AYM İhlali ve Temyizsiz Dönem – Danıştay İDDK 2026/61

Anayasa Mahkemesi bir hak ihlali tespit edip dosyayı yeniden yargılama için derece mahkemesine gönderdiğinde, yeniden yargılama davanın tamamını mı yoksa yalnızca bireysel başvuruya konu olan kısmını mı kapsar? Özellikle davanın bir bölümü yıllar önce temyiz edilmeden kesinleşmişse, ihlal kararı o bölümü de yeniden açar mı? Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, terör ve terörle mücadeleden doğan zararların karşılanmasına ilişkin uzun soluklu bir davada bu sorunun cevabını verdi.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 08.01.2026 tarihli ve E.2025/1114, K.2026/61 sayılı kararıyla, davacının temyiz etmediği dönem yönünden iç hukuk yollarının tüketilmediğini, bu nedenle Anayasa Mahkemesinin ihlal kararının o dönemi kapsamadığını kabul etmiş ve ilk derece mahkemesinin ısrar kararını oybirliğiyle bozmuştur.
🏚️ Göç, zarar başvurusu ve parçalara ayrılan talep
Davacı, Şırnak ili Güçlükonak ilçesine bağlı bir köyde yaşarken terör olayları nedeniyle köyünü terk etmek zorunda kalmıştır. 1994-2002 yıllarına ait zararları daha önce karşılanmıştır. Köyüne hâlâ dönemediğini belirten davacı, 05.07.2013 tarihinde 2002 yılı ve sonrasına ilişkin devam eden zararlarının 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında ödenmesini istemiştir. İdare başvuruyu cevapsız bırakmış, davacı zımni ret işleminin iptali için dava açmıştır.
Uyuşmazlığın karmaşık hâle gelmesinin temel nedeni, tek bir başvurunun farklı hukuki rejimlere tabi dönemleri kapsamasıdır. 5233 sayılı Kanun 27.07.2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanun’un yürürlüğünden önceki dönemde doğan zararlar için geçici maddelerle ayrı başvuru süreleri öngörülmüştür; 5666 sayılı Kanun’la eklenen geçici 4. madde de 19.07.1987 ile Kanun’un yürürlüğü arasındaki olaylardan doğan maddi zararlar için bir yıllık başvuru süresi öngörmektedir. Kararda aktarılan ilk derece gerekçesine göre 27.07.2004 öncesi zararlar için en geç 30.05.2008 tarihine kadar başvurulması gerekiyordu. Kanun’un 6. maddesi ise zarar görenlerin olayı öğrenmeden itibaren altmış gün, her hâlde olaydan itibaren bir yıl içinde valiliğe başvurmasını öngörür.
🗓️ On üç yıllık yargılamanın kronolojisi
Kurul kararında aktarılan yargılama süreci, kararın anlaşılması için belirleyicidir:
- İlk karar: İdare mahkemesi, 30.05.2007 tarihine kadar olan zararlar yönünden davayı reddetmiş, 30.05.2007’den başvuru tarihine kadar olan zararlar yönünden işlemi iptal etmiştir. Davacı bu karara karşı temyize gitmemiş, yalnızca davalı idare temyiz etmiştir.
- 20.11.2019: Danıştay Onuncu Dairesi (E.2019/1251, K.2019/8483) ret kısmını gerekçeli olarak onamış, iptal kısmını bozmuştur. Davacının karar düzeltme talebi 12.11.2020 tarihinde (E.2020/2761, K.2020/4848) reddedilmiştir.
- Bozmaya uyma: İdare mahkemesi 05.07.2012-05.07.2013 dönemi için işlemi iptal etmiş, 30.05.2007-05.07.2012 dönemi için davayı reddetmiştir.
- 16.12.2021: Karşılıklı temyiz üzerine Onuncu Daire (E.2021/5407, K.2021/6415) kararı onamış; karar 30.03.2022 tarihinde kesinleşmiştir.
- 19.12.2023: Anayasa Mahkemesi, benzer dosyaları birleştirerek yaptığı incelemede (B. No: 2022/36319) mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar vermiştir.
- Yeniden yargılama: İdare mahkemesi 27.07.2004 öncesi zararlar için davayı reddetmiş, 27.07.2004-31.12.2006 dönemi için işlemi iptal etmiş, 01.01.2007-05.07.2013 dönemi için ise konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir.
- 09.10.2024: Danıştay Onuncu Dairesi (E.2024/2856, K.2024/3828) iptal kısmını bozmuş, idare mahkemesi ilk kararında ısrar etmiştir.
Konusuz kalma kararının nedeni, dava sürerken yapılan ödemedir. Şırnak Valiliği 1 No’lu Zarar Tespit Komisyonu, davacının mal varlığına ulaşamaması nedeniyle 2007-2018 yılları arasında uğradığı zararlar için 20.040,32 TL ödenmesine karar vermiş; ödeme, davacı vekilinin imzaladığı 03.08.2023 tarihli taahhütnameyle kabul edilerek sulhname düzenlenmiştir.
🔁 İdare mahkemesi neden ısrar etti?
İdare mahkemesi, yeniden yargılamada 27.07.2004-31.12.2006 döneminde davacının terör ve terörle mücadele faaliyetleri nedeniyle köyündeki mal varlığına ulaşamadığını ve zarara uğradığını açık kabul etmişti. Ona göre bu dönem zararlarının ödenmesi gerekirken talebin reddi hukuka aykırıydı.
Israr kararında mahkeme, söz konusu dönem için davacının temyize gitmediğini, yani iç hukuk yollarının tüketilmediğini kabul etmiştir. Buna rağmen iki gerekçeyle ihlal kararının bu dönemi de kapsadığı sonucuna varmıştır: Birincisi, Anayasa Mahkemesinin açıkladığı ihlal ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde uyuşmazlığın bütünüyle sonuçlandırılması gerektiği; ikincisi, bu kısım hakkında ihlal kararından önce verilip kesinleşen hükmün, ihlale konu edilen yorumun aynısını barındırdığıdır.
Davalı idare ise temyizde davacının tüm zararının karşılandığını, sulhnameye ihtirazi kayıt konulmadığını ve vekâlet ücretinin hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür. Tetkik hâkimi, Mardin 1. İdare Mahkemesinin ısrar kararının bozulması gerektiği görüşündedir.
🧩 Kurulun gerekçesi: tüketilmeyen yol, kapsam dışı dönem
Kurul, değerlendirmesine 6216 sayılı Kanun’un bireysel başvuru hükümleriyle başlamıştır. Kanun’un 45. maddesinin ikinci fıkrasına göre ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülen idari ve yargısal başvuru yollarının tamamı bireysel başvurudan önce tüketilmiş olmalıdır. Kurul, 47. ve 48. maddelerle birlikte okunduğunda bu şartı taşımayan başvurular hakkında kabul edilemezlik kararı verileceğini hatırlatmıştır.
Somut olaya uygulandığında Kurulun tespitleri şunlardır:
- İlk kararda 30.05.2007 tarihine kadar olan zararlar yönünden dava reddedilmiş, davacı bu kısmı temyize taşıma iradesi göstermemiştir.
- Davacı, temyiz imkânı varken kullanmadığı için bu dönem bakımından iç hukuk yollarını tüketmemiştir.
- Temyize taşınan ve iç hukuk yollarının tüketildiği dönem, 30.05.2007-05.07.2012 aralığıdır; bireysel başvuru ve ihlal kararı da bu dönemi kapsar.
- 27.07.2004-31.12.2006 dönemi, 30.05.2007 öncesine düştüğü için yeniden yargılamanın kapsamı dışındadır.
Kurula göre idare mahkemesi, yeniden yargılamada yalnızca 30.05.2007 sonrasına ilişkin kısmı incelemeliydi. Kapsam dışındaki dönem için yeniden inceleme yapılarak işlemin iptal edilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. Vekâlet ücretine yönelik temyiz itirazı ise bozma sonrası yeniden hüküm kurulacağından ayrıca incelenmemiştir.
⚖️ Taleple bağlılık ve aleyhe bozma yasağı
Kurul, sonuca ulaşırken yargılama hukukunun iki temel ilkesine de dayanmıştır. HMK’nın 26. maddesi hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğunu, fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceğini düzenler. Aleyhe bozma yasağı ise CMK’nın 283. maddesinde açıkça yer alır; HMK ve 2577 sayılı İYUK’ta açık hüküm bulunmasa da Kurul bu ilkenin hukuk ve idari yargıda da uygulanan temel bir prensip olduğunu belirtmiştir.
| Kavram | Kurulun tanımı |
|---|---|
| Dar anlamda aleyhe bozma yasağı | Yalnız bir tarafın temyizinde, kamu düzenine ilişkin kurallar hariç, hüküm temyiz edenin aleyhine bozulamaz |
| Geniş anlamda (aleyhe hüküm verme yasağı) | Bozmaya uyan ilk derece mahkemesi, temyiz edenin aleyhine önceki karardan daha ağır hüküm veremez |
Bu ilkeler, davacının kendi temyizinin sınırlarını da belirler: Temyize taşınmayan kısım kesinleşmiştir ve sonraki aşamalar o kısım üzerinde yeniden şekillenemez. Ceza yargılamasında aleyhe değiştirme yasağının farklı bir uygulaması için ertelenen ceza ve aleyhe değiştirme yazısına bakılabilir.
📌 Kararın yeniden yargılama pratiğine etkisi
6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin ikinci fıkrası, ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa dosyanın yeniden yargılama için ilgili mahkemeye gönderileceğini ve mahkemenin ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde karar vereceğini düzenler. İDDK kararı, bu yükümlülüğün sınırını iç hukuk yollarının tüketilmesi şartıyla ilişkilendirmektedir: Yeniden yargılamanın kapsamı, bireysel başvuruya konu olabilecek, yani kanun yolları tüketilmiş kısımla sınırlıdır.
Kararın önemi, ilk derece mahkemesinin “aynı hatalı yorum kesinleşen kısımda da var” yaklaşımını kabul etmemesindedir. Kurula göre ihlale yol açan yorumun önceki hükümde de bulunması, temyiz edilmeyen kısmı kendiliğinden yeniden yargılamaya dâhil etmez. Anayasa Mahkemesi kararı sonrası yeniden yargılamanın sınırlarını farklı açılardan ele alan kararlar için AYM sonrası holding davası ve AİHM kararı sonrası yenileme reddi yazıları incelenebilir.
Bozma sonrasında dosya yeniden karar verilmek üzere idare mahkemesine gönderilmiştir; kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık bırakılmıştır.
❓ Sık sorulan sorular
Anayasa Mahkemesi hangi hakkın ihlal edildiğine karar vermişti?
Kurul kararında aktarıldığına göre Anayasa Mahkemesi 19.12.2023 tarihli ve 2022/36319 başvuru numaralı kararında, benzer dosyaları birleştirerek mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar vermiştir.
2007 sonrası zararlar neden incelenmedi?
Dava sürerken zarar tespit komisyonu 2007-2018 dönemi için 20.040,32 TL ödenmesine karar vermiş ve sulhname imzalanmıştı. İdare mahkemesi bu nedenle 01.01.2007-05.07.2013 dönemi için konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir.
Bozma kararı davacının 2004-2006 zararlarının ödenmeyeceği anlamına mı geliyor?
Kurul, bu dönemin yeniden yargılama kapsamında olmadığını ve iptal kararında hukuki isabet bulunmadığını belirtmiştir. Dosya yeniden karar verilmek üzere idare mahkemesine gönderildiğinden nihai sonucun ne olacağı bilinmemektedir.
Vekâlet ücreti itirazına ne oldu?
Davalı idare, maktu vekâlet ücretinin yüzde 25’ine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştü. Kurul, bozma sonrası yeniden hüküm kurulurken vekâlet ücretinin de yeniden belirleneceğini belirterek bu itirazı ayrıca incelememiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim kanallarına iletişim sayfasından, diğer içtihatlara Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun Bedesten sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Karara karşı karar düzeltme yolu açık bırakılmış olup bozma sonrası yargılamanın sonucu bilinmemektedir. Temyiz edilen kısımlar, ödeme ve sulh durumu ile Anayasa Mahkemesi kararının kapsamı farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



