakkuk eden 63.340 TL asıl kira alacağı ile 55.808,74 TL gecikme zammının, yıllık %16,80 gecikme zammıyla birlikte kiracı ve kefilden tahsilini istemiştir.

🛡️ Kiracının savunması ve kefil

Kiracı ve kefil vekili, davanın reddini istemiş ve özetle şunları ileri sürmüştür:

  • Şartname gereği taşımacılık için iki otobüs satın alınmış, ancak 03.12.2008 tarihli trafik kontrolünde yetki belgesi olmadan taşıma yapıldığı gerekçesiyle 5.000 TL ceza kesilmiştir.
  • İhale edilen dolmuş hattı güzergâhının bulunmadığı sonradan öğrenilmiş, yetki belgesi alınamamış, idari başvurular sonuçsuz kalmıştır.
  • Güzergâhta hiç çalışılamadığından ihale üzerine ödenen 19.000 TL’nin iadesi istenmiştir.
  • Kısa bir süre belediye adına kayıtlı eski otobüslerle taşımacılık yapılmaya çalışılmış, ancak araçlar arızalanarak aylarca sanayide kalmış ve yolcu talebi olmamıştır.
  • Taraflar arasında artık bir kira sözleşmesi ve ihale ilişkisi kalmamıştır.

Belediye ise temyiz aşamasında; güzergâh belgesini almanın kiracının yükümlülüğünde olduğunu, kiracının basiretli tacir gibi davranmadığını, izin alınamadığında sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesi ya da indirim istemesi gerekirken sözleşmeyi yürütmeye çalıştığını ileri sürmüştür.

🏛️ İmkânsızlık ve kesin hükümsüzlük gerekçeleri

Derece mahkemeleri davayı aynı sonuçla, fakat farklı gerekçelerle reddetmiştir:

MahkemeGerekçeSonuç
Sulh hukuk mahkemesiYetki belgesi ve gerekli onaylar alınmadan yapılan ihaleye dayanan sözleşmenin ifa kabiliyeti yoktur; konusu imkânsızdır, hükümsüz sözleşmeye dayanılarak ifa istenemez.Davanın reddi
Bölge adliye mahkemesiBelediyenin 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca bu güzergâhta otobüs hattı için ihale açma ve kira sözleşmesi yapma yetkisi yoktur; kamu düzenine aykırı ihaleye bağlı sözleşme kesin hükümsüzdür.İstinafın esastan reddi

Her iki gerekçe de TBK m.27’deki kesin hükümsüzlük hâllerine, yani konusu imkânsız veya kamu düzenine aykırı sözleşmelere dayanmaktadır. Kesin hükümsüz bir sözleşmeden ifa talebi doğmayacağı için bu yaklaşım kabul edilseydi kira alacağı baştan ortadan kalkacaktı.

⚖️ Yargıtay neden bozdu?

Daire, uyuşmazlığı “kira sözleşmesinden kaynaklı alacak istemi” olarak nitelendirmiş ve şu tespitlere dayanmıştır:

  1. İhale sonucunda hattın yıllık 38.000 TL bedelle kiraya verildiği ve 30.10.2008 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin imzalandığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur.
  2. Kiracı, güzergâh belgesi olmadığından hattın şartnameye uygun kullanılamadığını savunmuş olsa da sözleşmeden dönülmemiş, sözleşme feshedilmemiş ve kira bedelinden indirim talep edilmemiştir.
  3. Belediyeye ait araçlarla hattın kullanımına devam edildiği kiracının kendi kabulündedir; araçların çok eski olduğu savunulsa da kira sözleşmesi ayakta tutulmuştur.

Bu tespitlerden hareketle Daire, ilk derece mahkemesinin sözleşmenin ayakta olduğunu gözeterek, sona erdiği tarihe kadar sözleşme hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapması ve davacının alacağı bulunup bulunmadığını belirlemesi gerektiğini belirtmiştir. Bölge adliye mahkemesi kararı HMK m.373/1 uyarınca kaldırılmış, ilk derece mahkemesi kararı HMK m.371 uyarınca davacı yararına bozulmuştur.

📎 Karar metni: Karar, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan metinden derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir.

📖 Kiracının kanundaki seçimlik hakları

Kararda kullanılan “dönme, fesih, indirim” üçlüsü, Türk Borçlar Kanunu’nun kiralananın ayıplı olmasına ilişkin düzenlemeleriyle birlikte okunduğunda anlam kazanır:

  • TBK m.305: Kiralanan sonradan ayıplı duruma gelirse kiracı, ayıpların giderilmesini, kira bedelinden ayıpla orantılı indirim yapılmasını ya da zararının giderilmesini isteyebilir; önemli ayıp durumunda fesih hakkı saklıdır.
  • TBK m.306: Kiracı ayıbın uygun sürede giderilmesini isteyebilir; ayıp kiralananın öngörülen kullanıma elverişliliğini ortadan kaldırır veya önemli ölçüde engeller ve verilen sürede giderilmezse sözleşmeyi feshedebilir.
  • TBK m.27: Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.

Kanun, kullanıma engel bir durumla karşılaşan kiracıya çeşitli haklar tanır; ancak bu hakların her biri kiracının bir talebini veya irade açıklamasını gerektirir. Yargıtay’ın kararında öne çıkan nokta, kiracının bu yollardan hiçbirine başvurmadan kullanmaya devam etmesidir. Daire, sözleşmenin hükümsüzlüğüne ilişkin derece mahkemesi gerekçelerine ayrıca girmemiş; tarafların fiilî davranışından sözleşmenin sürdürüldüğü sonucuna ulaşmıştır.

✅ Karardan çıkan ilkeler

  • Kiralananın amaca uygun kullanılamadığı iddiası, tek başına kira borcunu ortadan kaldırmaz.
  • Kiracı sözleşmeden dönmemiş, sözleşmeyi feshetmemiş ve indirim istememişse kira sözleşmesi ayakta kabul edilir.
  • Kiracının kiralananı (bu olayda kiraya verenin araçlarıyla) kullanmaya devam ettiğini kabul etmesi, sözleşmenin sürdürüldüğünü gösteren önemli bir olgudur.
  • Sözleşme ayaktaysa alacak, sona erme tarihine kadar sözleşme hükümlerine göre belirlenmelidir.
  • Derece mahkemelerinin imkânsızlık veya kesin hükümsüzlük gerekçesiyle davayı doğrudan reddetmesi, bu olayda bozma sebebi sayılmıştır.

🧮 Yeniden yargılamada ne incelenecek?

Bozma kararı, belediyenin talebinin olduğu gibi kabul edileceği anlamına gelmez. Daire, ilk derece mahkemesinden “davacının alacağı olup olmadığının” sözleşme hükümleri çerçevesinde belirlenmesini istemiştir. Bu nedenle yeniden yapılacak yargılamada sözleşmenin hangi tarihte sona erdiği, sona erme tarihine kadar işleyen kira bedelleri, ihale aşamasında ödendiği ileri sürülen 19.000 TL’nin akıbeti, sözleşmede kararlaştırılan gecikme zammının uygulanabilirliği ve kefilin sorumluluğunun kapsamı gibi hususlar değerlendirilecektir.

Kira ilişkisinin sona ermesi ve tarafların sonradan ileri sürdüğü haklar konusunda serideki erken tahliyede faydalı masraf ve kira artış oranının uyarlanması yazıları da incelenebilir.

❓ Soru – cevap

Kiralanan beklenen şekilde kullanılamıyorsa kira borcu kendiliğinden düşer mi?

Bu kararda Yargıtay, kiracının sözleşmeden dönmediği, feshetmediği ve indirim istemediği, üstelik kullanıma devam ettiği bir durumda kira sözleşmesinin ayakta olduğunu kabul etmiştir. Kullanım güçlüğü iddiası, bu irade açıklamaları yapılmadıkça kira borcunu tek başına sona erdirmemiştir.

Bölge adliye mahkemesinin “kesin hükümsüzlük” gerekçesi neydi?

Bölge adliye mahkemesi, belediyenin 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca o güzergâhta otobüs hattı için ihale açma ve kira sözleşmesi yapma yetkisi bulunmadığını, bunun kamu düzenine ilişkin olduğunu ve sözleşmenin kesin hükümsüz sayılacağını kabul etmişti. Yargıtay bu kararı kaldırmıştır.

Kefil de kira alacağından sorumlu tutulacak mı?

Belediye, alacağın kiracı ile müşterek ve müteselsil kefilden birlikte tahsilini istemiştir. Yargıtay kararı bu konuda ayrı bir değerlendirme içermemektedir; kefilin sorumluluğu, bozmadan sonra ilk derece mahkemesince yapılacak inceleme sonucunda belirlenecektir.

Bozma kararı belediyenin tüm alacağının kabul edildiği anlamına mı geliyor?

Hayır. Daire, sözleşmenin ayakta olduğu gözetilerek sona erdiği tarihe kadar sözleşme hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılmasını ve davacının alacağı olup olmadığının belirlenmesini istemiştir. Alacağın varlığı ve miktarı yeniden yapılacak yargılamada belirlenecektir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin yayımlanmış bozma kararından derlenmiştir. Karar, bir belediyenin ihaleyle kiraya verdiği yolcu taşıma hattına ilişkin somut olaya dayanır ve uyuşmazlığın esası bozmadan sonra ilk derece mahkemesince yeniden değerlendirilecektir. Kiralananın kullanımı, sözleşmenin sona ermesi ve kiracının hakları her dosyanın özelliklerine göre farklı sonuç doğurabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu