Boşanma HukukuEmsal Kararlar

Davada İşe Giren Eşe Nafaka – Yargıtay 2. HD 2026/1520

Yirmi yılı aşan bir evlilik boyunca gelir getiren bir işte çalışmamış bir kadın, boşanma davası sürerken asgari ücretle bir işe giriyor. İstinaf mahkemesi bu yeni işi, yoksulluk nafakası talebini reddetmek için yeterli görüyor. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise aynı olguya bakarak farklı bir sonuca ulaşıyor: Dava sırasında başlanan, devamı güvence altında olmayan ve asgari ücret düzeyinde kalan bir çalışma, boşanmanın yaratacağı yoksulluğu ortadan kaldırmaz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 11.02.2026 tarihli ve E.2025/6977, K.2026/1520 sayılı kararıyla, kadının yoksulluk nafakası talebini reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur. Daire aynı kararda kadın lehine takdir edilen manevî tazminatı da az bulmuş, erkeğin kusur belirlemesine yönelik temyiz itirazlarını ise reddetmiştir.

Kısa özet: Taraflar 2003 yılında evlenmiştir. Kadın, evlilik birliği boyunca gelir getirici bir işte çalışmamış; boşanma davası sürecinde çalışmaya başlamış ve asgari ücret seviyesinde gelir elde etmeye başlamıştır. Bölge Adliye Mahkemesi, kadının gelir getirici bir işte çalıştığı gerekçesiyle yoksulluk nafakası talebini reddetmiştir. Yargıtay; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını, kadının yaşını, belirli bir mesleğinin bulunmamasını, evliliğin süresini, sonradan girilen işin devamlılığına dair bir güvencenin olmamasını ve asgari ücretin kişiyi yoksulluktan kurtarmayacağını birlikte değerlendirerek kadının boşanma nedeniyle yoksulluğa düşeceğini kabul etmiş ve kararı bozmuştur. Karar oy birliğiyle verilmiştir.

💼 Evlilik, dava ve yeni iş

Karar metninde yer alan olgular sınırlıdır, ancak uyuşmazlığın çözümü için belirleyici olanlar açıkça sayılmıştır. Taraflar 2003 yılında evlenmiştir. Kadın, evlilik birliği devam ettiği süre boyunca gelir getiren bir işte çalışmamıştır. Boşanma davası açıldıktan sonra, dava sürerken bir işe girmiş ve asgari ücret seviyesinde gelir elde etmeye başlamıştır.

Boşanma davasında kadın; manevî tazminat, yoksulluk nafakası, tedbir ve iştirak nafakası taleplerinde bulunmuştur. Temyiz aşamasına gelindiğinde iki taraf da kararın farklı yönlerine itiraz etmiştir:

  • Davalı erkek vekili, kusur belirlemesi ve kararın hukuka aykırılığı yönünden temyiz yoluna başvurmuştur.
  • Davacı kadın vekili ise manevî tazminat miktarı, yoksulluk nafakasının reddi ile iştirak ve tedbir nafakasının miktarı yönünden temyiz isteminde bulunmuştur.

Yazının konusu olan asıl tartışma, kadının dava sırasında başladığı işin yoksulluk nafakası talebine engel olup olmadığıdır.

⚖️ İstinafın reddi, Yargıtay’ın bozması

Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf incelemesi sonucunda kadının gelir getirici bir işte çalışıyor olmasını esas alarak yoksulluk nafakası talebinin reddine karar vermiştir. Bu yaklaşımda belirleyici olan, karar tarihinde kadının bir gelirinin bulunmasıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise kadının çalışmaya başladığı anın ve bu çalışmanın niteliğinin göz ardı edildiğini tespit etmiştir. Daireye göre dosya bir bütün olarak incelendiğinde kadının boşanma nedeniyle yoksulluğa düşeceği anlaşılmaktadır. Bu nedenle yoksulluk nafakası talebinin kabulü gerekirken hatalı değerlendirmeyle reddedilmesi doğru bulunmamış, karar bu yönden kadın yararına bozulmuştur.

Hüküm fıkrasında Bölge Adliye Mahkemesi kararı, kadın lehine verilen manevî tazminat ve yoksulluk nafakası talebinin reddi yönlerinden kadın yararına bozulmuş; erkeğin tüm, kadının sair temyiz itirazları reddedilerek bozma kapsamı dışında kalan bölümler HMK 370/1 uyarınca onanmıştır. Dosya Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir.

📎 Karar metni: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir.

🔎 Daire hangi ölçütlere baktı?

Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesine göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir; nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Kanun “yoksulluğa düşme” kavramını tanımlamadığından içeriği somut olayın koşullarına göre belirlenir. Kararda Daire, bu değerlendirmeyi tek bir olguya (çalışıp çalışmama) indirgemek yerine birden fazla ölçütü birlikte tartmıştır:

  • Çalışmaya başlama zamanı: Kadın evlilik boyunca çalışmamış, işe boşanma davası sürecinde girmiştir.
  • Gelirin düzeyi: Elde edilen gelir asgari ücret seviyesindedir.
  • Yaş ve meslek: Kadının yaşı ve belirli bir mesleğinin bulunmaması dikkate alınmıştır.
  • Evliliğin süresi: 2003 yılında kurulan uzun süreli bir evlilik söz konusudur.
  • İşin devamlılığı: Sonradan girilen işin devam edeceğine dair bir güvence bulunmamaktadır.
  • Tarafların ekonomik ve sosyal durumu: Değerlendirme iki tarafın durumu birlikte gözetilerek yapılmıştır.

Bu ölçütlerin bir arada okunması, kararın asıl mesajını oluşturur: Yoksulluk değerlendirmesi, karar tarihindeki bordroya bakılarak yapılan anlık bir tespit değildir. Gelirin sürekliliği, kişinin iş piyasasındaki konumu ve evlilik boyunca üstlendiği rol de hesaba katılır. Uzun bir evlilikte çalışma hayatının dışında kalmış ve belirli bir mesleği olmayan bir eşin dava sırasında bulduğu iş, Daireye göre bu tabloyu kendiliğinden değiştirmemektedir.

📊 Asgari ücret ve “denk gelir” ayrımı

Kararda geçen “asgari ücretin kendisini yoksulluktan kurtarmayacağı” ifadesi 2. Hukuk Dairesinin yerleşik yaklaşımını yansıtır. Daire aynı dönemde verdiği başka kararlarda da bu ilkeye, Hukuk Genel Kurulunun 24.12.2014 tarihli ve 2013/2-1364 Esas, 2014/1082 Karar sayılı kararına atıfla dayanmıştır (örneğin 2. HD, 12.01.2026, E.2025/5581, K.2026/52 ve 2. HD, 30.03.2026, E.2025/8289, K.2026/3323).

Bununla birlikte asgari ücretle çalışmak her dosyada yoksulluk nafakasına kapı açmaz. Aynı Daire, kadın ve erkeğin gelirlerinin birbirine yakın veya denk olduğu dosyalarda yoksulluk nafakası şartlarının oluşmadığını kabul etmiştir. Örneğin her iki tarafın da asgari ücretle çalıştığı bir uyuşmazlıkta (2. HD, 19.01.2026, E.2025/6413, K.2026/446) ve tarafların gelirlerinin birbirine yakın ve denk bulunduğu bir başka dosyada (2. HD, 23.02.2026, E.2026/1777, K.2026/2011) kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası bozulmuştur.

Dosyadaki tabloDaire’nin yaklaşımı
Talep eden eş asgari ücretle çalışıyor, diğer eşin geliri belirgin biçimde yüksekAsgari ücret yoksulluktan kurtarmaz; nafaka şartları oluşabilir
İki tarafın düzenli gelirleri birbirine yakın veya denkYoksulluğa düşme şartı gerçekleşmez
Evlilik boyunca çalışmamış eş dava sırasında işe girmiş (2. HD 2026/1520)İşin devamlılığı, yaş, meslek ve evlilik süresiyle birlikte tartılır

Bu ayrım, 2026/1520 sayılı kararın sınırını da çizer. Kararın özgün yönü, işin dava sırasında başlamış olmasına ve devamlılığının belirsizliğine ağırlık vermesidir. Gelirlerin denk olduğu bir dosyada aynı sonuca varılacağı söylenemez. Somut olayda erkeğin gelirine ilişkin rakamlar karar metninde yer almadığından, Daire’nin bu karşılaştırmayı hangi verilere dayanarak yaptığı metinden ayrıca anlaşılamamaktadır.

💬 Kararın ikinci ayağı: manevî tazminat

Daire, yoksulluk nafakasının yanında kadın lehine takdir edilen manevî tazminatı da az bulmuştur. Gerekçede tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat birlikte sayılmıştır. TMK 4’teki hakkaniyet ilkesi, TBK 50 ve 51 ile TMK 174’ün birinci ve ikinci fıkraları uyarınca daha uygun miktarda manevî tazminat takdir edilmesi gerektiği belirtilmiştir.

TMK 174/2, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafa, kusurlu olan diğer taraftan uygun miktarda bir para isteme imkânı tanır. Karar metninde tazminat miktarı yer almamaktadır; bozma, yalnızca takdir edilen tutarın yetersiz bulunmasına dayanmaktadır. Erkeğin kusur belirlemesine yönelik itirazlarının reddedilmesiyle, tarafların boşanmadaki kusur durumuna ilişkin değerlendirme Yargıtay denetiminden geçmiş olmaktadır.

Boşanma davasında tazminat ve nafaka taleplerinin yargılama sırasında artırılmasına ilişkin bir başka 2. HD kararı için boşanmada ıslahla artan talep yazısına bakılabilir.

🔄 Bozmadan sonra: nafakanın değişebilirliği

Bozma kararı, kadının yoksulluk nafakası şartlarını taşıdığını kabul etmiş; nafakanın miktarını ise belirlememiştir. Miktar, dosyanın gönderildiği mahkemece tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına göre takdir edilecektir. Bozma sonrası yargılamanın sonucu bilinmemektedir.

Yoksulluk nafakası hükmedildikten sonra da değişmez değildir. TMK 176/3’e göre irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde ise mahkeme kararıyla kaldırılır. TMK 176/4 ise tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılmasına ya da azaltılmasına imkân verir.

Bu sistem, 2026/1520 sayılı kararın mantığıyla uyumludur. Boşanma anında devamlılığı belirsiz bir işe dayanarak nafaka talebi reddedilmemekte; nafaka alacaklısının ileride düzenli ve yeterli bir gelire kavuşması hâlinde ise kanun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması yolunu açık tutmaktadır. Yoksulluk nafakasının ödenme biçimine ilişkin bir başka uyuşmazlık için irat nafaka toptana çevrilir mi yazısı incelenebilir.

❓ Merak edilenler

Bölge Adliye Mahkemesi nafaka talebini hangi gerekçeyle reddetmişti?

Karar metnine göre Bölge Adliye Mahkemesi, kadının gelir getirici bir işte çalışıyor olmasını gerekçe göstererek yoksulluk nafakası talebinin reddine karar vermiştir. Yargıtay bu değerlendirmeyi hatalı bulmuştur.

Kadının dava sırasında işe girmiş olması neden önemli görüldü?

Daire, kadının evlilik birliği sürecinde gelir getirici bir işte çalışmadığını, boşanma davası sürecinde çalışmaya başladığını ve bu işin devamlılığı yönünde bir güvencenin bulunmadığını vurgulamıştır. Bu olgular yaş, meslek yokluğu ve evliliğin süresiyle birlikte değerlendirilmiştir.

Yoksulluk nafakası için nafaka yükümlüsünün kusurlu olması gerekir mi?

Hayır. TMK 175’in ikinci fıkrası açıkça nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmadığını belirtir. Talep eden tarafın ise kusurunun daha ağır olmaması gerekir.

Kararda nafaka veya tazminat tutarı belirtilmiş mi?

Hayır. Karar metninde ne manevî tazminatın ne de nafakaların tutarı yer almaktadır. Yargıtay manevî tazminatı az bulmuş, yoksulluk nafakası şartlarının ise oluştuğunu kabul etmiştir; tutarların belirlenmesi bozma sonrası yargılamaya bırakılmıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim kanalları iletişim sayfasında, benzer kararlar Emsal Kararlar arşivinde bulunmaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Karar metninde tarafların gelir tutarları ile nafaka ve tazminat miktarları yer almadığından değerlendirme metindeki olgularla sınırlıdır. Bozma sonrası yargılamanın sonucu bilinmemektedir. Tarafların gelir durumu, çalışma geçmişi ve kusur dağılımı farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu