Ceza HukukuEmsal Kararlar

İzlenmeyen Kamera Kaydıyla Disiplin – AYM 2022/106789

Bir ceza infaz kurumunda, koğuşu değiştirilen bir hükümlüye tepki olarak havalandırmadan toplu slogan atılıyor. Kurum personeli olayı tutanağa geçiriyor ve tutanağa göre olay kamerayla da kaydediliyor. Disiplin cezası alan mahpuslardan biri ise baştan sona aynı şeyi söylüyor: “O sırada orada değildim, slogan atmadım.” Kamera kaydının izlenmesini ve tutanağı düzenleyen görevlilerin dinlenmesini istiyor; ancak hem infaz hâkimliği hem de itirazı inceleyen ağır ceza mahkemesi yalnızca tutanağa dayanarak şikâyeti reddediyor. Anayasa Mahkemesi bu dosyada ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verdi. Kararın ağırlık merkezi sloganın içeriği değil, eylemin kime ait olduğunun hiç araştırılmamasıdır.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 01.07.2026 tarihli ve 2022/106789 başvuru numaralı kararıyla, Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine oy birliğiyle hükmetmiş ve başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Karar, Kararlar Bilgi Bankasında 15.09.2026 tarihinde yayımlanmıştır.

Kısa özet: Hükümlü başvurucuya, 18.05.2022 tarihli tutanağa dayanılarak koğuş havalandırmasından terör örgütü lehine slogan attığı gerekçesiyle 5275 sayılı Kanun’un 42/2-e bendi uyarınca bir ay süreyle haberleşme ve iletişim araçlarından yoksun bırakma cezası verilmiştir. Başvurucu eyleme katılmadığını savunmuş, cezalandırılan diğer mahpuslar da onun olay yerinde bulunmadığını beyan etmiştir. İnfaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesi, tutanakta sözü edilen kamera kaydını izlemeden ve talep edilen delilleri toplamadan şikâyet ve itirazı reddetmiştir. AYM, eylemin başvurucu tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin ilgili ve yeterli gerekçeyle ortaya konulmadığını belirterek ihlal kararı vermiştir.

📹 Tutanak, kamera ve altı mahpus

Karar metnine göre olay 18.05.2022 günü saat 11.33 sıralarında yaşanmıştır. Bir hükümlünün infaz rejimi değiştiği için koğuşu değiştirilirken, başka bir koğuşta kalan mahpusların havalandırmadan terör örgütü lehine sloganlar attığı, diğer koğuşların da onlara eşlik ettiği tutanağa geçirilmiştir. Tutanakta eylemlerin görevlilerce koridor pencerelerinden görülüp duyulduğu ve kamerayla kayıt altına alındığı belirtilmiştir.

Başvurucu da dâhil altı kişi hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır. Başvurucu savunmasında olay günü slogan atmadığını, eyleme katılmadığını ve slogan atanlar arasında olup olmadığına bakılmadan toplu cezalandırma mantığıyla soruşturma açıldığını ileri sürmüştür.

Disiplin Kurulu bu savunmayı kabul etmemiştir. Kurula göre tutanak “farazi” değildir; koğuştaki herkes hakkında rastgele soruşturma açılmamış, slogan atanların koğuşun hangi kısmında bulunduğu tespit edilmiştir. Kurul, eylemin koğuş değişikliğine karşı örgütsel bir tutum olduğunu kabul ederek kurum görevlilerince düzenlenen tutanağa itibar etmiş ve başvurucuya bir ay süreyle telefon açmak, mektup göndermek ve faks alıp göndermekten tamamen men şeklinde disiplin cezası vermiştir. Kurul kararında dayanak hüküm sehven 43/2-c olarak yazılmış, bu hata yargı kararında 42/2-e olarak düzeltilmiştir.

⚖️ İnfaz hâkimliği ve itiraz aşaması

Başvurucu, ceza verilen diğer kişilerle birlikte Ankara Batı 2. İnfaz Hâkimliğine şikâyette bulunmuştur. Bu aşamada dosyanın seyrini değiştirebilecek beyanlar ortaya çıkmıştır:

  • Başvurucu, slogan atıldığı sırada başka bir mahpusla birlikte olduğunu ve ikisinin de slogan atmadığını söylemiştir.
  • Savunması alınan mahpuslardan biri, başvurucunun ve o diğer mahpusun olay anında yanlarında olmadığını beyan etmiştir.
  • Söz konusu diğer mahpus da başvurucuyla birlikte slogan atılan yerde bulunmadıklarını ifade etmiştir.
  • Soruşturma açılan diğer mahpusların hiçbiri başvurucunun slogan attığını söylememiştir.

İnfaz Hâkimliği buna rağmen şikâyeti reddetmiştir. Gerekçeye göre sloganların açık ve net biçimde tutanakta gösterilmesi karşısında kurum memurlarınca tutulan tutanağa itibar edilmesi gerekmektedir. Başvurucu itiraz dilekçesinde havalandırmada olmadığını, talep etmesine rağmen görüntü ve ses kayıtlarının incelenmediğini, tutanağı düzenleyen görevlilerin tanık sıfatıyla dinlenmesi gerektiğini ve tutanakta kurum düzeninin bozulduğunu gösteren bir bilgi bulunmadığını ileri sürmüştür. Ankara Batı 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 08.11.2022 tarihinde, Hâkimlik kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle itirazı reddetmiştir. Başvurucu bu kararı 15.11.2022’de tebliğ almış, 13.12.2022’de bireysel başvuruda bulunmuştur.

🔍 Mahkemenin yaptığı kritik ayrım

Kararın en öğretici yanı, AYM’nin iki ayrı soruyu birbirinden net biçimde ayırmasıdır.

Birinci soru: Olayda kurum düzeni bozulmuş mudur? AYM, kendi içtihadına göre ceza infaz kurumunda yalnızca slogan atılmasının 42. maddedeki disiplin suçunu oluşturmaya yetmediğini, eylemin kurumdaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamı önleyecek şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini hatırlatmıştır. Bununla birlikte, terör örgütlerine bağlılığı canlı tutmaya katkı sağlayabilecek toplu eylemlere karşı daha hassas olunması gerektiğinde tereddüt bulunmadığını da vurgulamıştır. Somut olayda koğuş değişikliğine örgütsel tavırla toplu tepki gösterildiği ve kurum düzeninin bozulduğu konusunda ilgili ve yeterli gerekçe sunulduğunu kabul etmiştir. Yani AYM, eylemin kendisinin disiplin cezasını gerektirebilecek nitelikte olduğunu sorgulamamıştır.

İkinci soru: Bu eylemi başvurucu mu gerçekleştirmiştir? İhlal kararının dayanağı bu sorudur. Başvurucu soruşturmanın ve yargısal denetimin her aşamasında eyleme katılmadığını söylemiş, diğer mahpuslar da bu yönde beyanda bulunmuştur. AYM’ye göre İnfaz Hâkimliği bu beyanlara itibar etmediğini söylemekle yetinmiş; tutanakta olayın kameraya kaydedildiği belirtildiği hâlde kaydı izlememiş veya bilirkişiye izletmemiştir. Ağır ceza mahkemesi de iddiaları, ilgililerin ifadelerini ve incelenmesi istenen delilleri dikkate almadan itirazı reddetmiştir. Sonuç olarak yargı mercileri, başvurucunun slogan atma eylemini gerçekleştirip gerçekleştirmediğini hiç değerlendirmemiştir.

📎 Karar metni: Anayasa Mahkemesi kararı, Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan hâliyle derlenmiştir; başvurucu, vekil, heyet ve raportör adları ile karar metnindeki mahpusların baş harfleri çıkarılmıştır.

🧭 Sübut sorunu neden ifade özgürlüğü meselesi?

“Slogan atmadım” diyen kişinin ifade özgürlüğüne dayanması çelişkili görünebilir. AYM bu noktayı kendi içtihadıyla açıklamıştır: Kişi ifade kullanımını kabul etmese de bu ifade nedeniyle yaptırıma uğramışsa, iddialar bir bütün olarak ifade özgürlüğü kapsamında incelenir. Ceza, bir ifade eylemine bağlanmıştır; dolayısıyla müdahale de ifade özgürlüğüne yöneliktir.

Bu çerçevede AYM klasik üç aşamalı denetimi uygulamıştır:

  1. Kanunilik: 5275 sayılı Kanun’un 42/2-e bendi müdahale için yeterli kanuni dayanaktır.
  2. Meşru amaç: Müdahale, Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasındaki kamu düzeninin korunması amacına dayanmaktadır.
  3. Demokratik toplumda gereklilik: Eylemin başvurucuya ait olduğu ilgili ve yeterli gerekçeyle gösterilmediğinden, cezanın zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık geldiği söylenemez.

Üçüncü aşamadaki mantık şudur: Kişinin gerçekleştirdiği ortaya konulmamış bir ifade nedeniyle ceza verilmesinin “gerekli” olduğu savunulamaz. Ölçülülük tartışmasına geçilebilmesi için önce olgunun kurulması gerekir; bu dosyada olgu kurulmadan sonuca gidilmiştir.

