Genel Kurul İptalinde Süre Kaçtı – Yargıtay 11. HD 2024/7202

Üç ay, bir anonim şirketin genel kurul kararına itiraz eden pay sahibi için kanunun tanıdığı tek penceredir. Bu pencerenin son gününde arabulucuya başvurulursa ne olur? Arabuluculuk masasında geçen haftalar sürenin dışında mı sayılır, yaz aylarına denk gelen adli tatil hesabı nasıl etkiler ve görüşmeler sonuçsuz kaldıktan sonra pay sahibinin elinde kaç gün kalır? Bir bankanın yıllardır sermaye artırımı yapmamasına ve bedelsiz pay dağıtmamasına itiraz eden bir ortağın davası, bu soruların cevabının birkaç günlük farkla nasıl değişebileceğini gösteriyor.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 08.10.2024 tarihli ve E.2023/4041, K.2024/7202 sayılı kararıyla, genel kurul kararlarının iptali için açılan davayı hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle reddeden ilk derece kararını ve bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunu esastan reddeden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi kararını oy birliğiyle onamıştır.
🏦 Pay sahibinin itiraz ettiği kararlar
Davacı, davalı bankanın pay sahiplerinden biridir. Dava dilekçesindeki anlatıma göre banka, sermaye artırımı yapma imkânı bulunduğu ve her yıl yeniden değerlendirme fonu oluştuğu hâlde, bu fonun sermayeye eklenmesiyle doğacak bedelsiz payları ortaklara vermemektedir. Davacı, yedek akçelerin esas sermayeyi aşan net mal varlığı niteliğinde olduğunu, belli bir amaca tahsis edilmeyen ihtiyari yedek akçelerin ve net dönem kârının dağıtılabileceğini, kayıtlı sermaye tavanına kadar yönetim kurulu kararıyla sermaye artırılabileceğini, ancak bankanın bunu yıllardır yapmadığını ileri sürmüştür.
Davacı genel kurulda ret oyu verdiğini ve muhalefet şerhi yazdırdığını belirterek şu taleplerde bulunmuştur:
- Sermaye artırımı yapılmaması yönündeki kararın iptali,
- Hâkim ortağın sermaye artırımının gündeme alınmasını neden engellediğinin sorulması,
- Kararın batıl olduğunun tespiti.
Yargıtay uyuşmazlığı, bankanın 31.03.2022 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı yapılmamasına dair karar ile kâr payı dağıtımına ilişkin kararların iptali istemi olarak nitelendirmiştir. Davalı banka ise esasa ilişkin bir savunma geliştirmeden, yalnız davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını ileri sürmüştür. Dava bu tek savunma üzerinden sonuçlanmıştır.
📆 Dört tarihlik takvim
Kararın bütün tartışması, aşağıdaki dört tarih arasındaki ilişkiye dayanmaktadır:
- 31.03.2022: Olağan genel kurul toplantısı ve itiraz edilen kararlar.
- 30.06.2022: Davacının arabulucuya başvurusu.
- 03.08.2022: Anlaşamama üzerine son tutanağın düzenlenmesi.
- 14.09.2022: İptal davasının açılması.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 445. maddesine göre kanun veya esas sözleşme hükümlerine, özellikle dürüstlük kuralına aykırı genel kurul kararları aleyhine karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilir. Genel kurul tarihinden hesaplandığında üç aylık süre haziran sonunda dolmaktadır; davacı ise arabulucuya tam bu sınırda başvurmuştur.
🧮 Ticaret mahkemesi ve istinaf
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi (2022/616 E., 2022/820 K.) davayı reddetmiştir. Mahkemenin hesabı adım adım şöyledir:
- Dava zorunlu arabuluculuğa tabi değildir; davacı arabulucuya kendi tercihiyle başvurmuştur.
- Başvuru tarihi olan 30.06.2022 itibarıyla davacının yalnız bir günlük süresi kalmıştır.
- Son tutanağın düzenlendiği 03.08.2022’den sonra süre kaldığı yerden işlemeye devam etmiş ve 04.08.2022‘de sona ermiştir.
- Bu tarih adli tatile rastladığından HMK m.104 uyarınca sürenin tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış olduğu kabul edilse dahi süre 08.09.2022‘de dolmuştur.
- 14.09.2022’de açılan dava hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmıştır.
Mahkeme, sürenin dolduğu sonucuna ulaştığı için davacının sermaye artırımı, yedek akçe ve kâr dağıtımına ilişkin esas iddialarını incelememiştir. Davacının istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi (2023/429 E., 2023/697 K.), ilk derece kararının usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek başvuruyu esastan reddetmiştir.
🏛️ Yargıtay incelemesi
Davacı kararı duruşma istemli olarak temyiz etmiş; temyiz dilekçesi ön incelemede kabul edilmiş ve 08.10.2024 tarihinde tarafların vekilleri dinlenmiştir. Daire, ilgili hukuk olarak HMK’nın 369/1, 370 ve 371. maddelerini ve TTK m.445‘i göstermiştir.
Değerlendirme bölümünde Daire, uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde ilk derece kararında bir isabetsizlik bulunmadığını, bu nedenle istinaf başvurusunu HMK m.353/1-b-1 uyarınca esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirtmiştir. Sonuç olarak:
- Davacının temyiz istemi reddedilmiş ve bölge adliye mahkemesi kararı HMK m.370/1 uyarınca ONANMIŞTIR.
- Takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine hükmedilmiştir.
- Temyiz giderleri temyiz eden davacıya yükletilmiş, karar kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.
⏳ Sürenin üç katmanı
Onama kararı kısa gerekçelidir; ancak onanan hesap, iptal davasında süre değerlendirmesinin üç katmanını birlikte göstermektedir.
Birinci katman: TTK m.445’teki üç aylık süre. Süre genel kurul karar tarihinden başlar ve hak düşürücü niteliktedir. Davalı tarafın ileri sürmesine bağlı olmaksızın mahkemece kendiliğinden gözetilir; bu dosyada davalının tek savunması da zaten bu olmuştur. Süre geçtikten sonra kararların hukuka aykırı olup olmadığı tartışılmaz. Nitekim bu davada bedelsiz pay ve yedek akçe iddiaları hiçbir derecede esastan incelenmemiştir.
İkinci katman: ihtiyari arabuluculuğun etkisi. TTK m.5/A, ticari davalardan yalnız konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabulucuya başvurmayı dava şartı yapar. Genel kurul kararının iptali davası bu kapsamda değildir; ilk derece mahkemesi de davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığını tespit etmiştir. Buna rağmen taraflar arabulucuya başvurmayı tercih edebilir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 16/2. maddesi, arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçen sürenin zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmayacağını öngörür. Karar metni bu maddeyi anmamakla birlikte, ilk derece mahkemesinin “süreler kaldığı yerden işlemeye devam eder” yaklaşımı aynı sonuca karşılık gelir: arabuluculukta geçen süre davacının aleyhine sayılmamış, ancak yeni bir süre de başlatmamıştır. Davacı, başvuru gününde elinde kalan tek günü, son tutanaktan sonra kullanabilecektir.
Üçüncü katman: adli tatil. HMK m.104’e göre adli tatile tabi dava ve işlerde Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatile rastlarsa süre, tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır. Mahkeme bu kuralı ihtiyatlı biçimde, “kabul edilmesi halinde dahi” ifadesiyle uygulamıştır. Hükmün dayanağı adli tatil uzamasının kesin olarak uygulanması değil, uzama hesaba katılsa bile davanın geç açılmış olmasıdır. Bu nedenle kararın, TTK m.445 süresine HMK m.104’ün uygulanıp uygulanmayacağı konusunda ayrı bir ilke ortaya koyduğu söylenemez.
📈 Pay sahibi açısından çıkan sonuçlar
Bedelsiz pay ve kâr payı uyuşmazlıkları, özellikle küçük pay sahipleri için şirketin hâkim ortağıyla sürdürülen uzun bir tartışmanın parçası olabilir. Bu dosyada pay sahibi genel kurulda ret oyu vermiş ve muhalefet şerhi yazdırmıştır; yani TTK m.446 kapsamındaki dava açma koşullarına ilişkin bir tartışma doğmamıştır. Davayı kaybettiren, iddiaların içeriği değil takvimdir.
Karardan çıkan gözlemler şöyle özetlenebilir:
- Arabulucuya üç aylık sürenin son gününde başvurulması, sürenin durmasını sağlar; fakat son tutanaktan sonra kalan süre de yalnız o başvuru günündeki bakiye kadardır.
- Arabuluculuk görüşmelerinin uzaması, dava açma süresini kendiliğinden uzatmaz; süre son tutanak tarihinden itibaren kaldığı yerden işler.
- Adli tatile denk gelen kısa bakiye süreler, tatil uzaması hesaba katılsa bile birkaç gün içinde tükenebilir.
- Süre geçtiğinde sermaye artırımı, yedek akçe veya kâr dağıtımına ilişkin esas iddialar hiç incelenmeden dava reddedilir.
Sermaye artırımı ve kâr dağıtımı kararlarının esasına ilişkin farklı görünümler için sitede yer alan kâr dağıtmama kararının iptali ve alacak kararına, iç kaynaklardan sermaye artırımında pay oranı için iç kaynaklı sermaye artırımı kararına ve genel kurula katılım hakkının ihlali için genel kurula alınmayan hissedar kararına bakılabilir. Bu dosyanın ayırt edici yönü, aynı türden taleplerin esasına hiç girilmeden yalnız süre yönünden sonuçlanmış olmasıdır.
❓ Sorular ve cevaplar
Genel kurul kararının iptali davası için arabulucuya gitmek zorunlu mu?
İhtiyari arabuluculuk üç aylık süreyi durdurur mu?
Adli tatil davacıya ek süre kazandırdı mı?
Bedelsiz pay talebinin haklı olup olmadığı incelendi mi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından ulaşılabilir; pay sahipliği ve sermaye piyasası uyuşmazlıklarına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından ve kararda aktarılan ilk derece gerekçesinden derlenmiştir. Yargıtay kararı kısa gerekçeli bir onama kararıdır ve süre hesabına ilişkin ayrıntılar ilk derece mahkemesinin tespitlerine dayanmaktadır. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; genel kurul tarihine, arabuluculuk sürecinin başlangıç ve bitiş tarihlerine, adli tatil dönemine ve davanın açıldığı güne göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