📘 5275 ve 4675 sayılı Kanunlardaki çerçeve

  • 5275 s. Kanun m.37/1: Hükümlü; kurumda düzenli yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, yönetmelikler ve idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları kusurlu olarak ihlal ettiğinde, eyleminin niteliği ve ağırlığına göre disiplin cezasıyla cezalandırılır.
  • 5275 s. Kanun m.42/1: Haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma veya kısıtlama cezası, bir aydan üç aya kadar mektup, faks ve telgraf almak ve yollamaktan, televizyon izlemekten, radyo dinlemekten, telefon etmekten ve diğer iletişim araçlarından tamamen veya kısmen yoksun bırakmadır.
  • 5275 s. Kanun m.42/2-e: Bu cezayı gerektiren eylemlerden biri “gereksiz olarak marş söylemek veya slogan atmak”tır.
  • 5275 s. Kanun m.42/4: Anne, baba, eş, çocuk ve kardeşlerin ölüm veya ağır hastalıkları ile doğal afet hâllerindeki haberleşmeler ve avukatla ilişkilerde bu ceza uygulanmaz.
  • 4675 s. Kanun m.6/2: Disiplin cezasına karşı şikâyette infaz hâkimi, hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir.
  • 4675 s. Kanun m.6/5-6: İnfaz hâkiminin kararına karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde, infaz hâkimliğinin yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir.

AYM kararında 4675 sayılı Kanun’un 6. maddesine ayrıca atıf yapılmamıştır. Ancak kanunun disiplin şikâyetlerinde “talep edilen diğer delillerin toplanıp değerlendirilmesini” açıkça öngörmesi, kararın ulaştığı sonuçla örtüşmektedir: Kamera kaydı, tutanağın kendisinde varlığı belirtilen ve başvurucunun açıkça istediği bir delildir.

Cezaevinde ifade özgürlüğüne ilişkin farklı boyutlar sitede daha önce nakilde getirilen dergilere engel ve cezaevinden AİHM sitesine erişim kararlarında ele alınmıştı. Bu karar, onlardan farklı olarak bir yaptırımın içeriğine değil, yaptırıma esas olgunun nasıl tespit edildiğine odaklanmaktadır.

💰 Tazminat ve yeniden yargılama

Başvurucu ihlalin tespitini, yeniden yargılama yapılmasını ve 50.000 TL manevi tazminat istemiştir. AYM, başvurucunun 18.06.2024 tarihinde ceza infaz kurumundan tahliye edildiğini tespit ederek yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığına karar vermiştir. Bunun yerine ihlalin sonuçlarının giderilmesi için net 20.000 TL manevi tazminata hükmetmiş, fazlaya ilişkin talebi reddetmiştir.

Ayrıca 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir. Karar, bilgi amacıyla Ankara Batı 2. İnfaz Hâkimliğinin E.2022/4357, K.2022/6371 sayılı dosyasına gönderilmiştir.

Başvurucu, cezanın haberleşmesini kısıtlamakla birlikte şartlı tahliyesini de engellediğini ve özel hayat, aile hayatı, özgürlük ve haberleşme haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. AYM bu iddiaları ayrı başlıklarda incelememiş, hepsini ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirmiştir.

❓ Merak edilenler

AYM cezaevinde slogan atmanın serbest olduğunu mu söyledi?

Hayır. AYM, somut olayda toplu slogan eylemiyle kurum düzeninin bozulduğu konusunda ilgili ve yeterli gerekçe sunulduğunu kabul etmiştir. İhlal, eylemin değil, eylemin başvurucuya ait olduğunun ortaya konulmamasından kaynaklanmıştır.

Kurum personelinin tutanağı tek başına yeterli değil mi?

Karar, tutanağın delil değerini genel olarak reddetmemektedir. Ancak bu dosyada başvurucu eyleme katılmadığını tutarlı biçimde savunmuş, diğer mahpuslar da onu destekleyen beyanlar vermiş ve tutanağın kendisi bir kamera kaydının varlığına işaret etmiştir. Bu koşullarda yalnız tutanağa dayanılması, AYM’ye göre eylemin sübutu bakımından yeterli gerekçe sayılmamıştır.

Tahliye olan başvurucu için neden yeniden yargılama yapılmadı?

AYM, başvurucunun 2024 yılında tahliye edildiğini dikkate alarak ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk görmemiştir. Giderim bu nedenle manevi tazminat yoluyla sağlanmıştır.

Bu karar diğer disiplin cezalarını da etkiler mi?

Karar slogan nedeniyle verilen bir cezaya ilişkindir; ancak ortaya koyduğu ölçüt, yani yaptırıma esas eylemin kişiye ait olduğunun ilgili ve yeterli gerekçeyle gösterilmesi gerekliliği, ifade özgürlüğünü ilgilendiren başka disiplin dosyalarında da tartışılabilecek niteliktedir. Her dosyanın delil durumu ayrıca değerlendirilir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesinin Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım karar metninde aktarılan tutanak, disiplin kurulu, infaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesi kararlarına dayanır; başvurucunun ve diğer mahpusların kimlikleri yazıya alınmamış, sloganların içeriği aktarılmamıştır. Kanun maddeleri yazının hazırlandığı tarihteki metinlerine göre özetlenmiştir. Delil durumu, tutanak içeriği ve savunmaları farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu